Kalb-iSelim.net

  • Yazıtipi boyutunu arttır
  • Varsayılan yazıtipi boyutu
  • Yazıtipi boyutunu azaltır

AYET
 
 “Elbette zorluğun yanında bir kolaylık vardır. Gerçekten, zorlukla beraber bir kolaylık daha vardır” (İnşirah, 5–6) .
 
“Ey iman edenler! Sabır ve namaz ile Allah’tan yardım isteyin. Çünkü Allah muhakkak sabredenlerle beraberdir.” (Bakara 2/153)
 
 “Andolsun ki, biz onlardan öncekileri de imtihandan geçirmişizdir. Elbette Allah, doğruları ortaya çıkaracak, yalanları da mutlaka ortaya koyacaktır.” (Ankebut, 29/2–3)
 
"Şüphesiz ki Allah, hiç kimseye zerre kadar zulüm etmez. Eğer yapılan iyilik zerre kadar da olsa, onun sevabını kat kat artırır. Ve kendi katından büyük bir mükâfat verir."
(Nisa Suresi 40.ayet)
 
“ Şüphesiz Allah insanlara asla zulüm etmez. Lakin insanlar kendi nefislerine zulüm ederler. ( Yunus,10)
 
HADİS
 
Müminin yaptığı bütün işlerde hayır vardır. Bu durum Mümin dışında hiçbir kimse için söz konusu değildir. Çünkü o bolluk ile karşılaşırsa şükreder. Ve bu da onun için hayır olur. Mü’min sıkıntı ile karşılaşırsa sabreder. Bu da onun için hayır sayılır.(Müslim)
 
İnsanlar arasında en şiddetli belaya maruz kalanlar peygamberlerdir. Onlardan sonra salih insanlar gelir. Ve bu salih olma durumuna göre devam eder. Kişi dini hassasiyetine göre belaya maruz kalır. Dini hassasiyeti artıkça daha fazla belaya maruz kalır. (Sahih Hadis)
 
SÖZLER
 
İnsanın başına gelen belaların, musibetlerin sebebi işlediği günah ve gafletindendir.
 
Allah-u Teâlâ’nın kullarına olan merhameti tıpkı güneş gibidir. Nasıl ki her meyve güneş ışınını aldıkça farklı tat, renk verirse insanlarda böyledir. Kim bu güneşten fayda sağlamayı bilirse insan-ı kâmil olur, kim de nefsinin emirlerine uyarsa hali cehennemlik olur. (H.B)
 
Bu zamanda yaşayan insanlara ne nasihat kâr eder, ne de keramet. Onlar hiçbir şeyden nasihat almazlar, Allah kelamı konuşan kimseyi dinlemezler. (Şeyh Muhammed Diyauddin Hz.)
 
Bu dünyanın güzel olan tarafı ahireti kazanmaktır. Dünya ahireti kazanmak için çalışma yeridir. (Şeyh Muhammed Diyauddin Hz.)
 
Mürşidi kâmil olan zatlarla bizim aramızdaki fark; onlar günah işledikleri zaman hemen fark edip tövbe ederler, biz ise kalplerimiz gaflet halinde olduğundan işlediğimiz günahı dahi fark etmeyiz. İnsanın kalbi günah işledikçe tozlanan zemin gibidir, mürşidi kâmil olan zatlar kalplerinin kirini hemen temizlerler, gaflette olan kulların kalbi ise uzun zaman temizlenmeyen zemin gibi kirlidir. (H.B.)
 
Bizler hazır vaziyette misafirini bekleyen bir ev, bir sofra gibiyiz. Her an sizi bekliyoruz. Ancak evimize gelip, soframızdan yiyen, bizden talep eden insanlar bizden fayda görürler.
(Abdulkadir Geylani Hz.)
 
Bu dünyada başımıza gelen musibetlere sabretmek ve bazı sıkıntılara katlanmak gerekir çünkü bunlar ve yaptığımız nafile ibadetler, öbür dünyada küçük günahları kapatacaktır.
(Seyda Molla Muhyittin Hz.)
 
Biz insanların sıkıntısına katlanmadığımız zaman; imanı, iman saymazdık” Ashab-ı Kiram

 


Yüzlerinizi bazen doğu, bazen batı tarafına çevirmeniz erginlik değildir. Fakat eren o kimselerdir ki, Allah'a, ahiret gününe, meleklere, kitaba ve bütün peygamberlere iman edip, yakınlığı olanlara, öksüzlere, yoksullara, yolda kalmışa, dilenenlere ve esirleri kurtarmaya seve seve mal verirler. Namazı kılarlar, zekâtı verirler. Bir de antlaştıkları zaman sözlerini yerine getirenler, hele sıkıntı ve hastalık durumlarında ve harbin şiddetli zamanında sabır ve kararlılık gösterenler var ya, işte doğru olanlar da bunlardır, korunanlar da bunlardır.(Bakara,177 )
İman edip iyi işler yapan, namazı dosdoğru kılıp zekâtı verenlerin Rabb’leri katında elbette mükâfatları vardır. Onlara hiçbir korku olmadığı gibi, onlar mahzun da olmazlar. (Bakara,277)
 
De ki: Benim namazım, ibadetim, hayatım ve ölümüm hep âlemlerin Rabbi Allah içindir. (Enam,162)
 
"Ey Rabbim! Beni ve soyumdan gelecekleri namazını dosdoğru kılanlardan eyle! Ey Rabbimiz! Duamı kabul et! (İbrahim,40)
 
Sana vahyedilen Kitabı oku ve namazı kıl. Muhakkak ki namaz hayâsızlıktan ve kötülükten alıkoyar. Allah'ı anmak elbette en büyük ibadettir. Allah yaptıklarınızı bilir.(Ankebut,45)
 
Gecenin bir kısmında da sadece sana mahsus bir nafile olmak üzere uykudan kalk, Kur'ân ile teheccüd namazı kıl, Rabbinin seni bir Makam-ı Mahmud’a (şefaat makamına) göndermesi kesindir.(İsra, 79)
 
HADİS
 
Namaz dinin direğidir. Salâtı (namazı) olmayanın dini de yoktur.
 
Ebû Hüreyre’den (ra) rivayet edilen bir hadis-i şerif de Resûlullah (sas) şöyle buyuruyor:
"Şüphesiz ki benim ümmetim, kıyamet gününde, abdest izlerinden dolayı yüzleri nurlu, elleri ve ayakları parlak olarak çağırılacaktır. Yüzünün nûrunu artırmaya gücü yeten kimse bunu yapsın".
 
Abdullah b. Abbas’dan (ra) rivayet edilen bir hadis-i şerifte Rasulullah (sas) şöyle buyuruyor:
“Allah-u Teâlâ, Adn Cennetini yarattığı zaman, orada hiçbir gözün görmediği, hiçbir kulağın işitmediği ve hiçbir beşer kalbinin düşünmediği nimet ve güzellikler yaratıp ona: “Konuş!” buyurdu. O da üç defa: “Muhakkak, namazlarını huşu içinde kılan mü’minler kurtuldu.” dedi.
 
Kul namaza durduğu zaman Allah-u Teâlâ, kendisiyle kul arasındaki perdeyi kaldırır ve Kerim olan zatıyla ona yönelir. Melekler iki omuzu üzerinde göğe kadar saf bağlarlar. Onunla birlikte namaz kılarlar ve duasına âmin derler. Namaz kılanın üzerine semadan ilahi rahmet yağar ve bir münadi şöyle seslenir: “ Eğer namaz kılan, kimimle konuştuğunu bilseydi; başka yana iltifat etmezdi.
 
SÖZLER
Namaz kılan bir hanımın kocası ne kadar kötü olursa olsun, hanımının elinde pişen yemeği yediği için yavaş yavaş ahlakı güzelleşir, İslama yaklaşır. Fakat hanım namazsız olursa kocası evliya dahi olsa onun elinden yemek yediği için çok kısa bir süre de velilikten düşecektir. (Seyda Şeyh Fadlullah Hz.)
Bir insanın ahlakı ne kadar kötü olursa, o insan namaz kıldığı takdirde ölüm anında imanlı ölmesi ümit edilir fakat bir insan namaz ehli olmazsa, ahlakı ne kadar güzel olursa olsun Allah katında bunun kıymeti yoktur. (Seyda Şeyh Fadlullah Hz.)
 
Hanefi mezhebinde sünnetin terki şefaatten mahrum olmaya sebeptir.
Bir insana nasihat edilse, verilen nasihatten etkilenmese ya da günah işleyip günahından pişman olmazsa o zaman hâline ağlaması gerekir. Çünkü maneviyatının çöktüğünden haberi yoktur. Bu durumun musibeti büyüktür.
 
Resulü Ekrem (sav) hem bu dünyada hem öbür dünyada ümmetini evladına, akrabasına tercih etmiştir. O mübarek zatı işlediğimiz kötü amellerle üzmek vicdansızlıktır.
 
Müslüman’ın kalbi Allah'ın tecelligâhıdır. Bu yüzden kalbi gaflete düşmekten korumak gerekir.
 
Bir müslüman yemek yerken, Besmele çekmezse şeytan onunla birlikte yemeğinden yer. Bu da kalbin kararmasına ve gaflete düşmesine sebebiyet verir.
 

 

“Kim Allah’a ve Peygamber’e itaat ederse işte onlar, Allah’ın kendilerine nimet verdiği nebiler, sıddıklar, şehitler ve iyilerle birliktedir. Bunlar ne güzel arkadaştır!” (Nisa, 69)

“Ey Davud! Uyanık ol, kendine dost ara. Beni sevmekte, sana uymayanlarla da arkadaşlık yapma. Çünkü bu gibiler senin düşmanındır, kalbini karartır ve seni benden uzaklaştırırlar.”
 
“Müminler ancak kardeştirler. Öyleyse kardeşlerinizin arasını düzeltin ve Allah'tan korkun ki rahmete eresiniz.” (Hucurat,10)
 
“Ey iman edenler! Zannın birçoğundan kaçının. Çünkü zannın bir kısmı günahtır. Birbirinizin kusurunu araştırmayın. Biriniz diğerini arkasından çekiştirmesin. Biriniz, ölmüş kardeşinin etini yemekten hoşlanır mı? İşte bundan tiksindiniz. O halde Allah'tan korkun. Şüphesiz Allah, tövbeyi çok kabul edendir, çok merhamet edendir.” ( Hucurat,12)
 
HADİS : Kim ki birinin hidayetine vesile olursa, bir insanın Uhud Dağı kadar altını sadaka vermesi gibi sevap alır.
 
İhvan kardeşlerinizden birisi sıkıntıya girdiği zaman; onun yardımına siz değil de başkaları koşarsa, muhakkak size karşı muhabbeti azalacaktır. Bu da Allah katında çok büyük vebaldir. (Seyda Şeyh Fadlullah Hz.)

 

 

AYET

 

De ki: Eğer Allah´ı seviyorsanız, bana tabi olunuz ki Allah da sizi sevsin. (Al-i İmran; 31)

HADİS

 

Bir kutsi hadiste “Benim gök kubbem altında öyle insanlar vardır ki onları hiç kimse tanımaz. Bir meclise girdikleri zaman şan şöhret içinde karşılanmazlar itibar görmezler. Onlar üstlerine başlarına bakıldığı zaman gösterişli elbiseler giymezler. Fakat onlar ne dua etseler dualarını kabul ederim.( Kutsi hadis)

 

Hz. Ebu Hureyre (ra) anlatiyor: "Resulullah (sas) buyurdular ki:
"Allah Teâlâ hazretleri söyle ferman buyurdu: "Kim benim veli kuluma düşmanlık ederse ben de ona harp ilan ederim. Kulumu bana yaklaştıran şeyler arasında en çok hoşuma gideni, ona farz kıldığım şeyleri eda etmesidir. Kulum bana nafile ibadetlerle yaklaşmaya devam eder, sonunda sevgime erer. Onu bir sevdim mi artik ben onun işittiği kulağı, gördüğü gözü, tuttuğu eli, yürüdüğü ayağı (aklettigi kalbi, konuştuğu dili) olurum. Benden bir şey isteyince onu veririm, benden sığınma talep etti mi onu himayeme alır, korurum. Ben yapacağım bir şeyde, mü’min kulumun ruhunu kabzetmedeki tereddüdüm kadar hiç tereddüde düşmedim: O ölumu sevmez, ben de onun sevmediği şeyi sevmem."
Buhari, Rikak 38.

 

Rasulullah (sas) “Bir saat tefekkür, bir yıllık ibadetten hayırlıdır”


SÖZLER

 

Müridin şeyhine olan muhabbeti tam olursa aralarında binlerce kilometre dahi olsa şeyhinden fayda görür. Fakat aradaki bağ zayıf ise mürid şeyhinin yanındayken bile fayda göremez. (Seyda Şeyh Fadlullah Hz.)

 

Muhabbet, mahbubunu garptan şarka, şarktan Şam’a götürür.(Seyda Şeyh Fadlullah Hz.)

İlahî aşk odur ki; mahbup ile mahub arasındadır ve muhabbet Allah içindir. (Seyda Şeyh Fadlullah Hz.)

Müridin hizmetle kazandığı nisbet zamanla kaybolmaz aksine uzun zaman sonra bile faydasını görür. (Seyda Şeyh Fadlullah Hz.)

 

Abdulkadir Geylani Hazretleri “ Ben Kutbul Aktab’ım. Bunu iftihar olsun diye değil Allah’ın bana verdiği bir nimet olduğu için söylüyorum. Siz sıkıntıya girdiğiniz zaman benden yardım isterseniz yardımınıza geleceğim.” Demiştir. Bugün bizler sıkıntı anımızda “ Ya Abdulkadir Geylani” dediğimiz halde himmet göremiyorsak; sebebi Hâşâ O büyük zatın himmetini kaybettiğinden değil, bizim tevekkül eksikliğimizdendir.(Seyda Şeyh Fadlullah Hz.) 

 

Zikr; mürşid-i kâmil olan zat tarafından müridine, müridinin ruhi ihtiyaçlarının uyumu içinde bireysel olarak verilir. Bu tıpkı bir hekimin; aynı hastalıktan şikâyetçi olan iki ayrı hastaya iki farklı ölçüde ilaç vermesi gibidir.

 

Nakşibendî tarikatında; terk-i dünya, terk-i ukba, terk-i hestî(varlık), terk-i terk prensibi vardır. (Seyda Şeyh Fadlullah Hz.) 

 

Bir mürşid; talebesinin kümesindeki tavuğun folluk mu, değil mi olduğunu bilmezse çıksın dağa eşkıya olsun. (Seyda Şeyh Maşuk Hz.)

Tarikata yüz kişi girer, içlerinden sadece biri gerçek mürid olur. Allah-u Teâlâ o kişinin hatırına diğerlerini de kabul eder. (Seyda Şeyh Fadlullah Hz.) 

İnsan deniz kenarında oturarak ona verilecek rızkı bekler gibi mürşidini dinlemelidir.

Cebrail (as) vahyinde güvenilir olduğu gibi; mürşidlerde müridler için ilhamda emindir.

Bizim tarikatımıza girenler büyük evliyadır; tarikatımıza girmeyip bizi sevenler ise küçük evliyadır.  (Şeyh Muhyettin Arabî )

İhlâs; mürid dünyada milyonlarca kutup gavsın olduğunu bilse yine de kendi kurtuluşunun sadece şeyhinin elinde olduğunun farkında olmasıdır. Ona fayda veren sadece kendi şeyhidir, başkalarından ona fayda yoktur. Nasıl ki insan bir okula gidince kendine fayda sağlayacak olan sadece kendi öğretmenidir, hocasıdır. Az da olsa çok da olsa fayda sadece kendi hocasındandır. Tarikatta da böyledir. Böyle bir mürşid-i kâmile intisap edince bilmelidir ki sadece kendi şeyhinden fayda vardır. (Seyda Şeyh Fadlullah Hz.)

Kişi tâbi olduğu mürşidin; manevi evladı aynı zamanda öğrencisidir. Mürşid müridine hayrı tavsiye eder. Ona güzel ameli, ibadeti telkin eder ve vesile olursa müridin kazandığı her hayır ve sevaba mürşidi ortaktır. Hayra vesile olan hayrı yapan gibidir. Müridin ameli güzel olmadığı zaman mürşidi üzülür. Aynı zaman da bu insan, mürit, başkalarına da güzel ve faydalı bir örnek olmamaktadır. (Seyda Şeyh Fadlullah Hz.)

Ölüm anında şeytan kişinin ölmüş anne babasının, nine ve dedesinin kılığına girecek, sağından, solundan, önünden ve arkasından gelerek onun imanını çalmaya uğraşacaktır. Sağdaki şeytan diyecek ki:”Evladım ben senden evvel öldüm, baktım hak din İslam değil Hristiyanlıktır. Gel Hristiyan ol. “ O zaman o kişi rahatsız olacak soluna dönecek. Soldaki şeytan diyecek ki: “ Yalan söylüyor, ben senden evvel gittim, hak din ne Hristiyanlık ne de Müslümanlıktır, hak din Yahudiliktir.” O kişi ondan da rahatsız olduğu zaman öndeki şeytan diyecek ki: “ Eğer sen bana taparsan ben seni kurtarırım.” Rabbülâlemin  hangi insanın imanını kurtarmayı murad etmişse kendi Salih kullarının ruhaniyetlerini ona yardıma göndererek o Müslümanı şeytanın elinden kurtaracaktır. (Seyda Şeyh Fadlullah Hz.)

Rabbülâlemin kendi mutabakatını, muhabbetini Resulün (sav) mutabakatına bağlamıştır. Bir insan bir sünneti yerine getirdiği zaman manen o insan Allah’ın rızasını kazanmıştır. Yine bir insan bir sünneti terk ettiği zaman Allah’ın sevgisini terk etmeye razı olmuştur. Allah’ın rızasını kazanmak isteyen sünnet-i seniyyeye tâbi olur, onu terk etmez. Kaldı ki Allah’ın emirlerini yerine getirmediği zaman o insan Allah’ın azabına müstahak olur. Fakat Allah azap eder veya etmez onu ancak Allah bilir. (Seyda Şeyh Fadlullah Hz.)

Saadat-ı Kiram’ın adının anıldığı yerde kelimeler silah olur, şeytanları vurur. (Seyda Şeyh Fadlullah Hz.)

 

Rabbil âlemin; kendi rızasını, kendi sevgisini Resulü Ekrem’in (sas) mutabaatına bağlamıştır. (Seyda Şeyh Fadlullah Hz.)

 

Müridin şeyhini ziyaret etmekteki amacı; Allah'ın (cc) rızasını kazanmak ve o rızayı kazandıracak sebepleri elde etmek olmalıdır. (Seyda Şeyh Fadlullah Hz.)

 

Allah-u Teâlâ’nın dostlarının bulunduğu ortamlarda şeytan bulunmaz. (Seyda Şeyh Fadlullah Hz.)

 

Saadat-ı Kiram’ın insanlara o kadar çok faydası vardır ki; gölgesi üzerine düşen insanlara dahi sekerat anında (ölüm vakti) yardım edecekleri umulur. (Seyda Şeyh Fadlullah Hz.)

İnsan Allah’a giden yolda asla yalnız değildir. Bu yolda tökezleyip düşse; Sadat-ı kiram mutlaka onu tekrar ayağa kaldırır. (Seyda Şeyh Fadlullah Hz.)

Resul-i Ekrem (sav): “İnsan öldüğü zaman dünya ile hiçbir bağı kalmaz. Sadece şu üç şeyle alakası kesilmez; sadaka-i cari, veled-i salih, ilmi menfâ. İnsanın bu üçüyle alakası kesilmez.” buyuruyor.

İnsanın salih bir evladı olursa; onun yaptığı tüm hayırlı işlerden, ibadetlerden anne babasının da amel defterinize sevap yazılır. Diğeri sadak-i caridir ki; insan bir hayır kurumunu yaptırırsa (cami, medrese, çeşme, vb.) ve bunlardan insanlar faydalanırsa orayı yaptıranı hiç bilmeseler bile yine onun amel defterine hayır olarak geçer. İlmi menfa ise insanlara fayda veren ilim demektir. İlmiyle insanlara faydalı olan kişi, onların yaptığı her güzel amele ortaktır. (Seyda Şeyh Fadlullah Hz.)

 


 
Kalb-i Selim.Net - Ana Sayfa

ABDURRAHMANİ TAĞİ (K.S)

e-Posta Yazdır

Hastalığı sırasında kendisini ziyaret için gelen talebelerine  şu edeplere uymalarını tavsiye etti:"Ziyaretime gelenler ,tam bir edep ve huzur içinde yanıma girsinler.Çünkü evliyanın ruhları devamlı olarak odamda bulunuyor.Edebe aykırı yapılan bir davranış,yapan kimseyi zarara uğratacağı gibi,kendiminde o davranıştan zarar göreceğimden çekiniyorum.”

Abdurrahmani Taği Hazretleri  son hastalığı sırasında ,ağır hastalığına rağmen ailesine ve yakınlarına:”Allah Teâla'yı ve O'nun Resülünü sevmeyi ,İslamiyetin emirlerine sıkıca bağlanmayı,yasaklarından şiddetle kaçınmayı ve Şeyh Fethullah Verkanisi'ye itaat etmeyi ve ona tabi olmayı ihmal etmeyin.”buyurarak ,yerine Şeyh Fethullah Verkanisi'yi halife bıraktığını bildirdi.

 

Devamını oku...
 

BENİM GÖZÜMÜN AYDINLIĞI NAMAZDIR

e-Posta Yazdır

   Peygamber Efendimiz (s.a.v) şöyle anlatıyor: “İnsan namazı güzel kılar, vaktini muhafaza eder, güzelce rükû ve secdesine riayet ederse o namaz Allah’a sunulur. Nurlar içinde Allah’a çıkarılır. Allah’a çıkana kadar tövbe eder ve Allah’a “Bu benim hakkımı verdi, Yarabbi sen onu aziz et.” diyerek dua eder. Eğer bir Müslüman namazı düzgün kılmamışsa, rükûsuna secdesine riayet etmemişse, bir kuşun gagasıyla yem alması gibi secde ve rükû etmişse, kalbinde haşyeti hissetmemiş, kalbinde korku ve muhabbet yoksa o zaman namaz, karanlıklar içinde Allah’ın huzuruna çıkarılacak ve sahibi için beddua edecektir: “Ya Rabbi! O beni nasıl razı etmediyse hakkımı vermediyse sende onu rezil et." diyecektir. Böyle namaz insanın yüzüne dürülür ve fırlatılır. Böyle bir namaza Allah’ın (c.c) ihtiyacı yoktur.  

 

 

 

Devamını oku...
 

Üstadımız Şeyh Fadlullah Hazretlerinden Nasihatler

e-Posta Yazdır

Manisada

Rabb-ül Alemin (c.c) bir kudsî hadis-i şerifinde şöyle buyurdu: " Kim benim veli bir kuluma düşmanlık ederse ben de ona savaş açarım. Kulum bana, kendisine farz kıldığım şeylerden daha sevimli olan bir şeyle yaklaşmaz. Kulum bana nafile ibadetlerle de yaklaşmaya devam eder. Nihayet onu severim. Ben kulumu sevince de artık onun işiten kulağı, gören gözü, tutan eli, yürüyen ayağı mesabesinde olurum. Diliyle de her ne isterse muhakkak onları kendisine ihsan ederim. Bana sığınmak isteyince de onu korurum."

 

Devamını oku...
 
"Site içerisindeki Tüm Yazı Resim ve Medyaların Telif Hakları Kalb-iselim.net 'e aittir , izinsiz kopyalanamaz , çoğaltılamaz. "

Nursin Esintileri -1


1. Sayımız Çıktı !!!

Namaz Vakti

Esma-ül Hüsna

Ayın Kitabı

                  ÇİLE

 

Üye Girişi