AYET
De ki: Eğer Allah´ı seviyorsanız, bana tabi olunuz ki Allah da sizi sevsin. (Al-i İmran; 31)
HADİS
Bir kutsi hadiste “Benim gök kubbem altında öyle insanlar vardır ki onları hiç kimse tanımaz. Bir meclise girdikleri zaman şan şöhret içinde karşılanmazlar itibar görmezler. Onlar üstlerine başlarına bakıldığı zaman gösterişli elbiseler giymezler. Fakat onlar ne dua etseler dualarını kabul ederim.( Kutsi hadis)
Hz. Ebu Hureyre (ra) anlatiyor: "Resulullah (sas) buyurdular ki:
"Allah Teâlâ hazretleri söyle ferman buyurdu: "Kim benim veli kuluma düşmanlık ederse ben de ona harp ilan ederim. Kulumu bana yaklaştıran şeyler arasında en çok hoşuma gideni, ona farz kıldığım şeyleri eda etmesidir. Kulum bana nafile ibadetlerle yaklaşmaya devam eder, sonunda sevgime erer. Onu bir sevdim mi artik ben onun işittiği kulağı, gördüğü gözü, tuttuğu eli, yürüdüğü ayağı (aklettigi kalbi, konuştuğu dili) olurum. Benden bir şey isteyince onu veririm, benden sığınma talep etti mi onu himayeme alır, korurum. Ben yapacağım bir şeyde, mü’min kulumun ruhunu kabzetmedeki tereddüdüm kadar hiç tereddüde düşmedim: O ölumu sevmez, ben de onun sevmediği şeyi sevmem."
Buhari, Rikak 38.
Rasulullah (sas) “Bir saat tefekkür, bir yıllık ibadetten hayırlıdır”
SÖZLER
Müridin şeyhine olan muhabbeti tam olursa aralarında binlerce kilometre dahi olsa şeyhinden fayda görür. Fakat aradaki bağ zayıf ise mürid şeyhinin yanındayken bile fayda göremez. (Seyda Şeyh Fadlullah Hz.)
Muhabbet, mahbubunu garptan şarka, şarktan Şam’a götürür.(Seyda Şeyh Fadlullah Hz.)
İlahî aşk odur ki; mahbup ile mahub arasındadır ve muhabbet Allah içindir. (Seyda Şeyh Fadlullah Hz.)
Müridin hizmetle kazandığı nisbet zamanla kaybolmaz aksine uzun zaman sonra bile faydasını görür. (Seyda Şeyh Fadlullah Hz.)
Abdulkadir Geylani Hazretleri “ Ben Kutbul Aktab’ım. Bunu iftihar olsun diye değil Allah’ın bana verdiği bir nimet olduğu için söylüyorum. Siz sıkıntıya girdiğiniz zaman benden yardım isterseniz yardımınıza geleceğim.” Demiştir. Bugün bizler sıkıntı anımızda “ Ya Abdulkadir Geylani” dediğimiz halde himmet göremiyorsak; sebebi Hâşâ O büyük zatın himmetini kaybettiğinden değil, bizim tevekkül eksikliğimizdendir.(Seyda Şeyh Fadlullah Hz.)
Zikr; mürşid-i kâmil olan zat tarafından müridine, müridinin ruhi ihtiyaçlarının uyumu içinde bireysel olarak verilir. Bu tıpkı bir hekimin; aynı hastalıktan şikâyetçi olan iki ayrı hastaya iki farklı ölçüde ilaç vermesi gibidir.
Nakşibendî tarikatında; terk-i dünya, terk-i ukba, terk-i hestî(varlık), terk-i terk prensibi vardır. (Seyda Şeyh Fadlullah Hz.)
Bir mürşid; talebesinin kümesindeki tavuğun folluk mu, değil mi olduğunu bilmezse çıksın dağa eşkıya olsun. (Seyda Şeyh Maşuk Hz.)
Tarikata yüz kişi girer, içlerinden sadece biri gerçek mürid olur. Allah-u Teâlâ o kişinin hatırına diğerlerini de kabul eder. (Seyda Şeyh Fadlullah Hz.)
İnsan deniz kenarında oturarak ona verilecek rızkı bekler gibi mürşidini dinlemelidir.
Cebrail (as) vahyinde güvenilir olduğu gibi; mürşidlerde müridler için ilhamda emindir.
Bizim tarikatımıza girenler büyük evliyadır; tarikatımıza girmeyip bizi sevenler ise küçük evliyadır. (Şeyh Muhyettin Arabî )
İhlâs; mürid dünyada milyonlarca kutup gavsın olduğunu bilse yine de kendi kurtuluşunun sadece şeyhinin elinde olduğunun farkında olmasıdır. Ona fayda veren sadece kendi şeyhidir, başkalarından ona fayda yoktur. Nasıl ki insan bir okula gidince kendine fayda sağlayacak olan sadece kendi öğretmenidir, hocasıdır. Az da olsa çok da olsa fayda sadece kendi hocasındandır. Tarikatta da böyledir. Böyle bir mürşid-i kâmile intisap edince bilmelidir ki sadece kendi şeyhinden fayda vardır. (Seyda Şeyh Fadlullah Hz.)
Kişi tâbi olduğu mürşidin; manevi evladı aynı zamanda öğrencisidir. Mürşid müridine hayrı tavsiye eder. Ona güzel ameli, ibadeti telkin eder ve vesile olursa müridin kazandığı her hayır ve sevaba mürşidi ortaktır. Hayra vesile olan hayrı yapan gibidir. Müridin ameli güzel olmadığı zaman mürşidi üzülür. Aynı zaman da bu insan, mürit, başkalarına da güzel ve faydalı bir örnek olmamaktadır. (Seyda Şeyh Fadlullah Hz.)
Ölüm anında şeytan kişinin ölmüş anne babasının, nine ve dedesinin kılığına girecek, sağından, solundan, önünden ve arkasından gelerek onun imanını çalmaya uğraşacaktır. Sağdaki şeytan diyecek ki:”Evladım ben senden evvel öldüm, baktım hak din İslam değil Hristiyanlıktır. Gel Hristiyan ol. “ O zaman o kişi rahatsız olacak soluna dönecek. Soldaki şeytan diyecek ki: “ Yalan söylüyor, ben senden evvel gittim, hak din ne Hristiyanlık ne de Müslümanlıktır, hak din Yahudiliktir.” O kişi ondan da rahatsız olduğu zaman öndeki şeytan diyecek ki: “ Eğer sen bana taparsan ben seni kurtarırım.” Rabbülâlemin hangi insanın imanını kurtarmayı murad etmişse kendi Salih kullarının ruhaniyetlerini ona yardıma göndererek o Müslümanı şeytanın elinden kurtaracaktır. (Seyda Şeyh Fadlullah Hz.)
Rabbülâlemin kendi mutabakatını, muhabbetini Resulün (sav) mutabakatına bağlamıştır. Bir insan bir sünneti yerine getirdiği zaman manen o insan Allah’ın rızasını kazanmıştır. Yine bir insan bir sünneti terk ettiği zaman Allah’ın sevgisini terk etmeye razı olmuştur. Allah’ın rızasını kazanmak isteyen sünnet-i seniyyeye tâbi olur, onu terk etmez. Kaldı ki Allah’ın emirlerini yerine getirmediği zaman o insan Allah’ın azabına müstahak olur. Fakat Allah azap eder veya etmez onu ancak Allah bilir. (Seyda Şeyh Fadlullah Hz.)
Saadat-ı Kiram’ın adının anıldığı yerde kelimeler silah olur, şeytanları vurur. (Seyda Şeyh Fadlullah Hz.)
Rabbil âlemin; kendi rızasını, kendi sevgisini Resulü Ekrem’in (sas) mutabaatına bağlamıştır. (Seyda Şeyh Fadlullah Hz.)
Müridin şeyhini ziyaret etmekteki amacı; Allah'ın (cc) rızasını kazanmak ve o rızayı kazandıracak sebepleri elde etmek olmalıdır. (Seyda Şeyh Fadlullah Hz.)
Allah-u Teâlâ’nın dostlarının bulunduğu ortamlarda şeytan bulunmaz. (Seyda Şeyh Fadlullah Hz.)
Saadat-ı Kiram’ın insanlara o kadar çok faydası vardır ki; gölgesi üzerine düşen insanlara dahi sekerat anında (ölüm vakti) yardım edecekleri umulur. (Seyda Şeyh Fadlullah Hz.)
İnsan Allah’a giden yolda asla yalnız değildir. Bu yolda tökezleyip düşse; Sadat-ı kiram mutlaka onu tekrar ayağa kaldırır. (Seyda Şeyh Fadlullah Hz.)
Resul-i Ekrem (sav): “İnsan öldüğü zaman dünya ile hiçbir bağı kalmaz. Sadece şu üç şeyle alakası kesilmez; sadaka-i cari, veled-i salih, ilmi menfâ. İnsanın bu üçüyle alakası kesilmez.” buyuruyor.
İnsanın salih bir evladı olursa; onun yaptığı tüm hayırlı işlerden, ibadetlerden anne babasının da amel defterinize sevap yazılır. Diğeri sadak-i caridir ki; insan bir hayır kurumunu yaptırırsa (cami, medrese, çeşme, vb.) ve bunlardan insanlar faydalanırsa orayı yaptıranı hiç bilmeseler bile yine onun amel defterine hayır olarak geçer. İlmi menfa ise insanlara fayda veren ilim demektir. İlmiyle insanlara faydalı olan kişi, onların yaptığı her güzel amele ortaktır. (Seyda Şeyh Fadlullah Hz.)
|