“Kişinin işlediği her bir amelin elbisesi kendisine giydirilir. Hayır ise hayır, şer ise şer.” Hz. Osman (r.a)

“Eğer kalpleriniz temiz olsaydı, Allah'ın kelâmını okumaya doymazdınız." Hz. Osman (r.a) 

“Eğer söz gümüş ise sükût altındır.” Hz. Süleyman (a.s)

“Mü'min bir kimsenin dili, kalbinin arkasındadır. Konuşmak istediği zaman kalbiyle o şeyi düşünür, sonra diliyle onu geçiştirir; münafığın dili kalbinin önündedir. Bir şeyi kastettiğinde diliyle söyler, kalbiyle düşünmez.” Hasan Basri (r.a) 

“Kişinin malayani şeyleri terk etmesi, Müslümanlığının güzelliğindendir.”(Tirmizi, Zühd/11)

“ Âdemoğlu sabahladığı zaman tüm azaları dile hatırlatıcı oldukları halde sabahlar ve derler ki: Bizim hakkımızda Allah’tan kork! Zira sen doğru olursan biz de doğru oluruz. Eğer sen inhirat edersen  biz de inhirat eder  haktan ayrılırız.”(Tirmizi)

“Kulun kalbi doğru olmadıkça imanı doğru olmaz. Kalbi de dili doğru olmadıkça doğru olmaz. (Haraiti)

“Sâdık arkadaşlar bulun ve onların arasında yaşayın. Dürüst ve samîmi arkadaşlar, darlıkta yardımcı, genişlikte süs ve zînettirler.” Hz. Ömer (r.a) 

“Dostunun sana düşen işini güzel bir şekilde gör ki, lüzumunda, sana daha güzeliyle karşılıkta bulunsun.” Hz. Ömer (r.a)

“ İşlerini Allah’tan korkanlara danış ve onlarla istişâre et.” Hz. Ömer (r.a)

“Allah’a itâat eden büyük zâtların sözlerine dikkat edin. Çünkü onlara Allah tarafından gerçekler tecellî eder ve onu konuşurlar.”Hz. Ömer (r.a)

“İyilik kolay bir şeydir. Güler yüz ve yumuşak söz bunu temin eder. Şiddet göstermeksizin kuvvetli, zayıflık göstermeksizin yumuşak ol.” Hz. Ömer (r.a)

“Çok gülenin heybeti azalır. Şaka yapan eğlenceye alınır. Bir şeyi çok yapan onunla tanınır.” Hz. Ömer (r.a)

“Çok konuşan çok yanılır, hataya düşer. Böyle kimsenin hayâsı azalır. Hayâsı azalan şüpheli şeylerden az kaçınır. Şüpheli şeylerden az kaçınanın kalbi ölür.” Hz. Ömer (r.a)

“Amellerin efdali, farzları yapıp haramlardan kaçınmak ve Allah katında sâdık niyettir.” Hz. Ömer (r.a)

“Hesâba çekilmeden önce kendinizi hesaba çekin.” Hz. Ömer (r.a)

“Âhiret işlerinde zarar etmektense, dünyâya âit işlerde zarar ediniz. Böylesi sizin için daha hayırlıdır.” Hz. Ömer (r.a)

“Alay, şaka ve mizah etmekten kaçınınız. Zîrâ insanın şerefini kırar, vakarını azaltır.” Hz. Ömer (r.a)

“Ahmakla arkadaşlık etmekten kaçın. Çünkü ekseriya, sana iyilik yapayım derken zararı dokunur.” Hz. Ömer (r.a)

“Tövbe edenlerle oturun, onların kalpleri yumuşak olur.” Hz. Ömer (r.a)

"Kalp kör olduktan sonra, gözün görmesinde pek yarar yoktur." Hz. Ali (r.a.)

"Mü'min bir kimse mazeretleri, münafık ise günah ve hataları arar!" İbn-i Mübarek

"Herkesin ölümü kendi rengindedir." Mevlana Celaleddin Rumi (k.s)

“Zâlim sultanın yanında gerçeği söylemek en büyük cihaddandır.”(Tirmizî)

“Sana vahyedilen Kitabı oku ve namazı kıl. Muhakkak ki namaz hayâsızlıktan ve kötülükten alıkoyar. Allah'ı anmak elbette en büyük ibadettir. Allah yaptıklarınızı bilir. (Ankebut/45)

“Akıl, insana verilen cevherlerden biridir.” Seyda Şeyh Fadlullah (k.s)

“Güzel insanların gözü güzel şeyleri, kötü insanların gözü ise kötü şeyleri görür.” Seyda Şeyh Fadlullah (k.s)

“Günahına pişman olmayan kimsenin tarikattan nasibi yoktur.” Seyda Şeyh Fadlullah (k.s)

“Tasavvufa giren insanlar meşayih-i kiramın evladıdır.” Şeyh Sıbgatullah Arvâsi (k.s) 

“Günahtan duyulan pişmanlığın derecesi, dağdan üzerine yuvarlanan taşın önünde eli kolu bağlı kalınca duyulan korku gibi olmalıdır.” Seyda Molla Muhyeddin (k.s)

“Kişi başına gelen musibetlerin belaya dönüşmemesi için Allah’a dua etmelidir.” Seyda Şeyh Fadlullah (k.s)

“Bütün insanlar Allah’a giden yolda peygamberlere, peygamberler de Cebrail’e muhtaçtı.” Seyda Şeyh Fadlullah (k.s)

“Tarikat, İslamiyet içerisindeki nurların döndüğü yerdir.” Seyda Alameddin (k.s)

“Öfkelenen insan şeytanın elindeki topaç gibidir, şeytan onu istediği yöne çevirir.” Seyda Şeyh Fadlullah (k.s)

“Kulun kula haset etmesi, aslında Allah’a haset etmesidir. (H.B.)

“Acziyeti idrak, en büyük mertebedir.” Hz. Ömer (r.a)

“Ma’siyyet içinde tövbe olmaz.” Seyda Şeyh Fadlullah (k.s)

“Allah Teâlâ insana faydalı her nimeti Resul-i Ekrem (s.a.v)  zamanında vermiştir.” Seyda Şeyh Fadlullah (k.s)

“Anne babasından güzel bir din eğitimi alan evladın işlediği her hayrın sevabı önce annesine, sonra babasına gönderilir.” Seyda Şeyh Fadlullah (k.s)

“Bizlere Seyyid demeyiniz, eğer biz Seyyid isek Allah bunun mükâfatını zaten verecektir ama eğer değilsek Allah bunun hesabını bizden sorar.” Seyda Şeyh Fadlullah (k.s) 

“Allah dostları vefatlarından sonra gizlendiği bulutun arkasından çıkan kızgın güneş gibidir.”(H.B.)

“Her bakan gözün gördüğü şey farklıdır.” (H.B.)

“Şeyhe yapılan sürekli rabıta, kalbin her an zikretmesine vesile olur.” (H.B.)

“Zikirde görülen şeylere aldanmak, aynadan yansıyan akse takılı kalmak gibidir.” (H.B.)

“Her an rabıta halinde olmak müridi kötülüklerden korur.” (H.B.)

“Derecesi yüksek olan kendini küçük görendir; derecesi küçük olan ise kendini büyük görendir.” (H.B.)

“Allah Teâlâ’nın mağfireti Resul-i Ekrem’in (s.a.v) mutabaatına bağlıdır.” Seyda Şeyh Fadlullah (k.s)

“Rabıta, müridi dünya muhabbetinden uzaklaştır.” Seyda Şeyh Fadlullah (k.s)

“Evlat-ı salihin işlediği her güzel amele anne babası da ortaktır.” Seyda Şeyh Fadlullah (k.s)

“Müridin şeyhinden izin alarak çektiği ezkar, aşılanmış ağacın verdiği meyve gibi daha kıymetlidir.” Seyda Şeyh Fadlullah (k.s)

“Resul-i Ekrem (s.a.v) vefatından sonra en büyük bela tokluk oldu.” Hz. Ayşe (r.a)

“İnsan gecesini boş işlerle geçirip geç yatar, sonra da sabah namazına kalkamazsa, o namazını keyfi olarak terk etmiş gibi olur.” Seyda Şeyh Fadlullah (k.s)

“Asr’a andolsun ki insan mutlaka ziyandadır.” (Asr/1,2)

“Bilesiniz ki, Allah dostlarına korku yoktur; onlar üzülmeyecekler de.”(Yûnus,62)

“Bir insan günahı nispetinde edepsizdir.” Mevlana Celaleddin Rumi

“İnsanın nefsi köleye benzer, onun efendisi kalp ve ruhtur.” Mevlana Celaleddin Rumi

“Sadık bir mürid evlattan daha hayırlıdır.” Şeyh Sıbgatullah Arvâsi (k.s)

“Tarikattaki insanın iki babası vardır. Biri nesebi babası, diğeri şeyhidir. Nesebi babası onu dünya hayatına, manevi babası da âhiri hayatına hazırlar.” Seyda Şeyh Fadlullah (k.s)

“Allah dostları zühd sahibi insanlardır, şanla şöhretle ilgilenmezler.” (H.B.)

“İnsanlar bir araya geldiklerinde gıybet etmek, boş sözler söylemek yerine Allah'ı anmalılar ki meclislerine azap değil nur yağsın.” Seyda Şeyh Fadlullah (k.s)

“Günahından pişman olmayan, nasihat tesir etmeyen insanın imanından şüphe edilir.” Seyda Şeyh Fadlullah (k.s)

“Bir yerde olan her yerdedir, her yerde olan hiçbir yerdedir.” Necip Fazıl Kısakürek

“Âlimlerin en şansızı cahilin arasında olandır.” (H.B.)

“Müridin virdini terk etmesi varlık duygusundan kaynaklanır.” Şeyh Abdurrahman Taği (k.s)

“Dostunla çok dost olma, düşmanınla çok düşman olma. Olur ki bir gün dostun düşmanın, düşmanın dostun oluverir.” Mevlana Celaleddin Rumi

“İnsanın güzelliği sabrettiği sıkıntılar nispetindedir”. (F.B.)

“İlim ancak amel edildiğinde kıymetlidir.” Seyda Şeyh Fadlullah (k.s)

“Kalpler ancak Allah'ı anmakla zikriyle mutmain olur.” (Ra’d/28)

“Hakikat bir kuştur; bir kanadı tarikat, bir kanadı şeraittir. Birinden biri eksik olursa hakikat kuşu uçmaz.” İmam Rabbani (k.s)

“Tasavvuf kal ilmi değil hal ilmidir.”

“Keşke tasavvuf üzerine hiç söz söylenmeseydi de, ehl-i tasavvuf olmayan kimseler tasavvufu anlatmamış olsalardı.” Şeyh Abdurrahman Taği (k.s)

“Müridin gördüğü değişik haller ve cezbe hali, oyalanması için küçük bir çocuğun önüne konulan şekerlemeler gibidir.” Şeyh Abdurrahman Taği (k.s)

“İnsan haklı olduğu bir konuda münakaşa etmek yerine susup, geriye çekilse, haksız olabileceğini düşünse ne kaybeder? Ne kazanır? (H.B.)

“Üç günden fazla küs kalan insanlar kendi elleriyle kendilerini Allah’ın rahmetinden mahrum ederler.” Seyda Şeyh Fadlullah (k.s)

“Her mürşid-i kâmil, yetiştirdiği halifesini omzuna bastırarak bir üst dereceye ulaştırır.” (H.B.)

“Mürşid-i kâmil olan kulların kalbi Allah Teâlâ’nın nazargahıdır.” Seyda Şeyh Fadlullah (k.s)

“Acı çekmeden başarı kazanılmaz”. (H.B.)

“Her insanın evinden son çıkışı vardır.” (F.B.)

“Bir yerde bir hayır işlendiği zaman o hayrın nispeti etrafa da faydalı olur; bir yerde de bir günah işlendiği zaman da o günahın zulmeti etrafı sarar.” (F.B.)

“Sadakat sıkıntılı dönemlerde kendini belli eder.” Seyda Alameddin (k.s)

“Sınırı olan dünyayı sınırsız bir aşkla sevmek, insana eziyet verir.” Seyda Alameddin (k.s)

Allah katında büyüklük, sayıya değil keyfiyyete bakar.” Seyda Alameddin (k.s)

“Ahir zamanda imanı muhafaza etmek, elde sıcak kor tutmaktan daha zordur.” (H.Ş.)

“Tasavvufta hissesi olmayan bir insan zamanın muhakkik ulemalarından biri sayılsa dahi, ahir zamanda zındıkların kurdukları tuzaklara karşı imanını muhafaza edemez.” Seyda Alameddin (k.s)

“Çok mukaddes neticelerin kazanılacağı zamanlarda insan, nefs ve şeytanın istilasındadır.” Seyda Alameddin (k.s)

Günün Sözü

Üç şey kalbi öldürür: Çok yemek, çok uyumak, çok konuşmak.
Fudayl bin İyaz -

Bu röportaj Esad Coşan hoca efendinin isteği üzerine talebeleri tarafından âlimlerin görüş ve önerilerini almak üzere Üstadımız Fadlullah Hazretleri ile yapılmıştır.

iman

 

 

Sayın Hocam, biz istiyoruz ki Türkiye'de ulemalar bir araya gelsinler ümmetin meselelerini onlar görüşsünler. İslam’ın en büyük meselelerini İslam ile alakaları olmayan insanlar konuşuyor. Televizyonda gazeteci, siyesetçi konuşuyor. Bunlar gidişatı yönlendirmeye çalışıyorlar.

Hocamız rahmetli 1990 yılında arzu etmişti âlimlerimiz bir araya gelsinler, istişare yaparak oradan çıkacak sonuçlarla insanlar yönlendirilsin diye. Tabi o zaman olmadı. Yolu sağlam olanlar kabul etti. Bir takım bağlantıları olanlar yanaşmadılar. Yanaşmayınca da bu hizmet yarım kaldı. Şimdi de Muharrem ayı sebebiyle arkadaşlar hocamıza sormuşlar ''Bir çalışma yapsak bu zamanda önemli olan nasıl bir çalışma olur ''diye.

Ehlisünnet ve takva ehli âlimlerimizle sahih kaynak çalışması yapalım. Önce onları bir belirleyelim. Âlimlerimiz nasıl yetişmişler, hangi eğitimlerden geçmişler, hocalardan okudukları kaynaklar nelerdir, yetiştirme hizmetleri, ellerinde var olan yazmış oldukları eserler, telifler tavsiye edecekleri kaynaklar varsa diye, bu çalışmayı yapmak istedik.


Bizim bu çalışmadaki nihai amacımız bilgilerimizi inançlarımız, amellerimizi, duygu ve düşüncelerimizi, kanaatlerimizi, fikri ve ruhi yapımızı sağlam ve sahih ana kaynaklara uygun hale getirerek Kuran-ı Kerim meal ve tefsirleri, hadis külliyatları fıkıh ve ilmihal eserlerini âlimlerimizin hocalarımızın bütün kaynakları özümseyen eserlerini düzenli şekilde okumak, dersler çıkararak hayatımıza aksettirmek, böylece sloganik düşünce ve sloganlardan uzak derinlikli bir düşünce bütünlüğü kazanmaktır. Kaynak “Dinde sosyal gelişim derneği” tarafından Türkiye genelinde yürütülmektedir. İstanbul’da “Dinde sosyal gelişim derneği” diye bir merkezimiz var. Hocamızın zamanında kuruldu. Orada arkadaşlar hizmetleri yürütüyorlar. Biz burada görüşmeler yapıyoruz. Onlara gönderiyoruz. Onlar değerlendirme yapıyorlar. İnşallah nasıl istifade ederiz? diye başka çalışmaların da içine girecekler.


Biz burada Muhammed Emin hocamızla görüştük. Şimdiye kadar 30 küsur görüşme yaptık. İlahiyatçı bazı hocalarla görüştük daha da devam edeceğiz. Bu işi bitirmek istiyoruz. Ondan sonra inşallah bu kaynaklarla ilgili ayrıştırma, o kaynakları inceleme, basılması gerekenleri basma. Çünkü bazı hocalarımızın elinde çalışmalar var yazmışlar basılmayı bekliyor. Yazmışlar elde bekliyor müsvedde olarak. İçinden belki çok önemli olanlar ayrılıp, basılıp ümmete kazanılması sağlanabilir. Belki bu hocalarımızın bir program içinde düşüncelerini almak gerekebilir. Ama şu anda bunun için erken, şimdi görüşme yapıyoruz.

Hocam biz mülakatlarıızı kamera kaydı yapıyoruz. Siz uygun görmediğiniz için yapamıyoruz.

Allah razı olsun. Biz kendimizi o sıfata layık göremiyoruz.

Estağfurullah hocam. Biz İmam Hatipteki hocaları da çekiyoruz. Lütfen öyle düşünmeyin.

Ben sorulara cevap vereyim. Siz ister cevabın sonunda isim yazın isterseniz yazmaya da bilirsiniz.

Bu çalışmanın sonunda şu var hocam. İstiyoruz ki bizim hocalarımız korunsunlar. Onlara ait elimizde bir belgesel kalsın. Onlar bir belgesel haline de getirilecek.

Evet, evet.

Eski kaynakların, eski kitapların unutulmaması lazımdır. Doğuda, güneydoğuda medreseler vardır. Orada da usul böyledir, gerçek tedrisatı tek oradan soracaksınız. Tedrisat yapıyorlar. Tarikatta da önemlidir. Kazanmak Allah'ın vazifesidir. Çalışmak ise insanın vazifesidir. Rabbul âlemin muvaffak etsin.

Eski büyük hocaların kitapları çok azdır. Tedrisatları çoktur. Zaten zamanları yoktu kitap yazmaya.Devamlı talebe yetiştirdiler.

Olsun hocam, biz de şu kitaplar vardır. Şu tedrisatla meşguldürler deriz. Mühim olan Müslümanlara böyle bir çalışmanın olduğunu, ne boyutta olduğunu göstermek. Batıda medrese çalışmaları kısıtlıdır. Ankara’da var bazı çalışmalar.

Olsun. İzin vardır.

Bazı hocalarımız da ya bunlar başkalarının eline geçerse diye rahatsız oldular. Nasıl ki bir anket şirketi sokakta herkesle konuşuyor sonra değerlendirme yapılıyor. Bu da öyledir. Sosyal gelişim derneğimizin Türkiye genelinde yaptığı bir çalışmadır. Resmen yazılıyor ve değerlendirme yapılıyor.

Hocam adınızı söyler misiniz?

Fadlullah Kocaman

Bize hayat hikâyenizi anlatabilir misiniz?

Ben Nurşinliyim. Hazret-i Diyauddin'in torunuyum. Şeyh Nasır'ın oğluyum. Medreselerde uzun seneler okudum.

Kaç doğumlusunuz hocam?

1952

Nurşin -1952

Evet.

Hocam bu ilim yolu seçmenizde, islami ilimlere hizmet yolunu seçmenizde size tesir eden sebepler nelerdir.

Biz zaten aile olarak ilme hizmet içindeydik. Seyda-i Tagi’nin medresesinden itibaren ilim öğrenmek başlıyor. O zamandan bu zamana kadar da devam etti , inşallah. Sebebi de şudur; Seyda-i Taği(k.s) Gavs-i Hizani’nin yanında iken bir gün Gavs; ''İsteyin size vereyim.''diyor. O zaman O'nun oğlu şeyh Bahaeddin , muhabbet istemiş, Seyda Molla Öleki şahadet istemiş. Şeyh Abdurrahman-i Taği (k.s.)ise O’na halife diyorlarmış, “Ailemizden ahir zamana kadar şeriat hakikat, tarikat eksik olmasın devam etsin.” duasında bulunmuş.

Başka bir halife de cezbe, muhabbet istemiş. Aradan üç gün geçiyor. 

Gavs -ı Hizanı (k.s.) ''Molla Halid sen çok iyi bir alimsin. O kadar âlim biri şahadet edince Müslümanlar nasıl idare edecek, onlara senin şahadetinin ne faydası vardır.''diye sordu.

Gavs -ı Hizanı (k.s.) oğluna ''Muhabbet hoştur. Sen muhip olunca, şeyhine âşık olunca bunun Müslümanlara faydası ne olacaktır. İnsan isterse Şeyh Abdurrahman-i Taği (k.s.) gibi isteyecek. İslamiyet’i düşünecek. Tarikat, şeriat ahir zamana kadar devam etsin. İnsan isterse böyle istesin. Ve elhamdülillah Gavsın duasıyla... Büyük kaynak Nurşin medresesi devam ediyor.

Biz buna şahidiz. Manevi olarak, maddi olarak hepimiz medresedeyiz. Bunu için devam etmeye çalışıyoruz. Çalışmaya da devam ediyoruz.

Medreseye gitmeyen bir insanın her şey açısından eksikliği çok vardır. Fakat medreseye giden insan ilim, ahlak her bakımdan farklıdır. Medrese farklı bir usuldür.

Hocam, medreseye başlama yaşınız kaçtı ?

7 yaşında biz başlıyoruz. Kuran-ı Kerimle başlıyoruz. Devam ediyor.

Sonra Arapça öğrendiniz.

Evet

Hafızlık yaptınız mı?

Hayır, biz de maalesef hafızlık çok az oluyor. Maalesef diyoruz tek sıkıntımız bu konudadır.

Hangi hocalardan ders gördünüz?

Molla Halid vardı. Allah onu mağfiret eylesin Molla Sıddık vardı,

Sonra molla Lütfi vardı. Nurşin’lidir.

Okumamızın büyük kısmını Molla Muhyeddin(k.s.) kabul etti O'nun yanında yaptık. İcazetimi ondan aldım. Meşhur bir âlimdir.

Hangi kaynakları okudunuz.

Medresede Arapça, sarf ,nahiv, molla cami, mantık

Fıkıh, siyer onlar yan olarak veriliyor. Onlar ayrıdır.

Benim anladığım kadarı ile hocam, medrese eğitimi alan hocalarımızla konuşunca bende oluşan intiba bu; mantık biraz her şeyin önüne geçmiş gibi. Ama tefsir, fıkıh, akaid biraz kendileri çalışmışlar.Bu ilimlere bakıldıktan sonra hocaların yanında sonra Tefsirlere bakılıyor. Sonra tedrisata geçiliyor. Sonra Fıkıh’a geçiliyor.

Fıkıhta yorum çok önemlidir. Bir ayet geçtiği vakit, nasıl yorumlanır. Niye bu söylendi, yorumu nedir. Bu alet ilimi(sarf, nahv, mantık…) ile bilinir.

Hocam alet ilmini bildikten sonra bir tefsire bakınca, arapçayı nasıl öğrenmiş, öğrenmemiş mi anlaşılır?

Tek Arapça ile öğrenilmez. Alet ilmi ile öğrenilir, yorum yapılabilir.İnsanın duyusu beş tanedir. Göz, kulak, burun, dil ve el. Bu beş duyu ile ilmin kavranılması mümkün olur...

Kelamdan, akaidden ne okudunuz hocam,Tahsiliniz ne kadar sürdü hocam?

22,23 yaşına kadar okudum.

16–17 sene

Medrese eğitiminden sonra herhangi bir vazife yaptınız mı?

Hayır, çalışma olmadı. Dilimiz olmadığı için bize görev vermediler. Medrese de ders verdik. Müderrisler vardır. Birlikte tedrisat yaptık. Elhamdülillah şimdi de tedrisata devam ediyoruz.

Tedrisata devam ettiniz ama değil mi?

Evet, zaman olunca hasta olmadığımız zaman tedrisata devam ediyoruz. Öğrencilerimiz geliyorlar.

Bu yolda hocalarınız size hangi kaynakları tavsiye etti

Celaleyn tefsiri, Sonra kendi kitaplarımıza başlıyoruz. Kadı “Kadı Beydavi” ve Celaleyn Tefsiri... Üzerinde çok durulur. Çünkü bunlarda çok yorum vardır.

Yani medreseden icazet alan bir hoca bir aşamaya gelince kaynağı kendi okuyup anlamadığını hocaya mı soruyor. Öyle mi devam ediyor okumaya?

Evet

Hocam yazmayı düşündüğünüz bir eseriniz var mı?

İnsan yetiştirmek bir eserdir.

Peki, şu anda ilim yolunu seçen gençlere ne tavsiye edersiniz, nerden başlasınlar, neler okusunlar, hangi kaynaklardan faydalansınlar.

Fıkıh ve İslam tarihi.

Gençlere neler tavsiye edersiniz?

Evet, şimdi bir insan bir şeyi ne kadar severse sevsin ancak ölüme kadar sever. Ben oğlumun mektepte okumasını tercih etmiştim ilk önce, sonra rızkı Allah verecektir.”diye düşündüm. Öyle değil mi. Benim üç oğlum var. Hepsi medresede okudular. Elhamdülillah diğer mekteplerde de okudular.Şimdi müderrisler.Bizim huzurumuzda medrese örf ve âdeti, ahlakı bir değil ,on dünyaya bedeldir. Bir sefer buraya altı talebe geldi. Dördü imam hatipli ,ikisi farklı cemaatlerden.Onlara tavsiyelerimiz Adap,Edep, ilim öğrenmeleri. Güneydoğu medreselerinde bunları görebilirsiniz. Elhamdülillah Rabbim âlemin bizlere verdi.

Hocam medreseler çok hizmet verdiler ama son zamanlarda sıkıntılar oldu. Onlarında bir çaresine bakılması lazım.

Medresede çok çocuk vardır. Genç vardır. O yaşta aklı okumaya yetiyor. 15 -20 sene okuyunca ne olur, ne hizmet verecekler, ne aşamaya gelecekler bu sıkıntıların çözülmesi gerekir?  

Hocam medrese eğitimini tavsiye ettiniz. Okunacak kaynaklar olarak neler tavsiye edersiniz?

Başta fıkıh kaynakları vardır. Fıkıh çok önemlidir. Fıkhın çok iyi bilinmesi lazımdır.

Siyer.

Hocam siyerden ne okusunlar.?

Herkes kendi tedrisatına göre okuması lazımdır.

Ayet vardır Resul-u Ekrem’in (s.a.v) hayatını bilmezseniz nasıl hizmet edilir. Onun için sahabe-i kiramın, sadat-ı Kiramın hayatını okuması lazımdır. Nasıl çalışmışlar, nasıl hizmet etmişler, onlardan örnek almamız lazımdır. Kendi aklımıza göre hareket etmeyip sünnete uygun hareket etmek gerekir.

Tasavvufta tavsiye edeceğiniz kaynak var mı?

Tasavvuf da okunması gereken bir çok kaynak vardır. Fakat ,Tasavvuf okumakla olmaz. Yaşanır. Yaşanması lazımdır.

 

 

Hocam çok teşekkür ederiz. Sizin varlığınız en güzel hediyedir..

(Her hakkı mahfuzdur. İzinsiz ve herhangi bir şekilde alınması yasaktır. )