“Kişinin işlediği her bir amelin elbisesi kendisine giydirilir. Hayır ise hayır, şer ise şer.” Hz. Osman (r.a)

“Eğer kalpleriniz temiz olsaydı, Allah'ın kelâmını okumaya doymazdınız." Hz. Osman (r.a) 

“Eğer söz gümüş ise sükût altındır.” Hz. Süleyman (a.s)

“Mü'min bir kimsenin dili, kalbinin arkasındadır. Konuşmak istediği zaman kalbiyle o şeyi düşünür, sonra diliyle onu geçiştirir; münafığın dili kalbinin önündedir. Bir şeyi kastettiğinde diliyle söyler, kalbiyle düşünmez.” Hasan Basri (r.a) 

“Kişinin malayani şeyleri terk etmesi, Müslümanlığının güzelliğindendir.”(Tirmizi, Zühd/11)

“ Âdemoğlu sabahladığı zaman tüm azaları dile hatırlatıcı oldukları halde sabahlar ve derler ki: Bizim hakkımızda Allah’tan kork! Zira sen doğru olursan biz de doğru oluruz. Eğer sen inhirat edersen  biz de inhirat eder  haktan ayrılırız.”(Tirmizi)

“Kulun kalbi doğru olmadıkça imanı doğru olmaz. Kalbi de dili doğru olmadıkça doğru olmaz. (Haraiti)

“Sâdık arkadaşlar bulun ve onların arasında yaşayın. Dürüst ve samîmi arkadaşlar, darlıkta yardımcı, genişlikte süs ve zînettirler.” Hz. Ömer (r.a) 

“Dostunun sana düşen işini güzel bir şekilde gör ki, lüzumunda, sana daha güzeliyle karşılıkta bulunsun.” Hz. Ömer (r.a)

“ İşlerini Allah’tan korkanlara danış ve onlarla istişâre et.” Hz. Ömer (r.a)

“Allah’a itâat eden büyük zâtların sözlerine dikkat edin. Çünkü onlara Allah tarafından gerçekler tecellî eder ve onu konuşurlar.”Hz. Ömer (r.a)

“İyilik kolay bir şeydir. Güler yüz ve yumuşak söz bunu temin eder. Şiddet göstermeksizin kuvvetli, zayıflık göstermeksizin yumuşak ol.” Hz. Ömer (r.a)

“Çok gülenin heybeti azalır. Şaka yapan eğlenceye alınır. Bir şeyi çok yapan onunla tanınır.” Hz. Ömer (r.a)

“Çok konuşan çok yanılır, hataya düşer. Böyle kimsenin hayâsı azalır. Hayâsı azalan şüpheli şeylerden az kaçınır. Şüpheli şeylerden az kaçınanın kalbi ölür.” Hz. Ömer (r.a)

“Amellerin efdali, farzları yapıp haramlardan kaçınmak ve Allah katında sâdık niyettir.” Hz. Ömer (r.a)

“Hesâba çekilmeden önce kendinizi hesaba çekin.” Hz. Ömer (r.a)

“Âhiret işlerinde zarar etmektense, dünyâya âit işlerde zarar ediniz. Böylesi sizin için daha hayırlıdır.” Hz. Ömer (r.a)

“Alay, şaka ve mizah etmekten kaçınınız. Zîrâ insanın şerefini kırar, vakarını azaltır.” Hz. Ömer (r.a)

“Ahmakla arkadaşlık etmekten kaçın. Çünkü ekseriya, sana iyilik yapayım derken zararı dokunur.” Hz. Ömer (r.a)

“Tövbe edenlerle oturun, onların kalpleri yumuşak olur.” Hz. Ömer (r.a)

"Kalp kör olduktan sonra, gözün görmesinde pek yarar yoktur." Hz. Ali (r.a.)

"Mü'min bir kimse mazeretleri, münafık ise günah ve hataları arar!" İbn-i Mübarek

"Herkesin ölümü kendi rengindedir." Mevlana Celaleddin Rumi (k.s)

“Zâlim sultanın yanında gerçeği söylemek en büyük cihaddandır.”(Tirmizî)

“Sana vahyedilen Kitabı oku ve namazı kıl. Muhakkak ki namaz hayâsızlıktan ve kötülükten alıkoyar. Allah'ı anmak elbette en büyük ibadettir. Allah yaptıklarınızı bilir. (Ankebut/45)

“Akıl, insana verilen cevherlerden biridir.” Seyda Şeyh Fadlullah (k.s)

“Güzel insanların gözü güzel şeyleri, kötü insanların gözü ise kötü şeyleri görür.” Seyda Şeyh Fadlullah (k.s)

“Günahına pişman olmayan kimsenin tarikattan nasibi yoktur.” Seyda Şeyh Fadlullah (k.s)

“Tasavvufa giren insanlar meşayih-i kiramın evladıdır.” Şeyh Sıbgatullah Arvâsi (k.s) 

“Günahtan duyulan pişmanlığın derecesi, dağdan üzerine yuvarlanan taşın önünde eli kolu bağlı kalınca duyulan korku gibi olmalıdır.” Seyda Molla Muhyeddin (k.s)

“Kişi başına gelen musibetlerin belaya dönüşmemesi için Allah’a dua etmelidir.” Seyda Şeyh Fadlullah (k.s)

“Bütün insanlar Allah’a giden yolda peygamberlere, peygamberler de Cebrail’e muhtaçtı.” Seyda Şeyh Fadlullah (k.s)

“Tarikat, İslamiyet içerisindeki nurların döndüğü yerdir.” Seyda Alameddin (k.s)

“Öfkelenen insan şeytanın elindeki topaç gibidir, şeytan onu istediği yöne çevirir.” Seyda Şeyh Fadlullah (k.s)

“Kulun kula haset etmesi, aslında Allah’a haset etmesidir. (H.B.)

“Acziyeti idrak, en büyük mertebedir.” Hz. Ömer (r.a)

“Ma’siyyet içinde tövbe olmaz.” Seyda Şeyh Fadlullah (k.s)

“Allah Teâlâ insana faydalı her nimeti Resul-i Ekrem (s.a.v)  zamanında vermiştir.” Seyda Şeyh Fadlullah (k.s)

“Anne babasından güzel bir din eğitimi alan evladın işlediği her hayrın sevabı önce annesine, sonra babasına gönderilir.” Seyda Şeyh Fadlullah (k.s)

“Bizlere Seyyid demeyiniz, eğer biz Seyyid isek Allah bunun mükâfatını zaten verecektir ama eğer değilsek Allah bunun hesabını bizden sorar.” Seyda Şeyh Fadlullah (k.s) 

“Allah dostları vefatlarından sonra gizlendiği bulutun arkasından çıkan kızgın güneş gibidir.”(H.B.)

“Her bakan gözün gördüğü şey farklıdır.” (H.B.)

“Şeyhe yapılan sürekli rabıta, kalbin her an zikretmesine vesile olur.” (H.B.)

“Zikirde görülen şeylere aldanmak, aynadan yansıyan akse takılı kalmak gibidir.” (H.B.)

“Her an rabıta halinde olmak müridi kötülüklerden korur.” (H.B.)

“Derecesi yüksek olan kendini küçük görendir; derecesi küçük olan ise kendini büyük görendir.” (H.B.)

“Allah Teâlâ’nın mağfireti Resul-i Ekrem’in (s.a.v) mutabaatına bağlıdır.” Seyda Şeyh Fadlullah (k.s)

“Rabıta, müridi dünya muhabbetinden uzaklaştır.” Seyda Şeyh Fadlullah (k.s)

“Evlat-ı salihin işlediği her güzel amele anne babası da ortaktır.” Seyda Şeyh Fadlullah (k.s)

“Müridin şeyhinden izin alarak çektiği ezkar, aşılanmış ağacın verdiği meyve gibi daha kıymetlidir.” Seyda Şeyh Fadlullah (k.s)

“Resul-i Ekrem (s.a.v) vefatından sonra en büyük bela tokluk oldu.” Hz. Ayşe (r.a)

“İnsan gecesini boş işlerle geçirip geç yatar, sonra da sabah namazına kalkamazsa, o namazını keyfi olarak terk etmiş gibi olur.” Seyda Şeyh Fadlullah (k.s)

“Asr’a andolsun ki insan mutlaka ziyandadır.” (Asr/1,2)

“Bilesiniz ki, Allah dostlarına korku yoktur; onlar üzülmeyecekler de.”(Yûnus,62)

“Bir insan günahı nispetinde edepsizdir.” Mevlana Celaleddin Rumi

“İnsanın nefsi köleye benzer, onun efendisi kalp ve ruhtur.” Mevlana Celaleddin Rumi

“Sadık bir mürid evlattan daha hayırlıdır.” Şeyh Sıbgatullah Arvâsi (k.s)

“Tarikattaki insanın iki babası vardır. Biri nesebi babası, diğeri şeyhidir. Nesebi babası onu dünya hayatına, manevi babası da âhiri hayatına hazırlar.” Seyda Şeyh Fadlullah (k.s)

“Allah dostları zühd sahibi insanlardır, şanla şöhretle ilgilenmezler.” (H.B.)

“İnsanlar bir araya geldiklerinde gıybet etmek, boş sözler söylemek yerine Allah'ı anmalılar ki meclislerine azap değil nur yağsın.” Seyda Şeyh Fadlullah (k.s)

“Günahından pişman olmayan, nasihat tesir etmeyen insanın imanından şüphe edilir.” Seyda Şeyh Fadlullah (k.s)

“Bir yerde olan her yerdedir, her yerde olan hiçbir yerdedir.” Necip Fazıl Kısakürek

“Âlimlerin en şansızı cahilin arasında olandır.” (H.B.)

“Müridin virdini terk etmesi varlık duygusundan kaynaklanır.” Şeyh Abdurrahman Taği (k.s)

“Dostunla çok dost olma, düşmanınla çok düşman olma. Olur ki bir gün dostun düşmanın, düşmanın dostun oluverir.” Mevlana Celaleddin Rumi

“İnsanın güzelliği sabrettiği sıkıntılar nispetindedir”. (F.B.)

“İlim ancak amel edildiğinde kıymetlidir.” Seyda Şeyh Fadlullah (k.s)

“Kalpler ancak Allah'ı anmakla zikriyle mutmain olur.” (Ra’d/28)

“Hakikat bir kuştur; bir kanadı tarikat, bir kanadı şeraittir. Birinden biri eksik olursa hakikat kuşu uçmaz.” İmam Rabbani (k.s)

“Tasavvuf kal ilmi değil hal ilmidir.”

“Keşke tasavvuf üzerine hiç söz söylenmeseydi de, ehl-i tasavvuf olmayan kimseler tasavvufu anlatmamış olsalardı.” Şeyh Abdurrahman Taği (k.s)

“Müridin gördüğü değişik haller ve cezbe hali, oyalanması için küçük bir çocuğun önüne konulan şekerlemeler gibidir.” Şeyh Abdurrahman Taği (k.s)

“İnsan haklı olduğu bir konuda münakaşa etmek yerine susup, geriye çekilse, haksız olabileceğini düşünse ne kaybeder? Ne kazanır? (H.B.)

“Üç günden fazla küs kalan insanlar kendi elleriyle kendilerini Allah’ın rahmetinden mahrum ederler.” Seyda Şeyh Fadlullah (k.s)

“Her mürşid-i kâmil, yetiştirdiği halifesini omzuna bastırarak bir üst dereceye ulaştırır.” (H.B.)

“Mürşid-i kâmil olan kulların kalbi Allah Teâlâ’nın nazargahıdır.” Seyda Şeyh Fadlullah (k.s)

“Acı çekmeden başarı kazanılmaz”. (H.B.)

“Her insanın evinden son çıkışı vardır.” (F.B.)

“Bir yerde bir hayır işlendiği zaman o hayrın nispeti etrafa da faydalı olur; bir yerde de bir günah işlendiği zaman da o günahın zulmeti etrafı sarar.” (F.B.)

“Sadakat sıkıntılı dönemlerde kendini belli eder.” Seyda Alameddin (k.s)

“Sınırı olan dünyayı sınırsız bir aşkla sevmek, insana eziyet verir.” Seyda Alameddin (k.s)

Allah katında büyüklük, sayıya değil keyfiyyete bakar.” Seyda Alameddin (k.s)

“Ahir zamanda imanı muhafaza etmek, elde sıcak kor tutmaktan daha zordur.” (H.Ş.)

“Tasavvufta hissesi olmayan bir insan zamanın muhakkik ulemalarından biri sayılsa dahi, ahir zamanda zındıkların kurdukları tuzaklara karşı imanını muhafaza edemez.” Seyda Alameddin (k.s)

“Çok mukaddes neticelerin kazanılacağı zamanlarda insan, nefs ve şeytanın istilasındadır.” Seyda Alameddin (k.s)

Günün Sözü

Üç şey kalbi öldürür: Çok yemek, çok uyumak, çok konuşmak.
Fudayl bin İyaz -

MUHARREM AYI VE AŞURE GÜNÜ

“(oruç tutmak için ) Ramazan’dan sonra en makbul ay Muharrem ayıdır1.

Muharrem ayı hicri takvime göre yılın ilk ayı ve “Eşhur-i hurum“ yani eskiden muharebenin haram olduğu muhterem aylardandır.2 Ona hayır ile başlamanın, bereketin devamına vesile olması umulur.

Tövbe suresinde şöyle buyrulmaktadır:

“Allah katında ayların sayısı on iki olup, bunlardan dördü haram aylardır. İşte bu doğru hesaptır. O aylar içinde (Allah'ın koyduğu yasağı çiğneyerek) kendinize zulmetmeyin ......”3

İbn Abbas (r.a)’nın şu tabiri söylediği rivayet edildi: “Kendinize zulmetmeyin” sözü tüm aylara gönderilmiştir, o zaman bu dört ay seçilerek kutsal yapılmıştır. Bundan dolayı bu aylarda günah işlemek daha tehlikelidir, iyi ameller ise daha büyük mükâfat getirir.

Efendimiz (s.a.v) , haram aylarda tutulan orucun önemi şöyle vurgulanmaktadır: “Haram aylarda üç gün, perşembe, cuma ve cumartesi günleri oruç tutan kimseye Allahu Teâlâ (c.c) her gününe mukabil yedi yüz senelik ibadet sevabı yazar”4

İbadetle ihya edilmesi daha kuvvetli müstehab olan faziletli geceler sene içerisinde on beş gecedir. Muharremin birinci gecesi ve aşure gecesi bu on beş gece içerisindedir. Ahiret yolcusunun bu geceleri boş geçirmesi uygun değildir; çünkü bunlar, hayır mevsimleri ve karı bol olan gecelerdir. Böyle kazanç mevsimlerini ihmal eden tacirler, bir kar sağlayamadığı gibi, faziletli geceleri gafletle geçiren ahiret yolcusu da zafere ulaşamaz.

Aşure günü muharrem ayının onuncu günüdür. Bu günde Allahu Teâlâ (c.c) on peygamberine on ayrı ikramda bulunmuştur:

1.Allah, Hz. Musa'ya (a.s.) Aşure gününde bir mucize ihsan etmiş, denizi yararak Firavun ile ordusunu sulara gömmüştür.
2. Hz. Nuh (a.s.) gemisini Cûdi Dağı’nın üzerine Aşure gününde demirlemiştir.
3. Hz. Yunus (a.s.) balığın karnından Aşure Günü kurtulmuştur.
4. Hz. Âdem'in (a.s.) tövbesi Aşure günü kabul edilmiştir.
5. Hz. Yusuf kardeşlerinin atmış olduğu kuyudan Aşure günü çıkarılmıştır.
6. Hz. İsa (a.s.) o gün dünyaya gelmiş ve o gün semaya yükseltilmiştir.
7. Hz. Davud'un (a.s.) tövbesi o gün kabul edilmiştir.
8. Hz. İbrahim'in (a.s.) oğlu Hz. İsmail o gün doğmuştur.
9. Hz. Yakub'un (a.s.), oğlu Hz. Yusuf’un hasretinden dolayı kapanan gözleri o gün görmeye başlamıştır.
10. Hz. Eyyûb (a.s.) hastalığından o gün şifaya kavuşmuştur.5

İşte böylesine manalı ve Kutsi hadiselerin yıldönümü olan bu mübarek gün ve gece, saadet asrından beri Müslümanlarca hep kutlana gelmiştir. Bugünlerde ibadet için daha çok zaman ayırmışlar, başka günlere nispetle daha fazla hayır hasenatta bulunmuşlardır. Çünkü Cenab-ı Hakk’ın (c.c) bugünlerde yapılan ibadetleri, edilen tövbeleri kabul edeceğine dair hadisler mevcuttur.

Aşure gününde ilk akla gelen ibadet ise, oruç tutmaktır. Aşure gününde oruç tutma hususu bütün ümmetler arasında bilinen iyi bir ibadettir. Hatta denilir ki; Ramazan orucu farz kılınmadan önce Aşure günü oruç tutmak farz idi, ramazan orucunun farz kılınması ile aşure günü oruç tutmanın farziyeti hükmü kaldırıldı. Rasulullah  (s.a.v) hicretten önce de bu günlerde oruç tutmuştur. Medine’ye gelince bu günlerde oruç tutma talebini tekid etmiştir. Rasulullah (s.a.v) ömrünün sonlarına doğru şöyle buyurmuştur:

“Eğer Allah (c.c) izin verir de gelecek sene yaşarsam, muharremin dokuzuncu ve onuncu günleri mutlaka oruç tutacağım!”6

Fakat ertesi yıla kavuşmadan o yıl içinde En Yüce Dost’a kavuşmuştur. Kendisi aşure günü dışında oruç tutmamış, fakat muharremin dokuzuncu ve on birinci günlerinde oruç tutulmasını şu sözler ile teşvik etmiştir:

“Aşureden bir gün önce ve bir gün sonra oruç tutarak Yahudilerin âdetine muhalefet ediniz!”7.

Çünkü Yahudilerin âdeti; sadece muharremin onuncu yani aşure gününde oruç tutmak idi. İbnu Abbas (r.a) şöyle rivayet eder:

“Rasul-i Ekrem(s.a.v) Medine’ye geldi. Burada Yahudilerin Aşure günü oruç     tuttuklarını görünce onlara bunun sebebini sordu. Yahudiler şöyle dediler:

-Bu gün, Allah Teâlâ’nın Musa (a.s)’ı Firavunun taraftarlarına karşı üstün kıldığı ve kurtardığı gündür! Bizler de bu güne hürmeten oruç tutuyoruz! Bunun üzerine Rasulullah (s.a.v),

-Bizler Musa (a.s)’a sizden daha yakınız! Buyurarak bu günde kendisi oruç tuttu ve Müslümanların da oruç tutmalarını emir buyurdu.” 8

Bunun için, müstehap olan, Aşure gününü ortalayarak, bir gün önce veya bir gün sonra oruç tutmaktır. ( Miladi 25 Aralık 2009 tarihi hicri 9 muharreme karşılık gelmektedir. Aşure günü de 26 Aralık cumartesi günüdür.)

Bu günde oruçtan başka hayır, hasenat ve sadaka gibi güzel adetlerin de yaşatılması isabetli ve yerinde olacaktır. Efendimiz (s.a.v) şöyle buyurmaktadır:”kim ki aşure günü zerre miktarı tasadduk ta bulunursa, Cenab-ı Hak (c.c) ona ‘Uhud Dağı’ kadar sevap verir ve kıyamet günü o sevaplar mizanına konulur. 9

Herkes imkânı nispetinde ailesine, akraba ve komşularına ikramda bulunur; bugünlerin faziletini bildiren hadiseleri hatırlayarak ihsanda bulunursa şüphesiz sevabını kat kat alacaktır. Bilhassa, Peygamberimiz (s.a.v) müminin aile efradına Aşure gününde her zamankinden daha çok ikramda bulunmasını tavsiye etmiştir. “ibnu Mes’ud (r.a) anlatıyor: Rasulullah (s.a.v) buyurdular ki: kim ailesine aşure günü geniş (cömert) davranırsa Allah da ona senenin geri kalan günlerinde cömert davranır.” 10

Efendimiz buyuruyor:”kim ki aşure günü eliyle bir yetimin başını mesh ederse (okşarsa) Allah o yetimin başındaki saçının her bir teli için cennette yüksek dereceler verir. 11

Yapılabilecek güzel işlerden biri de selamlaşmayı artırmaktır. Bu hususta hadis-i şerifte şöyle buyruluyor: “Her kim aşure gününde Müslümanlardan on kişiye selam verirse, o kişi bütün Müslümanlara selam vermiş gibidir”12

Ancak “kim aşure günü gözüne sürme çekerse o yıl göz rahatsızlığı çekmez, kim bu günde yıkanırsa hastalanmaz” şeklinde rivayet edilen hadis mevzuudur (uydurmadır). Büyük hadis âlimi el-Hakim, bu günde sürme çekmenin bid’at olduğunu açıkça belirtmiştir. Denilmiştir ki:

“aşure gününde sürme çekmek, aşure yemeği pişirmek, saçları yağlamak, güzel koku sürünmek ile ilgili olarak rivayet edilen hadisler yalancıların uydurmasıdır.”

Aşure gününün fazileti yanında Kerbela karanlığının kesafeti de görülmektedir; Hicri 61. Yıl Muharrem'in 10. gününde Hazret-i İmam Hüseyin (r.a.) 55 yaşında iken Sinan bin Enes isimli bir hain tarafından Kerbela'da hunharca şehit edilmiştir. Bu gadr ve zulmün arkasında Emevi Halifesi Yezid, onun Küfe valisi İbni Ziyad vardır. Yarım asır öncesinden Peygamberimiz’in (s.a.v) bizzat haber verdiği bu ciğerleri yakan olay Hazreti Hüseyin'i Cennet gençlerinin efendisi olma şanına yüceltmiştir.Hazreti Hüseyin (r.a)’in aşure günü uğradığı büyük ihanet ve başına gelen musibet; onun kadrinin yüceliğine, Allah Teâlâ (c.c) katında derecesinin arttığına bir delildir.

Hazreti Hüseyin (r.a) şehitlik mükâfatını almış en yüce mertebelere ulaşmıştır. Yüce Allah'ın (c.c) da zalimlere hak ettikleri cezayı en adil bir şekilde vereceğinden şüphemiz yoktur. Muhakkak ki her mü'min bu olaya üzülür, ancak itidalini ve soğukkanlılığını kaybetmez. Duygularını yanlışlara ve taşkınlıklara götürmez. Çünkü meydana gelen bütün olaylar ezelî takdirin bir hükmüdür. Bu açıdan bunu bir 'yas merasimi' haline dönüştürmek ehli-i sünnetin itikat ve inancına aykırıdır. Rafızîlerin ve benzerlerinin; yas tutma, ağıt yakma, dövünme gibi davranışlarından uzak kalmalıdır. Zira bu hareketler ehl-i sünnetin itikat ve inancına aykırıdır. Eğer böyle yapmak doğru olsaydı; Hazret-i Hüseyin (r.a)’ in dedesi olan Rasulullah (s.a.v)’in vefatından dolayı bunları yapmak daha yerinde ve evla olurdu. Bu günde onun başına gelen bu musibeti anmak isteyen kişi, Allah Teala (c.c)’nın şu istirca 13emrine uymalıdır: “O sabredenler, kendilerine bir bela geldiği zaman; biz Allah’ın kullarıyız ve biz O’na döndürüleceğiz, derler”.14

Ve şu ayet-i kerimede bu emre uyanlara verileceği belirtilen mükâfatı elde etmeyi hedeflemelidir: “işte Rablerinden bağışlamalar ve rahmet hep onlaradır. Ve doğru yolu bulanlar da onlardır.” 15

Allah Teala (c.c) tek başına bize yeter! O ne güzel vekildir!

1 Müslim, Ebu Hureyre’den 

2 Haram aylar dörttür: Zilhicce, zilkade, Muharrem ve Recep’tir. 

3 Tevbe: 36

4 el-Ezdi , Zuafa’dan

5 bkz., et-Taberani, el-Mu’cemu’l-Kebir, 5538; el-Heysemi, Mecma’u’z-Zeva’id,5132

6 Müslim,1134

7 Ahmed b. Hanbel, el-Müsned, 1/241; el-Beyhaki, es-Sünenü’l-Kübra, 4/287;Şu’abu’l-İman,3/365.

8 Buhari, Savm 69, Enbiya 22, Fedailul-Ashab 52, Tefsir, Yunus 1, Ta-ha 1, Müslim, Sıyam 127,(1130); Ebu Davud, Savm 64, (2444); İbnu Mace, 1734; Ahmed b. Hanbel, el-Müsned, 2639

9 şir’atül İslam sf 217

10 El –Beyhaki Şu’abu’l-İman’da , 3/365; et-Taberani, el-Mu’cemu’l-Kebir, 10007; el-Heysemi,Mecma’u’z-Zeva’id, 5137.

11 şir’atül İslam Şerhi sf 218

12 şir’atül İslam şerhi sf 217

1 3istirca: bir felaket, musibet ve ölüm hadisesi ile karşılaşıldığında Bakara suresinde belirtildiği gibi “inna li’llahi ve inna ileyhi raci’un”( Biz Allah’ın kullarıyız ve biz O’na döndürüleceğiz.) demektir.)

14 (Bakara, 156)

15 (Bakara, 157)

 

 

Kaynaklar: 1 İmam Gazali, İhyau Ulumi’d-din

2 İmam Gazali, Kimyayı Saadet