Gece İbadetinin Fazileti

Yazdır

GECE İBADETİNİN FAZİLETİ

Aktif .

altAdamın biri Hasan Basrî’ ye ,” Ya Eba Said! Ben gece kalkmak için her çareye başvurur hatta abdest suyumu hazırlarım. Böyle iken yine uyuyamam, bunun hikmeti nedir?” diye sordu. Hasan Basrî bu soruya, “Günahların seni bağlıyor” diye cevap verdi.
Âlimin biri de şöyle diyor: “Bütün günahlar kalbi katılaştırır ve gece ibadetine engel olur. Buna en çok müessir olan da haram lokmadır. Helal lokma ise başka hiçbir şeyin yapamayacağı şekilde kalbe tesir eder, kalbi cilalandırır ve iyiliğe, ibadete çeker. Namaz, insanı kötülükten alıkoyduğu gibi, kötülükler de insanı namazdan ve diğer iyiliklerden alıkoyar.”
Ayrıca gece kalkmakta ailenin de rolü büyüktür. Ev halkı bu konuda birbirine destek olmalıdır. Uyanmış olan kişi diğerini uyandırmalı hatta kalkmak istemezse zorlamalıdır. Efendimiz (s.a.v) bu konuda şöyle buyurmuştur: “Geceleyin kalkıp namaz kılan ve karısını uyandırarak ona da kıldıran, şayet kalkmak istemezse yüzüne su serpen erkeğe Allah rahmet eder. Geceleyin kalkıp namaz kılan ve kocasını uyandıran, kalkmak istemezse yüzüne su serpen kadına da Allah rahmet eder."

   GECE İBADETİNİN FAZİLETİ

Farzlardan sonra en faziletli namaz gece namazıdır.1 Büyüklerimiz gece ibadetine çok önem vermişlerdir. Gece kalkmanın hikmeti çoktur. Efendimiz (s.a.v) “Gece kıyamına devam edin; zira bu, sizden önceki salihlerin ibadetidir. Çünkü gece ibadeti, Allahü Teâlâ’ya yakınlık ve günahlara kefaret olup insanı bedeni hastalıklardan korur ve günahlardan uzaklaştırır.” buyurmuştur.2 Kur’an-ı Kerim’ de gece yapılan ibadetin daha kıymetli olduğu şöyle bildirilmiştir:
“Şüphesiz gece kalkış daha tesirli ve o zaman okumak daha elverişlidir.”(73- Müzemmil:6)
“Yoksa gece secde ederek, ayakta durarak boyun büken, inkâr edenlerle bir olur mu?” (39-Zümer:9)
Teheccüd vakti günün en kıymetli vakitlerinden biridir. İnsanın Allahü Teâlâ’ya en yakın olduğu zamandır. Bu vakitleri Allahü Teâlâ’yı anarak geçirmek gerekir. Gece de öyle kıymetli zamanlar vardır ki edilen tüm hayır dualar kabul olunur. Buhari’nin Cabir’den rivayet ettiği bir hadiste Efendimiz (s.a.v):   “Gecede bir vakit var. Herhangi bir Müslüman kul, bu vakti denk getirir ve o saatte Allah’tan ne gibi bir hayır isterse, Allah onu verir.” buyurmaktadır.
Gece ibadeti herkese nasip olmaz. Böyle değerli bir hediyeyi Allahü Teâlâ herkese lütfetmez. Hasan Basrî hazretleri , “Kişi isyanı sebebiyle gece ibadetinden mahrum olur.” buyurmuştur. Gece kalkamayan kişi kendinde kusur aramalıdır. Yaptığı bir yanlış yüzünden bunun başına geldiğini bilmeli ve tövbe etmelidir. Fudayl hazretleri, “ Gündüz orucuna ve gece ibadetine güç yetiremeyenler, hayırdan mahrum ve hatalı kimseler olduğunu bilmelidirler.” demiştir.
Gece ibadeti çok hayırlı bir iş olduğu için şeytan insanın yakasını hiç bırakmaz. Onu kandırmaya çalışır. Efendimiz (s.a.v) şöyle buyurmuştur:
“Sizden biriniz uyuduğu zaman, şeytan kafası üzerine üç düğüm düğümler ve her düğüm atışında ise “Daha vakit çok, yat uyu” der. İnsan onu dinlemeden uyanıp Allah’ı andığı zaman düğümlerden biri çözülür. Kalkıp abdest aldığı zaman ikincisi, namaza başladığı zaman üçüncüsü de çözülmüş olur. Bu suretle temiz ve neşeli olduğu halde sabahlar. Şayet şeytanın bu düğümlerine aldanarak sabahlarsa tembel ve habis olarak sabaha çıkmış olur.”3
 Tasavvufta gece ibadeti çok önemlidir. Üstadımız Seyda Fadlullah (k.s), Bizim tarikatımızda teheccüd namazı çok önemlidir; çünkü Seyyid Sıbğatullahi Ervasi’ye (k.s) sormuşlar: “ Sizin etbaınız (tabi olanlar) kimlerdir?” O da : “ Bizim etbaımız, teheccüd ehlidir.” demiştir. Yine Üstadımız Seyda Fadlullah (k.s), “ Geceleri televizyon seyrederek, gıybet ederek geçirmek yerine teheccüd namazı, kaza namazı kılarak değerlendirin.” tavsiyesinde bulunmuştur.

 Zahirî ve batınî, kolaylaştırıcı sebepler bulunmadıkça gece ibadetine kalkmak cidden zordur:
 Gece Kalkmanın Zahirî Sebepleri Dörttür:
1.    Fazla yemek yememektir. Çünkü çok yemek, o nispette de çok uykuya sebep olur. Ve bu suretle kalkmak da zorlaşır. Öte yandan mideye ağırlık veren bir yemeğin kalbe daha fazla ağırlık vereceği bilinmelidir. Akşamleyin yemek yiyen bir kimse onu, zikir, Kur’an-ı Kerim tilaveti ve istiğfar ile eritmedikçe uyumamalıdır. Şeyhlerden bazıları müritlerin akşam sofrasına giderek, sakın çok yiyip çok içip çok uyumayın; çünkü çok yer, çok içer ve çok uyursanız sonra ölüm anında çok pişman olursunuz, derdi.
2.    Gündüzleri vücudunu haddinden fazla yormamaktır. Çünkü bu durumda daha fazla uykuya ihtiyaç doğar.
3.    Öğleden önce biraz uyumalıdır. Buna kalûle denir. Bu uyku gece kıyamı için yardımcıdır.
4.    Gündüzleri isyana dalmamaktır. Çünkü bu hal kalbi karartır. Ve rahmeti celp edecek sebeplere engel olur.
Adamın biri Hasan Basrî’ ye ,” Ya Eba Said! Ben gece kalkmak için her çareye başvurur hatta abdest suyumu hazırlarım. Böyle iken yine uyuyamam, bunun hikmeti nedir?” diye sordu. Hasan Basrî bu soruya, “Günahların seni bağlıyor” diye cevap verdi.
Âlimin biri de şöyle diyor: “Bütün günahlar kalbi katılaştırır ve gece ibadetine engel olur. Buna en çok müessir olan da haram lokmadır. Helal lokma ise başka hiçbir şeyin yapamayacağı şekilde kalbe tesir eder, kalbi cilalandırır ve iyiliğe, ibadete çeker. Namaz, insanı kötülükten alıkoyduğu gibi, kötülükler de insanı namazdan ve diğer iyiliklerden alıkoyar.”
Ayrıca gece kalkmakta ailenin de rolü büyüktür. Ev halkı bu konuda birbirine destek olmalıdır. Uyanmış olan kişi diğerini uyandırmalı hatta kalkmak istemezse zorlamalıdır. Efendimiz (s.a.v) bu konuda şöyle buyurmuştur: “Geceleyin kalkıp namaz kılan ve karısını uyandırarak ona da kıldıran, şayet kalkmak istemezse yüzüne su serpen erkeğe Allah rahmet eder. Geceleyin kalkıp namaz kılan ve kocasını uyandıran, kalkmak istemezse yüzüne su serpen kadına da Allah rahmet eder."

Gece Kalkmaya Yardımcı Batınî Sebepler de Dörttür:
1.    Müslümanlara kin beslemekten, bidatlerden ve fuzulî dünya meşgalelerinden kalbin sâlim olmasıdır. Kalbi dünya meşgalesi ile dolu olan kimse, gece kalkamaz, hatta kalksa yine huzur içinde ibadet edemez, vesveseye kapılır.
2.    Âhireti düşünüp cehennem azabının verdiği korku ve cennetin hevesi içinde bulunmaktır. Böylece kişinin ibadete olan meyli artar.
3.    Gece ibadetinin faziletini, bu husustaki ayet ve hadisleri öğrenmektir. Kişi önemini kavradığı şeye daha çok ehemmiyet gösterir.
4.     Allah sevgisi ve iman kuvveti. Allahü Teâlâ’yı seven kimse onunla tenhada kalmayı ister ve sevgilisi ile münacattan zevk alır. Bu nedenle Allah dostları gecenin bitmesine üzülür diğer gecenin gelmesi için beklerler. Fudayl Bin İyad: “Güneş batarken, Allah ile baş başa kalacağım diye sevinirim; güneş doğarken de insanlarla baş başa kalacağım diye üzülürüm.” demiştir.

Ayrıca kişi gün boyunca dünyalık meşgaleler içinde bulunur. İnsanlarla iç içe koşturup durur. Bu durum kalpte büyük bir tesir ve tahriş yapar. Halka nazar etmek çör çöpün göze zarar verdiği gibi basireti zedeler. Bu nedenle akşam olup kişi evine çekildiği vakit bu halden kurtulması için ibadet ve taât ile meşgul olmalıdır. Akşam ile yatsı arasını ihya eden kişi gündüzün verdiği dağınıklıktan kurtulur. Huzur içinde yatsı namazını da eda eder. Bu halden çıkmamak için yatsıdan sonra malayâni işlerden uzak durmalıdır. Hatta gereksiz konuşmalar dahi kişiye zarar verecektir. Öyle ki televizyon seyretmek, müzik dinlemek vs. gibi tamamen vakti harcayan ve kalp huzurunu kaçıran davranışlar gece ibadeti bir yana sabah namazına dahi uyanamamaya sebebiyet verebilir.
Üstadımız Seyda Fadlullah hazretleri bizi bu konuda uyarmış, yatsı namazından sonra, ilim öğrenmek dışında, hiçbir şeyle meşgul olunmaması gerektiğini vurgulamıştır. Bir sohbetlerinde şöyle buyurmuştur: “ İnsan yatsı namazını kıldığı zaman yatmasa, geç yatıp sabah namazına kalkamasa, o insan sanki keyfi olarak namazını kılmamış gibidir. Bu davranış sünnete aykırı olduğu için (yatsı namazından sonra yatmamak) çok günahtır. Fakat yatsıdan sonra hemen yatıp teheccüde ve sabah namazına kalkmaya niyet etse ve kalkamasa o kişi yine sevabını alır.( “Gece namazı kılmak itiyadı olduğu halde uyanamayan kimseye aynen namaz kılmış gibi sevap verilir. Ve uykusu da kendisine sadaka olur.”(Ebu Davud ile Nesei, Hz. Aişe’den rivayet etmişlerdir.)”) Fakat namazının kazasını kılmak zorundadır. Kişi için o yatış da ibadettir. İnsanın yatsıdan sonra yatmayıp ilim tahsili dışında bir şeyle uğraşmasına fetva yoktur. Yalnız ilim yapmak için yatmayabilir. İnsan böyle yaşar çocuklarını da bu şekilde eğitirse kendi sevap kazandığı gibi çocuklarının yaptığından dolayı da sevap kazanacaktır. Tefekkür ehli ve tarikat ehli olan insan bunlara dikkat etmelidir.”
                                                  UYKU ADABI
 Akşamını hayırla geçirmiş olan kişi uyku edebine riayet ederek uyur, bu da şöyledir:
•    Vitir namazını uyumadan önce kılmak en ihtiyatlı olandır. Çünkü sonra ne olacağı bilinmez.
•    Uykuya abdestli olarak girmelidir. Efendimiz (s.a.v) buyurmuştur ki: “Kul abdestli olarak uyuduğu zaman ruhu arşa yükselir. Bu durumda göreceği rüya sadık olur. Abdestsiz uyuduğunda ruhu arşa yükselmez, gördüğü rüyalar da karmakarışık düşler olur.”
Enes bin Malik (r.a) şöyle anlatıyor: Rasulullah (s.a.v) Medine’ye geldiklerinde ben sekiz yaşlarındaydım. Rasulullah (s.a.v) bir defasında bana, “Yavrum devamlı abdestli olmaya gücün yeterse yap. Çünkü abdestli olarak ölen kimseye şehitlik sevabı verilir.” buyurdu.
•    Uyumadan önce dişleri misvaklamalıdır. Rivayet edildiğine göre; Efendimiz (s.a.v), her gece uyuyacağı sırada ve uykudan uyandığında, dişlerini misvaklardı.4
•    Uykuya yatarken kıbleye dönük olmalıdır. Bu iki şekilde olur: ya kabirde lahde konan kişi gibi yüzü kıbleye dönük olarak sağ yanı üzerine yatar veya teneşir tahtasına yatırılmış ölü gibi sırtı üzerinde kıbleye yönelir ve dua eder.
Örnek dualar:
           Berâ İbni Âzib radıyallahu anhümâ şöyle dedi:
Resûlullah (s.a.v) yatağına uzandığında sağ tarafı üzerine yatar ve şöyle dua ederdi:
"Allahümme eslemtü nefsî ileyke, ve veccehtü vechî ileyke, ve fevvadtü emrî ileyke, ve elce'tü zahrî ileyke, rağbeten ve rehbeten ileyke, lâ melcee ve lâ mencê minke illâ ileyke. Âmentü bi kitâbikellezî enzelte ve nebiyyikellezî erselte:
“Allahım! Kendimi sana teslim ettim. Yüzümü sana çevirdim. İşimi sana ısmarladım. Rızanı isteyerek, azabından korkarak sırtımı sana dayadım, sana sığındım. Sana karşı yine senden başka sığınak yoktur. İndirdiğin kitaba ve gönderdiğin peygambere inandım.”5
Huzeyfe (r.a) şöyle dedi:
Resûlullah (s.a.v) geceleyin uyumak istediği zaman elini yanağının altına koyar sonra da:
"Allahümme bismike emûtü ve ahyâ: “Allahım! Senin isminle ölür, senin isminle dirilirim” derdi.
Uykudan uyandığı zaman:“Elhamdülillâhillezî ahyânâ min ba‘di mâ emâtenâ ve ileyhin–nüşûr”. “Bizi öldürdükten sonra dirilten Allah’a hamdolsun. Diriltmek sadece O’na mahsustur” buyururdu.6

Dipnotlar:
1 Müslim, Ebu Hureyre’den rivayet etmiştir.
2 Tirmizi, bilal’den rivayet etmiştir. Taberani va Beyhaki hasen senet ile Ebi Umame’en rivayet etmişlerdir.
3 Buhari ve Müslim, Ebu  Hureyre’den rivayet etmişlerdir.
4 Müslim, Taharet,15
5 Buhârî, Daavât 5. Ayrıca bk. Buhârî, Vudû‘ 75; Müslim, Zikir 56–58; Ebû Dâvud, Edeb 98.
6 Buhârî, Daavât 7, 8, 16. Ayrıca bk. Müslim, Zikr 59; Ebû Dâvûd, Edeb 98; Tirmizî, Edeb 28; İbni Mâce, Duâ 16.