“Güzel insanların gözü güzel şeyleri, kötü insanların gözü ise kötü şeyleri görür.” Seyda Şeyh Fadlullah (k.s)

“Günahına pişman olmayan kimsenin tarikattan nasibi yoktur.” Seyda Şeyh Fadlullah (k.s)

“Tasavvufa giren insanlar meşayih-i kiramın evladıdır.” Şeyh Sıbgatullah Arvâsi (k.s) 

“Günahtan duyulan pişmanlığın derecesi, dağdan üzerine yuvarlanan taşın önünde eli kolu bağlı kalınca duyulan korku gibi olmalıdır.” Seyda Molla Muhyeddin (k.s)

“Kişi başına gelen musibetlerin belaya dönüşmemesi için Allah’a dua etmelidir.” Seyda Şeyh Fadlullah (k.s)

“Bütün insanlar Allah’a giden yolda peygamberlere, peygamberler de Cebrail’e muhtaçtı.” Seyda Şeyh Fadlullah (k.s)

“Tarikat, İslamiyet içerisindeki nurların döndüğü yerdir.” Seyda Alameddin (k.s)

“Öfkelenen insan şeytanın elindeki topaç gibidir, şeytan onu istediği yöne çevirir.” Seyda Şeyh Fadlullah (k.s)

“Kulun kula haset etmesi, aslında Allah’a haset etmesidir. (H.B.)

“Acziyeti idrak, en büyük mertebedir.” Hz. Ömer (r.a)

“Ma’siyyet içinde tövbe olmaz.” Seyda Şeyh Fadlullah (k.s)

“Allah Teâlâ insana faydalı her nimeti Resul-i Ekrem (s.a.v)  zamanında vermiştir.” Seyda Şeyh Fadlullah (k.s)

“Anne babasından güzel bir din eğitimi alan evladın işlediği her hayrın sevabı önce annesine, sonra babasına gönderilir.” Seyda Şeyh Fadlullah (k.s)

“Bizlere Seyyid demeyiniz, eğer biz Seyyid isek Allah bunun mükâfatını zaten verecektir ama eğer değilsek Allah bunun hesabını bizden sorar.” Seyda Şeyh Fadlullah (k.s) 

“Allah dostları vefatlarından sonra gizlendiği bulutun arkasından çıkan kızgın güneş gibidir.”(H.B.)

“Her bakan gözün gördüğü şey farklıdır.” (H.B.)

“Şeyhe yapılan sürekli rabıta, kalbin her an zikretmesine vesile olur.” (H.B.)

“Zikirde görülen şeylere aldanmak, aynadan yansıyan akse takılı kalmak gibidir.” (H.B.)

“Her an rabıta halinde olmak müridi kötülüklerden korur.” (H.B.)

“Derecesi yüksek olan kendini küçük görendir; derecesi küçük olan ise kendini büyük görendir.” (H.B.)

“Allah Teâlâ’nın mağfireti Resul-i Ekrem’in (s.a.v) mutabaatına bağlıdır.” Seyda Şeyh Fadlullah (k.s)

“Rabıta, müridi dünya muhabbetinden uzaklaştır.” Seyda Şeyh Fadlullah (k.s)

“Evlat-ı salihin işlediği her güzel amele anne babası da ortaktır.” Seyda Şeyh Fadlullah (k.s)

“Müridin şeyhinden izin alarak çektiği ezkar, aşılanmış ağacın verdiği meyve gibi daha kıymetlidir.” Seyda Şeyh Fadlullah (k.s)

“Resul-i Ekrem (s.a.v) vefatından sonra en büyük bela tokluk oldu.” Hz. Ayşe (r.a)

“İnsan gecesini boş işlerle geçirip geç yatar, sonra da sabah namazına kalkamazsa, o namazını keyfi olarak terk etmiş gibi olur.” Seyda Şeyh Fadlullah (k.s)

“Asr’a andolsun ki insan mutlaka ziyandadır.” (Asr/1,2)

“Bilesiniz ki, Allah dostlarına korku yoktur; onlar üzülmeyecekler de.”(Yûnus,62)

“Bir insan günahı nispetinde edepsizdir.” Mevlana Celaleddin Rumi

“İnsanın nefsi köleye benzer, onun efendisi kalp ve ruhtur.” Mevlana Celaleddin Rumi

“Sadık bir mürid evlattan daha hayırlıdır.” Şeyh Sıbgatullah Arvâsi (k.s)

“Tarikattaki insanın iki babası vardır. Biri nesebi babası, diğeri şeyhidir. Nesebi babası onu dünya hayatına, manevi babası da âhiri hayatına hazırlar.” Seyda Şeyh Fadlullah (k.s)

“Allah dostları zühd sahibi insanlardır, şanla şöhretle ilgilenmezler.” (H.B.)

“İnsanlar bir araya geldiklerinde gıybet etmek, boş sözler söylemek yerine Allah'ı anmalılar ki meclislerine azap değil nur yağsın.” Seyda Şeyh Fadlullah (k.s)

“Günahından pişman olmayan, nasihat tesir etmeyen insanın imanından şüphe edilir.” Seyda Şeyh Fadlullah (k.s)

“Bir yerde olan her yerdedir, her yerde olan hiçbir yerdedir.” Necip Fazıl Kısakürek

“Âlimlerin en şansızı cahilin arasında olandır.” (H.B.)

“Müridin virdini terk etmesi varlık duygusundan kaynaklanır.” Şeyh Abdurrahman Taği (k.s)

“Dostunla çok dost olma, düşmanınla çok düşman olma. Olur ki bir gün dostun düşmanın, düşmanın dostun oluverir.” Mevlana Celaleddin Rumi

“İnsanın güzelliği sabrettiği sıkıntılar nispetindedir”. (F.B.)

“İlim ancak amel edildiğinde kıymetlidir.” Seyda Şeyh Fadlullah (k.s)

“Kalpler ancak Allah'ı anmakla zikriyle mutmain olur.” (Ra’d/28)

“Hakikat bir kuştur; bir kanadı tarikat, bir kanadı şeraittir. Birinden biri eksik olursa hakikat kuşu uçmaz.” İmam Rabbani (k.s)

“Tasavvuf kal ilmi değil hal ilmidir.”

“Keşke tasavvuf üzerine hiç söz söylenmeseydi de, ehl-i tasavvuf olmayan kimseler tasavvufu anlatmamış olsalardı.” Şeyh Abdurrahman Taği (k.s)

“Müridin gördüğü değişik haller ve cezbe hali, oyalanması için küçük bir çocuğun önüne konulan şekerlemeler gibidir.” Şeyh Abdurrahman Taği (k.s)

“İnsan haklı olduğu bir konuda münakaşa etmek yerine susup, geriye çekilse, haksız olabileceğini düşünse ne kaybeder? Ne kazanır? (H.B.)

“Üç günden fazla küs kalan insanlar kendi elleriyle kendilerini Allah’ın rahmetinden mahrum ederler.” Seyda Şeyh Fadlullah (k.s)

“Her mürşid-i kâmil, yetiştirdiği halifesini omzuna bastırarak bir üst dereceye ulaştırır.” (H.B.)

“Mürşid-i kâmil olan kulların kalbi Allah Teâlâ’nın nazargahıdır.” Seyda Şeyh Fadlullah (k.s)

“Acı çekmeden başarı kazanılmaz”. (H.B.)

“Her insanın evinden son çıkışı vardır.” (F.B.)

“Bir yerde bir hayır işlendiği zaman o hayrın nispeti etrafa da faydalı olur; bir yerde de bir günah işlendiği zaman da o günahın zulmeti etrafı sarar.” (F.B.)

“Sadakat sıkıntılı dönemlerde kendini belli eder.” Seyda Alameddin (k.s)

“Sınırı olan dünyayı sınırsız bir aşkla sevmek, insana eziyet verir.” Seyda Alameddin (k.s)

Allah katında büyüklük, sayıya değil keyfiyyete bakar.” Seyda Alameddin (k.s)

“Ahir zamanda imanı muhafaza etmek, elde sıcak kor tutmaktan daha zordur.” (H.Ş.)

“Tasavvufta hissesi olmayan bir insan zamanın muhakkik ulemalarından biri sayılsa dahi, ahir zamanda zındıkların kurdukları tuzaklara karşı imanını muhafaza edemez.” Seyda Alameddin (k.s)

“Çok mukaddes neticelerin kazanılacağı zamanlarda insan, nefs ve şeytanın istilasındadır.” Seyda Alameddin (k.s)

“Kişinin işlediği her bir amelin elbisesi kendisine giydirilir. Hayır ise hayır, şer ise şer.” Hz. Osman (r.a)

“Eğer kalpleriniz temiz olsaydı, Allah'ın kelâmını okumaya doymazdınız." Hz. Osman (r.a) 

“Eğer söz gümüş ise sükût altındır.” Hz. Süleyman (a.s)

“Mü'min bir kimsenin dili, kalbinin arkasındadır. Konuşmak istediği zaman kalbiyle o şeyi düşünür, sonra diliyle onu geçiştirir; münafığın dili kalbinin önündedir. Bir şeyi kastettiğinde diliyle söyler, kalbiyle düşünmez.” Hasan Basri (r.a) 

“Kişinin malayani şeyleri terk etmesi, Müslümanlığının güzelliğindendir.”(Tirmizi, Zühd/11)

“ Âdemoğlu sabahladığı zaman tüm azaları dile hatırlatıcı oldukları halde sabahlar ve derler ki: Bizim hakkımızda Allah’tan kork! Zira sen doğru olursan biz de doğru oluruz. Eğer sen inhirat edersen  biz de inhirat eder  haktan ayrılırız.”(Tirmizi)

“Kulun kalbi doğru olmadıkça imanı doğru olmaz. Kalbi de dili doğru olmadıkça doğru olmaz. (Haraiti)

“Sâdık arkadaşlar bulun ve onların arasında yaşayın. Dürüst ve samîmi arkadaşlar, darlıkta yardımcı, genişlikte süs ve zînettirler.” Hz. Ömer (r.a) 

“Dostunun sana düşen işini güzel bir şekilde gör ki, lüzumunda, sana daha güzeliyle karşılıkta bulunsun.” Hz. Ömer (r.a)

“ İşlerini Allah’tan korkanlara danış ve onlarla istişâre et.” Hz. Ömer (r.a)

“Allah’a itâat eden büyük zâtların sözlerine dikkat edin. Çünkü onlara Allah tarafından gerçekler tecellî eder ve onu konuşurlar.”Hz. Ömer (r.a)

“İyilik kolay bir şeydir. Güler yüz ve yumuşak söz bunu temin eder. Şiddet göstermeksizin kuvvetli, zayıflık göstermeksizin yumuşak ol.” Hz. Ömer (r.a)

“Çok gülenin heybeti azalır. Şaka yapan eğlenceye alınır. Bir şeyi çok yapan onunla tanınır.” Hz. Ömer (r.a)

“Çok konuşan çok yanılır, hataya düşer. Böyle kimsenin hayâsı azalır. Hayâsı azalan şüpheli şeylerden az kaçınır. Şüpheli şeylerden az kaçınanın kalbi ölür.” Hz. Ömer (r.a)

“Amellerin efdali, farzları yapıp haramlardan kaçınmak ve Allah katında sâdık niyettir.” Hz. Ömer (r.a)

“Hesâba çekilmeden önce kendinizi hesaba çekin.” Hz. Ömer (r.a)

“Âhiret işlerinde zarar etmektense, dünyâya âit işlerde zarar ediniz. Böylesi sizin için daha hayırlıdır.” Hz. Ömer (r.a)

“Alay, şaka ve mizah etmekten kaçınınız. Zîrâ insanın şerefini kırar, vakarını azaltır.” Hz. Ömer (r.a)

“Ahmakla arkadaşlık etmekten kaçın. Çünkü ekseriya, sana iyilik yapayım derken zararı dokunur.” Hz. Ömer (r.a)

“Tövbe edenlerle oturun, onların kalpleri yumuşak olur.” Hz. Ömer (r.a)

"Kalp kör olduktan sonra, gözün görmesinde pek yarar yoktur." Hz. Ali (r.a.)

"Mü'min bir kimse mazeretleri, münafık ise günah ve hataları arar!" İbn-i Mübarek

"Herkesin ölümü kendi rengindedir." Mevlana Celaleddin Rumi (k.s)

“Zâlim sultanın yanında gerçeği söylemek en büyük cihaddandır.”(Tirmizî)

“Sana vahyedilen Kitabı oku ve namazı kıl. Muhakkak ki namaz hayâsızlıktan ve kötülükten alıkoyar. Allah'ı anmak elbette en büyük ibadettir. Allah yaptıklarınızı bilir. (Ankebut/45)

“Akıl, insana verilen cevherlerden biridir.” Seyda Şeyh Fadlullah (k.s)

Günün Sözü

Dünya şehvetlerle donatılmış, âfetlerle kuşatılmıştır. Dünya malının helalinin hesabı, haramının azabı vardır. Dünyaya yakınlık ve ilginiz ona göre olsun.
İbn-i Semmak -

   GECE İBADETİNİN FAZİLETİ

Farzlardan sonra en faziletli namaz gece namazıdır.1 Büyüklerimiz gece ibadetine çok önem vermişlerdir. Gece kalkmanın hikmeti çoktur. Efendimiz (s.a.v) “Gece kıyamına devam edin; zira bu, sizden önceki salihlerin ibadetidir. Çünkü gece ibadeti, Allahü Teâlâ’ya yakınlık ve günahlara kefaret olup insanı bedeni hastalıklardan korur ve günahlardan uzaklaştırır.” buyurmuştur.2 Kur’an-ı Kerim’ de gece yapılan ibadetin daha kıymetli olduğu şöyle bildirilmiştir:
“Şüphesiz gece kalkış daha tesirli ve o zaman okumak daha elverişlidir.”(73- Müzemmil:6)
“Yoksa gece secde ederek, ayakta durarak boyun büken, inkâr edenlerle bir olur mu?” (39-Zümer:9)
Teheccüd vakti günün en kıymetli vakitlerinden biridir. İnsanın Allahü Teâlâ’ya en yakın olduğu zamandır. Bu vakitleri Allahü Teâlâ’yı anarak geçirmek gerekir. Gece de öyle kıymetli zamanlar vardır ki edilen tüm hayır dualar kabul olunur. Buhari’nin Cabir’den rivayet ettiği bir hadiste Efendimiz (s.a.v):   “Gecede bir vakit var. Herhangi bir Müslüman kul, bu vakti denk getirir ve o saatte Allah’tan ne gibi bir hayır isterse, Allah onu verir.” buyurmaktadır.
Gece ibadeti herkese nasip olmaz. Böyle değerli bir hediyeyi Allahü Teâlâ herkese lütfetmez. Hasan Basrî hazretleri , “Kişi isyanı sebebiyle gece ibadetinden mahrum olur.” buyurmuştur. Gece kalkamayan kişi kendinde kusur aramalıdır. Yaptığı bir yanlış yüzünden bunun başına geldiğini bilmeli ve tövbe etmelidir. Fudayl hazretleri, “ Gündüz orucuna ve gece ibadetine güç yetiremeyenler, hayırdan mahrum ve hatalı kimseler olduğunu bilmelidirler.” demiştir.
Gece ibadeti çok hayırlı bir iş olduğu için şeytan insanın yakasını hiç bırakmaz. Onu kandırmaya çalışır. Efendimiz (s.a.v) şöyle buyurmuştur:
“Sizden biriniz uyuduğu zaman, şeytan kafası üzerine üç düğüm düğümler ve her düğüm atışında ise “Daha vakit çok, yat uyu” der. İnsan onu dinlemeden uyanıp Allah’ı andığı zaman düğümlerden biri çözülür. Kalkıp abdest aldığı zaman ikincisi, namaza başladığı zaman üçüncüsü de çözülmüş olur. Bu suretle temiz ve neşeli olduğu halde sabahlar. Şayet şeytanın bu düğümlerine aldanarak sabahlarsa tembel ve habis olarak sabaha çıkmış olur.”3
 Tasavvufta gece ibadeti çok önemlidir. Üstadımız Seyda Fadlullah (k.s), Bizim tarikatımızda teheccüd namazı çok önemlidir; çünkü Seyyid Sıbğatullahi Ervasi’ye (k.s) sormuşlar: “ Sizin etbaınız (tabi olanlar) kimlerdir?” O da : “ Bizim etbaımız, teheccüd ehlidir.” demiştir. Yine Üstadımız Seyda Fadlullah (k.s), “ Geceleri televizyon seyrederek, gıybet ederek geçirmek yerine teheccüd namazı, kaza namazı kılarak değerlendirin.” tavsiyesinde bulunmuştur.

 Zahirî ve batınî, kolaylaştırıcı sebepler bulunmadıkça gece ibadetine kalkmak cidden zordur:
 Gece Kalkmanın Zahirî Sebepleri Dörttür:
1.    Fazla yemek yememektir. Çünkü çok yemek, o nispette de çok uykuya sebep olur. Ve bu suretle kalkmak da zorlaşır. Öte yandan mideye ağırlık veren bir yemeğin kalbe daha fazla ağırlık vereceği bilinmelidir. Akşamleyin yemek yiyen bir kimse onu, zikir, Kur’an-ı Kerim tilaveti ve istiğfar ile eritmedikçe uyumamalıdır. Şeyhlerden bazıları müritlerin akşam sofrasına giderek, sakın çok yiyip çok içip çok uyumayın; çünkü çok yer, çok içer ve çok uyursanız sonra ölüm anında çok pişman olursunuz, derdi.
2.    Gündüzleri vücudunu haddinden fazla yormamaktır. Çünkü bu durumda daha fazla uykuya ihtiyaç doğar.
3.    Öğleden önce biraz uyumalıdır. Buna kalûle denir. Bu uyku gece kıyamı için yardımcıdır.
4.    Gündüzleri isyana dalmamaktır. Çünkü bu hal kalbi karartır. Ve rahmeti celp edecek sebeplere engel olur.
Adamın biri Hasan Basrî’ ye ,” Ya Eba Said! Ben gece kalkmak için her çareye başvurur hatta abdest suyumu hazırlarım. Böyle iken yine uyuyamam, bunun hikmeti nedir?” diye sordu. Hasan Basrî bu soruya, “Günahların seni bağlıyor” diye cevap verdi.
Âlimin biri de şöyle diyor: “Bütün günahlar kalbi katılaştırır ve gece ibadetine engel olur. Buna en çok müessir olan da haram lokmadır. Helal lokma ise başka hiçbir şeyin yapamayacağı şekilde kalbe tesir eder, kalbi cilalandırır ve iyiliğe, ibadete çeker. Namaz, insanı kötülükten alıkoyduğu gibi, kötülükler de insanı namazdan ve diğer iyiliklerden alıkoyar.”
Ayrıca gece kalkmakta ailenin de rolü büyüktür. Ev halkı bu konuda birbirine destek olmalıdır. Uyanmış olan kişi diğerini uyandırmalı hatta kalkmak istemezse zorlamalıdır. Efendimiz (s.a.v) bu konuda şöyle buyurmuştur: “Geceleyin kalkıp namaz kılan ve karısını uyandırarak ona da kıldıran, şayet kalkmak istemezse yüzüne su serpen erkeğe Allah rahmet eder. Geceleyin kalkıp namaz kılan ve kocasını uyandıran, kalkmak istemezse yüzüne su serpen kadına da Allah rahmet eder."

Gece Kalkmaya Yardımcı Batınî Sebepler de Dörttür:
1.    Müslümanlara kin beslemekten, bidatlerden ve fuzulî dünya meşgalelerinden kalbin sâlim olmasıdır. Kalbi dünya meşgalesi ile dolu olan kimse, gece kalkamaz, hatta kalksa yine huzur içinde ibadet edemez, vesveseye kapılır.
2.    Âhireti düşünüp cehennem azabının verdiği korku ve cennetin hevesi içinde bulunmaktır. Böylece kişinin ibadete olan meyli artar.
3.    Gece ibadetinin faziletini, bu husustaki ayet ve hadisleri öğrenmektir. Kişi önemini kavradığı şeye daha çok ehemmiyet gösterir.
4.     Allah sevgisi ve iman kuvveti. Allahü Teâlâ’yı seven kimse onunla tenhada kalmayı ister ve sevgilisi ile münacattan zevk alır. Bu nedenle Allah dostları gecenin bitmesine üzülür diğer gecenin gelmesi için beklerler. Fudayl Bin İyad: “Güneş batarken, Allah ile baş başa kalacağım diye sevinirim; güneş doğarken de insanlarla baş başa kalacağım diye üzülürüm.” demiştir.

Ayrıca kişi gün boyunca dünyalık meşgaleler içinde bulunur. İnsanlarla iç içe koşturup durur. Bu durum kalpte büyük bir tesir ve tahriş yapar. Halka nazar etmek çör çöpün göze zarar verdiği gibi basireti zedeler. Bu nedenle akşam olup kişi evine çekildiği vakit bu halden kurtulması için ibadet ve taât ile meşgul olmalıdır. Akşam ile yatsı arasını ihya eden kişi gündüzün verdiği dağınıklıktan kurtulur. Huzur içinde yatsı namazını da eda eder. Bu halden çıkmamak için yatsıdan sonra malayâni işlerden uzak durmalıdır. Hatta gereksiz konuşmalar dahi kişiye zarar verecektir. Öyle ki televizyon seyretmek, müzik dinlemek vs. gibi tamamen vakti harcayan ve kalp huzurunu kaçıran davranışlar gece ibadeti bir yana sabah namazına dahi uyanamamaya sebebiyet verebilir.
Üstadımız Seyda Fadlullah hazretleri bizi bu konuda uyarmış, yatsı namazından sonra, ilim öğrenmek dışında, hiçbir şeyle meşgul olunmaması gerektiğini vurgulamıştır. Bir sohbetlerinde şöyle buyurmuştur: “ İnsan yatsı namazını kıldığı zaman yatmasa, geç yatıp sabah namazına kalkamasa, o insan sanki keyfi olarak namazını kılmamış gibidir. Bu davranış sünnete aykırı olduğu için (yatsı namazından sonra yatmamak) çok günahtır. Fakat yatsıdan sonra hemen yatıp teheccüde ve sabah namazına kalkmaya niyet etse ve kalkamasa o kişi yine sevabını alır.( “Gece namazı kılmak itiyadı olduğu halde uyanamayan kimseye aynen namaz kılmış gibi sevap verilir. Ve uykusu da kendisine sadaka olur.”(Ebu Davud ile Nesei, Hz. Aişe’den rivayet etmişlerdir.)”) Fakat namazının kazasını kılmak zorundadır. Kişi için o yatış da ibadettir. İnsanın yatsıdan sonra yatmayıp ilim tahsili dışında bir şeyle uğraşmasına fetva yoktur. Yalnız ilim yapmak için yatmayabilir. İnsan böyle yaşar çocuklarını da bu şekilde eğitirse kendi sevap kazandığı gibi çocuklarının yaptığından dolayı da sevap kazanacaktır. Tefekkür ehli ve tarikat ehli olan insan bunlara dikkat etmelidir.”
                                                  UYKU ADABI
 Akşamını hayırla geçirmiş olan kişi uyku edebine riayet ederek uyur, bu da şöyledir:
•    Vitir namazını uyumadan önce kılmak en ihtiyatlı olandır. Çünkü sonra ne olacağı bilinmez.
•    Uykuya abdestli olarak girmelidir. Efendimiz (s.a.v) buyurmuştur ki: “Kul abdestli olarak uyuduğu zaman ruhu arşa yükselir. Bu durumda göreceği rüya sadık olur. Abdestsiz uyuduğunda ruhu arşa yükselmez, gördüğü rüyalar da karmakarışık düşler olur.”
Enes bin Malik (r.a) şöyle anlatıyor: Rasulullah (s.a.v) Medine’ye geldiklerinde ben sekiz yaşlarındaydım. Rasulullah (s.a.v) bir defasında bana, “Yavrum devamlı abdestli olmaya gücün yeterse yap. Çünkü abdestli olarak ölen kimseye şehitlik sevabı verilir.” buyurdu.
•    Uyumadan önce dişleri misvaklamalıdır. Rivayet edildiğine göre; Efendimiz (s.a.v), her gece uyuyacağı sırada ve uykudan uyandığında, dişlerini misvaklardı.4
•    Uykuya yatarken kıbleye dönük olmalıdır. Bu iki şekilde olur: ya kabirde lahde konan kişi gibi yüzü kıbleye dönük olarak sağ yanı üzerine yatar veya teneşir tahtasına yatırılmış ölü gibi sırtı üzerinde kıbleye yönelir ve dua eder.
Örnek dualar:
           Berâ İbni Âzib radıyallahu anhümâ şöyle dedi:
Resûlullah (s.a.v) yatağına uzandığında sağ tarafı üzerine yatar ve şöyle dua ederdi:
"Allahümme eslemtü nefsî ileyke, ve veccehtü vechî ileyke, ve fevvadtü emrî ileyke, ve elce'tü zahrî ileyke, rağbeten ve rehbeten ileyke, lâ melcee ve lâ mencê minke illâ ileyke. Âmentü bi kitâbikellezî enzelte ve nebiyyikellezî erselte:
“Allahım! Kendimi sana teslim ettim. Yüzümü sana çevirdim. İşimi sana ısmarladım. Rızanı isteyerek, azabından korkarak sırtımı sana dayadım, sana sığındım. Sana karşı yine senden başka sığınak yoktur. İndirdiğin kitaba ve gönderdiğin peygambere inandım.”5
Huzeyfe (r.a) şöyle dedi:
Resûlullah (s.a.v) geceleyin uyumak istediği zaman elini yanağının altına koyar sonra da:
"Allahümme bismike emûtü ve ahyâ: “Allahım! Senin isminle ölür, senin isminle dirilirim” derdi.
Uykudan uyandığı zaman:“Elhamdülillâhillezî ahyânâ min ba‘di mâ emâtenâ ve ileyhin–nüşûr”. “Bizi öldürdükten sonra dirilten Allah’a hamdolsun. Diriltmek sadece O’na mahsustur” buyururdu.6

Dipnotlar:
1 Müslim, Ebu Hureyre’den rivayet etmiştir.
2 Tirmizi, bilal’den rivayet etmiştir. Taberani va Beyhaki hasen senet ile Ebi Umame’en rivayet etmişlerdir.
3 Buhari ve Müslim, Ebu  Hureyre’den rivayet etmişlerdir.
4 Müslim, Taharet,15
5 Buhârî, Daavât 5. Ayrıca bk. Buhârî, Vudû‘ 75; Müslim, Zikir 56–58; Ebû Dâvud, Edeb 98.
6 Buhârî, Daavât 7, 8, 16. Ayrıca bk. Müslim, Zikr 59; Ebû Dâvûd, Edeb 98; Tirmizî, Edeb 28; İbni Mâce, Duâ 16.




       
                                  
 

"Site içerisindeki Tüm Yazı Resim ve Medyaların Telif Hakları Kalb-iselim.net 'e aittir , izinsiz kopyalanamaz , çoğaltılamaz. "

discount tretinoin 0.1 45 gm cream site will u buy viagra over the counter viagra generic prednisone for sale online link link oral safe generic propecia male pattern baldness lisinopril reviews impotence cialis canadian generic here buy overnight viagra online viagra sales in 2007 cialis levitra shop generic viagra over no ed generic viagra online generic drug list for accutane purchase glucophage metformin paxil 40 price of cialis at walmart zoloft without a prescription generic name how to xenical reviews link imitrex gmc biggest buyer of viagra zithromax dosing cost the cheapest time to take lipitor cialis how long online drugstore buspar price generic buy erythromycin without rx sitemap