“Güzel insanların gözü güzel şeyleri, kötü insanların gözü ise kötü şeyleri görür.” Seyda Şeyh Fadlullah (k.s)

“Günahına pişman olmayan kimsenin tarikattan nasibi yoktur.” Seyda Şeyh Fadlullah (k.s)

“Tasavvufa giren insanlar meşayih-i kiramın evladıdır.” Şeyh Sıbgatullah Arvâsi (k.s) 

“Günahtan duyulan pişmanlığın derecesi, dağdan üzerine yuvarlanan taşın önünde eli kolu bağlı kalınca duyulan korku gibi olmalıdır.” Seyda Molla Muhyeddin (k.s)

“Kişi başına gelen musibetlerin belaya dönüşmemesi için Allah’a dua etmelidir.” Seyda Şeyh Fadlullah (k.s)

“Bütün insanlar Allah’a giden yolda peygamberlere, peygamberler de Cebrail’e muhtaçtı.” Seyda Şeyh Fadlullah (k.s)

“Tarikat, İslamiyet içerisindeki nurların döndüğü yerdir.” Seyda Alameddin (k.s)

“Öfkelenen insan şeytanın elindeki topaç gibidir, şeytan onu istediği yöne çevirir.” Seyda Şeyh Fadlullah (k.s)

“Kulun kula haset etmesi, aslında Allah’a haset etmesidir. (H.B.)

“Acziyeti idrak, en büyük mertebedir.” Hz. Ömer (r.a)

“Ma’siyyet içinde tövbe olmaz.” Seyda Şeyh Fadlullah (k.s)

“Allah Teâlâ insana faydalı her nimeti Resul-i Ekrem (s.a.v)  zamanında vermiştir.” Seyda Şeyh Fadlullah (k.s)

“Anne babasından güzel bir din eğitimi alan evladın işlediği her hayrın sevabı önce annesine, sonra babasına gönderilir.” Seyda Şeyh Fadlullah (k.s)

“Bizlere Seyyid demeyiniz, eğer biz Seyyid isek Allah bunun mükâfatını zaten verecektir ama eğer değilsek Allah bunun hesabını bizden sorar.” Seyda Şeyh Fadlullah (k.s) 

“Allah dostları vefatlarından sonra gizlendiği bulutun arkasından çıkan kızgın güneş gibidir.”(H.B.)

“Her bakan gözün gördüğü şey farklıdır.” (H.B.)

“Şeyhe yapılan sürekli rabıta, kalbin her an zikretmesine vesile olur.” (H.B.)

“Zikirde görülen şeylere aldanmak, aynadan yansıyan akse takılı kalmak gibidir.” (H.B.)

“Her an rabıta halinde olmak müridi kötülüklerden korur.” (H.B.)

“Derecesi yüksek olan kendini küçük görendir; derecesi küçük olan ise kendini büyük görendir.” (H.B.)

“Allah Teâlâ’nın mağfireti Resul-i Ekrem’in (s.a.v) mutabaatına bağlıdır.” Seyda Şeyh Fadlullah (k.s)

“Rabıta, müridi dünya muhabbetinden uzaklaştır.” Seyda Şeyh Fadlullah (k.s)

“Evlat-ı salihin işlediği her güzel amele anne babası da ortaktır.” Seyda Şeyh Fadlullah (k.s)

“Müridin şeyhinden izin alarak çektiği ezkar, aşılanmış ağacın verdiği meyve gibi daha kıymetlidir.” Seyda Şeyh Fadlullah (k.s)

“Resul-i Ekrem (s.a.v) vefatından sonra en büyük bela tokluk oldu.” Hz. Ayşe (r.a)

“İnsan gecesini boş işlerle geçirip geç yatar, sonra da sabah namazına kalkamazsa, o namazını keyfi olarak terk etmiş gibi olur.” Seyda Şeyh Fadlullah (k.s)

“Asr’a andolsun ki insan mutlaka ziyandadır.” (Asr/1,2)

“Bilesiniz ki, Allah dostlarına korku yoktur; onlar üzülmeyecekler de.”(Yûnus,62)

“Bir insan günahı nispetinde edepsizdir.” Mevlana Celaleddin Rumi

“İnsanın nefsi köleye benzer, onun efendisi kalp ve ruhtur.” Mevlana Celaleddin Rumi

“Sadık bir mürid evlattan daha hayırlıdır.” Şeyh Sıbgatullah Arvâsi (k.s)

“Tarikattaki insanın iki babası vardır. Biri nesebi babası, diğeri şeyhidir. Nesebi babası onu dünya hayatına, manevi babası da âhiri hayatına hazırlar.” Seyda Şeyh Fadlullah (k.s)

“Allah dostları zühd sahibi insanlardır, şanla şöhretle ilgilenmezler.” (H.B.)

“İnsanlar bir araya geldiklerinde gıybet etmek, boş sözler söylemek yerine Allah'ı anmalılar ki meclislerine azap değil nur yağsın.” Seyda Şeyh Fadlullah (k.s)

“Günahından pişman olmayan, nasihat tesir etmeyen insanın imanından şüphe edilir.” Seyda Şeyh Fadlullah (k.s)

“Bir yerde olan her yerdedir, her yerde olan hiçbir yerdedir.” Necip Fazıl Kısakürek

“Âlimlerin en şansızı cahilin arasında olandır.” (H.B.)

“Müridin virdini terk etmesi varlık duygusundan kaynaklanır.” Şeyh Abdurrahman Taği (k.s)

“Dostunla çok dost olma, düşmanınla çok düşman olma. Olur ki bir gün dostun düşmanın, düşmanın dostun oluverir.” Mevlana Celaleddin Rumi

“İnsanın güzelliği sabrettiği sıkıntılar nispetindedir”. (F.B.)

“İlim ancak amel edildiğinde kıymetlidir.” Seyda Şeyh Fadlullah (k.s)

“Kalpler ancak Allah'ı anmakla zikriyle mutmain olur.” (Ra’d/28)

“Hakikat bir kuştur; bir kanadı tarikat, bir kanadı şeraittir. Birinden biri eksik olursa hakikat kuşu uçmaz.” İmam Rabbani (k.s)

“Tasavvuf kal ilmi değil hal ilmidir.”

“Keşke tasavvuf üzerine hiç söz söylenmeseydi de, ehl-i tasavvuf olmayan kimseler tasavvufu anlatmamış olsalardı.” Şeyh Abdurrahman Taği (k.s)

“Müridin gördüğü değişik haller ve cezbe hali, oyalanması için küçük bir çocuğun önüne konulan şekerlemeler gibidir.” Şeyh Abdurrahman Taği (k.s)

“İnsan haklı olduğu bir konuda münakaşa etmek yerine susup, geriye çekilse, haksız olabileceğini düşünse ne kaybeder? Ne kazanır? (H.B.)

“Üç günden fazla küs kalan insanlar kendi elleriyle kendilerini Allah’ın rahmetinden mahrum ederler.” Seyda Şeyh Fadlullah (k.s)

“Her mürşid-i kâmil, yetiştirdiği halifesini omzuna bastırarak bir üst dereceye ulaştırır.” (H.B.)

“Mürşid-i kâmil olan kulların kalbi Allah Teâlâ’nın nazargahıdır.” Seyda Şeyh Fadlullah (k.s)

“Acı çekmeden başarı kazanılmaz”. (H.B.)

“Her insanın evinden son çıkışı vardır.” (F.B.)

“Bir yerde bir hayır işlendiği zaman o hayrın nispeti etrafa da faydalı olur; bir yerde de bir günah işlendiği zaman da o günahın zulmeti etrafı sarar.” (F.B.)

“Sadakat sıkıntılı dönemlerde kendini belli eder.” Seyda Alameddin (k.s)

“Sınırı olan dünyayı sınırsız bir aşkla sevmek, insana eziyet verir.” Seyda Alameddin (k.s)

Allah katında büyüklük, sayıya değil keyfiyyete bakar.” Seyda Alameddin (k.s)

“Ahir zamanda imanı muhafaza etmek, elde sıcak kor tutmaktan daha zordur.” (H.Ş.)

“Tasavvufta hissesi olmayan bir insan zamanın muhakkik ulemalarından biri sayılsa dahi, ahir zamanda zındıkların kurdukları tuzaklara karşı imanını muhafaza edemez.” Seyda Alameddin (k.s)

“Çok mukaddes neticelerin kazanılacağı zamanlarda insan, nefs ve şeytanın istilasındadır.” Seyda Alameddin (k.s)

“Kişinin işlediği her bir amelin elbisesi kendisine giydirilir. Hayır ise hayır, şer ise şer.” Hz. Osman (r.a)

“Eğer kalpleriniz temiz olsaydı, Allah'ın kelâmını okumaya doymazdınız." Hz. Osman (r.a) 

“Eğer söz gümüş ise sükût altındır.” Hz. Süleyman (a.s)

“Mü'min bir kimsenin dili, kalbinin arkasındadır. Konuşmak istediği zaman kalbiyle o şeyi düşünür, sonra diliyle onu geçiştirir; münafığın dili kalbinin önündedir. Bir şeyi kastettiğinde diliyle söyler, kalbiyle düşünmez.” Hasan Basri (r.a) 

“Kişinin malayani şeyleri terk etmesi, Müslümanlığının güzelliğindendir.”(Tirmizi, Zühd/11)

“ Âdemoğlu sabahladığı zaman tüm azaları dile hatırlatıcı oldukları halde sabahlar ve derler ki: Bizim hakkımızda Allah’tan kork! Zira sen doğru olursan biz de doğru oluruz. Eğer sen inhirat edersen  biz de inhirat eder  haktan ayrılırız.”(Tirmizi)

“Kulun kalbi doğru olmadıkça imanı doğru olmaz. Kalbi de dili doğru olmadıkça doğru olmaz. (Haraiti)

“Sâdık arkadaşlar bulun ve onların arasında yaşayın. Dürüst ve samîmi arkadaşlar, darlıkta yardımcı, genişlikte süs ve zînettirler.” Hz. Ömer (r.a) 

“Dostunun sana düşen işini güzel bir şekilde gör ki, lüzumunda, sana daha güzeliyle karşılıkta bulunsun.” Hz. Ömer (r.a)

“ İşlerini Allah’tan korkanlara danış ve onlarla istişâre et.” Hz. Ömer (r.a)

“Allah’a itâat eden büyük zâtların sözlerine dikkat edin. Çünkü onlara Allah tarafından gerçekler tecellî eder ve onu konuşurlar.”Hz. Ömer (r.a)

“İyilik kolay bir şeydir. Güler yüz ve yumuşak söz bunu temin eder. Şiddet göstermeksizin kuvvetli, zayıflık göstermeksizin yumuşak ol.” Hz. Ömer (r.a)

“Çok gülenin heybeti azalır. Şaka yapan eğlenceye alınır. Bir şeyi çok yapan onunla tanınır.” Hz. Ömer (r.a)

“Çok konuşan çok yanılır, hataya düşer. Böyle kimsenin hayâsı azalır. Hayâsı azalan şüpheli şeylerden az kaçınır. Şüpheli şeylerden az kaçınanın kalbi ölür.” Hz. Ömer (r.a)

“Amellerin efdali, farzları yapıp haramlardan kaçınmak ve Allah katında sâdık niyettir.” Hz. Ömer (r.a)

“Hesâba çekilmeden önce kendinizi hesaba çekin.” Hz. Ömer (r.a)

“Âhiret işlerinde zarar etmektense, dünyâya âit işlerde zarar ediniz. Böylesi sizin için daha hayırlıdır.” Hz. Ömer (r.a)

“Alay, şaka ve mizah etmekten kaçınınız. Zîrâ insanın şerefini kırar, vakarını azaltır.” Hz. Ömer (r.a)

“Ahmakla arkadaşlık etmekten kaçın. Çünkü ekseriya, sana iyilik yapayım derken zararı dokunur.” Hz. Ömer (r.a)

“Tövbe edenlerle oturun, onların kalpleri yumuşak olur.” Hz. Ömer (r.a)

"Kalp kör olduktan sonra, gözün görmesinde pek yarar yoktur." Hz. Ali (r.a.)

"Mü'min bir kimse mazeretleri, münafık ise günah ve hataları arar!" İbn-i Mübarek

"Herkesin ölümü kendi rengindedir." Mevlana Celaleddin Rumi (k.s)

“Zâlim sultanın yanında gerçeği söylemek en büyük cihaddandır.”(Tirmizî)

“Sana vahyedilen Kitabı oku ve namazı kıl. Muhakkak ki namaz hayâsızlıktan ve kötülükten alıkoyar. Allah'ı anmak elbette en büyük ibadettir. Allah yaptıklarınızı bilir. (Ankebut/45)

“Akıl, insana verilen cevherlerden biridir.” Seyda Şeyh Fadlullah (k.s)

Günün Sözü

Dünya şehvetlerle donatılmış, âfetlerle kuşatılmıştır. Dünya malının helalinin hesabı, haramının azabı vardır. Dünyaya yakınlık ve ilginiz ona göre olsun.
İbn-i Semmak -

    

a)  O çocuğun, erkek çocuk olması,

b)  Buluğa ermesi,

c)  Uysal (halim) olması... Öyle bir çocuk ki Babası kendisini keseceğini bildirdiğinde, "İnşallah beni sabırlılardan bulacaksın" (Saffat, 102) deyip, kurban edilmek için kendini teslim etti. Bundan daha büyük sabır olur mu? İsmail (a.s.) İbrahim (a.s) da, halim olarak  tavsif  edilmiştir. Nitekim Hak Teâlâ, "Şüphesiz İbrahim, evvâh ve halim idi"(Tevbe. 114) ve "Şüphesiz İbrahim, halim, evvâh ve münîb idi" (Hûd, 75) buyurmuştur. Böylece Cenabı Hak, onun çocuğunun da halim ve şeref-fazilet özellikleri bakımından onun yerini tutabilecek bir zat olduğunu anlatmıştır. Bil ki en güzel sıfat, "salâh"tır. Bunun delili ise, Hz. İbrahim (a.s)'in kendisi için salâhı (Salih olmayı) isteyerek, "Rabbim, bana hükmü hibe et ve beni Salihlere kat"(Şuarâ. 83) demiş ve aynı şeyi çocuğu için de isteyerek, "Ya Rabbi, bana Salih evlat ihsan et" diye dua etmiştir. Hz. Süleyman (a.s) da, dinî ve dünyevî hususlardaki derecesi mükemmelleştikten sonra, "Ya Rabbi, rahmetinle beni Salih kullarına kat "(Nemi, 19) diye dua etmiştir. Bütün bunlar, Salihlik vasfının kulların elde edeceği makamların en kıymetlisi olduğuna delâlet eder. [102]

İsmail (a.s)'in Sadakati

 

 Cenabı Hak, "Biz de ona uysal bir oğul müjdesini verdik" (Saffat, 101) buyurunca, bunun peşinden, müjdelenen o şeyin meydana geldiğine ve onun, buluğa erdiğine ve "Artık o yanında koşma çağına girince..." buyurmuştur ki, bu, "O, yetişip koşabilecek çağa gelince" demektir. Baba, herkesten daha fazla olarak çocuğuna şefkatlidir. Babanın dışında kalanlar çoğu kez, çocuğu çalıştırma işinde ona sert davranır da, o da henüz güç ve kuvvetini tam almadığı için buna dayanamaz. Bazı kimseler İsmail (a.s.)ın, o esnada on üç yaşında olduğunu söylemişlerdir. Bu sözden maksat şudur: Allah Teâlâ, 101. ayette, o çocuğun "halim-uysal" olacağını belirtince, bu ayette, onun hilminin mükemmel olduğuna delâlet eden şeyi belirtmiştir. Zira onda, bu büyük imtihanı üstlenmeye ve böylesi güzel bir cevap vermeye dair, ona kuvvet ve cesaret verecek bir yumuşaklık ve gönül genişliği, mükemmelliği vardır.

 

İbrahim (a.s.),Hz. Hacer ile Hz İsmail (a.s.)’ı görmek istediği zaman sabahleyin Şam’dan Burak’a biner gün ortasında Mekke’ye gelir o gün Mekke’den kalkar geceyi Şam’daki ailesini yanında geçirirdi

 Rüyasında oğlu İsmail(a.s.)’ı kurban ettiğini gördüğünde Burak'a binip Mekke’ye geldi. O’nu annesinin yanında buldu.

İsmail(a.s)’a

Oğulcuğum! Bir ip ve büyük bir bıçak al. Sonra şu vadiye gidelim de ev halkına odun toplayalım dedi.

Şı’b vadisine doğru yöneldikleri zaman şeytan bir adam suretine girip Allah’ın emrini yerine getirmekten vazgeçirmek için İbrahim(a.s)’ın yolunu kesti.

 Ey ihtiyar! Nereye gidiyor ve ne yapmak istiyorsun diye sordu.

  İbrahim (a.s.) şu vadiye gidip oradaki bir işimi görmek istiyorum dedi.

Şeytan sen her halde İsmail’i boğazlamak istiyorsun dedi. İbrahim (a.s.) sen hiçbir babanın çocuğunu boğazladığını gördün mü diye sordu. Şeytan

Evet, o baba sensin dedi. İbrahim (a.s.) ben çocuğumu ne için boğazlayacak mışım? Diye sordu şeytan sen bunu Allah’ın sana emrettiğini sanıyor ve söylüyorsun! Dedi.

İbrahim (a.s.) eğer Allah, bunu, yapmamı, bana emretti ise, Allah’a boyun eğip O’nun emrini yerine getirmeyi, uygun bulurum dedi. Şeytan vallahi sanıyorum ki: şeytan, rüyanda sana gelip şu oğlunu boğazlamanı emretmiştir.

Sen, onu boğazlamaya gidiyorsun deyince İbrahim (a.s.) onun, şeytan olduğunu anladı.

Ey Allah düşmanı! Vallahi ben, Allah’ın emrini, o vadide mutlaka yerine getireceğim! Dedi.

Şeytan İbrahim(a.s.)’dan  ümidi kesince aynı şeyleri İsmail (a.s.)’a da söyledi.

İsmail (a.s.)

‘’O Rabbi’nin kendisine emrettiği şeyi yapsın.

Onun her nerede olsa Rabbi’ne boyun eğmesi, Rabbi’nin buyruğunu yerine getirmesi daha iyidir. Ben de emri dinler ve ona boyun eğerim! ‘’ dedi.

     Şeytan H.z. Hacer annemize de aynı şeyleri söyleyince O da aynı cevabı verdi.

İbrahim (a.s.) Sebir vadisinde oğlu ile baş başa kalınca, ona:

‘’Oğulcuğum! Ben, seni, rüyamda boğazlıyor gördüm! Diyerek kendisine emir olunanı, haber verdi.

Babacığım sen emrolunanı, yap!

İnşallah, beni, sabredenlerden bulacaksın!

Allah’ın emrine boyun eğ!

Her iyilik, Rabbinin emrine boyun eğmektir! Dedikten sonra,

‘’Sen, bunu, anneme bildirdin mi? Diye sordu.

İbrahim (a.s.)

Hayır! Bildirmedim! Dedi.

İsmail(A.S.)

‘’Bildirmediğine, iyi ettin’’ dedi. Sonra da

‘’Babacığım boğazlamak istediğin zaman, beni, iple sıkıca bağla ki benden sana karşı, bir şey isabet edip de, ecrim eksilmesin!

Çünkü ölüm, çok çetin ve zordur.

Bıçağın tenine dokunduğunu hissedince, çırpınmayacağımdan emin değilim!

Bıçağını iyice bileyip keskinleştir ve boğazıma, hemen çalıver ki, beni çabuk öldürsün! Rahata, kavuştursun

Hem, sen, beni, boğazlamak için, yatıracağın zaman, yüzükoyun yatır, alnımı, yere getir.

Yanımın üzerine yatırma.

Çünkü yüzüme bakınca, rikkate gelip de benim hakkımda Allah’ın, sana emrettiği şeyi yerine getirmene engel olabileceğinden korkarım!

Eğer, gömleğimi anneme vermeyi uygun görürsen, öyle yap!

Belki bu, onun için bir teselli olur, gönlünü onunla eğler!’’dedi.

İbrahim (a.s.)

‘’Oğul cazım Sen, bana, Allah’ın emrettiği şey hakkında ne güzel yardımda bulundun! Dedi ve onu, istediği gibi, sımsıkı bağladı.

Bıçağı iyice biledi.

Sonra, onu, yüzükoyun yatırdı! Yüzüne bakmaktan sakındı.

İbrahim (a.s.),bıçağı, İsmail(a.s.)’ın boğazına dayayınca sanki bir levha ile karşılaştı! Büyük bıçağın ağzı, İsmail (a.s.)’ın boğazını kesmedi!

İbrahim (a.s) bıçağı bileyerek tekrar  denedi, fakat her defasında, kestirmeye muvaffak olamadı

‘’Her halde, bu iş, Allah’tandır! Dedi.

İbrahim (a.s.)elindeki bıçağın ağzı, tersine dönmüştü.

O sırada, yüce Allah tarafından:

‘’Ey İbrahim! Rüyana sadakat gösterdin!

İşte, sana, oğulcuğun yerine boğazlayacağın kurbanlık!

Boğazla onu! Buyurdu.

İbrahim (a.s.) doğrulup bakınca Cebrail (a.s.)yanında, iri boynuzlu bir koçun veya önünde bir dağ tekesinin dikilip durduğunu gördü.

‘’Kalk yavrucuğum! Sana, bir fidye indi!’’dedi

Bu tekenin Sebir dağından inip geldiği rivayet edildiği gibi, iri, boynuzlu, güzel bir koç olduğu da, rivayet edilir.

Bu kurbanın iki boynuzu, Kâbe’de, uzun zaman asılı durmuş ve Kâbe’nin Abdullah b. Zübeyir ve Haccac zamanında yanması üzerine, o, da, yanmıştır.

  İkisi de büyük bir imtihana tabi tutuldular, (Allah'ın emrine) razı oldular, kuranı Kerimde bu olay anlatılmaktadır,

     "İbrahim! Rüyana sadakat gösterdin. Şüphesiz ki biz, iyi hareket edenleri böyle mükâfatlandırırız" dedik. Gerçekten bu, apaçık ve katı bir imtihandı. Ona, büyük bir kurbanlık fidye verdik. Sonra gelen nesiller arasında ona, (iyi bir nam) bıraktık. Selâm İbrahim'e. Biz, iyi hareket edenleri işte böyle mükâfatlandırırız. Gerçekten o, mümin kullarımızdandı. Ona, Salihlerden bir peygamber olmak üzere de, Ishâk'ı müjdeledik. Hem ona ,hem İshâk'a (feyz-ü) bereketler verdik. Her ikisinin neslinden iyi hareket edeni vardır, nefsine apaçık zulmedeni de"

(Sâffât, 102-113).

 

Terviye ve Arefe'nin Menşei

 

Bu husus, bir başka yoldan da şu şekilde rivayet edilmiştir: Hz. İbrahim, Terviye gecesinde, rüyasında, birisinin kendisine, "Allah sana, şu oğlunu kesmeni emrediyor" dediğini gördü. Sabaha çıkınca, bu rüyanın Allah dan mı ,yoksa şeytandan mı olduğu hususunda, sabahtan akşama kadar düşündü. İşte bundan dolayı bu güne, Terviye "Tefekkür" günü adı verildi. Akşam yatınca, aynı rüyayı yine gördü. Böylece de bunun, Allah dan olduğunu anladı, işte bu sebeple de o güne Arife; "Bilme, anlama" günü adı verildi. Üçüncü gece de aynı rüyayı görünce, onu kesmeyi kafasına koydu ve işte bundan dolayı bu güne de, "Yevmu'n-nahr" denildi. Müfessirlerin görüşü budur ki bu, Hz. İbrahim (a.s)'in, rüyasında uyanıkken oğlunu kesmesini gerektiren şeyi gördüğüne delâlet eder. Buna göre ayetin takdiri, "Ben, rüyamda, seni kesmemi gerektiren şeyi gördüm" şeklinde olur. [2][105]

Âlimler, kesilecek olan bu şahsın kim olduğu hususunda, ihtilâf etmişlerdir. Bunun İshak (a.s) olduğu, Hz. İsmail (a.s) olduğu da ileri sürülmüştür. İshak (a.s.)olduğu görüşü zayıf bir görüştür.

      1-   Hz. Peygamber (s.a.s), , "Ben, iki kurbanlığın oğluyum" buyurmuştur. Ve yine, bir bedevî Hz. Peygamber (s.a.s)'e, "Ey, iki kurbanlığın oğlu" demiş, o da bunun üzerine tebessüm etmiştir. Bu husus, kendisine sorulduğunda da, "Abdülmuttalib, Zemzem kuyusunu kazarken, "Şayet Allah, benim bu işimi kolaylaştırırsa, çocuklarımdan birini kurban edeceğim" diye Allah için bir adakta bulunur. Derken, kesilmek için atılan kur'a neticesinde bu iş, Abdullah'a Hz. Peygamber (s.a.s.)in babasına çıkar. Neticede, Abdullah'ın dayıları buna mani olmuş ve Abdulmuttalib'e "(Bu işten dolayı) oğluna mukabil, yüz deve fidye ver!" demişler, o da bunun üzerine, yüz deve fidye vermiştir. İkinci kurbanlık şahıs ise, İsmail (a.s)'dir" buyurmuş ve olayı anlatmıştır.

 

 2- Esmâî'nin şöyle dediği nakledilmiştir: "Ebû Amr İbn el-A'lfl'ya, zebîhin kim olduğunu sordum da, o da "Ey Esmâî, aklın nerede? İshak (a.s) ne zaman Mekke'de bulunmuştur? Mekke'de bulunan İsmail (a.s) olup, İsmail (a.s), babasıyla beraber Kâbe’yi yapan zattır. Kesme işine teşebbüs edilen yer ise, Mekke'dir" dedi.

 

3-  Allah Teâlâ, "İsmail'i, İdris'i, Zülküfl de yâd et" (Enbiyâ, 85) emrinde, İshâk (a.s)'ı değil, İsmail (a.s)'i sabırla vasfetmiştir. Ki, bu da Hz. İsmail (a.s)'in, kesilmeye karşı gösterdiği sabırdır. Cenabı-ı Hak onu yine, "Kitap'da İsmail'i de yâd et. Çünkü o vaadinde sadıktı" (Meryem, 54) buyruğunda, vaadinde sadık olmakla nitelemiştir. Çünkü o, babasına kesilme hususunda sabredeceğine dair vaat de bulunmuş ve bunu yerine getirmiştir.

 

4- Cenâb-ı Hak, "Biz de ona İshâk'ı, İshak'ın ardından da Yakûb'u müjdeledik" (Hûd, 71) buyurmuştur. Şimdi biz diyoruz ki: Şayet kesilecek olan şahıs İshak (a.s) olmuş olsaydı, bu durumda bu kesilme emri, ya İshak (a.s)'dan Yakûb (a.s) dünyaya gelmeden önce, ya da sonra olmuş oturdu. Birincisi olamaz, zira Allah Teâlâ, ona İshak (a.s)'ı müjdeleyip bu müjdenin yanında, ondan Yakûb (a.s)'un dünyaya geleceği de müjdelenmiş olunca, şimdi Yakûb (a.s)'un ondan meydana gelmeden önce kesilmesinin emredilmesi mümkün olamaz. Aksi halde, Allah, "İshak'ın ardından da Yakûb'u..." şeklindeki vaadinden dönmüş olur. İkincisi de olamaz, çünkü Cenabı-ı Hakk'ın, "Artık o, yanında çalışma çağına girince, (babası), "Evladım! Ben seni rüyamda, boğazladığımı görüyorum" ifadesi, ayette bahsedilen bu çocuğun, sa'ye, koşmaya ve o fiile güç yetirme noktasına gelmeden, Allah'ın, Hz. İbrahim (a.s)'e onu kesmesini emrettiğine delâlet eder ki, bu da, bu hadisenin bir başka zamanda meydana gelmiş olmasına ters düşer. Böylece, kesilecek olan şahsın, İshak (a.s) olamayacağı sabit olmuş olur.

 

5- Cenabı-ı Hak, Hz. İbrahim (a.s)'in, "Ben doğrusu Rabbime gidiciyim. O, bana yol gösterir"(Saffat, 99) dediğini, daha sonra da kendisinden, yalnızlığında, kendisiyle ünsiyet duyacağı bir çocuk vermesini talep ederek, "Ya Rabbi, bana Salih evlat ihsan et"  dediğini nakletmiştir. Böyle bir istek ise ancak, Hz. İbrahim (a.s)'in çocuğunun bulunmaması halinde makul ve yerinde olur. Çünkü onun, tek bir çocuğu bulunmuş olsaydı, bir çocuk talep etmezdi. Zira olanı yeniden istemek, muhaldir. İbrahim (a.s)'in, şeklindeki sözü, onun tek bir çocuk istediğini ifade eder. Çünkü ifadesinin başındaki mln, ba'ziyyet bildirir. Ba'ziyyetin en alt derecesi ise, tek oluştur. Buna göre sanki Hz. İbrahim (a.s)'in demesi, onun, Allah'tan tek bir çocuk istediğini gösterir. Böyle bir istekte bulunmanın, ancak ortada çocuk diye bir şey olmadığında yerinde olabileceği sabit olmuş olur. Bu sebeple de bu isteğin, Hz. İbrahim (a.s)'in ilk çocuğu istemesi halinde yapıldığı kesinleşir. Halbuki insanlar, İsmail (a.s)'in İshak (a.s)'dan daha önce dünyaya gelmiş olduğu hususunda müttefiktirler. Böylece, bu dua ve talep ile istenenin, İsmail (a.s) olduğu sabit olmuş olur. Hem sonra, Allah Teâlâ, bu isteğin peşinden, kesilme hâdisesini zikretmiştir. Şu halde, kesilecek olan şahsın, İsmail (a.s) olması gerekir.

 

6- Pek çok haber, koçun boynuzunun, Kâbe’ye asıldığını bildirmektedir. Böylece, kesilecek olan şahsın, Mekke'de olduğu anlaşılmış olur. Şayet kesilecek şahıs İshak (a.s) olmuş olsaydı, bu kesme işi Şam'da olmuş olurdu.

Rivayete göre: Koçun kuru başı da Kâbe Oluğu yanında asılı bulunuyordu.

Peygamber (a.s.) da, Mekke’nin fethinde, Kâbe Anahtarcısı Osman b.Talha’yı çağırıp ona:

“Beytullaha girdiğimde, Beytullah’da iki koçboynuzu gördüm. Onların setrini emretmeyi unuttum. Onları, setr ve görünmez et!

Çünkü Beytullah da namaz kılanı, meşgul eden şeyin bulunması yakışmaz buyurmuştur.

Kırmızı çamura sıvanmış, bulunan ,bulunan bu boynuzlara eliyle dokununca,onlar,ufalanmış,gitmişlerdir….                


 

"Site içerisindeki Tüm Yazı Resim ve Medyaların Telif Hakları Kalb-iselim.net 'e aittir , izinsiz kopyalanamaz , çoğaltılamaz. "

discount tretinoin 0.1 45 gm cream site will u buy viagra over the counter viagra generic prednisone for sale online link link oral safe generic propecia male pattern baldness lisinopril reviews impotence cialis canadian generic here buy overnight viagra online viagra sales in 2007 cialis levitra shop generic viagra over no ed generic viagra online generic drug list for accutane purchase glucophage metformin paxil 40 price of cialis at walmart zoloft without a prescription generic name how to xenical reviews link imitrex gmc biggest buyer of viagra zithromax dosing cost the cheapest time to take lipitor cialis how long online drugstore buspar price generic buy erythromycin without rx sitemap