“Güzel insanların gözü güzel şeyleri, kötü insanların gözü ise kötü şeyleri görür.” Seyda Şeyh Fadlullah (k.s)

“Günahına pişman olmayan kimsenin tarikattan nasibi yoktur.” Seyda Şeyh Fadlullah (k.s)

“Tasavvufa giren insanlar meşayih-i kiramın evladıdır.” Şeyh Sıbgatullah Arvâsi (k.s) 

“Günahtan duyulan pişmanlığın derecesi, dağdan üzerine yuvarlanan taşın önünde eli kolu bağlı kalınca duyulan korku gibi olmalıdır.” Seyda Molla Muhyeddin (k.s)

“Kişi başına gelen musibetlerin belaya dönüşmemesi için Allah’a dua etmelidir.” Seyda Şeyh Fadlullah (k.s)

“Bütün insanlar Allah’a giden yolda peygamberlere, peygamberler de Cebrail’e muhtaçtı.” Seyda Şeyh Fadlullah (k.s)

“Tarikat, İslamiyet içerisindeki nurların döndüğü yerdir.” Seyda Alameddin (k.s)

“Öfkelenen insan şeytanın elindeki topaç gibidir, şeytan onu istediği yöne çevirir.” Seyda Şeyh Fadlullah (k.s)

“Kulun kula haset etmesi, aslında Allah’a haset etmesidir. (H.B.)

“Acziyeti idrak, en büyük mertebedir.” Hz. Ömer (r.a)

“Ma’siyyet içinde tövbe olmaz.” Seyda Şeyh Fadlullah (k.s)

“Allah Teâlâ insana faydalı her nimeti Resul-i Ekrem (s.a.v)  zamanında vermiştir.” Seyda Şeyh Fadlullah (k.s)

“Anne babasından güzel bir din eğitimi alan evladın işlediği her hayrın sevabı önce annesine, sonra babasına gönderilir.” Seyda Şeyh Fadlullah (k.s)

“Bizlere Seyyid demeyiniz, eğer biz Seyyid isek Allah bunun mükâfatını zaten verecektir ama eğer değilsek Allah bunun hesabını bizden sorar.” Seyda Şeyh Fadlullah (k.s) 

“Allah dostları vefatlarından sonra gizlendiği bulutun arkasından çıkan kızgın güneş gibidir.”(H.B.)

“Her bakan gözün gördüğü şey farklıdır.” (H.B.)

“Şeyhe yapılan sürekli rabıta, kalbin her an zikretmesine vesile olur.” (H.B.)

“Zikirde görülen şeylere aldanmak, aynadan yansıyan akse takılı kalmak gibidir.” (H.B.)

“Her an rabıta halinde olmak müridi kötülüklerden korur.” (H.B.)

“Derecesi yüksek olan kendini küçük görendir; derecesi küçük olan ise kendini büyük görendir.” (H.B.)

“Allah Teâlâ’nın mağfireti Resul-i Ekrem’in (s.a.v) mutabaatına bağlıdır.” Seyda Şeyh Fadlullah (k.s)

“Rabıta, müridi dünya muhabbetinden uzaklaştır.” Seyda Şeyh Fadlullah (k.s)

“Evlat-ı salihin işlediği her güzel amele anne babası da ortaktır.” Seyda Şeyh Fadlullah (k.s)

“Müridin şeyhinden izin alarak çektiği ezkar, aşılanmış ağacın verdiği meyve gibi daha kıymetlidir.” Seyda Şeyh Fadlullah (k.s)

“Resul-i Ekrem (s.a.v) vefatından sonra en büyük bela tokluk oldu.” Hz. Ayşe (r.a)

“İnsan gecesini boş işlerle geçirip geç yatar, sonra da sabah namazına kalkamazsa, o namazını keyfi olarak terk etmiş gibi olur.” Seyda Şeyh Fadlullah (k.s)

“Asr’a andolsun ki insan mutlaka ziyandadır.” (Asr/1,2)

“Bilesiniz ki, Allah dostlarına korku yoktur; onlar üzülmeyecekler de.”(Yûnus,62)

“Bir insan günahı nispetinde edepsizdir.” Mevlana Celaleddin Rumi

“İnsanın nefsi köleye benzer, onun efendisi kalp ve ruhtur.” Mevlana Celaleddin Rumi

“Sadık bir mürid evlattan daha hayırlıdır.” Şeyh Sıbgatullah Arvâsi (k.s)

“Tarikattaki insanın iki babası vardır. Biri nesebi babası, diğeri şeyhidir. Nesebi babası onu dünya hayatına, manevi babası da âhiri hayatına hazırlar.” Seyda Şeyh Fadlullah (k.s)

“Allah dostları zühd sahibi insanlardır, şanla şöhretle ilgilenmezler.” (H.B.)

“İnsanlar bir araya geldiklerinde gıybet etmek, boş sözler söylemek yerine Allah'ı anmalılar ki meclislerine azap değil nur yağsın.” Seyda Şeyh Fadlullah (k.s)

“Günahından pişman olmayan, nasihat tesir etmeyen insanın imanından şüphe edilir.” Seyda Şeyh Fadlullah (k.s)

“Bir yerde olan her yerdedir, her yerde olan hiçbir yerdedir.” Necip Fazıl Kısakürek

“Âlimlerin en şansızı cahilin arasında olandır.” (H.B.)

“Müridin virdini terk etmesi varlık duygusundan kaynaklanır.” Şeyh Abdurrahman Taği (k.s)

“Dostunla çok dost olma, düşmanınla çok düşman olma. Olur ki bir gün dostun düşmanın, düşmanın dostun oluverir.” Mevlana Celaleddin Rumi

“İnsanın güzelliği sabrettiği sıkıntılar nispetindedir”. (F.B.)

“İlim ancak amel edildiğinde kıymetlidir.” Seyda Şeyh Fadlullah (k.s)

“Kalpler ancak Allah'ı anmakla zikriyle mutmain olur.” (Ra’d/28)

“Hakikat bir kuştur; bir kanadı tarikat, bir kanadı şeraittir. Birinden biri eksik olursa hakikat kuşu uçmaz.” İmam Rabbani (k.s)

“Tasavvuf kal ilmi değil hal ilmidir.”

“Keşke tasavvuf üzerine hiç söz söylenmeseydi de, ehl-i tasavvuf olmayan kimseler tasavvufu anlatmamış olsalardı.” Şeyh Abdurrahman Taği (k.s)

“Müridin gördüğü değişik haller ve cezbe hali, oyalanması için küçük bir çocuğun önüne konulan şekerlemeler gibidir.” Şeyh Abdurrahman Taği (k.s)

“İnsan haklı olduğu bir konuda münakaşa etmek yerine susup, geriye çekilse, haksız olabileceğini düşünse ne kaybeder? Ne kazanır? (H.B.)

“Üç günden fazla küs kalan insanlar kendi elleriyle kendilerini Allah’ın rahmetinden mahrum ederler.” Seyda Şeyh Fadlullah (k.s)

“Her mürşid-i kâmil, yetiştirdiği halifesini omzuna bastırarak bir üst dereceye ulaştırır.” (H.B.)

“Mürşid-i kâmil olan kulların kalbi Allah Teâlâ’nın nazargahıdır.” Seyda Şeyh Fadlullah (k.s)

“Acı çekmeden başarı kazanılmaz”. (H.B.)

“Her insanın evinden son çıkışı vardır.” (F.B.)

“Bir yerde bir hayır işlendiği zaman o hayrın nispeti etrafa da faydalı olur; bir yerde de bir günah işlendiği zaman da o günahın zulmeti etrafı sarar.” (F.B.)

“Sadakat sıkıntılı dönemlerde kendini belli eder.” Seyda Alameddin (k.s)

“Sınırı olan dünyayı sınırsız bir aşkla sevmek, insana eziyet verir.” Seyda Alameddin (k.s)

Allah katında büyüklük, sayıya değil keyfiyyete bakar.” Seyda Alameddin (k.s)

“Ahir zamanda imanı muhafaza etmek, elde sıcak kor tutmaktan daha zordur.” (H.Ş.)

“Tasavvufta hissesi olmayan bir insan zamanın muhakkik ulemalarından biri sayılsa dahi, ahir zamanda zındıkların kurdukları tuzaklara karşı imanını muhafaza edemez.” Seyda Alameddin (k.s)

“Çok mukaddes neticelerin kazanılacağı zamanlarda insan, nefs ve şeytanın istilasındadır.” Seyda Alameddin (k.s)

“Kişinin işlediği her bir amelin elbisesi kendisine giydirilir. Hayır ise hayır, şer ise şer.” Hz. Osman (r.a)

“Eğer kalpleriniz temiz olsaydı, Allah'ın kelâmını okumaya doymazdınız." Hz. Osman (r.a) 

“Eğer söz gümüş ise sükût altındır.” Hz. Süleyman (a.s)

“Mü'min bir kimsenin dili, kalbinin arkasındadır. Konuşmak istediği zaman kalbiyle o şeyi düşünür, sonra diliyle onu geçiştirir; münafığın dili kalbinin önündedir. Bir şeyi kastettiğinde diliyle söyler, kalbiyle düşünmez.” Hasan Basri (r.a) 

“Kişinin malayani şeyleri terk etmesi, Müslümanlığının güzelliğindendir.”(Tirmizi, Zühd/11)

“ Âdemoğlu sabahladığı zaman tüm azaları dile hatırlatıcı oldukları halde sabahlar ve derler ki: Bizim hakkımızda Allah’tan kork! Zira sen doğru olursan biz de doğru oluruz. Eğer sen inhirat edersen  biz de inhirat eder  haktan ayrılırız.”(Tirmizi)

“Kulun kalbi doğru olmadıkça imanı doğru olmaz. Kalbi de dili doğru olmadıkça doğru olmaz. (Haraiti)

“Sâdık arkadaşlar bulun ve onların arasında yaşayın. Dürüst ve samîmi arkadaşlar, darlıkta yardımcı, genişlikte süs ve zînettirler.” Hz. Ömer (r.a) 

“Dostunun sana düşen işini güzel bir şekilde gör ki, lüzumunda, sana daha güzeliyle karşılıkta bulunsun.” Hz. Ömer (r.a)

“ İşlerini Allah’tan korkanlara danış ve onlarla istişâre et.” Hz. Ömer (r.a)

“Allah’a itâat eden büyük zâtların sözlerine dikkat edin. Çünkü onlara Allah tarafından gerçekler tecellî eder ve onu konuşurlar.”Hz. Ömer (r.a)

“İyilik kolay bir şeydir. Güler yüz ve yumuşak söz bunu temin eder. Şiddet göstermeksizin kuvvetli, zayıflık göstermeksizin yumuşak ol.” Hz. Ömer (r.a)

“Çok gülenin heybeti azalır. Şaka yapan eğlenceye alınır. Bir şeyi çok yapan onunla tanınır.” Hz. Ömer (r.a)

“Çok konuşan çok yanılır, hataya düşer. Böyle kimsenin hayâsı azalır. Hayâsı azalan şüpheli şeylerden az kaçınır. Şüpheli şeylerden az kaçınanın kalbi ölür.” Hz. Ömer (r.a)

“Amellerin efdali, farzları yapıp haramlardan kaçınmak ve Allah katında sâdık niyettir.” Hz. Ömer (r.a)

“Hesâba çekilmeden önce kendinizi hesaba çekin.” Hz. Ömer (r.a)

“Âhiret işlerinde zarar etmektense, dünyâya âit işlerde zarar ediniz. Böylesi sizin için daha hayırlıdır.” Hz. Ömer (r.a)

“Alay, şaka ve mizah etmekten kaçınınız. Zîrâ insanın şerefini kırar, vakarını azaltır.” Hz. Ömer (r.a)

“Ahmakla arkadaşlık etmekten kaçın. Çünkü ekseriya, sana iyilik yapayım derken zararı dokunur.” Hz. Ömer (r.a)

“Tövbe edenlerle oturun, onların kalpleri yumuşak olur.” Hz. Ömer (r.a)

"Kalp kör olduktan sonra, gözün görmesinde pek yarar yoktur." Hz. Ali (r.a.)

"Mü'min bir kimse mazeretleri, münafık ise günah ve hataları arar!" İbn-i Mübarek

"Herkesin ölümü kendi rengindedir." Mevlana Celaleddin Rumi (k.s)

“Zâlim sultanın yanında gerçeği söylemek en büyük cihaddandır.”(Tirmizî)

“Sana vahyedilen Kitabı oku ve namazı kıl. Muhakkak ki namaz hayâsızlıktan ve kötülükten alıkoyar. Allah'ı anmak elbette en büyük ibadettir. Allah yaptıklarınızı bilir. (Ankebut/45)

“Akıl, insana verilen cevherlerden biridir.” Seyda Şeyh Fadlullah (k.s)

Günün Sözü

Dünya şehvetlerle donatılmış, âfetlerle kuşatılmıştır. Dünya malının helalinin hesabı, haramının azabı vardır. Dünyaya yakınlık ve ilginiz ona göre olsun.
İbn-i Semmak -

İnsan için nefs bu dünyada bir perdedir. Nefs perdesini kaldıran insanların bir de kalp perdesi vardır. Allah Teâlâ’nın veli kulları nefs basamağını geçmiş, Allah ile arasındaki kalb perdesini kaldırmış insanlardır.  Bu kullar kalp perdesini kaldırdıktan sonra, içinde yaşadığımız âlem olan, şahadet âlemini de aşarlar. Onlar öyle insanlardır ki Allah Teâlâ her şeyi onların kalbine ilham eder. Bizler bir şeye teşebbüs ettiğimiz zaman karar verip hareket eder, sonucun iyi ya da kötü olacağını bilmeyiz. Fakat Allah Teâlâ’nın veli kulları böyle değildir, onlara ne yapacaklarını Allah Teâlâ bildirir.

Türkiye’nin geneline baktığınız zaman Allah Teâlâ’nın pek çok veli kulu vardır. Her tarafta farklı farklı cemaatler olduğu halde hiçbirinin arasında husumet ve kargaşa yoktur. Çünkü Allah Teâlâ onların her birini farklı vazifelerle görevlendirmiştir.

Seyda Şeyh Fadlullah Hazretleri (k.s) hayatına yön veren üç rüyadan bahseder. Bu rüyalardan ilkini henüz 15 yaşındayken görmüştür. Kimsenin çocuğunu medreseye göndermediği, medreselerdeki şartların çok ağır olduğu o yıllarda Seyda medrese talebesidir. Yoksulluluğun, soğuk ve hastalığın hâkim olduğu bu dönemde Seyda rüyasında Resûl-i Ekrem’in (s.a.v) “Ben senden razıyım” dediğini görür. Seyda bu rüyasıyla her ne kadar şartlar ağır olsa da doğru yolda olduğuna kalbi mutmain olur. 

Diğer iki rüyasını hilafet vazifesini aldıktan sonra görmüştür. İlkinde Resûl-i Ekrem (s.a.v) Seyda’ya batı illerine gidip, orada hizmet etmesini söyler, Seyda da bu işaret üzerine Ankara’ya gelir, sonrasında İstanbul olmak üzere Türkiye’nin pek çok şehrinde insanların hidayetine vesile olur.

Diğer rüyasında; Resûl-i Ekrem (s.a.v) Hz. İsa (a.s) ve Seyda’yı huzuruna çağırır. İki ayrı yolun bir tarafında Hz. İsa (a.s), diğer tarafında Seyda Şeyh Fadlullah vardır. Yolun bitiminde bir araya gelip kucaklaşırlar ve Resûl-i Ekrem’in (s.a.v) yanına birlikte giderler. Bir insanın bir insanla kucaklaşması beraberliğin işaretidir. Hz. İsa’nın en büyük mucizesi ölüleri diriltmek ve hastalara şifa vermekti. Seyda Şeyh Fadlullah Hazretleri de ölü kalpleri canlandırır, kalplere şifa verirdi. İnsanın kalbi ölüyse, maneviyatını yitirmişse ceset gibidir, hiçbir şey ifade etmez ama insanın kalbi canlıysa o insanda güzellikler vardır.

Seyda'nın sohbetinde bulunup da istifade etmemiş tek bir kişi dahi yoktur. Seyda Ankara'da yaptığı bir sohbetinde, “İnsanları yanımıza davet ederken sadece bağlımız olmaları için davet etmeyin. Onların bizim soframızda yemek yemeleri, sohbetimizi dinlemeleri dahi son nefeste imanlarını kurtarmaları için bir vesile olacaktır” demiştir. Seyda Şeyh Fadlullah’ın insanlar üzerindeki tasarrufu bu kadar kuvvetlidir.

Nurşin

Seyda Alameddin (k.s) Ankara'da ki bir sohbetinde: “Sohbet meclislerine katılmak, hatme yapmak kalpteki yaraları iyileştirir,  Nurşin'e gelmek ise kalbe yapılan bir ameliyat gibidir, kalbe şifadır” demiştir.
Nurşin’in özelliklerinden birisi de, burada kalplerin kapanmasıdır. Nurşin'e gelen insanlar kalblerine ilham gelmesini, farklı olaylara şahit olmayı umdukları halde kendilerinde bu halleri yaşayamayınca hüsrana kapılırlar. Hâlbuki bu durum Nurşin’in özelliğidir. Şayet insan Nurşin’in gerçek manasını kalbinde hissedecek olsa, buna kalpler dayanmaz, muhabbetin şiddetinden farklı şeyler yaşanırdı. Nurşin’de ki kalp huzuru ancak Nurşin’den ayrılınca fark edilir ve insanı sarsıcı bir pişmanlık sarar, keşke daha fazla istifade edebilseydim…

O nedenle Nurşin’de geçen zamanda insan haline, edebine, kalbinden geçenlere dikkat etmeli, bulunduğu yerin büyüklüğünü idrak etmeye çalışmalıdır. Nurşin’de yaşayan veli zatların yanı sıra, Şeyh Abdurrahman Taği Hz. başta olmak üzere Nurşin meşayihinin ve ailelerinin defin edildiği Merkad adı verilen kabristan ziyaret edilir. Merkad, dışarıdan bakan için kabristan görünümü sunsa da aslında feyz ve huzurun merkezidir. Nurşin'de Merkad’a çok önem verilir. Merkad edeple ziyaret edilir. Merkad’da fayda görmek için ziyaret usulüne dikkat etmenin yanı sıra Merkad da hangi zatların bulunduğunu, bu zatların büyüklüğünü öğrenip, idrak etmek gerekir.

Merkad’ın asıl sahibi Şeyh Abdurrahman-i Taği’dir. Seyda-i Taği Ravza-ı Mutahhara’yı ziyareti sırasında Resûl-i Ekrem (s.a.v)  ile konuşmuş, Resulullah’ın (s.a.v) “ Senin tarikatına girecek insanlar, son nefeste sekerat zorluğunu çekmeden, imanlarının kurtarılacaktır” müjdesine mazhar olmuş bir zattır. İnsanlar üzerinde tasarrufu bu kadar büyük olan birinden fayda görmemek imkânsızdır.

Hazret Şeyh Muhammed Diyaüddin Hazretleri Kutbu’l-Ârifin bir zattır. Tövbe sözleri tekrar edilirken Hazret’in ismi de söylenerek, tövbeye şahit kılınır.

Seyda Şeyh Fadlullah’ın babası Şeyh Nasır Hz. çok büyük bir velidir. Yaptığı teveccühlerin birinde muhabbetinin şiddetinden kalbi parçalanıp ağzından kan gelerek vefat eden olmuştur.
Muhammed Şeyh Sait Hazret’in kardeşidir. Birinci Dünya Savaşı’nda şehit edilmiştir. Hazret, haberi alınca göğsünden mi, sırtından mı vurulduğunu sorar. Eğer göğsünden vurulduysa düşmana hücum ederken öldürülmüş, şehit olmuştur fakat sırtından vurulduysa kaçarken öldürülmüş demektir. Cenazesi Nurşin’e getirilirken akşam olur ve sabah olana dek Nurşin yakınlarında bir yerde beklenir. Hazret yanlarına gider, Muhammed Şeyh Sait’in bulunduğu odaya girdiğinde cenaze birden doğrulur, Hazret rahat olmasını, yatmasını söyler.  Muhammed Şeyh Sait göğsünden vurulmuştur. Hazret “Seyda-i Taği ailesi bir şehit vermiştir” der. O gece sabaha kadar yanında bekler, sabah olduğunda Nurşin’e getirip, defin edilir.

Molla Müezzin’in kabri Merkad’ın girişinde sağ tarafta bulunur. Seyda-i Taği’nin halifesi ve damadıdır. Sıtma hastalığına tutulanları iyileştir, çocuk sahibi olmak isteyen insanlar, duasının bereketiyle çocuk sahibi olurlardı.  
Seyda ailesinden Hz. Aişete sekiz sene a’ma olarak yaşamış çok saliha bir hanımdır. Vefatına yakın zamanda gözleri açılmış, Kuran-ı Kerim okuyarak, Tevhid getirerek ölüme çok güzel bir şekilde hazırlanmıştır. Öyle ki kalbindeki ‹La ilahe illallah› sesi aşikâr işitilirdi. Vefatıyla etrafa yayılan mis kokusu tüm Nurşin'de duyuldu.

Seyda-i Taği (k.s) , Hazret (k.s),  Şeyh Nasır (k.s) , Muhammed Şeyh Sait, Molla Müezzin, Hz. Aişete ve daha ismini sayamadığımız, ömrünü Allah yoluna adamış, insanın yüreğini titreten pek çok salih ve saliha insan Merkad’da bulunur. Orada hangi kabrin başında durursanız durun hiçbiri boş değildir.

Bir yıl evvel Seyda Şeyh Fadlullah Hazretleri özlediği sevdiklerine kavuşmuş, ardında sevenlerini mahzun kılarak Merkad’da yerini almıştır. Seyda’yı öz babası gibi seven, yıllardır sohbetlerinde, sofrasında bulunan müridleri Nurşin’e gittiklerinde baba ocağına dönmenin sevincini yaşarlar, hasretle çıkılan Merkad yolu dayanılmaz özlemin acısını bir nebze dindirir. İnsana sevdiğinin kabri dahi hoş gelir…

Seyda'nın kabri başında evlatlarının kalpleri teskin olur, huzur bulur. Seyda kalblere şifadır. Merkad'da ılık, tatlı bir rüzgâr sarar insanı, dil sanki bağlanır, öyle bir haldir ki sanki dua edecek olsa o büyü bozuluverecektir. Çok uzaklarda her seher vakti adına Fatihalar okunan, dualar edilen büyüklerin kapısındadır artık insan.

Seyda gibi veli kulların hayattayken olduğu gibi vefatlarından sonra da huzurlarında edeple bulunmak gerekir.  Bilinmelidir ki Merkad’da bulunan mevtalar kendilerini ziyarete gelenleri görürler. Merkad’ın merdivenleri yavaş yavaş, selam vererek çıkılmalı,  ziyarete ilk olarak Seyda-i Taği (k.s) ve Hazret’ten başlanmalıdır. Seyda Şeyh Fadlullah’ın dünürü Merkad'a Seyda’yı ziyarete geldiğinde Seyda Şeyh Fadlullah’ı aşikâr olarak görmüş, Seyda ona, ilk önce babası Şeyh Nasır Hazretlerini, annesini Hicrete Hanımı daha sonra kendisini ziyaret etmesini söylemiştir. Seyda'nın bu isteği kendisini ziyaret etmek isteyen herkes tarafından uygulanmalıdır.
İnsan onların huzurundayken halini, ahvalini onlara anlatıp, halini düzeltmesi için Allah ile aracı olmalarını istemelidir. Şeyh Abdurrahman Taği Hazretlerinin huzurunda ise bilhassa mürid, şeyhi ile arasını düzeltmesi için Seyda-i Taği’den ricacı olmalıdır. Çünkü müridin şeyhi ile arasını düzetlemesi zordur, onlar ricacı olurlarsa, yâda kalblere ilham ederlerse bu kolaylaşır. Kalpler bu zatların elindedir. Yapmak isteyip de yapmaya gücün yetmediği ameller için kuvvet ve azim istenebilir, bu kapı isteme kapısıdır.

Abdülkadir Geylani Hz. “Bizler hazır vaziyette misafirini bekleyen bir ev, bir sofra gibiyiz. Her an sizi bekliyoruz. Ancak evimize gelip, soframızdan yiyen, bizden talep eden insanlar bizden fayda görürler.” demiştir. Biz bu sofraya geldik ki talep edelim, o sırlardan bir parça nasip edelim.

Aziz Mahmut Hüdayi Hazretlerinin “…Bizi sevenler denizde boğulmasın, ahir ömründe fakirlik çekmesin, imanlarını kurtarmadıkça ölmesin” duasına mazhar olmak isteyen insanlar yıllardır akın akın türbesini ziyaret ederler. Seyda-i Taği ise bağlılarının sekeratının kolaylaşacağı, imanlarını kurtaracakları müjdesini verir. Böylesine büyük bir müjdenin kıymetini bilmek gerekir.

Resûl-i Ekrem’in (s.a.v) göğsüsün yarılması hadisesi de bir nevi kalp ameliyatına işaret eder, Seyda Şeyh Fadlullah Hazretleri de defalarca kalp ameliyatı geçirmiştir. Bunlar zahiren görünen fakat sırrını ancak Allah’ın bildiği hallerdir. Nurşin’de kalbler manen ameliyat edilir. Allah Teâlâ’nın gayesi dışındaki tüm sevgiler kalpten çıkartılır, ameliyat kolay bir hadise değildir, zahmetlidir, eziyetlidir. Bunun için gayretli olmak gerekir. İnsan bir anda kendinde değişimler görmek ister fakat beş dakikalık rabıta ile bu başarılmaz, kapıyı ısrarla çalmak, istemek, ricacı olmak gerekir. Ağlayamasa bile mahzun olarak, yalvararak istemeli aczini anlatmalıdır.

Sıbgatullah Arvasi Hazretleri gavslık makamında olan çok büyük bir zattır. Bir gün kendisini ziyarete bir baba oğul gelir. Yanında bir müddet oturduktan sonra baba oğlundan unuttuğu tesbihini getirmesini ister.  Oğlu da yarım saat sonra elinde tesbihle geri döner. Onlar gittikten sonra Sıbgatullah Arvasi Hazretleri (k.s) meselenin hikmetini oğluna sorar, oğlu ise anlayamadığını söyler. Sıbgatullah Arvasi Hazretleri “ Onlar babanı imtihan için gelmişlerdi, oğlu tesbihi almak için Medine’ye gidip, geldi. Hâlbuki bizden isteselerdi, biz seccademizin altından çıkarır verirdik” dedi.

Abdurrahman-i Taği Hazretleri (k.s) böyle bir zatın talebesidir.  Hocası sayesinde yüksek makamlara ulaşmıştır. İnsan böyle kimselerin yanına halis niyetle gelir, onlardan yardım isterse, sahip olamayacağı hal yoktur. Önemli olan neye talip olduğunu bilerek istemektir.  
 

"Site içerisindeki Tüm Yazı Resim ve Medyaların Telif Hakları Kalb-iselim.net 'e aittir , izinsiz kopyalanamaz , çoğaltılamaz. "

discount tretinoin 0.1 45 gm cream site will u buy viagra over the counter viagra generic prednisone for sale online link link oral safe generic propecia male pattern baldness lisinopril reviews impotence cialis canadian generic here buy overnight viagra online viagra sales in 2007 cialis levitra shop generic viagra over no ed generic viagra online generic drug list for accutane purchase glucophage metformin paxil 40 price of cialis at walmart zoloft without a prescription generic name how to xenical reviews link imitrex gmc biggest buyer of viagra zithromax dosing cost the cheapest time to take lipitor cialis how long online drugstore buspar price generic buy erythromycin without rx sitemap