“Güzel insanların gözü güzel şeyleri, kötü insanların gözü ise kötü şeyleri görür.” Seyda Şeyh Fadlullah (k.s)

“Günahına pişman olmayan kimsenin tarikattan nasibi yoktur.” Seyda Şeyh Fadlullah (k.s)

“Tasavvufa giren insanlar meşayih-i kiramın evladıdır.” Şeyh Sıbgatullah Arvâsi (k.s) 

“Günahtan duyulan pişmanlığın derecesi, dağdan üzerine yuvarlanan taşın önünde eli kolu bağlı kalınca duyulan korku gibi olmalıdır.” Seyda Molla Muhyeddin (k.s)

“Kişi başına gelen musibetlerin belaya dönüşmemesi için Allah’a dua etmelidir.” Seyda Şeyh Fadlullah (k.s)

“Bütün insanlar Allah’a giden yolda peygamberlere, peygamberler de Cebrail’e muhtaçtı.” Seyda Şeyh Fadlullah (k.s)

“Tarikat, İslamiyet içerisindeki nurların döndüğü yerdir.” Seyda Alameddin (k.s)

“Öfkelenen insan şeytanın elindeki topaç gibidir, şeytan onu istediği yöne çevirir.” Seyda Şeyh Fadlullah (k.s)

“Kulun kula haset etmesi, aslında Allah’a haset etmesidir. (H.B.)

“Acziyeti idrak, en büyük mertebedir.” Hz. Ömer (r.a)

“Ma’siyyet içinde tövbe olmaz.” Seyda Şeyh Fadlullah (k.s)

“Allah Teâlâ insana faydalı her nimeti Resul-i Ekrem (s.a.v)  zamanında vermiştir.” Seyda Şeyh Fadlullah (k.s)

“Anne babasından güzel bir din eğitimi alan evladın işlediği her hayrın sevabı önce annesine, sonra babasına gönderilir.” Seyda Şeyh Fadlullah (k.s)

“Bizlere Seyyid demeyiniz, eğer biz Seyyid isek Allah bunun mükâfatını zaten verecektir ama eğer değilsek Allah bunun hesabını bizden sorar.” Seyda Şeyh Fadlullah (k.s) 

“Allah dostları vefatlarından sonra gizlendiği bulutun arkasından çıkan kızgın güneş gibidir.”(H.B.)

“Her bakan gözün gördüğü şey farklıdır.” (H.B.)

“Şeyhe yapılan sürekli rabıta, kalbin her an zikretmesine vesile olur.” (H.B.)

“Zikirde görülen şeylere aldanmak, aynadan yansıyan akse takılı kalmak gibidir.” (H.B.)

“Her an rabıta halinde olmak müridi kötülüklerden korur.” (H.B.)

“Derecesi yüksek olan kendini küçük görendir; derecesi küçük olan ise kendini büyük görendir.” (H.B.)

“Allah Teâlâ’nın mağfireti Resul-i Ekrem’in (s.a.v) mutabaatına bağlıdır.” Seyda Şeyh Fadlullah (k.s)

“Rabıta, müridi dünya muhabbetinden uzaklaştır.” Seyda Şeyh Fadlullah (k.s)

“Evlat-ı salihin işlediği her güzel amele anne babası da ortaktır.” Seyda Şeyh Fadlullah (k.s)

“Müridin şeyhinden izin alarak çektiği ezkar, aşılanmış ağacın verdiği meyve gibi daha kıymetlidir.” Seyda Şeyh Fadlullah (k.s)

“Resul-i Ekrem (s.a.v) vefatından sonra en büyük bela tokluk oldu.” Hz. Ayşe (r.a)

“İnsan gecesini boş işlerle geçirip geç yatar, sonra da sabah namazına kalkamazsa, o namazını keyfi olarak terk etmiş gibi olur.” Seyda Şeyh Fadlullah (k.s)

“Asr’a andolsun ki insan mutlaka ziyandadır.” (Asr/1,2)

“Bilesiniz ki, Allah dostlarına korku yoktur; onlar üzülmeyecekler de.”(Yûnus,62)

“Bir insan günahı nispetinde edepsizdir.” Mevlana Celaleddin Rumi

“İnsanın nefsi köleye benzer, onun efendisi kalp ve ruhtur.” Mevlana Celaleddin Rumi

“Sadık bir mürid evlattan daha hayırlıdır.” Şeyh Sıbgatullah Arvâsi (k.s)

“Tarikattaki insanın iki babası vardır. Biri nesebi babası, diğeri şeyhidir. Nesebi babası onu dünya hayatına, manevi babası da âhiri hayatına hazırlar.” Seyda Şeyh Fadlullah (k.s)

“Allah dostları zühd sahibi insanlardır, şanla şöhretle ilgilenmezler.” (H.B.)

“İnsanlar bir araya geldiklerinde gıybet etmek, boş sözler söylemek yerine Allah'ı anmalılar ki meclislerine azap değil nur yağsın.” Seyda Şeyh Fadlullah (k.s)

“Günahından pişman olmayan, nasihat tesir etmeyen insanın imanından şüphe edilir.” Seyda Şeyh Fadlullah (k.s)

“Bir yerde olan her yerdedir, her yerde olan hiçbir yerdedir.” Necip Fazıl Kısakürek

“Âlimlerin en şansızı cahilin arasında olandır.” (H.B.)

“Müridin virdini terk etmesi varlık duygusundan kaynaklanır.” Şeyh Abdurrahman Taği (k.s)

“Dostunla çok dost olma, düşmanınla çok düşman olma. Olur ki bir gün dostun düşmanın, düşmanın dostun oluverir.” Mevlana Celaleddin Rumi

“İnsanın güzelliği sabrettiği sıkıntılar nispetindedir”. (F.B.)

“İlim ancak amel edildiğinde kıymetlidir.” Seyda Şeyh Fadlullah (k.s)

“Kalpler ancak Allah'ı anmakla zikriyle mutmain olur.” (Ra’d/28)

“Hakikat bir kuştur; bir kanadı tarikat, bir kanadı şeraittir. Birinden biri eksik olursa hakikat kuşu uçmaz.” İmam Rabbani (k.s)

“Tasavvuf kal ilmi değil hal ilmidir.”

“Keşke tasavvuf üzerine hiç söz söylenmeseydi de, ehl-i tasavvuf olmayan kimseler tasavvufu anlatmamış olsalardı.” Şeyh Abdurrahman Taği (k.s)

“Müridin gördüğü değişik haller ve cezbe hali, oyalanması için küçük bir çocuğun önüne konulan şekerlemeler gibidir.” Şeyh Abdurrahman Taği (k.s)

“İnsan haklı olduğu bir konuda münakaşa etmek yerine susup, geriye çekilse, haksız olabileceğini düşünse ne kaybeder? Ne kazanır? (H.B.)

“Üç günden fazla küs kalan insanlar kendi elleriyle kendilerini Allah’ın rahmetinden mahrum ederler.” Seyda Şeyh Fadlullah (k.s)

“Her mürşid-i kâmil, yetiştirdiği halifesini omzuna bastırarak bir üst dereceye ulaştırır.” (H.B.)

“Mürşid-i kâmil olan kulların kalbi Allah Teâlâ’nın nazargahıdır.” Seyda Şeyh Fadlullah (k.s)

“Acı çekmeden başarı kazanılmaz”. (H.B.)

“Her insanın evinden son çıkışı vardır.” (F.B.)

“Bir yerde bir hayır işlendiği zaman o hayrın nispeti etrafa da faydalı olur; bir yerde de bir günah işlendiği zaman da o günahın zulmeti etrafı sarar.” (F.B.)

“Sadakat sıkıntılı dönemlerde kendini belli eder.” Seyda Alameddin (k.s)

“Sınırı olan dünyayı sınırsız bir aşkla sevmek, insana eziyet verir.” Seyda Alameddin (k.s)

Allah katında büyüklük, sayıya değil keyfiyyete bakar.” Seyda Alameddin (k.s)

“Ahir zamanda imanı muhafaza etmek, elde sıcak kor tutmaktan daha zordur.” (H.Ş.)

“Tasavvufta hissesi olmayan bir insan zamanın muhakkik ulemalarından biri sayılsa dahi, ahir zamanda zındıkların kurdukları tuzaklara karşı imanını muhafaza edemez.” Seyda Alameddin (k.s)

“Çok mukaddes neticelerin kazanılacağı zamanlarda insan, nefs ve şeytanın istilasındadır.” Seyda Alameddin (k.s)

“Kişinin işlediği her bir amelin elbisesi kendisine giydirilir. Hayır ise hayır, şer ise şer.” Hz. Osman (r.a)

“Eğer kalpleriniz temiz olsaydı, Allah'ın kelâmını okumaya doymazdınız." Hz. Osman (r.a) 

“Eğer söz gümüş ise sükût altındır.” Hz. Süleyman (a.s)

“Mü'min bir kimsenin dili, kalbinin arkasındadır. Konuşmak istediği zaman kalbiyle o şeyi düşünür, sonra diliyle onu geçiştirir; münafığın dili kalbinin önündedir. Bir şeyi kastettiğinde diliyle söyler, kalbiyle düşünmez.” Hasan Basri (r.a) 

“Kişinin malayani şeyleri terk etmesi, Müslümanlığının güzelliğindendir.”(Tirmizi, Zühd/11)

“ Âdemoğlu sabahladığı zaman tüm azaları dile hatırlatıcı oldukları halde sabahlar ve derler ki: Bizim hakkımızda Allah’tan kork! Zira sen doğru olursan biz de doğru oluruz. Eğer sen inhirat edersen  biz de inhirat eder  haktan ayrılırız.”(Tirmizi)

“Kulun kalbi doğru olmadıkça imanı doğru olmaz. Kalbi de dili doğru olmadıkça doğru olmaz. (Haraiti)

“Sâdık arkadaşlar bulun ve onların arasında yaşayın. Dürüst ve samîmi arkadaşlar, darlıkta yardımcı, genişlikte süs ve zînettirler.” Hz. Ömer (r.a) 

“Dostunun sana düşen işini güzel bir şekilde gör ki, lüzumunda, sana daha güzeliyle karşılıkta bulunsun.” Hz. Ömer (r.a)

“ İşlerini Allah’tan korkanlara danış ve onlarla istişâre et.” Hz. Ömer (r.a)

“Allah’a itâat eden büyük zâtların sözlerine dikkat edin. Çünkü onlara Allah tarafından gerçekler tecellî eder ve onu konuşurlar.”Hz. Ömer (r.a)

“İyilik kolay bir şeydir. Güler yüz ve yumuşak söz bunu temin eder. Şiddet göstermeksizin kuvvetli, zayıflık göstermeksizin yumuşak ol.” Hz. Ömer (r.a)

“Çok gülenin heybeti azalır. Şaka yapan eğlenceye alınır. Bir şeyi çok yapan onunla tanınır.” Hz. Ömer (r.a)

“Çok konuşan çok yanılır, hataya düşer. Böyle kimsenin hayâsı azalır. Hayâsı azalan şüpheli şeylerden az kaçınır. Şüpheli şeylerden az kaçınanın kalbi ölür.” Hz. Ömer (r.a)

“Amellerin efdali, farzları yapıp haramlardan kaçınmak ve Allah katında sâdık niyettir.” Hz. Ömer (r.a)

“Hesâba çekilmeden önce kendinizi hesaba çekin.” Hz. Ömer (r.a)

“Âhiret işlerinde zarar etmektense, dünyâya âit işlerde zarar ediniz. Böylesi sizin için daha hayırlıdır.” Hz. Ömer (r.a)

“Alay, şaka ve mizah etmekten kaçınınız. Zîrâ insanın şerefini kırar, vakarını azaltır.” Hz. Ömer (r.a)

“Ahmakla arkadaşlık etmekten kaçın. Çünkü ekseriya, sana iyilik yapayım derken zararı dokunur.” Hz. Ömer (r.a)

“Tövbe edenlerle oturun, onların kalpleri yumuşak olur.” Hz. Ömer (r.a)

"Kalp kör olduktan sonra, gözün görmesinde pek yarar yoktur." Hz. Ali (r.a.)

"Mü'min bir kimse mazeretleri, münafık ise günah ve hataları arar!" İbn-i Mübarek

"Herkesin ölümü kendi rengindedir." Mevlana Celaleddin Rumi (k.s)

“Zâlim sultanın yanında gerçeği söylemek en büyük cihaddandır.”(Tirmizî)

“Sana vahyedilen Kitabı oku ve namazı kıl. Muhakkak ki namaz hayâsızlıktan ve kötülükten alıkoyar. Allah'ı anmak elbette en büyük ibadettir. Allah yaptıklarınızı bilir. (Ankebut/45)

“Akıl, insana verilen cevherlerden biridir.” Seyda Şeyh Fadlullah (k.s)

Günün Sözü

Dünya şehvetlerle donatılmış, âfetlerle kuşatılmıştır. Dünya malının helalinin hesabı, haramının azabı vardır. Dünyaya yakınlık ve ilginiz ona göre olsun.
İbn-i Semmak -

HİZMET’E GÖNÜL VERENLER

 

IMG_0233

Rasulullah’a (s.a.v) gelen bir ayet-i kerimede buyrulmuştur; “Yemin olsun ki, size hakikaten bir resul geldi öyle bir resul ki sizden biri, kendi içinizden, kendi cinsinizden, melek değil, beşer cinsinden, aslı ve nesebi belli, Arabî ve Kureyşî, Harem ehlinden, sizin sıkılmanız ona ağır gelir, gücüne gider. Yani, azap görmeniz şöyle dursun, bir takım zahmete, sıkıntıya uğramanız bile onu üzer, son derece rahatsız eder. Yahut sizi sıkan, zorunuza giden şeyler beşeriyet icabı onu da üzer, onun dayanma gücü ve metin görünüşü, sıkıntılara göğüs germesi, üzülmediğinden değil, peygamber oluşundandır.” (Tevbe,128)Ben bizzat sizin mahiyetinizden olan, aynı cinsinizden olan, insan levhinden bir rehber sizlere gönderdim. Bu aynı sizin cinsinizdendir.

Yani sizin taklit edebileceğiniz bir zat, bir rehber gönderdim. Ve size karşı son derece şefkatli ve merhametli, öyle ki şefkatin en son zirvesinde olan bir zat’ı size gönderdim’’. Ve Rasûlullah(s.a.v) Cenab-ı Allah onun namına konuşurken: Şûra 42/23. Allah, inanıp yararlı işler işleyen kullarını bununla müjdeler. “De ki: "Ben sizden buna karşı yakınlara sevgiden (veya Allah’a yaklaşmaktan) başka bir ücret istemem." Kim güzel bir iş işlerse onun güzelliğini arttırırız. Doğrusu Allah bağışlayandır, şükrün karşılığını verendir.”
Ey Habibim onlara söyle ben sizlere bu kadar mukaddes bir hizmetin mukabilinden sizlerden hiçbir ücret istemiyorum. Fakat sadece ve sadece bu eğitime karşı sizden muhabbet etmenizi istiyorum, buyurdu. Rasûlullah (s.a.v) sürekli Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin’ i alıp başlarından öper, onları omuzlarında gezdirirdi.. Rasûlullah (s.a.v ) niçin böyle bir şefkat Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin e gösteriyor ve niçin ümmetimden ehlibeytine karşı muhabbet duymalarını istiyor?

Bazı kitaplarda Rasûlullah (s.a.v)  nasıl ki Hz. Âdem’den bugüne kadar karanlık olan o perdenin arkasından baki olan bütün hadiseleri görebiliyordu ve yerdeyken melaikeleri görebiliyordu. Yeryüzündeyken Allah-u Teala’nın  huzuruna gidip cemalini gören bir zat  elbette ki, o zat istikbali de görebilmiş ve istikbalde görmüş ki, gelecek de bu 1400 sene önceden, kıyamet kopana kadar bakmış ki, mana aleminde  görmüş ki,bu vazife ile görevli kişiler ekseriyetle ehl-i beytindendi.  Hz.Hasan ve Hz. Hüseyin’den sonra tefessül edecek doğacak zat’lar ve bu zatları gördü. İmam Rabbani’leri gördü, Seyda Tagi’leri gördü, Hazret’leri gördü ve bakmış ki ekseriyetle bu vazifeyi alan bu insanlardır.

Dolayısıyla onların namına o gün Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin’ i almış onların başlarından okşamış, sonraki bu vazifeyi hal eden ehlibeytin vazifelerini taklit etmiş olanların başlarından öpmüştür. Bu sevginin, başı okşamanın sebebini kitap bu şekilde açıklamıştır.Onun için ayet-i kerime de : “Sizlerden sadece vazifenin karşılığı bu ehli beyt’e karşı muhabbet etmenizi istiyorum. ‘Rasûlullah (s.a.v): ’Benden sonra sizlere iki şey bırakıyorum. Birincisi sünnetim, ikincisi ehlibeytimi bırakıyorum.” (Tirmizi, Müslim)buyurmuştu. Dolayısıyla bunlara karşı olan muhabbetiniz dine karşı olan muhabbet olacaktır. Seyda’yı Taği  diyor ki: Seyyid Sıbgatullahi Arvasi Hazretleri beni ve diğer arkadaşlarımı çağırdı  ve yanına getirdi.

Şu an ne dua edilirse kabul edilir bir makamdayım isteyin ne istiyorsanız. Seyda’yı Taği’de istemiş ki “Yarabbi! Bize kıyamete kadar bu her iki ilmi idame ettirecek nesiller nasip eyle. Zürriyetimden bu vazifeyi idame ettirecek bu insanların çıkmasını istiyorum .” Çünkü o da o yüksek zarafeti ile kıyamete kadar görmüş ki zürriyetinden bu insanlar çıkacak. Çünkü onun zürriyeti de gene Rasulullah’ın ehli beytidir. Seyda’yı Taği mağlumunuz Seyyid’dir .

Fakat ziyadesiyle kendisini meşhur kılmamıştır.Şimdi siz buraya gelirken normal bir hocanın sohbetine gelmek için gelmeyin. din çok mukaddestir. Örnek bir misal size söyleyeceğim. Biz medresede talebeleri yetiştirirken talebe ilmin en yüksek mertebesine ulaşır. Fakat hoca, usta o ferasetiyle bakar. Acaba o talebe bu ilmi kendi nefsine mi alet edecek nefsin hizmetinde mi kullanacak yoksa din-i mübi’nin hizmetinde mi kullanır o yüksek ferasetiyle bunu anlar arkasında talebeye icazet denilen bir evrak verir. İnsanları toplar ve der ki: Biz bu insanı yetiştirdik. İlim noktasında en yükseğe ulaştı biz buna teminatı veriyoruz ki, sizler bu insanı dinleyebilirsiniz.

Yani eğer ki siz bunu dinlediğinizde yarın bir sıkıntı bir sakatlık çıkarsa din noktasında ki burda bizim ebediyetimiz söz konusudur. İnsan din namına bir hocadan bir şeyi dinleyip öyle inandığı zaman ebediyetini belirliyor o anda. Hocadan dinlerse ki namaz dörttür. Hükümleri şudur diye inanırsa eğer bu işin içinde yanlışlık var ise bu da inanıyorsa ebedi bir cehennem burada söz konusudur. Yani o manevi ticaret büyük bir zarara uğruyor. Dolayısıyla medreselerde basitinden söylüyorum ilim noktasında ders verecek ise, hadis verecek ise bu alanlarda hoca kendi o ferasetiyle insanlara diyor ki biz bu işin teminatını üstleniyoruz. Hocanın teminatı da onun üstündeki üstadıdır. Bu sadece ilim noktasında. Şimdi bizim gibi insanlarda elbette ki biz bazı şeyler söylüyorsak bizim de bir teminatımız var bu noktada.

Teminatımız Seyda’dır. Seyda’nın teminatı ise Seyda Molla Muhyeddin, onun teminatı Şeyh Maşuk onun teminatı Şeyh Ahmed-ül Haznevi. Şeyh Ahmed-ül Haznevi ise Hazret, Seyda’yı Taği, İmam-ı Rabbani, Şah-ı Nakşibendî, Hz. Ebubekir-i Sıddık, Rasulullah  (s.a.v)bu teminatı veriyor. Dolayısıyla bu teminatı aldığınız her yerden sizlerin bu sohbetleri dinlemeniz lazım. Çünkü bir insan ilim ile kendi nefsini düzenleyemez. Hatta bir insan tasavvuf noktasında eksik ise iç dünyası eğer sağlam değil ise irade dediğimiz nefsin elinde ise ilim okuyorsa ilim nefis hesabına çalışır. Düşünün ki aklınız yerindedir.

Her şey yerindedir ama çoğu zaman vücudumuz, her şeyimiz nefis hesabına çalışıyor. Nefsin hizmetkârlığını yapıyor. Dolayısıyla akla inşa edilen ilim de eğer tasavvufta bir eksiklik var ise ilim nefsin hesabına çalışır. Bir müddet sonra Firavun’luk eder. Görüyoruz ki mesela televizyonlarda ilahiyatçılar çıkıyor. Az bilgi almış fakat bunlar hep nefsin hesabına çalışır. Tasavvuf alanında iç maneviyatta tam düzeltilmiş belli bir kemale erişmiş.İç insan dış insana da yüklenilen o ilim ile izni veriyorlar. Eğer ona teminatı verirseler tabii. İzin veriyorlar o noktada. O insanda gidiyor insanlara din namına bir şeyler anlatıyor. Şimdi sizlerin bulunduğu kapı Allah-u Teâlâ Seyda-i Taği’ye (k.s)   nasip etmiş. Şeyh Fadlullah (k.s)  nasıp etmiş kapı. Bu öyle bir kapıdır ki bu kapının içerisine girdiğiniz zaman o odanın içinde o mescit, caminin içinde vallahi Hz.Rasul var ,Hz.Ebubekir var. İmam-ı Rabbani’ler var, Gavs (k.s)   var. Seyda-i Tagi (k.s)  var.  Ama Seyda-ı Taği’nin (k.s)  kabilesi içerisinde o bölümde kimler var. O bölümdeyse Şeyh Ahmedül Hazneviler, Hazretler, Şeyh Fadlullah(k.s) Şeyh Alaaddinler (k.s) var. Sizler o kapının içerisine girdiğinizde o insanlar var. Dolayısıyla bulunduğunuz zemin, saf çok önemlidir.

Zemin safınız bu noktada sağlam olsun. Hatanız olsa bile dahi…. Dahi sağ ve solunuzda bulunan bu Sadat-i Kiram muhakkak ki muhakkak elinizden tutup kaldıracaklardır. Ama en önemlisi saf belirlemek. Bulunduğunuz zemin çok önemli. Eğer teminat verilmemiş insanlar var ise dinlememeniz lazım. Şimdi en basit dünyevi bir ticarette bile dahi sizler bir insana bir şeyler verir iken ondan teminat istiyorsunuz. Yani diyorsunuz ki öyle bir açılım var yani ben bunu alamayacağım. Onun için teminat istiyorum. Din noktasında siz imanınızı birisine verdiğiniz zaman boş olarak verdiğiniz zaman tabi o burada söz konusu ebediyetiniz olacak. Ebedi bir saadet ya da ebedi bir cehennem olacak. Siz burada bir teminat istemediğiniz zaman çok akılsızlık olur. Bu teminatı kimler veriyor ona dikkat etmeniz lazım. Bugün bu teminatı Hazreti Resul’den başlıyor ise Seyda-i Taği, Hazret (k.s)  gibi zatlar var ise bu zatlar sadece Bediüzzamanın teminatı Seyda-i Tagi’dir. Hazret (k.s)  bunların teminatıdır.  Hatta bu teminat bunlardan alınır ise belki bunlar sıfır kalır. Dolayısıyla yani siz de elhamdülillah bizi dinliyorsunuz. Hem de bu insanların safındasınız. Sizler bu noktada çok şükür dar olmanız lazım.

Yani Cenabı Allah’a çok şükür dar olmanız lazım ki verilen nimet insanın eline kalması için insan hafif bir nankörlük ederse vallahi Cenabı Allah bu nimeti çok basit bir şekilde elinden alıyor yani Ortak noktanız Seyda olsun. Muhabbetiniz Seyda’ya olsun. Seyda ile birlikten sonra mecazül aşktan hakiki aşk Rasül-ü Ekrem’edir. Rasûlullah’ın (a.s)  bir iki hadisini anlatıyor. Rasûlullah (a.s) Hz. Ömer’e Hz. Ebubekir e demiş ki :’’ sizin bana karşı olan muhabbetiniz eğer evlat çoluk çocuğunuzdan daha fazla değil ise veyahut Cenab-ı Allah’a karşı olan muhabbetiniz daha fazla değil ise iman yoktur. Hakikaten eğer iman olurda bunlara karşı muhabbet olması lazım. Kitap bahsediyor. Cenabı Allah (c.c) karşı muhabbet etmek çok zor oluyor. Çünkü muhabbet görülene karşı olabilir. Rasulullah (a.s) ise vücud olmadığı için zat-ı görünmediği için ona karşı adeta böyle bir muhabbetin bağlanması çok zordur, diyorlar. Dolayısıyla Rasûlullah (a.s)’ a ayın darlık yapan onun aynasını temsil eden Sadat-ı Kiram gelmiş.

İnsanlar ilk önce bu zat-ı görmüş zat a karşı muhabbete ermiş. Fakat bir müddet sonra sonra bakmış ki bu zat Rasulullah’ın ayın darlığını yapan diyor. Aynadan âşık aynanın ilerisindeki zat a karşı muhabbet besleyip o zattan ise Cenabı Allah’a karşı bir muhabbet beslemişler, rabıtalı bir şekilde. Şimdi mürşitlerin konumu bu noktadadır. Mürşitler elbette ki zatı itibariyle seviliyor fakat bir müddet sonra Rasulullah’ın halifesi olma itibariyle seviliyor. Bu onun cismaniyetine de kıymet kazandırıyor. Ona karşı saygı ve sevgi olduğu için bu yol İmam-i Rabbani’ye silsile yoluyla Rasulullah’a kadar ulaşıyor. Çünkü Rasûlullah (a.s) “Benden sonra bir peygamber gelmeyecek benim makamımdan sonra peygamberlik kapısı kapanacak.” diyor. Fakat benden sonra nasıl ki Hz. İbrahim’in neslinden bu güne kadar peygamber çıkmış ise benim zürriyetimden de kıyamete kadar tebliğ vazifesini idare ettirecek ümmetler çıkacaktır. Peygamber Efendimiz “Ümmetimin âlimleri israiloğullarının nebileri gibidir.” buyuruyor. Ümmetimden çıkacak âlimler daha önce yaşamış peygamberlere eş değerdir. Hangi noktada kabiliyet, sadakat, takva bütün donanım noktasında aynı donanıma sahip olacaktır.

Belki siz durumlara o kadar vakıf değilsiniz. Ama yakın olan insanlar çok vakıftır. Öyle bir şefkate sahipti ki Seyda her alanda hakikaten insanı hayrete sokacak özelliklere sahip idi. Şefkat, merhametin zirvesindeydi. Fakat bu şefkat Rasûlullah (a.s) şefkatine nispeten denizde bir damla gibidir. O kadar yüksek.  Biz diyoruz ki Seyda öyle bir zat ise o zaman Rasûlullah nasıldır diye düşünüyoruz. Ama Seyda bu mürşitler olmamış olsaydı sadece kitaba bakıp Rasulullah’ın hallerini öğrenseydik o ölçüyü kıyasla yapamazdık.  Seyda gibi bir zat böyle bir konumda ise Seyda da bu konum Rasulullah’a nispeten feyzin bir damlası ise o zaman Rasûlullah nasıl bir konumdadır böyle bir kıyas yapıyorum. Bu anlama sevmeyi ve hayranlığı kolaylaştırıyor.

"Site içerisindeki Tüm Yazı Resim ve Medyaların Telif Hakları Kalb-iselim.net 'e aittir , izinsiz kopyalanamaz , çoğaltılamaz. "

discount tretinoin 0.1 45 gm cream site will u buy viagra over the counter viagra generic prednisone for sale online link link oral safe generic propecia male pattern baldness lisinopril reviews impotence cialis canadian generic here buy overnight viagra online viagra sales in 2007 cialis levitra shop generic viagra over no ed generic viagra online generic drug list for accutane purchase glucophage metformin paxil 40 price of cialis at walmart zoloft without a prescription generic name how to xenical reviews link imitrex gmc biggest buyer of viagra zithromax dosing cost the cheapest time to take lipitor cialis how long online drugstore buspar price generic buy erythromycin without rx sitemap