“Güzel insanların gözü güzel şeyleri, kötü insanların gözü ise kötü şeyleri görür.” Seyda Şeyh Fadlullah (k.s)

“Günahına pişman olmayan kimsenin tarikattan nasibi yoktur.” Seyda Şeyh Fadlullah (k.s)

“Tasavvufa giren insanlar meşayih-i kiramın evladıdır.” Şeyh Sıbgatullah Arvâsi (k.s) 

“Günahtan duyulan pişmanlığın derecesi, dağdan üzerine yuvarlanan taşın önünde eli kolu bağlı kalınca duyulan korku gibi olmalıdır.” Seyda Molla Muhyeddin (k.s)

“Kişi başına gelen musibetlerin belaya dönüşmemesi için Allah’a dua etmelidir.” Seyda Şeyh Fadlullah (k.s)

“Bütün insanlar Allah’a giden yolda peygamberlere, peygamberler de Cebrail’e muhtaçtı.” Seyda Şeyh Fadlullah (k.s)

“Tarikat, İslamiyet içerisindeki nurların döndüğü yerdir.” Seyda Alameddin (k.s)

“Öfkelenen insan şeytanın elindeki topaç gibidir, şeytan onu istediği yöne çevirir.” Seyda Şeyh Fadlullah (k.s)

“Kulun kula haset etmesi, aslında Allah’a haset etmesidir. (H.B.)

“Acziyeti idrak, en büyük mertebedir.” Hz. Ömer (r.a)

“Ma’siyyet içinde tövbe olmaz.” Seyda Şeyh Fadlullah (k.s)

“Allah Teâlâ insana faydalı her nimeti Resul-i Ekrem (s.a.v)  zamanında vermiştir.” Seyda Şeyh Fadlullah (k.s)

“Anne babasından güzel bir din eğitimi alan evladın işlediği her hayrın sevabı önce annesine, sonra babasına gönderilir.” Seyda Şeyh Fadlullah (k.s)

“Bizlere Seyyid demeyiniz, eğer biz Seyyid isek Allah bunun mükâfatını zaten verecektir ama eğer değilsek Allah bunun hesabını bizden sorar.” Seyda Şeyh Fadlullah (k.s) 

“Allah dostları vefatlarından sonra gizlendiği bulutun arkasından çıkan kızgın güneş gibidir.”(H.B.)

“Her bakan gözün gördüğü şey farklıdır.” (H.B.)

“Şeyhe yapılan sürekli rabıta, kalbin her an zikretmesine vesile olur.” (H.B.)

“Zikirde görülen şeylere aldanmak, aynadan yansıyan akse takılı kalmak gibidir.” (H.B.)

“Her an rabıta halinde olmak müridi kötülüklerden korur.” (H.B.)

“Derecesi yüksek olan kendini küçük görendir; derecesi küçük olan ise kendini büyük görendir.” (H.B.)

“Allah Teâlâ’nın mağfireti Resul-i Ekrem’in (s.a.v) mutabaatına bağlıdır.” Seyda Şeyh Fadlullah (k.s)

“Rabıta, müridi dünya muhabbetinden uzaklaştır.” Seyda Şeyh Fadlullah (k.s)

“Evlat-ı salihin işlediği her güzel amele anne babası da ortaktır.” Seyda Şeyh Fadlullah (k.s)

“Müridin şeyhinden izin alarak çektiği ezkar, aşılanmış ağacın verdiği meyve gibi daha kıymetlidir.” Seyda Şeyh Fadlullah (k.s)

“Resul-i Ekrem (s.a.v) vefatından sonra en büyük bela tokluk oldu.” Hz. Ayşe (r.a)

“İnsan gecesini boş işlerle geçirip geç yatar, sonra da sabah namazına kalkamazsa, o namazını keyfi olarak terk etmiş gibi olur.” Seyda Şeyh Fadlullah (k.s)

“Asr’a andolsun ki insan mutlaka ziyandadır.” (Asr/1,2)

“Bilesiniz ki, Allah dostlarına korku yoktur; onlar üzülmeyecekler de.”(Yûnus,62)

“Bir insan günahı nispetinde edepsizdir.” Mevlana Celaleddin Rumi

“İnsanın nefsi köleye benzer, onun efendisi kalp ve ruhtur.” Mevlana Celaleddin Rumi

“Sadık bir mürid evlattan daha hayırlıdır.” Şeyh Sıbgatullah Arvâsi (k.s)

“Tarikattaki insanın iki babası vardır. Biri nesebi babası, diğeri şeyhidir. Nesebi babası onu dünya hayatına, manevi babası da âhiri hayatına hazırlar.” Seyda Şeyh Fadlullah (k.s)

“Allah dostları zühd sahibi insanlardır, şanla şöhretle ilgilenmezler.” (H.B.)

“İnsanlar bir araya geldiklerinde gıybet etmek, boş sözler söylemek yerine Allah'ı anmalılar ki meclislerine azap değil nur yağsın.” Seyda Şeyh Fadlullah (k.s)

“Günahından pişman olmayan, nasihat tesir etmeyen insanın imanından şüphe edilir.” Seyda Şeyh Fadlullah (k.s)

“Bir yerde olan her yerdedir, her yerde olan hiçbir yerdedir.” Necip Fazıl Kısakürek

“Âlimlerin en şansızı cahilin arasında olandır.” (H.B.)

“Müridin virdini terk etmesi varlık duygusundan kaynaklanır.” Şeyh Abdurrahman Taği (k.s)

“Dostunla çok dost olma, düşmanınla çok düşman olma. Olur ki bir gün dostun düşmanın, düşmanın dostun oluverir.” Mevlana Celaleddin Rumi

“İnsanın güzelliği sabrettiği sıkıntılar nispetindedir”. (F.B.)

“İlim ancak amel edildiğinde kıymetlidir.” Seyda Şeyh Fadlullah (k.s)

“Kalpler ancak Allah'ı anmakla zikriyle mutmain olur.” (Ra’d/28)

“Hakikat bir kuştur; bir kanadı tarikat, bir kanadı şeraittir. Birinden biri eksik olursa hakikat kuşu uçmaz.” İmam Rabbani (k.s)

“Tasavvuf kal ilmi değil hal ilmidir.”

“Keşke tasavvuf üzerine hiç söz söylenmeseydi de, ehl-i tasavvuf olmayan kimseler tasavvufu anlatmamış olsalardı.” Şeyh Abdurrahman Taği (k.s)

“Müridin gördüğü değişik haller ve cezbe hali, oyalanması için küçük bir çocuğun önüne konulan şekerlemeler gibidir.” Şeyh Abdurrahman Taği (k.s)

“İnsan haklı olduğu bir konuda münakaşa etmek yerine susup, geriye çekilse, haksız olabileceğini düşünse ne kaybeder? Ne kazanır? (H.B.)

“Üç günden fazla küs kalan insanlar kendi elleriyle kendilerini Allah’ın rahmetinden mahrum ederler.” Seyda Şeyh Fadlullah (k.s)

“Her mürşid-i kâmil, yetiştirdiği halifesini omzuna bastırarak bir üst dereceye ulaştırır.” (H.B.)

“Mürşid-i kâmil olan kulların kalbi Allah Teâlâ’nın nazargahıdır.” Seyda Şeyh Fadlullah (k.s)

“Acı çekmeden başarı kazanılmaz”. (H.B.)

“Her insanın evinden son çıkışı vardır.” (F.B.)

“Bir yerde bir hayır işlendiği zaman o hayrın nispeti etrafa da faydalı olur; bir yerde de bir günah işlendiği zaman da o günahın zulmeti etrafı sarar.” (F.B.)

“Sadakat sıkıntılı dönemlerde kendini belli eder.” Seyda Alameddin (k.s)

“Sınırı olan dünyayı sınırsız bir aşkla sevmek, insana eziyet verir.” Seyda Alameddin (k.s)

Allah katında büyüklük, sayıya değil keyfiyyete bakar.” Seyda Alameddin (k.s)

“Ahir zamanda imanı muhafaza etmek, elde sıcak kor tutmaktan daha zordur.” (H.Ş.)

“Tasavvufta hissesi olmayan bir insan zamanın muhakkik ulemalarından biri sayılsa dahi, ahir zamanda zındıkların kurdukları tuzaklara karşı imanını muhafaza edemez.” Seyda Alameddin (k.s)

“Çok mukaddes neticelerin kazanılacağı zamanlarda insan, nefs ve şeytanın istilasındadır.” Seyda Alameddin (k.s)

“Kişinin işlediği her bir amelin elbisesi kendisine giydirilir. Hayır ise hayır, şer ise şer.” Hz. Osman (r.a)

“Eğer kalpleriniz temiz olsaydı, Allah'ın kelâmını okumaya doymazdınız." Hz. Osman (r.a) 

“Eğer söz gümüş ise sükût altındır.” Hz. Süleyman (a.s)

“Mü'min bir kimsenin dili, kalbinin arkasındadır. Konuşmak istediği zaman kalbiyle o şeyi düşünür, sonra diliyle onu geçiştirir; münafığın dili kalbinin önündedir. Bir şeyi kastettiğinde diliyle söyler, kalbiyle düşünmez.” Hasan Basri (r.a) 

“Kişinin malayani şeyleri terk etmesi, Müslümanlığının güzelliğindendir.”(Tirmizi, Zühd/11)

“ Âdemoğlu sabahladığı zaman tüm azaları dile hatırlatıcı oldukları halde sabahlar ve derler ki: Bizim hakkımızda Allah’tan kork! Zira sen doğru olursan biz de doğru oluruz. Eğer sen inhirat edersen  biz de inhirat eder  haktan ayrılırız.”(Tirmizi)

“Kulun kalbi doğru olmadıkça imanı doğru olmaz. Kalbi de dili doğru olmadıkça doğru olmaz. (Haraiti)

“Sâdık arkadaşlar bulun ve onların arasında yaşayın. Dürüst ve samîmi arkadaşlar, darlıkta yardımcı, genişlikte süs ve zînettirler.” Hz. Ömer (r.a) 

“Dostunun sana düşen işini güzel bir şekilde gör ki, lüzumunda, sana daha güzeliyle karşılıkta bulunsun.” Hz. Ömer (r.a)

“ İşlerini Allah’tan korkanlara danış ve onlarla istişâre et.” Hz. Ömer (r.a)

“Allah’a itâat eden büyük zâtların sözlerine dikkat edin. Çünkü onlara Allah tarafından gerçekler tecellî eder ve onu konuşurlar.”Hz. Ömer (r.a)

“İyilik kolay bir şeydir. Güler yüz ve yumuşak söz bunu temin eder. Şiddet göstermeksizin kuvvetli, zayıflık göstermeksizin yumuşak ol.” Hz. Ömer (r.a)

“Çok gülenin heybeti azalır. Şaka yapan eğlenceye alınır. Bir şeyi çok yapan onunla tanınır.” Hz. Ömer (r.a)

“Çok konuşan çok yanılır, hataya düşer. Böyle kimsenin hayâsı azalır. Hayâsı azalan şüpheli şeylerden az kaçınır. Şüpheli şeylerden az kaçınanın kalbi ölür.” Hz. Ömer (r.a)

“Amellerin efdali, farzları yapıp haramlardan kaçınmak ve Allah katında sâdık niyettir.” Hz. Ömer (r.a)

“Hesâba çekilmeden önce kendinizi hesaba çekin.” Hz. Ömer (r.a)

“Âhiret işlerinde zarar etmektense, dünyâya âit işlerde zarar ediniz. Böylesi sizin için daha hayırlıdır.” Hz. Ömer (r.a)

“Alay, şaka ve mizah etmekten kaçınınız. Zîrâ insanın şerefini kırar, vakarını azaltır.” Hz. Ömer (r.a)

“Ahmakla arkadaşlık etmekten kaçın. Çünkü ekseriya, sana iyilik yapayım derken zararı dokunur.” Hz. Ömer (r.a)

“Tövbe edenlerle oturun, onların kalpleri yumuşak olur.” Hz. Ömer (r.a)

"Kalp kör olduktan sonra, gözün görmesinde pek yarar yoktur." Hz. Ali (r.a.)

"Mü'min bir kimse mazeretleri, münafık ise günah ve hataları arar!" İbn-i Mübarek

"Herkesin ölümü kendi rengindedir." Mevlana Celaleddin Rumi (k.s)

“Zâlim sultanın yanında gerçeği söylemek en büyük cihaddandır.”(Tirmizî)

“Sana vahyedilen Kitabı oku ve namazı kıl. Muhakkak ki namaz hayâsızlıktan ve kötülükten alıkoyar. Allah'ı anmak elbette en büyük ibadettir. Allah yaptıklarınızı bilir. (Ankebut/45)

“Akıl, insana verilen cevherlerden biridir.” Seyda Şeyh Fadlullah (k.s)

Günün Sözü

Dünya şehvetlerle donatılmış, âfetlerle kuşatılmıştır. Dünya malının helalinin hesabı, haramının azabı vardır. Dünyaya yakınlık ve ilginiz ona göre olsun.
İbn-i Semmak -

Allah'ın Teâlâ’nın Arslanı 'Hz.Hamza (r.a) '

"Allah'ım en büyük ismin hürmetine en büyük rızanı istiyorum.” Bir bu Hadis-i Şerifi rivayet etmişti. Hz. Hamza (r.a) rivayet ettiği tek bir hadisi öyle içten öğrenmişti ki aşkıyla, canıyla erdi muradına ki en büyük rızaya erenlerden oldu. O’nu sevmek yalnız 'O'nun için yaşayıp yalnız 'O'nun için ölmek. Öteden beri kainat bir sevgiliye hasretti. O' gelince bu sefer de yanında olan da olmayan da 'O'na hasret. 'O'na doyulmuyordu ki. O gün de doyulmuyordu bugün de. O gün insanlar Resulullah'ın (s.a.v) sesine, nur yüzüne, mübarek kokusuna doyamıyordu bugünse onu anlatan alimlere, üstatlara, eserlere doyulmuyor. Anlatılana da anlatana da doyulmuyor. Hz. Hamza (r.a)da doyamadı. O Resulullah'a (s.a.v), Resulullah (s.a.v) de O’na... Hamza bin Abdulmuttalib (r.a)İslamiyet semasından sonsuza yürürken açtığı şahadet çığırıyla on dört asırdır peşinden giden şehitler kafilesine önderlik etmiştir.

Hz.Hamza (r.a)'ın ardından uzun süre yürek yakan şiirler söyleyen şairler, 'O'nun sahip olduğu cömertlik,kahramanlık ve müminler kol kanat geren hamiyeti için ağladılar:'O' ki

"Yüzü Haşimden daha parlaktır
Hakkı bırakıp batıla yürümemiştir hiç."


Allahu Teala'ya ve Resulullah (s.a.v) 'a aşık sahabe ise 'O'nun hakkında şöyle diyor:"Biz Hamza’yı, kendimize ansızın inen musibetler için bir sığınak görürdük.Çığır sahipleri, açtıkları yolların hayır veya şerrinden kıyamete kadar hisse alırlar."O" günden "Bu" güne bütün şehitlerin manevi nurlarına hissedar olmuştur.Hz. Hamza (r.a)en sevgilinin, en yakınındaki halkaydı.O'nu koruyan ve kollayandı.Resulullah (s.a.v) ise bir hadisinde şöyle buyuruyor: "Biz Abdulmuttalib'in oğullarıyız.Cennet ehlinin efendileriyiz: Ben,Hamza, Ali, Cafer, Hasan, Hüseyin ve Mehdi." Resulullah'ın (s.a.v) başka amcaları da vardı öyle ki amcaları arasında Resulullah'ın (s.a.v) davetini işittiği halde inanmayan ve kuruyan elleri ile lanete uğrayan Ebu Leheb, onca müşriğin arasında onun isminin Kur'an'da zikri, esasen sahip olduğu çok büyük yakınlığa rağmen, en büyük hasarete uğramasının kınanmasından başka bir şey değildi.
 O da amcaydı, "O" da...Peki kimdi bu Hamza...

Abdulmuttalib Kureyş'in önde gelen seçkin reislerinden biriydi. Mekke halkı O'na yakın olma imkanını arar, bu yolda çıkan fırsatları değerlediridi.Abdulmuttalib, oğlu Abdullah'ı beni Zühre kabilesinden Amine bintu Vehb ile evlendirdiği aynı mecliste Vehb'in diğer kızı Hale'yi de kendi nikahına aldı.Baba oğul aynı günlerde evlendiler.Zamanı geldiğinde Hale Abdulmuttalib'e Hamza gibi bir yiğit doğurmuş Amine Sultan ise Rahmet Peygamberi Nur Muhammed'i (s.a.v) dünyaya getirmişti. Birbirini takibeden aylarda doğan o iki aziz bebeği Abdulmuttalib'in büyük oğlu Ebu Leheb'in cariyesi Süveybe emzirmiştir. Hale Hanım Hz. Hamza (r.a) ve Hz. Safiye (r.a)'nin annesidir. Safiye Hala (r.a)bütün hayatı boyunca Resulullah'a (s.a.v) çok ciddi bir alaka ve sevgi göstermiştir. Birbirine yakın tarihlerde dünyaya gelen Resulullah (s.a.v) ve Hz. Hamza (r.a)aynı çevreyi paylaşmaları sebebiyle çocukluk ve gençlik günlerine ait birçok hatırayı da beraber paylaşmış olmaları gerekir. Resulullah'ın (s.a.v) amcasını bu kadar derinden sevmesinin altında bu hatıraların da etkisi olmalıdır(s.14) Harp sahasında ilk önce adım attığı veAllahu Teâlâ’nın düşmanlarını şiddetle takip ettiği için Hz. Hamza’ya (r.a)"esedullah" (Allah'ın Teâlâ’nın Arslanı) denirdi. O Bedir gününde, harp sahasında:"Ben Allah ve Resulü'nün arslanıyım" diyerek müşriklere hücum etmiş ve bu lakabı almıştır.

Hz. Hamza (r.a), orta boylu, güçlü, kuvvetli, heybetli, onurlu, izzetine düşkün bir insandı. İyi bir avcı ve keskin bir nişancıydı. Mazlumlara yardım etmeyi seven cesur bir savaşçı olarak Kureyş'in en şereflileri arasında sayılırdı. Ekser vakitlerini sahralarda av peşinde geçirdiği bilinmektedir. Av dönüşü evine gitmeden önce mutlaka Kâbe’yi tavaf edecek kadar kutsal kabul ettiği değerlere saygılı, karşılaştığı şahıslara selam verip sohbet etmesini seven mürüvvetli bir insandı. O’nun gençlik dönemine ait bilgiler yok denecek kadar azdır.(Üsdü'l Gabe, 2/52)Eski dünyanın göbeğinde zaman, yepyeni bir doğuma hazırlanmaktaydı. Hamza (r.a)Arap çöllerinde gelecek günlerin kendisi için hazırladığı sürprizlerden habersiz olarak arslanlar peşinde at sürerken, Hira Dağı'ın sahibi, cihanın bütün Arslanlarının ayağını bağlayacak bir güçle güçlenmekteydi. Hz. Hamza (r.a), İslam'ın ilk yıllarında davetiyle ilgilenmedi. O arslanların peşindeydi. Gizliden gizliye yapılan İslam'a davet üç yıl kadar sürdü. Sonra: "Ey Muhammed sana emredileni açıkla ve korkup çekinme! "(Hicr Suresi,94) "Sen öncen yakın akrabalarını uyar, ahiret azabıyla korkut."(Şuara,214–215) Resulullah (s.a.v) Hz. Ali'yi çağırdı: "Ey Ali! Yüce Allah'ın en yakın akrabalarımı davet etmemi emir buyurması beni düşündürüyor. Ben ne zaman kavmime bu işi açmaya kalksam muhakkak onlardan hoşuma gitmeyen bir şeylerle karşılaşacağımı biliyorum." buyurdu. Bir müddet sustu. Sonra Cebrail (A.S) Resulullah'a (s.a.v) gelip "Ya Muhammed! Eğer sen Yüce Rabbinin sana emretttiği şeyi yapmayacak olursan Rabbin sana azap edecektir." dedi. Resulullah (s.a.v) Ya Ali yemekler hazırlansın, sonra Abdulmuttalip oğullarını benim için topla! O gün yemekler hazırlandı kırk kişiye yakın misafir toplandı. Yemekler yendikten sonra Resulullah (s.a.v) tam söze başlamak istediği sırada davetsiz misafir Ebu Leheb abuk subuk cümlelerle kızgınlığını, kaygılarını, korkularını kustu. Resulullah (s.a.v)'ın konuşmasına imkân vermedi. Hz. Hamza dâhil dağılıp gitti misafirler. Yılmadı nebi(A.S).Aradan bir müddet geçtikten sonra birçok akrabasını yeniden davet etti. Bu defa Ebu Leheblere fırsat vermeden. Başladı tebliğine önce çocuk yaşlardaki cesur Ali sahip çıktı Allah'ın Resulü’ne (s.a.v).Allah Resulü(s.a.v) Allahu Rabbul Alemine hamdu senalar ederek orada var olanları asıl varlığın birliğine davet etti. Ebu Leheb'ten gayrisi yumuşak ve olumlu sözler söylediler. Bu birliktelikte Hz. Hamza (r.a)iman etmediyse de O'na karşı da gelmedi. Hz. Hamza (r.a)bu tarihten sonra daha üç yıl kadar İslamiyet'e karşı dıştan ilgisiz yaşadı. Kur’an, müşriklerin putlarını ayıplayıp şirk üzere ölen atalarının da cehennemde azap gördüklerini açıklayınca Kureyş düşmanlıklarına başladı. Düşmanlığı zamanla şiddetleniyordu. Öyle ki Bir gün Resulullah (s.a.v) Safa ya da Hacun denilen yerde ibadetle meşgul iken Ebu Cehil ve yandaşlarının saldırısına uğradı. Bil hassa Ebu Cehil, Allah Resulü’nün (s.a.v) topuklarını tekmeleme küstahlığında bulunmuş yüzüne toz toprak saçarak üzerine deve pisliği atmıştı.(Ali bin BurhaneddinSiret'ül Halebiyye, darul marife,1/477)

Hz Hamza yine avdaydı. Avdan dönünce âdeti üzere Haremi Şerife uğrar, sonra evine giderdi. Tavaf ederken bir kadın olup bitenleri hz.Hamza'ya (r.a)anlattı. Bunları duyunca evine girmeden geri döndü. Boynunda yayı olduğu halde mescide doğru yürüdü. Akrabalık damarları kabarmış, anlatılanlar onu gazaba getirmişti. Kureyş büyüklerinin yanına geldi. Ama hepsi aslanlar gibi Hamza'nın (r.a)yanında küçük fareler gibiydiler. Hz. Hamza (r.a)"kardeşimin oğluna kötü söz söyleyen, sen misin kalbini inciten? " diyerek boynundaki yayı eline alıp haddini aşan zalim Ebu Cehil'in başına vurdu. Sonra kükreyen aslanlar gibi bir daha ki sefer kılıcımla vururum haberin olsun, dedikten sonra inancını özgürce ifade edip Yaratanın, yerlerin ve göklerin şahitliğinde şerefli İslam'a önce sağlam bir ayak sonra mübarek bir sudur oluveriyordu. İslam onunla daha da dallanıp budaklandı. Sonra Hz. Hamza (r.a)Allah Resulü’nün (s.a.v) yanına gelip" Seni sevindirmek, üzüntüden kurtarmak için ne istersen yaparım." dedi. Allah Resulü (s.a.v) insanlar için âlemler için ancak rahmet olsun diye gönderilmişti. Âlemlere Rahmet Rahman'ın lütfünden başka bir şey istemezdi ki. Hz. Hamza (r.a)Ebu Cehillere karşı Müslümanlığını ilan edip evine döndü. Ancak Şeytan lanetullahi aleyh onun peşini bırakmıyordu: "Sen Kureyşin seyyidisin, efendisisin. Atalarının dinini bırakıp bir çocuğa uydun. Bu yaptığına karşılık ölsen daha iyiydi" sözleriyle ona vesvese veriyordu. Zeki Hamza (r.a)bunlardan kurtulmak için dua etti: "Allah'ım eğer Muhammed doğru yoldaysa kalbimin onu tasdik etmesini sağla, değilse bana bir çıkış yolu ihsan et."O gece vesveselerle dolu bir geceydi. Şimdiye kadar böyle bir gece geçirmemişti. Sabahı zor etmişti ki günün aydınlanmasıyla doğruca aydınlığa, Nur Muhammed'e (s.a.v) koştu. Hoş bir sohbetle korku ve ümit arasında ümit dolu sözlerle Resulullah (s.a.v) nasihati üzerine imanına iman katılıyordu. Kat kat imanıyla şöyle dedi Resulullah'a (s.a.v) "Ey kardeşimin oğlu! Senin sadık olduğuna şahadet ediyorum, dinini açıktan anlat." dedi. Onun bu cesaretini bakın Yüce Allah Kuran’da nasıl ifade ediyor: "Ölü iken kalbini diriltip insanlar arasında yürürken önünü aydınlatacak bir nur verdiğimiz kimsenin durumu, karanlıklarda kalıp çıkamayan kimsenin durumu gibi midir? Kâfirler de işledikleri güzel gösterilmiştir."(Enam Suresi, 122) Hz. Hamza (r.a)vahyin ifadesiyle kalbi diriltilmiş, kendisine tabi olacağı iman nuruyla ve tam bir sadakat ile Resulullah'a (s.a.v) yönelmişti. O çoğu zaman aslanlar peşinde at süren yiğit şimdi sohbet meydanlarında savaş sahralarında alnı açık, sırtı dik, yüzü pak İslam nurunun nurlarından bir nurdu. Kim bir aslan avcısının karşısında durmaya cesaret edebilirdi ki? Bedir buna şahiddi. Esedullah’ın karşısında kâfir çakallar kılıçtan pençelerle devrilip savruluyordu. Esedullah bir borandı adeta... Esiyordu estikçe de İslam'a engel birçok hak düşman setini deviriyor gelecek İslam nesillerine yollar açıyordu. Ne var ki Uhud başkaydı. Esme diyordu adeta. Bedir’de cesaret ve heybetin dillere destan oldu da kem gözlerin nazarlarına yakalandın, diyordu adeta. Keşke bulutlar perdeler inse de seni çepeçevre sarsa da Hinduların kem gözünden kin dolu hırslı sözlerinden bir kişiye özgürlük olacak vahşiyetten saklayabilseydi."ve hüve ala kulli şeyin kadir" ve Yüce Rahman her şeye Kadirdir, ayeti celilesiyle sevdiğini yanına almayı takdir etmişti. Allahu Teâlâ’nın ol dediğine kim "Hayır, olma" diyebilirdi ki. Hâşâ... Biz O'ndan geldik ve O'na döneceğiz. Kaderin tecellisi başladı yavaş yavaş kendini göstermeye. Uhud günü bir ara düşmanlar ile Resulullah (s.a.v) nefes kadar yakındı. Kimse kalmamıştı Hz. Hamza'dan (r.a)başka. Bozgun ve panik sarmıştı müminleri. O korkmuyordu ki insanlardan onun korkusu nazenin Resulullah'a (s.a.v) bir şey olmasıydı. Yanlarına gelen Enes b. Nadr (r.a)ile birlikte naralar atıp "O (s.a.v) öldükten sonra sizin yaşamanızın ne değeri var" diye korkanları ayıplıyorlardı. Öyle ya Allahu Rabbul Âleminin ve Resulullah (s.a.v) yaşamadığı anılmadığı bir toplumun yaşamasının ne değeri var.

Cabir b. Abdullah şöyle anlatır: Halkın, çarpışmaktan yüz çevirdikleri sırada Hz. Hamza (r.a)"Ben Allah'ın ve Resulü'nün (s.a.v) arslanıyım! Allah'ım, şu Ebu Süfyan'la arkadaşlarının getirdikleri kötülüklerden uzak durur, Sana sığınırım. Şu Müslümanların yaptıkları bozgunculuklardan dolayı da Senden özür ve af dilerim." sözleriyle savaşın ortasına ilerliyordu.(Müsdetrek,3/199) O haltını adamıştı İslam'a canını koyuyordu ortaya. Kuvvetli imanıyla hem dili hem eliyle deviriyordu hakkı örten küffarı. Takdiri İlahı bir ara atı tökezledi. Hz. Hamza (r.a)kafası üzerine yere düştü. Karın bölgesini kapatan zırhı açıldı. Birden acı, ağrı ve sızısına rağmen ayağı kalktı. Zaman kıymetliydi. Kaybetmemeliydi. Düşman pusudaydı. Uzaktaki vahşiye fırsat doğmuş yakındaki çakallara gün doğmuştu sanki... Fırsat yoktu ki belinde ki zırhını düzeltmeye. Ah ne olurdu kendisi ya da biri hemen sarıverseydi onu koruyan zırhını. Alacağı darbeye yol açıyordu takdiri ilahi. O da umursamıyordu hiçbir şeyi. O an ayaktaydı ve yaşıyordu kılıcı elindeydi ve kendine yaklaşanları devirebiliyordu ya bu ona yeterdi. Öleceksem de "O"nun uğrunda ölmeyim diyordu. O korkmuyordu ki.

Yıllar sonra İslamla şereflenen sahabi Vahşi, Hz. Hamza'yı(r.a)öldürdüğü anı acı ve üzüntüyle şöyle anlatır: "Ben savaş alanına girdiğimde, 'Muhammed'i (s.a.v) öldüremem. Hamza’yı uykuda bulsam uyandıramam. Ama Ali'ye harbe atabilirim." diyordum. Savaş başladığında Ali'yi gördüm. Gayet iyi savaşıyordu. Dört yanındaki pusulara karşı uyanıktı. Ona bir şey yapamayacağımı anladım. Bir ara Hamza'yı gördüm. Kızgın deve gibi düşmanın ortasına girmiş, kafasında harp hilesinden bir haber yok, Kureyş askerini birbirine katıyordu. Seba b. Abdüluzza ile savaşırken ben de onları bir taşın arkasında gözetliyordum. Ben iyi harbe (mızrak) kullanırdım. Öyle ki attığım harbelerden boşa giden çıkmazdı. Bir ara Hamza bana iyice yaklaşmıştı. Harbeyi attım. Kasığının bir yanından girmiş öbür yanından çıkmıştı. Can havliyle üzerime saldırdı. Kaçtım Birazdan canı kesilip düştü. Arkadaşları koşup etrafını sardılar ." Ya Eba Ammare" diye seslendiler, cevap vermedi. Anladım ki ölmüş. Biraz bekledim. Yanında kimse kalmadı. Varıp yanına mızrağımı karnından çıkardım. Sonra karnını yarıp ciğerlerini çıkardım. Doğruca Hind'e götürdüm."İşte babanın katili Hz. Hamza (r.a)ciğerleri." Hind elimden aldı. Bir parça ağzına atıp çiğnedikten sonra tükürdü. Yanında bulunan bir elbise ve bütün takılarını bana verdi. Mekke'ye dönünce de on altın daha vereceğini söyledi. Hind cesedi göstermemi istedi. Onu cesedin bulunduğu yere götürdüm. Müslümanlar savaş alanından çekilince, Hind Hamza'nıın yanına geldi. Hz. Hamza'nın (r.a)burnunu ve kulaklarını kesti. İki bilezik ve gerdanlık yaptı. Bunları takınmış olarak Mekke’ye girdi."(Halebîye,2/529) Mekkeliler böyle yaparken acı haber ise Müslümanlara yayılıyordu. Resulullah’a (s.a.v) Hind'in Hamza'nın ciğerini söktüğü haber verilince :"Ondan bir şey yedi mi?" diye sordu."hayır" dedi sahabiler. Resulullah (s.a.v) da "Allah Hamza'nın etinin her bir cüzünü cehennem ateşine ebediyyen haram etmiştir." buyurdu. Hak Teâlâ en iyi bilendir belki ağzına bulanan kanın mübarekliği onun taş kalbini yumuşattı da kalbi İslam’la şereflendi. Birçok sahabiye göre kısa yaşadı. Ama az bir ömre âlemleri sığdırdı. Yaşarken aslanlar gibi yaşadı ölürken aslanlar gibi pusuyla öldürüldü. Küffarın onun kulağını burnunu kesmesi, ciğerini sökmesi korkaklığın yokluğa yaklaşmasıyken onun aziz ve yüce yenilmez ruhu Rahman'a doğru melekler eşliğinde yüceliyor yükseliyordu. Yüce Rahman'a ancak yüce ruhlu, canını ve ruhunu her şeyini admışlar ulaşabilir. Tıpkı Hamzalar gibi... İnsanlara Hz. Hamzalar, Ebu Dücaneler, Enes b. Nadirler, Hz. Aliler, Hz. Hüseyinler, Hz Ebubekir-i Sıddıklar (Radıyallahü anhum),Şahı-ı Nakşibendiler, Abdülkadir-i Geylaniler, İmam-ı Rabbaniler, Mevlana Halid-i Bağdadiler, Şeyh Abdurrahman-i Tağiler, Şeyh Ahmed el-Hazneviler, Şeyh Fadlullahlar (k.s) anlatılmalı günlük hayatımızda yeniden destanlaştırılmalı, hayal ve hafızalarımızı yeniden onlarla donatmalı ve paylaşmalıyız. Neden mi?Sahte hayatların, yalancı ve uyduruk kahramanların, içi boşaltılmış aşkların yerini, insana has safi güzelliklerin hakiki sahipleri almalı.Güzel ahlak da, güzel kavramlar da insanlığa yeniden gelmeli.İşte bu yüzden.

."(el-Firdevsu bi Me'seri'l-Hitab, 1/485)
.(kaynak: Balcı, Uhad'da Hamza Olmak, Nesil Yayınları, İstanbul, 2005, 5. baskı)



 

"Site içerisindeki Tüm Yazı Resim ve Medyaların Telif Hakları Kalb-iselim.net 'e aittir , izinsiz kopyalanamaz , çoğaltılamaz. "

discount tretinoin 0.1 45 gm cream site will u buy viagra over the counter viagra generic prednisone for sale online link link oral safe generic propecia male pattern baldness lisinopril reviews impotence cialis canadian generic here buy overnight viagra online viagra sales in 2007 cialis levitra shop generic viagra over no ed generic viagra online generic drug list for accutane purchase glucophage metformin paxil 40 price of cialis at walmart zoloft without a prescription generic name how to xenical reviews link imitrex gmc biggest buyer of viagra zithromax dosing cost the cheapest time to take lipitor cialis how long online drugstore buspar price generic buy erythromycin without rx sitemap