24 Ekim 2008
H. Z. İSA (a.s.) DOGUMU
Hanne Hz. Meyrem’in annesi yaşlanıp çocuk doğurmaktan aciz olduğu ve bir ağacın gölgesinde oturduğu sırada bir kuşun yavrusunun ağzına yiyecek verdiğini görünce, kendisinde bir oğlan çocuğu olması arzusu uyandı.
Bir oğlan çocuğu ihsan etmesi için Allah’a yalvardı. “ey Allahım bana bir erkek çocuğu ihsan edersen onu Beyt-ül Makdis’e (Mescid-i Aksa) vakfetmek, adak ve şükrane? Olarak onun hizmetinde bulundurmak, üzerime borç olsun” dedi.
Hanne’nin bu adağı Kuran-ı Kerim’de şöyle açıklanmaktadır.
Hani (İmran’ın) karısı
Rabbim! Karnımdakini azadlı bir kul olarak sana adadım.
Benden olan bu (adağı) kabul et!
Şüphesiz, (niyazımı) hakkıyla işiten, (niyetimi) kemaliyle bilen
Sensin sen! Demişti.
Adamla çocuk, Mescidin hizmetlerini görür, yetişkin delikanlı olunca gitmek istediğini arkadaşlarına bildirir, arkadaşlarının bilgisi dahilinde oradan ayrılabilirdi. Kız çocukları mescit hizmetine adanmazdı.
Hanne hamile olup bir kız çocuk dünyaya getirdi. Adını Meryem koydu. Doğunca bir beze sarıp Mescid-i Aksaya sayıları 30’u bulan din bilginlerinin yanına koydu. Hanne “şu önünüzdeki çocuk adaktır” dediğinde; namaz imamları ve kurbanlarının vazifeliği İmran’ın kızı olduğu için onu alıp bakma konusunda birbirleriyle çekiştiler.
Zekeriya Aleyhisselam onlara “ben bu çocuğa bakmaya sizden daha layık bulunuyorum. Çünkü onun teyzesi benim karımdır” dedi.
Öteki bilginler Zekeriya Aleyhisselam’a “bu çocuğa bakmaya en layık olan onun annesidir” dediler. Fakat onlara med.ler ve Kur’a çekmeye karar verdiler.
Ürdün nehrinin kenarına gittiler. Tevrat yazarken kullandıkları kalemleri suya attılar. Zekeriya Aleyhisselam’ın kalemi suyun üstüne çıktı. Diğer 19 kişinin kalemi suyun dibine çöktü. Zekeriya Aleyhisselam Hz. Meryem’i yanına aldı ve onu teyzesi aynı zamanda Yahya Aleyhisselam’ın annesine teslim etti.
Hz. Meryem genç kız olunca ona mescitte bir oda yaptırdı. Ve bir kapıda koydu. Oraya girmek için merdivensiz çıkılmazdı. Yalnız Zekeriya Aleyhisselam onu ziyaret eder, yiyecek, içecek, yağını, kokusunu – götürüp bırakır, ayrılırken kapısını kilitlerdi.
Zekeriya Aleyhisselam ne zaman onun yanına girse, yanında, kış içinde yaz meyvesi, yaz içinde kış meyvesi bulurdu. Bu sana nereden geliyor diye sorduğunda “Bu Allah tarafından” diye cevap verirdi.
Şüphe yok ki Allah kime dilerse ona sayısız rızık verir! dedi.
Hz. Meryem kendisini öylesine ibadetlere vermişti ki, Melekler kendine hitap etmeye, müjde vermeye hatta Zekeriya Aleyhisselam’ı hayrete düşüren fevkalade haller kendinde görülmeye başlanmıştı.
Hz. Meryem 20 yaşında iken Cebrail Aleyhisselam ile karşılaştı. Ona genç bir beşer gibi göründü. Hz. Meryem onu görünce “korktu ve ben senden Allah’a sığınırım. Eğer sen fenalıktan sakınan birisi isen yanımdan çekil” dedi. Cebrail Aleyhisselam “Ben Allah’ın elçisiyim. Sana günahlardan pak bir oğul vermeye geldim” dedi. Hz. Meryem “bu nasıl olacakmış? Dedi. Bana bir beşer dokunmamıştır. Ben iffetsizde değilim. Hz. Meryem “Ey Rabbim bu nasıl olacaktır. Dedi. Allah’u Teâlâ; ?
Allah ne dilerse o olur. O ancak ol der ve o da oluverir. O’na yazmayı, hikmeti, evradı, incili öğretecek israiloğullarından peygamber gönderecek. O’da onlara diyecek ki: Ben size Rabbinizden mucize getirdim. ben çamurdan bir kuş yapar üfürürüm de o Allah’ın izniyle derhal bir kuş olur, doğuştan kör olanları, alaca hastalarını, kötürüm ve felçli olanları iyi ederim, ölüleri diriltirim. Evlerinizde ne yiyor ne biriktiriyorsanız size haber veririm. ?
Cebrail AS Hz Meryem’in gömleğine üfürmüş ve bu üfürüğü rahmine kadar gitmiş ve böylece Hz Meryem Hzİsa’ya hamile kalmıştır.
Şüphe yok ki, Allah benim de, Rabbim, sizin de Rabbinizdir.
Öyle ise, Ona, ibadet ediniz!
İşte, doğru yol (budur)!
“Nihayet, (Meryem), ona (İsa’ya ) hamile kaldı.”
O zaman, Mescide; Hz.Meryemle Yusuf’dan daha ziyade hizmet eden Allah’a bunlardan, daha çok ibadet yapan bir kimse bulunduğu bilinmiyordu.
Yusuf; Hz. Meryem’in hamileliğini, çok ağır ve aşırı derecede işlenmiş bir kötülük sayarak, ne yapacağını bilemiyor; onu suçlamak istediği zaman, kendisinsin iyi halliğini ve bu kötülüğü işlemekten çok bulunduğunu ve yanından, hiçbir zaman uzaklaşmamış olduğunu, düşünerek kendisini, temize çıkarmak istiyordu.
Bu düşünce ve kuruntular, kendisine ağır gelmeye başlayınca, onunla konuştu ve ona ilk söz olarak:
“ben, senin işin hakkında kalbime düşen şüpheyi, ölünceye kadar kalbimde gizlemeyi, çok arzu etmiştim.
Fakat bu iş, beni, yendi de kalbimi, ferahlatmak için, bu hususta seninle konuşmayı uygun gördüm!” dedi.
Hz. Meryem:
“Öyle ise güzel bir söz söyle!” dedi.
Yusuf:
“Ben de, ancak, böyle söyleyeceğim!
Haydi, söyle bana tohumsuz ekin biter mi?”dedi.
Hz. Meryem:
“Evet! Biter!” dedi.
Yusuf:
“bir ağaç, ona yağmur düşmeksizin yetişir mi?” diye sordu.
Hz. Meryem:
“Evet! Yetişir!” dedi.
Yusuf:
“Hiç erkek olmadan çocuk olur mu?” diye sordu.
Hz. Meryem:
“Evet! Olur!
Sen Allah’ın, ekini, ilk yarattığı gün, tohumsuz olarak yarattığını bilmiyor musun?
Allah’ın ilk defa, ağacı yağmursuz olarak yarattığını, O’nun, ağacı da, yağmuru da her birini, ayrı ayrı yarattıktan sonra yağmuru ağacım altına vesile kıldığını bilmiyor musun?
Yahut suyun yardımını istemedikçe, Allah’ın bitirmeye güç yetiremediğini, söyleyebilir misin?
Eğer öyle olaydı, Allah, ilk ağacı bitirmeye güç yetiremezdi! Dedi.
Yusuf:
“Ben öyle demiyorum.
Ben çok iyi biliyorum ki: Allah’ın dilediğini yapmaya gücü yeterdir.
Bunun için de, Ol! Demesi yeter ve o şey oluverir!” dedi.
Hz. Meryem:
“Sen Yüce Allah’ın, Âdem’i zevcesini de erkeksiz ve kadınsız yarattığını, bilmiyor musun? Diye sordu.
Yusuf:
“Evet! Biliyorum.” Dedi.
Hz. Meryem, bunu söyleyince, Yusuf’un kalbinde Meryem’deki şeyin, Yüce Allah tarafından gelen bir şey olabileceği ve herhalde onu, bunun için kendisinden gizlediği, bu hususta kendisi bir şey söylemedikçe, kendisine bir şey sormamak gerekeceği uyandı.
Yusuf mescidin bütün hizmetleri üzerine aldı Hz. Meryem! in vücutça zayıfladığını, benzinin sarardığını, yüzünün çillendiğini, karnının büyüdüğünü, güçten düştüğünü, bakışlarının değiştiğini görüyordu.
Hz. Meryem’in doğum yapma vakti yaklaşınca, Yüce Allah ona,
Beytülmakdis Mescidi’nin içinde Yüce Allah’ın ismi yükseltilerek anılacak, temiz tutulacak mabetlerinden bir mabet olduğunu hatırlatmıştı. Hz. Meryem de oradan ayrılıp teyzesinin yanına geldi
Teyzesi yani Yahya a.s. annesi evine onu kabul etti ve
“EyMeryem! Benim karnımdakinin, senin karnındakine eğildiğini hissettim! Dedi.
Yüce Allah; gebelik ve doğum hadisesini ve bu hadise üzerine olan bitenleri de Kur’an-ı Kerimde şöyle açıklar:
“Nihayet, ona (İsa’ya) gebe kalıp uzak bir yere çekildi.
Keşke bundan önce öleydim de, unutulup gideydim! Dedi.
O na aşağısından, şu nida geldi.
Tasalanma1Rabbin senin alt yanında bir su arkı vücuda getirmiştir.
Hurma ağacını da kendine doğru silk! Üstüne derilmiş taze hurma dökülecektir1
Artık ye, iç! Gözün aydın olsun!
Eğer beşerden her hangi birini görürsen:
Ben o çok esirgeyici(Allaha)oruç adadım.
Onun için ben bu gün hiçbir kimseye katiyen söz söylemiyecegim!de!
Derken, onu (İsa’yı),yüklenerek kavmine getirdi.
“Ey Meryem! andolsunki sen acayip bir şey yapmışsın!
EyHarunun kız kardeşi! Senin baban kötü bir adam değildi.
Annende iffetsiz bir kadın değildi!”dediler.
Bunun üzerine (Meryem),ona (İsa’ya) işaret etti.
“biz, henüz beşikte bulunan bir sabi ile nasıl konuşuruz?”dediler.
İsa dile gelip,
“ben hakikatten Allahın kuluyum.
O, bana kitap verdi.
Beni peygamber yaptı.
Beni her nerede bulunursam mübarek kıldı.
Bana ben hayatta oldukça namazı zekâtı emretti.
Beni anneme hürmetkâr kıldı.
Beni bir zorba bir bedbaht yapmadı.
Dünyaya getirildiğim gün de, öleceğim günde, diri olarak kaldırılacağım gün de, selam ve selamet benim üzerimdedir.”dedi
İsrail oğullarının küfre düşmelerinin sebeplerinden biriside namusunu bir kale gibi koruyan Hz.Meryeme zina isnat ve iftira etmeleri idi.
"Site içerisindeki Tüm Yazı Resim ve Medyaların Telif Hakları Kalb-iselim.net 'e aittir , izinsiz kopyalanamaz , çoğaltılamaz. "




