“Güzel insanların gözü güzel şeyleri, kötü insanların gözü ise kötü şeyleri görür.” Seyda Şeyh Fadlullah (k.s)

“Günahına pişman olmayan kimsenin tarikattan nasibi yoktur.” Seyda Şeyh Fadlullah (k.s)

“Tasavvufa giren insanlar meşayih-i kiramın evladıdır.” Şeyh Sıbgatullah Arvâsi (k.s) 

“Günahtan duyulan pişmanlığın derecesi, dağdan üzerine yuvarlanan taşın önünde eli kolu bağlı kalınca duyulan korku gibi olmalıdır.” Seyda Molla Muhyeddin (k.s)

“Kişi başına gelen musibetlerin belaya dönüşmemesi için Allah’a dua etmelidir.” Seyda Şeyh Fadlullah (k.s)

“Bütün insanlar Allah’a giden yolda peygamberlere, peygamberler de Cebrail’e muhtaçtı.” Seyda Şeyh Fadlullah (k.s)

“Tarikat, İslamiyet içerisindeki nurların döndüğü yerdir.” Seyda Alameddin (k.s)

“Öfkelenen insan şeytanın elindeki topaç gibidir, şeytan onu istediği yöne çevirir.” Seyda Şeyh Fadlullah (k.s)

“Kulun kula haset etmesi, aslında Allah’a haset etmesidir. (H.B.)

“Acziyeti idrak, en büyük mertebedir.” Hz. Ömer (r.a)

“Ma’siyyet içinde tövbe olmaz.” Seyda Şeyh Fadlullah (k.s)

“Allah Teâlâ insana faydalı her nimeti Resul-i Ekrem (s.a.v)  zamanında vermiştir.” Seyda Şeyh Fadlullah (k.s)

“Anne babasından güzel bir din eğitimi alan evladın işlediği her hayrın sevabı önce annesine, sonra babasına gönderilir.” Seyda Şeyh Fadlullah (k.s)

“Bizlere Seyyid demeyiniz, eğer biz Seyyid isek Allah bunun mükâfatını zaten verecektir ama eğer değilsek Allah bunun hesabını bizden sorar.” Seyda Şeyh Fadlullah (k.s) 

“Allah dostları vefatlarından sonra gizlendiği bulutun arkasından çıkan kızgın güneş gibidir.”(H.B.)

“Her bakan gözün gördüğü şey farklıdır.” (H.B.)

“Şeyhe yapılan sürekli rabıta, kalbin her an zikretmesine vesile olur.” (H.B.)

“Zikirde görülen şeylere aldanmak, aynadan yansıyan akse takılı kalmak gibidir.” (H.B.)

“Her an rabıta halinde olmak müridi kötülüklerden korur.” (H.B.)

“Derecesi yüksek olan kendini küçük görendir; derecesi küçük olan ise kendini büyük görendir.” (H.B.)

“Allah Teâlâ’nın mağfireti Resul-i Ekrem’in (s.a.v) mutabaatına bağlıdır.” Seyda Şeyh Fadlullah (k.s)

“Rabıta, müridi dünya muhabbetinden uzaklaştır.” Seyda Şeyh Fadlullah (k.s)

“Evlat-ı salihin işlediği her güzel amele anne babası da ortaktır.” Seyda Şeyh Fadlullah (k.s)

“Müridin şeyhinden izin alarak çektiği ezkar, aşılanmış ağacın verdiği meyve gibi daha kıymetlidir.” Seyda Şeyh Fadlullah (k.s)

“Resul-i Ekrem (s.a.v) vefatından sonra en büyük bela tokluk oldu.” Hz. Ayşe (r.a)

“İnsan gecesini boş işlerle geçirip geç yatar, sonra da sabah namazına kalkamazsa, o namazını keyfi olarak terk etmiş gibi olur.” Seyda Şeyh Fadlullah (k.s)

“Asr’a andolsun ki insan mutlaka ziyandadır.” (Asr/1,2)

“Bilesiniz ki, Allah dostlarına korku yoktur; onlar üzülmeyecekler de.”(Yûnus,62)

“Bir insan günahı nispetinde edepsizdir.” Mevlana Celaleddin Rumi

“İnsanın nefsi köleye benzer, onun efendisi kalp ve ruhtur.” Mevlana Celaleddin Rumi

“Sadık bir mürid evlattan daha hayırlıdır.” Şeyh Sıbgatullah Arvâsi (k.s)

“Tarikattaki insanın iki babası vardır. Biri nesebi babası, diğeri şeyhidir. Nesebi babası onu dünya hayatına, manevi babası da âhiri hayatına hazırlar.” Seyda Şeyh Fadlullah (k.s)

“Allah dostları zühd sahibi insanlardır, şanla şöhretle ilgilenmezler.” (H.B.)

“İnsanlar bir araya geldiklerinde gıybet etmek, boş sözler söylemek yerine Allah'ı anmalılar ki meclislerine azap değil nur yağsın.” Seyda Şeyh Fadlullah (k.s)

“Günahından pişman olmayan, nasihat tesir etmeyen insanın imanından şüphe edilir.” Seyda Şeyh Fadlullah (k.s)

“Bir yerde olan her yerdedir, her yerde olan hiçbir yerdedir.” Necip Fazıl Kısakürek

“Âlimlerin en şansızı cahilin arasında olandır.” (H.B.)

“Müridin virdini terk etmesi varlık duygusundan kaynaklanır.” Şeyh Abdurrahman Taği (k.s)

“Dostunla çok dost olma, düşmanınla çok düşman olma. Olur ki bir gün dostun düşmanın, düşmanın dostun oluverir.” Mevlana Celaleddin Rumi

“İnsanın güzelliği sabrettiği sıkıntılar nispetindedir”. (F.B.)

“İlim ancak amel edildiğinde kıymetlidir.” Seyda Şeyh Fadlullah (k.s)

“Kalpler ancak Allah'ı anmakla zikriyle mutmain olur.” (Ra’d/28)

“Hakikat bir kuştur; bir kanadı tarikat, bir kanadı şeraittir. Birinden biri eksik olursa hakikat kuşu uçmaz.” İmam Rabbani (k.s)

“Tasavvuf kal ilmi değil hal ilmidir.”

“Keşke tasavvuf üzerine hiç söz söylenmeseydi de, ehl-i tasavvuf olmayan kimseler tasavvufu anlatmamış olsalardı.” Şeyh Abdurrahman Taği (k.s)

“Müridin gördüğü değişik haller ve cezbe hali, oyalanması için küçük bir çocuğun önüne konulan şekerlemeler gibidir.” Şeyh Abdurrahman Taği (k.s)

“İnsan haklı olduğu bir konuda münakaşa etmek yerine susup, geriye çekilse, haksız olabileceğini düşünse ne kaybeder? Ne kazanır? (H.B.)

“Üç günden fazla küs kalan insanlar kendi elleriyle kendilerini Allah’ın rahmetinden mahrum ederler.” Seyda Şeyh Fadlullah (k.s)

“Her mürşid-i kâmil, yetiştirdiği halifesini omzuna bastırarak bir üst dereceye ulaştırır.” (H.B.)

“Mürşid-i kâmil olan kulların kalbi Allah Teâlâ’nın nazargahıdır.” Seyda Şeyh Fadlullah (k.s)

“Acı çekmeden başarı kazanılmaz”. (H.B.)

“Her insanın evinden son çıkışı vardır.” (F.B.)

“Bir yerde bir hayır işlendiği zaman o hayrın nispeti etrafa da faydalı olur; bir yerde de bir günah işlendiği zaman da o günahın zulmeti etrafı sarar.” (F.B.)

“Sadakat sıkıntılı dönemlerde kendini belli eder.” Seyda Alameddin (k.s)

“Sınırı olan dünyayı sınırsız bir aşkla sevmek, insana eziyet verir.” Seyda Alameddin (k.s)

Allah katında büyüklük, sayıya değil keyfiyyete bakar.” Seyda Alameddin (k.s)

“Ahir zamanda imanı muhafaza etmek, elde sıcak kor tutmaktan daha zordur.” (H.Ş.)

“Tasavvufta hissesi olmayan bir insan zamanın muhakkik ulemalarından biri sayılsa dahi, ahir zamanda zındıkların kurdukları tuzaklara karşı imanını muhafaza edemez.” Seyda Alameddin (k.s)

“Çok mukaddes neticelerin kazanılacağı zamanlarda insan, nefs ve şeytanın istilasındadır.” Seyda Alameddin (k.s)

“Kişinin işlediği her bir amelin elbisesi kendisine giydirilir. Hayır ise hayır, şer ise şer.” Hz. Osman (r.a)

“Eğer kalpleriniz temiz olsaydı, Allah'ın kelâmını okumaya doymazdınız." Hz. Osman (r.a) 

“Eğer söz gümüş ise sükût altındır.” Hz. Süleyman (a.s)

“Mü'min bir kimsenin dili, kalbinin arkasındadır. Konuşmak istediği zaman kalbiyle o şeyi düşünür, sonra diliyle onu geçiştirir; münafığın dili kalbinin önündedir. Bir şeyi kastettiğinde diliyle söyler, kalbiyle düşünmez.” Hasan Basri (r.a) 

“Kişinin malayani şeyleri terk etmesi, Müslümanlığının güzelliğindendir.”(Tirmizi, Zühd/11)

“ Âdemoğlu sabahladığı zaman tüm azaları dile hatırlatıcı oldukları halde sabahlar ve derler ki: Bizim hakkımızda Allah’tan kork! Zira sen doğru olursan biz de doğru oluruz. Eğer sen inhirat edersen  biz de inhirat eder  haktan ayrılırız.”(Tirmizi)

“Kulun kalbi doğru olmadıkça imanı doğru olmaz. Kalbi de dili doğru olmadıkça doğru olmaz. (Haraiti)

“Sâdık arkadaşlar bulun ve onların arasında yaşayın. Dürüst ve samîmi arkadaşlar, darlıkta yardımcı, genişlikte süs ve zînettirler.” Hz. Ömer (r.a) 

“Dostunun sana düşen işini güzel bir şekilde gör ki, lüzumunda, sana daha güzeliyle karşılıkta bulunsun.” Hz. Ömer (r.a)

“ İşlerini Allah’tan korkanlara danış ve onlarla istişâre et.” Hz. Ömer (r.a)

“Allah’a itâat eden büyük zâtların sözlerine dikkat edin. Çünkü onlara Allah tarafından gerçekler tecellî eder ve onu konuşurlar.”Hz. Ömer (r.a)

“İyilik kolay bir şeydir. Güler yüz ve yumuşak söz bunu temin eder. Şiddet göstermeksizin kuvvetli, zayıflık göstermeksizin yumuşak ol.” Hz. Ömer (r.a)

“Çok gülenin heybeti azalır. Şaka yapan eğlenceye alınır. Bir şeyi çok yapan onunla tanınır.” Hz. Ömer (r.a)

“Çok konuşan çok yanılır, hataya düşer. Böyle kimsenin hayâsı azalır. Hayâsı azalan şüpheli şeylerden az kaçınır. Şüpheli şeylerden az kaçınanın kalbi ölür.” Hz. Ömer (r.a)

“Amellerin efdali, farzları yapıp haramlardan kaçınmak ve Allah katında sâdık niyettir.” Hz. Ömer (r.a)

“Hesâba çekilmeden önce kendinizi hesaba çekin.” Hz. Ömer (r.a)

“Âhiret işlerinde zarar etmektense, dünyâya âit işlerde zarar ediniz. Böylesi sizin için daha hayırlıdır.” Hz. Ömer (r.a)

“Alay, şaka ve mizah etmekten kaçınınız. Zîrâ insanın şerefini kırar, vakarını azaltır.” Hz. Ömer (r.a)

“Ahmakla arkadaşlık etmekten kaçın. Çünkü ekseriya, sana iyilik yapayım derken zararı dokunur.” Hz. Ömer (r.a)

“Tövbe edenlerle oturun, onların kalpleri yumuşak olur.” Hz. Ömer (r.a)

"Kalp kör olduktan sonra, gözün görmesinde pek yarar yoktur." Hz. Ali (r.a.)

"Mü'min bir kimse mazeretleri, münafık ise günah ve hataları arar!" İbn-i Mübarek

"Herkesin ölümü kendi rengindedir." Mevlana Celaleddin Rumi (k.s)

“Zâlim sultanın yanında gerçeği söylemek en büyük cihaddandır.”(Tirmizî)

“Sana vahyedilen Kitabı oku ve namazı kıl. Muhakkak ki namaz hayâsızlıktan ve kötülükten alıkoyar. Allah'ı anmak elbette en büyük ibadettir. Allah yaptıklarınızı bilir. (Ankebut/45)

“Akıl, insana verilen cevherlerden biridir.” Seyda Şeyh Fadlullah (k.s)

Günün Sözü

Dünya şehvetlerle donatılmış, âfetlerle kuşatılmıştır. Dünya malının helalinin hesabı, haramının azabı vardır. Dünyaya yakınlık ve ilginiz ona göre olsun.
İbn-i Semmak -

H. Z.  İSA (a.s.) DOGUMU

Hanne Hz. Meyrem’in annesi yaşlanıp çocuk doğurmaktan aciz olduğu ve bir ağacın gölgesinde oturduğu sırada bir kuşun yavrusunun ağzına yiyecek verdiğini görünce, kendisinde bir oğlan çocuğu olması arzusu uyandı.

Bir oğlan çocuğu ihsan etmesi için Allah’a yalvardı. “ey Allahım bana bir erkek çocuğu ihsan edersen onu Beyt-ül Makdis’e (Mescid-i Aksa) vakfetmek, adak ve şükrane? Olarak onun hizmetinde bulundurmak, üzerime borç olsun” dedi.

Hanne’nin bu adağı Kuran-ı Kerim’de şöyle açıklanmaktadır.

Hani (İmran’ın) karısı

Rabbim! Karnımdakini azadlı bir kul olarak sana adadım.

Benden olan bu (adağı) kabul et!

Şüphesiz, (niyazımı) hakkıyla işiten, (niyetimi) kemaliyle bilen

Sensin sen! Demişti.

Adamla çocuk, Mescidin hizmetlerini görür, yetişkin delikanlı olunca gitmek istediğini arkadaşlarına bildirir, arkadaşlarının bilgisi dahilinde oradan ayrılabilirdi. Kız çocukları mescit hizmetine adanmazdı.

Hanne hamile olup bir kız çocuk dünyaya getirdi. Adını Meryem koydu. Doğunca bir beze sarıp Mescid-i Aksaya  sayıları 30’u bulan din bilginlerinin yanına koydu. Hanne “şu önünüzdeki çocuk adaktır” dediğinde; namaz imamları ve kurbanlarının vazifeliği İmran’ın kızı olduğu için onu alıp bakma konusunda birbirleriyle çekiştiler.

Zekeriya Aleyhisselam onlara “ben bu çocuğa bakmaya sizden daha layık bulunuyorum. Çünkü onun teyzesi benim karımdır” dedi.

Öteki bilginler Zekeriya  Aleyhisselam’a “bu çocuğa bakmaya en layık olan onun annesidir” dediler. Fakat onlara med.ler ve Kur’a çekmeye karar verdiler.

Ürdün nehrinin kenarına gittiler. Tevrat yazarken kullandıkları kalemleri suya attılar. Zekeriya Aleyhisselam’ın kalemi suyun üstüne çıktı. Diğer 19 kişinin kalemi suyun dibine çöktü. Zekeriya Aleyhisselam Hz. Meryem’i yanına aldı ve onu teyzesi aynı zamanda Yahya  Aleyhisselam’ın annesine teslim etti.

Hz. Meryem genç kız olunca ona mescitte bir oda yaptırdı. Ve bir kapıda koydu. Oraya girmek için merdivensiz çıkılmazdı. Yalnız Zekeriya  Aleyhisselam onu ziyaret eder, yiyecek, içecek, yağını, kokusunu – götürüp bırakır, ayrılırken kapısını kilitlerdi.

Zekeriya  Aleyhisselam ne zaman onun yanına girse, yanında, kış içinde yaz meyvesi, yaz içinde kış meyvesi bulurdu. Bu sana nereden geliyor diye sorduğunda “Bu Allah tarafından” diye cevap verirdi.

Şüphe yok ki Allah kime dilerse ona sayısız rızık verir! dedi.

Hz. Meryem kendisini öylesine ibadetlere vermişti ki, Melekler kendine hitap etmeye, müjde vermeye hatta Zekeriya Aleyhisselam’ı hayrete düşüren fevkalade haller kendinde görülmeye başlanmıştı.

Hz. Meryem 20 yaşında iken Cebrail Aleyhisselam ile karşılaştı. Ona genç bir beşer gibi göründü. Hz. Meryem onu görünce “korktu ve ben senden Allah’a sığınırım. Eğer sen fenalıktan sakınan birisi isen yanımdan çekil” dedi. Cebrail Aleyhisselam “Ben Allah’ın elçisiyim. Sana günahlardan pak bir oğul vermeye geldim” dedi. Hz. Meryem “bu nasıl olacakmış? Dedi. Bana bir beşer dokunmamıştır. Ben iffetsizde değilim. Hz. Meryem “Ey Rabbim bu nasıl olacaktır. Dedi. Allah’u Teâlâ; ?

Allah ne dilerse o olur. O ancak ol der ve o da oluverir. O’na yazmayı, hikmeti, evradı, incili öğretecek israiloğullarından  peygamber gönderecek. O’da onlara diyecek ki: Ben size Rabbinizden mucize getirdim. ben çamurdan bir kuş yapar üfürürüm de o Allah’ın izniyle derhal bir kuş olur, doğuştan kör olanları, alaca hastalarını, kötürüm ve felçli olanları iyi ederim, ölüleri diriltirim. Evlerinizde ne yiyor ne biriktiriyorsanız size haber veririm. ?

Cebrail AS Hz Meryem’in gömleğine üfürmüş ve bu üfürüğü rahmine kadar gitmiş ve böylece Hz Meryem Hzİsa’ya hamile kalmıştır.

 

Şüphe yok ki, Allah benim de, Rabbim, sizin de Rabbinizdir.

Öyle ise, Ona, ibadet ediniz!

İşte, doğru yol  (budur)!

“Nihayet, (Meryem), ona  (İsa’ya ) hamile kaldı.”

O zaman, Mescide; Hz.Meryemle Yusuf’dan daha ziyade hizmet eden Allah’a bunlardan, daha çok ibadet yapan bir kimse bulunduğu bilinmiyordu.

Yusuf; Hz. Meryem’in hamileliğini, çok ağır ve aşırı derecede işlenmiş bir kötülük sayarak, ne yapacağını bilemiyor; onu suçlamak istediği zaman, kendisinsin iyi halliğini ve bu kötülüğü işlemekten çok bulunduğunu ve yanından, hiçbir zaman uzaklaşmamış olduğunu, düşünerek kendisini, temize çıkarmak istiyordu.

Bu düşünce ve kuruntular, kendisine ağır gelmeye başlayınca, onunla konuştu ve ona ilk söz olarak:

“ben, senin işin hakkında kalbime düşen şüpheyi, ölünceye kadar kalbimde gizlemeyi, çok arzu etmiştim.

Fakat bu iş, beni, yendi de kalbimi, ferahlatmak için, bu hususta seninle konuşmayı uygun gördüm!” dedi.

Hz. Meryem:

“Öyle ise güzel bir söz söyle!” dedi.

Yusuf:

“Ben de, ancak, böyle söyleyeceğim!

Haydi, söyle bana tohumsuz ekin biter mi?”dedi.

 Hz. Meryem:

“Evet! Biter!” dedi.

Yusuf:

“bir ağaç, ona yağmur düşmeksizin yetişir mi?” diye sordu.

Hz. Meryem:

“Evet! Yetişir!” dedi.

Yusuf:

“Hiç erkek olmadan çocuk olur mu?” diye sordu.

Hz. Meryem:

“Evet! Olur!

Sen Allah’ın, ekini, ilk yarattığı gün, tohumsuz olarak yarattığını bilmiyor musun?

Allah’ın ilk defa, ağacı yağmursuz olarak yarattığını, O’nun, ağacı da, yağmuru da her birini, ayrı ayrı yarattıktan sonra yağmuru ağacım altına vesile kıldığını bilmiyor musun?

Yahut suyun yardımını istemedikçe, Allah’ın bitirmeye güç yetiremediğini, söyleyebilir misin?

Eğer öyle olaydı, Allah, ilk ağacı bitirmeye güç yetiremezdi! Dedi.

Yusuf:

“Ben öyle demiyorum.

Ben çok iyi biliyorum ki: Allah’ın dilediğini yapmaya gücü yeterdir.

Bunun için de, Ol! Demesi yeter ve o şey oluverir!” dedi.

Hz. Meryem:

“Sen Yüce Allah’ın, Âdem’i zevcesini de erkeksiz ve kadınsız yarattığını, bilmiyor musun? Diye sordu.

Yusuf:

“Evet! Biliyorum.” Dedi.

Hz. Meryem, bunu söyleyince, Yusuf’un kalbinde Meryem’deki şeyin, Yüce Allah tarafından gelen bir şey olabileceği ve herhalde onu, bunun için kendisinden gizlediği, bu hususta kendisi bir şey söylemedikçe, kendisine bir şey sormamak gerekeceği uyandı.

Yusuf mescidin bütün hizmetleri üzerine aldı Hz. Meryem! in vücutça zayıfladığını, benzinin sarardığını, yüzünün çillendiğini, karnının büyüdüğünü, güçten düştüğünü, bakışlarının değiştiğini görüyordu.

Hz. Meryem’in doğum yapma vakti yaklaşınca, Yüce Allah ona,

Beytülmakdis Mescidi’nin içinde Yüce Allah’ın ismi yükseltilerek anılacak, temiz tutulacak mabetlerinden bir mabet olduğunu hatırlatmıştı. Hz. Meryem de oradan ayrılıp teyzesinin yanına geldi

Teyzesi yani Yahya a.s. annesi evine onu kabul etti ve

“EyMeryem! Benim karnımdakinin, senin karnındakine eğildiğini hissettim! Dedi.

Yüce Allah; gebelik ve doğum hadisesini ve bu hadise üzerine olan bitenleri de Kur’an-ı Kerimde şöyle açıklar:

“Nihayet, ona (İsa’ya) gebe kalıp uzak bir yere çekildi.

 Keşke bundan önce öleydim de, unutulup gideydim! Dedi.

O na aşağısından, şu nida geldi.

Tasalanma1Rabbin senin alt yanında bir su arkı vücuda getirmiştir.

Hurma ağacını da kendine doğru silk! Üstüne derilmiş taze hurma dökülecektir1

Artık ye, iç! Gözün aydın olsun!

Eğer beşerden her hangi birini görürsen:

Ben o çok esirgeyici(Allaha)oruç adadım.

Onun için ben bu gün hiçbir kimseye katiyen söz söylemiyecegim!de!

Derken, onu (İsa’yı),yüklenerek kavmine getirdi.

“Ey Meryem! andolsunki sen acayip bir şey yapmışsın!

EyHarunun kız kardeşi! Senin baban kötü bir adam değildi.

Annende iffetsiz bir kadın değildi!”dediler.

Bunun üzerine (Meryem),ona (İsa’ya) işaret etti.

“biz, henüz beşikte bulunan bir sabi ile nasıl konuşuruz?”dediler.

İsa dile gelip,

“ben hakikatten Allahın kuluyum.

O, bana kitap verdi.

Beni peygamber yaptı.

Beni her nerede bulunursam mübarek kıldı.

Bana ben hayatta oldukça namazı zekâtı emretti.

Beni anneme hürmetkâr kıldı.

Beni bir zorba bir bedbaht yapmadı.

Dünyaya getirildiğim gün de, öleceğim günde, diri olarak kaldırılacağım gün de, selam ve selamet benim üzerimdedir.”dedi

İsrail oğullarının küfre düşmelerinin sebeplerinden biriside namusunu bir kale gibi koruyan Hz.Meryeme zina isnat ve iftira etmeleri idi.

 

 

"Site içerisindeki Tüm Yazı Resim ve Medyaların Telif Hakları Kalb-iselim.net 'e aittir , izinsiz kopyalanamaz , çoğaltılamaz. "

discount tretinoin 0.1 45 gm cream site will u buy viagra over the counter viagra generic prednisone for sale online link link oral safe generic propecia male pattern baldness lisinopril reviews impotence cialis canadian generic here buy overnight viagra online viagra sales in 2007 cialis levitra shop generic viagra over no ed generic viagra online generic drug list for accutane purchase glucophage metformin paxil 40 price of cialis at walmart zoloft without a prescription generic name how to xenical reviews link imitrex gmc biggest buyer of viagra zithromax dosing cost the cheapest time to take lipitor cialis how long online drugstore buspar price generic buy erythromycin without rx sitemap