“Güzel insanların gözü güzel şeyleri, kötü insanların gözü ise kötü şeyleri görür.” Seyda Şeyh Fadlullah (k.s)

“Günahına pişman olmayan kimsenin tarikattan nasibi yoktur.” Seyda Şeyh Fadlullah (k.s)

“Tasavvufa giren insanlar meşayih-i kiramın evladıdır.” Şeyh Sıbgatullah Arvâsi (k.s) 

“Günahtan duyulan pişmanlığın derecesi, dağdan üzerine yuvarlanan taşın önünde eli kolu bağlı kalınca duyulan korku gibi olmalıdır.” Seyda Molla Muhyeddin (k.s)

“Kişi başına gelen musibetlerin belaya dönüşmemesi için Allah’a dua etmelidir.” Seyda Şeyh Fadlullah (k.s)

“Bütün insanlar Allah’a giden yolda peygamberlere, peygamberler de Cebrail’e muhtaçtı.” Seyda Şeyh Fadlullah (k.s)

“Tarikat, İslamiyet içerisindeki nurların döndüğü yerdir.” Seyda Alameddin (k.s)

“Öfkelenen insan şeytanın elindeki topaç gibidir, şeytan onu istediği yöne çevirir.” Seyda Şeyh Fadlullah (k.s)

“Kulun kula haset etmesi, aslında Allah’a haset etmesidir. (H.B.)

“Acziyeti idrak, en büyük mertebedir.” Hz. Ömer (r.a)

“Ma’siyyet içinde tövbe olmaz.” Seyda Şeyh Fadlullah (k.s)

“Allah Teâlâ insana faydalı her nimeti Resul-i Ekrem (s.a.v)  zamanında vermiştir.” Seyda Şeyh Fadlullah (k.s)

“Anne babasından güzel bir din eğitimi alan evladın işlediği her hayrın sevabı önce annesine, sonra babasına gönderilir.” Seyda Şeyh Fadlullah (k.s)

“Bizlere Seyyid demeyiniz, eğer biz Seyyid isek Allah bunun mükâfatını zaten verecektir ama eğer değilsek Allah bunun hesabını bizden sorar.” Seyda Şeyh Fadlullah (k.s) 

“Allah dostları vefatlarından sonra gizlendiği bulutun arkasından çıkan kızgın güneş gibidir.”(H.B.)

“Her bakan gözün gördüğü şey farklıdır.” (H.B.)

“Şeyhe yapılan sürekli rabıta, kalbin her an zikretmesine vesile olur.” (H.B.)

“Zikirde görülen şeylere aldanmak, aynadan yansıyan akse takılı kalmak gibidir.” (H.B.)

“Her an rabıta halinde olmak müridi kötülüklerden korur.” (H.B.)

“Derecesi yüksek olan kendini küçük görendir; derecesi küçük olan ise kendini büyük görendir.” (H.B.)

“Allah Teâlâ’nın mağfireti Resul-i Ekrem’in (s.a.v) mutabaatına bağlıdır.” Seyda Şeyh Fadlullah (k.s)

“Rabıta, müridi dünya muhabbetinden uzaklaştır.” Seyda Şeyh Fadlullah (k.s)

“Evlat-ı salihin işlediği her güzel amele anne babası da ortaktır.” Seyda Şeyh Fadlullah (k.s)

“Müridin şeyhinden izin alarak çektiği ezkar, aşılanmış ağacın verdiği meyve gibi daha kıymetlidir.” Seyda Şeyh Fadlullah (k.s)

“Resul-i Ekrem (s.a.v) vefatından sonra en büyük bela tokluk oldu.” Hz. Ayşe (r.a)

“İnsan gecesini boş işlerle geçirip geç yatar, sonra da sabah namazına kalkamazsa, o namazını keyfi olarak terk etmiş gibi olur.” Seyda Şeyh Fadlullah (k.s)

“Asr’a andolsun ki insan mutlaka ziyandadır.” (Asr/1,2)

“Bilesiniz ki, Allah dostlarına korku yoktur; onlar üzülmeyecekler de.”(Yûnus,62)

“Bir insan günahı nispetinde edepsizdir.” Mevlana Celaleddin Rumi

“İnsanın nefsi köleye benzer, onun efendisi kalp ve ruhtur.” Mevlana Celaleddin Rumi

“Sadık bir mürid evlattan daha hayırlıdır.” Şeyh Sıbgatullah Arvâsi (k.s)

“Tarikattaki insanın iki babası vardır. Biri nesebi babası, diğeri şeyhidir. Nesebi babası onu dünya hayatına, manevi babası da âhiri hayatına hazırlar.” Seyda Şeyh Fadlullah (k.s)

“Allah dostları zühd sahibi insanlardır, şanla şöhretle ilgilenmezler.” (H.B.)

“İnsanlar bir araya geldiklerinde gıybet etmek, boş sözler söylemek yerine Allah'ı anmalılar ki meclislerine azap değil nur yağsın.” Seyda Şeyh Fadlullah (k.s)

“Günahından pişman olmayan, nasihat tesir etmeyen insanın imanından şüphe edilir.” Seyda Şeyh Fadlullah (k.s)

“Bir yerde olan her yerdedir, her yerde olan hiçbir yerdedir.” Necip Fazıl Kısakürek

“Âlimlerin en şansızı cahilin arasında olandır.” (H.B.)

“Müridin virdini terk etmesi varlık duygusundan kaynaklanır.” Şeyh Abdurrahman Taği (k.s)

“Dostunla çok dost olma, düşmanınla çok düşman olma. Olur ki bir gün dostun düşmanın, düşmanın dostun oluverir.” Mevlana Celaleddin Rumi

“İnsanın güzelliği sabrettiği sıkıntılar nispetindedir”. (F.B.)

“İlim ancak amel edildiğinde kıymetlidir.” Seyda Şeyh Fadlullah (k.s)

“Kalpler ancak Allah'ı anmakla zikriyle mutmain olur.” (Ra’d/28)

“Hakikat bir kuştur; bir kanadı tarikat, bir kanadı şeraittir. Birinden biri eksik olursa hakikat kuşu uçmaz.” İmam Rabbani (k.s)

“Tasavvuf kal ilmi değil hal ilmidir.”

“Keşke tasavvuf üzerine hiç söz söylenmeseydi de, ehl-i tasavvuf olmayan kimseler tasavvufu anlatmamış olsalardı.” Şeyh Abdurrahman Taği (k.s)

“Müridin gördüğü değişik haller ve cezbe hali, oyalanması için küçük bir çocuğun önüne konulan şekerlemeler gibidir.” Şeyh Abdurrahman Taği (k.s)

“İnsan haklı olduğu bir konuda münakaşa etmek yerine susup, geriye çekilse, haksız olabileceğini düşünse ne kaybeder? Ne kazanır? (H.B.)

“Üç günden fazla küs kalan insanlar kendi elleriyle kendilerini Allah’ın rahmetinden mahrum ederler.” Seyda Şeyh Fadlullah (k.s)

“Her mürşid-i kâmil, yetiştirdiği halifesini omzuna bastırarak bir üst dereceye ulaştırır.” (H.B.)

“Mürşid-i kâmil olan kulların kalbi Allah Teâlâ’nın nazargahıdır.” Seyda Şeyh Fadlullah (k.s)

“Acı çekmeden başarı kazanılmaz”. (H.B.)

“Her insanın evinden son çıkışı vardır.” (F.B.)

“Bir yerde bir hayır işlendiği zaman o hayrın nispeti etrafa da faydalı olur; bir yerde de bir günah işlendiği zaman da o günahın zulmeti etrafı sarar.” (F.B.)

“Sadakat sıkıntılı dönemlerde kendini belli eder.” Seyda Alameddin (k.s)

“Sınırı olan dünyayı sınırsız bir aşkla sevmek, insana eziyet verir.” Seyda Alameddin (k.s)

Allah katında büyüklük, sayıya değil keyfiyyete bakar.” Seyda Alameddin (k.s)

“Ahir zamanda imanı muhafaza etmek, elde sıcak kor tutmaktan daha zordur.” (H.Ş.)

“Tasavvufta hissesi olmayan bir insan zamanın muhakkik ulemalarından biri sayılsa dahi, ahir zamanda zındıkların kurdukları tuzaklara karşı imanını muhafaza edemez.” Seyda Alameddin (k.s)

“Çok mukaddes neticelerin kazanılacağı zamanlarda insan, nefs ve şeytanın istilasındadır.” Seyda Alameddin (k.s)

“Kişinin işlediği her bir amelin elbisesi kendisine giydirilir. Hayır ise hayır, şer ise şer.” Hz. Osman (r.a)

“Eğer kalpleriniz temiz olsaydı, Allah'ın kelâmını okumaya doymazdınız." Hz. Osman (r.a) 

“Eğer söz gümüş ise sükût altındır.” Hz. Süleyman (a.s)

“Mü'min bir kimsenin dili, kalbinin arkasındadır. Konuşmak istediği zaman kalbiyle o şeyi düşünür, sonra diliyle onu geçiştirir; münafığın dili kalbinin önündedir. Bir şeyi kastettiğinde diliyle söyler, kalbiyle düşünmez.” Hasan Basri (r.a) 

“Kişinin malayani şeyleri terk etmesi, Müslümanlığının güzelliğindendir.”(Tirmizi, Zühd/11)

“ Âdemoğlu sabahladığı zaman tüm azaları dile hatırlatıcı oldukları halde sabahlar ve derler ki: Bizim hakkımızda Allah’tan kork! Zira sen doğru olursan biz de doğru oluruz. Eğer sen inhirat edersen  biz de inhirat eder  haktan ayrılırız.”(Tirmizi)

“Kulun kalbi doğru olmadıkça imanı doğru olmaz. Kalbi de dili doğru olmadıkça doğru olmaz. (Haraiti)

“Sâdık arkadaşlar bulun ve onların arasında yaşayın. Dürüst ve samîmi arkadaşlar, darlıkta yardımcı, genişlikte süs ve zînettirler.” Hz. Ömer (r.a) 

“Dostunun sana düşen işini güzel bir şekilde gör ki, lüzumunda, sana daha güzeliyle karşılıkta bulunsun.” Hz. Ömer (r.a)

“ İşlerini Allah’tan korkanlara danış ve onlarla istişâre et.” Hz. Ömer (r.a)

“Allah’a itâat eden büyük zâtların sözlerine dikkat edin. Çünkü onlara Allah tarafından gerçekler tecellî eder ve onu konuşurlar.”Hz. Ömer (r.a)

“İyilik kolay bir şeydir. Güler yüz ve yumuşak söz bunu temin eder. Şiddet göstermeksizin kuvvetli, zayıflık göstermeksizin yumuşak ol.” Hz. Ömer (r.a)

“Çok gülenin heybeti azalır. Şaka yapan eğlenceye alınır. Bir şeyi çok yapan onunla tanınır.” Hz. Ömer (r.a)

“Çok konuşan çok yanılır, hataya düşer. Böyle kimsenin hayâsı azalır. Hayâsı azalan şüpheli şeylerden az kaçınır. Şüpheli şeylerden az kaçınanın kalbi ölür.” Hz. Ömer (r.a)

“Amellerin efdali, farzları yapıp haramlardan kaçınmak ve Allah katında sâdık niyettir.” Hz. Ömer (r.a)

“Hesâba çekilmeden önce kendinizi hesaba çekin.” Hz. Ömer (r.a)

“Âhiret işlerinde zarar etmektense, dünyâya âit işlerde zarar ediniz. Böylesi sizin için daha hayırlıdır.” Hz. Ömer (r.a)

“Alay, şaka ve mizah etmekten kaçınınız. Zîrâ insanın şerefini kırar, vakarını azaltır.” Hz. Ömer (r.a)

“Ahmakla arkadaşlık etmekten kaçın. Çünkü ekseriya, sana iyilik yapayım derken zararı dokunur.” Hz. Ömer (r.a)

“Tövbe edenlerle oturun, onların kalpleri yumuşak olur.” Hz. Ömer (r.a)

"Kalp kör olduktan sonra, gözün görmesinde pek yarar yoktur." Hz. Ali (r.a.)

"Mü'min bir kimse mazeretleri, münafık ise günah ve hataları arar!" İbn-i Mübarek

"Herkesin ölümü kendi rengindedir." Mevlana Celaleddin Rumi (k.s)

“Zâlim sultanın yanında gerçeği söylemek en büyük cihaddandır.”(Tirmizî)

“Sana vahyedilen Kitabı oku ve namazı kıl. Muhakkak ki namaz hayâsızlıktan ve kötülükten alıkoyar. Allah'ı anmak elbette en büyük ibadettir. Allah yaptıklarınızı bilir. (Ankebut/45)

“Akıl, insana verilen cevherlerden biridir.” Seyda Şeyh Fadlullah (k.s)

Günün Sözü

Dünya şehvetlerle donatılmış, âfetlerle kuşatılmıştır. Dünya malının helalinin hesabı, haramının azabı vardır. Dünyaya yakınlık ve ilginiz ona göre olsun.
İbn-i Semmak -

İMANLA KÜFÜR ARASINDAKİ İNCE ÇİZGİ:
SIRAT-I MUSTAKİM

    ‘ İnsanın ulaşabileceği en son mertebe hayret etmektir.’* Hayret etme şüphecilik ve can sıkıntısının tam tersidir. Kişinin dorukta bir canlılığa sahip, ilgili, beklentiler içinde ve tepki vermeye hazır olduğunun belirtisidir. Temelde  “açıklığın” davranışa dökülmüş biçimidir. Henüz anlaşılmamış, keşfedilmemiş deneyimlerin heyecanıdır. Merak etme ve hayret dürtüsünü muhafaza etmek kolay bir şey değildir. Yaşamda anlam ve önem taşıyan şeylerin bir fonksiyonudur hayret etmek.
    Gördükleri her şeye hayret edenler çocuklardır; bu özelliğe yetişkinler arasında sadece olgunluğa ermiş ve üretkenliklerinin doruğuna çıkmış olanlarda rastlanır.  Sahabilerden kimi çocukluğunda kimi gençliğinde kimi olgunluğunda yakaladı. Resulullah’ın (sav) davet ettiği  imanla küfür arasındaki hidayet denilen ince çizgiyi. Kimi de daha risaletten önce sevdi hidayet rehberini. Zeyd bin Harise daha küçücük bir çocukken annesiyle birlikte akrabalarını ziyarete gittiğinde bir gece köye yapılan baskında yağmalanan mallar arasında, esaret damgası yemişti. Esaret zincirindeki Zeyd henüz sekiz yaşındaydı. Mekke’de Ukaz Panayırına çıkarılan minik yavru 400 dirhem karşılığında Hakim bin Hizam’a satılmıştı. Dünyanın en hayırlı kölesini Hâkim bin Hizam ticaretle uğraşan, zengin ve asil halası Hz Hatice’nin yanına getirdi. Herkesin “Emin” diye seslenip güven duyduğu bir zatı muhteremle aynı havayı teneffüs etmek, öyle herkese nasip olabilecek bir şey değildi.Bu Zeyd’e nasipolmuştu.

      El’Eminin (sav) dünyasın da insanca yaşamak vardı, kölenin hürle bir farkı yoktu.Hz. Hatice ilerleyen zamanda Resulullah’ın  Zeyd’e olan ilgisini gördüğünde küçük sevgiliyi büyük sevgiliye hediye ediyordu.aradan birkaç yıl geçtiğinde oğullarının Mekke’de yaşadığını haber alan ailesi onu götürmeye geldiğinde küçük Zeyd büyük aklı ve ruhuyla kerem sahibi efendisini ailesine tercih etmiş ve tereddütsüz  şöyle cevap vermişti: “Seni tercih ediyorum.Zira benim için Sen, hem anne hem de baba mesabesindesin.” “Ben bu ADAM’da öyle şeyler gördüm ki, üzerine kimseyi tercih edemem.” 
        Allah Resulü (sav) ise yıllar sonra Mute Savaşında şehit olan ünlü komutan Zeyd için inci tanesi gözyaşlarını dökerken şunları söylüyor: “Bu Sevgilinin Sevdiğine iştiyakıdır.” Uğruna anne babanın ve yârin terk edildiği bu insan ve uğruna her şeylerini terk eden insanlar ne kadar da hayret verici.   Hayreti ve bizlerin hayreti… Hayretler arası fark… Peygamberlikten sonra da fevkalade tercihler, ilginç yaşanmaya değer teslimiyetler saadet asrında devam ede gelmiştir.

    En iyi hayatta kalıcılar, kendi düşündükleri ve yaptıklarıyla başkalarınınki uyuşmadığında hiç dert etmezler. En iyinin ne olduğunu onlar başka fikirler, bakış açıları aracılığıyla bulacaklardır.

    Doğru iman sahibi olan bir mümin, her yönüyle davetin zorluklarını göğüslemiş, dünyanın meskûn mahallerine İslam’ı yaymak kahramanlar gibi mücadele etmiş insanlığı sapıklığın karanlığından hidayetin aydınlığına çıkaran Peygamber’i (sav) olanca sevgisiyle sever. Tecrübe edilen yaşanan bir din ve oluşturulan model bir toplum, gelecek nesiller için, kolay ve mutlu bir hayatın önemli bir teminattır. Yeter ki o din, gerçek yönüyle yaşansın ve İslam’ın esaslarını belirten ayet ve hadisler, çağlara göre doğru bir biçimde anlaşılıp yaşatılsın. Mücerret sözler insana fazla tesir etmez, ama insan “güzel bir örnek” karşısında kaldığında, hayranlık duyguları hemen harekete geçer ve onu yapmaya gayret eder. Bir bilginin gerçek olduğunu anlamak ve uygulamak için, bu bilgiyi teoriden pratiğe dönüştüren bir örneğe ihtiyaç vardır. Bir fikri kabul ettirmenin en geçer yolu da budur.

    Fazilet, insana verilmiş bir şey, ortaya çıkan bir armonidir ve her defasında kalbi hayrete sürükler.  Bakın fazilet sahibi nice şerefli sahabi Allahu Teâlâ ve Resulü (sav) için nelere göğüs germiş ve neleri terk etmiş. Hz Ebubekir (ra) ile oğlu Abdurrahman bir gün Uhut Savaşını yâd ederlerken  (Abdurrahman o zaman henüz İslam ile şereflenmemişti) oğlu bir itirafta bulunur: “Uhud Gününde seni gördüm, fakat sana hücum etmedim. Yüzümü senden çevirdim.” Buna karşılık Hz Ebubekir cevaben: “Lakin ben eğer seni görseydim, senden yüzümü çevirmezdim.” (Kenz, 5/274 ‘İbn Ebi Şeybe,Eyyüb’den’)

    Aşere-i Mübeşşere’den olan Ebu Ubeyde bin Cerrah’ın durumu ise şöyledir: Ebu Ubeyde bin Cerrah’ın babası Bedir Gününde durmadan oğluna hücum ederdi. Ebu Ubeyde de babasından kaçardı. Fakat babası Ebu Ubeyde’yi kurtulamaz bir halde çokça hücumlara maruz bıraktığı bir anda Ebu Ubeyde (RA) babasını öldürdü. Allahu Teâlâ o zaman Ebu Ubeyde hakkında şu ayeti indirdi: “Allah’a ve ahiret gününe inanan bir toplumun-babaları, oğulları, kardeşleri yahut akrabaları da olsa- Allah’a ve rasulune düşman olanlarla dostluk ettiğini göremezsin işte onların kalbine Allah, iman yazmış ve katından bir ruh ile onları desteklemiştir. Onları içlerinden ırmaktan akan cennetlere sokacak, orada ebedi kalacaklardır. allah onlardan razı olmuş, onlar da Allah’tan hoşnut olmuşlardır. İşte onlar Allah’ın tarafında olanlardır. İyi ki bilin ki kurtuluşa erecekler de sadece Allah’ın tarafın da olanlardır.

    Ashabdan iki kişi ile babalarının kıssası: Bir kişi Peygamber’e (sav) vararak  “Düşmanla karşı karşıya geldim. Babam da onların içindeydi. Baktım ki babam sana çirkin bir söz söyledi, küfretti. Ben buna karşı sabredemedim, babamı mızrakla vurdum (veya öldüresiye kadar vurdum).

—Ne buyruluyor? Dedi. Peygamber (s.a.v)   suskun bir halde kaldı.

    Sonra ikinci bir kişi geldi ve “Ben, babamla karşı karşıya geldim. Fakat onu öldürmek istemedim. İsterdim ki onun yerine bir başkası bana hücum etsin (o hücumlar devam etti ve onu öldürdüm).

 — Ne buyuruyorsunuz? Dedi. Peygamber (sav) bu kişiye de cevap vermedi, sükût etti.(Beyhaki, IX/27,(Malik bin Umeyr’den)

    Abdullah b.Ubey’in Oğlunun, Babasını Öldürmek İçin Hz Peygamber’den İzin İstemesi:

    Peygamber  (s.a.v) ,Abdullah b.Ubey’in yanından geçti.O bir kalenin gölgesinde oturuyordu ve Resulullah’ın  (s.a.v) işiteceği bir sesle “İbni ebi  kebşe her şeyimizi bulandırdı”dedi.Bunu duyan oğlu Abdullah: “ Ey Allah’ın Resulü (s.a.v), seni şereflendiren  Allah’a yemin ederim ki,eğer dilersen sana babamın kellesini getiririm!” dedi.Hz Peygamber (sav) :

  “Hayır, fakat babana iyilik yap, ona karşı şefkatli davran.” dedi. (Heysemi, IX/318 (Bezzar, Ebu Hureyre’den,)

    Ebu Süfyan İle Kızı Ümmü Habibe Arasındaki Olay: Ebu Süfyan, Peygamber’e  (s.a.v) Hudeybiye Barışını uzatmak için Medine’ye geldiğinde, Peygamber (s.a.v) O’na yüz vermedi. Suratına bakmadı O’da kalktı kızı Ümmü Habibe’nin hanesine gitti. Resullah’ın (sav) yatağına oturmak istediğinde kızı yatağı toplayıp kaldırdı. Ebu Süfyan kızına “Ey kızım bu yatağa oturmamamı uygun görmüyorsun yoksa yatağın bana uygun olmadığını mı düşünüyorsun?” deyince Ümmü Habibe bu Peygamber’in (s.a.v) yatağıdır “sen ise necis bir kişisin” dedi. Ebu Süfyan ‘Ey kızcağızım benden ayrıldıktan sonra ahlakın bozulmuş.’ Dedi(İbn Sad, Tabakat,VIII,/70,Bidaye,IV/280)
 
    Ebu  Aziz b.Umeyr , ünlü sahabilerden Musab b. Umeyr’in anne baba bir kardeşidir, Bedir Savaşın’da  Muhriz bin Nadle’ye esir olarak verilmiştir.Musab kardeşini görünce Muhriz’e: “Onun ellerini sıkı tut bağla.Onun Mekke’de çok zengin bir annesi vardır.” dedi.  Ebu Aziz : “Ey Kardeşim! Bu mudur hakkımda yapacağın tavsiye?” dedi. Musab : “Muhriz benim kardeşimdir, sen değilsin” dedi ve böylece annesi dört b. dirhem gönderdi ve oğlunu esaretten kurtardı.

    Bütün bu olaylardan çıkarılan en bariz hisse Allahu Teâlâ ve Resulü (s.a.v) için tam bir teslimiyetin olması gerekliliğidir. Sahabilerin iman edip tasdik etmelerinin, teslim olmalarının çeşitli örnekleridir bunlar.

    Şayet Peygamberler, birinci derecede işin merkezini tutan model insanlar ise –ki bunda şüphe yoktur- öyleyse,onların etrafında yerlerini alan kimselerin de,diğerlerine göre bariz bir üstünlüğü, tartışılmaz bir faikıyeti olacaktır.Terbiyesini Allah’ın üstlendiği donanımlı bir Peygamber’in (s.a.v) etrafında yetişen ve sohbetlerindeki manevi boyayla hayatı şekillenen bir insanın içinde bulunduğu keyfiyet,elbette diğerlerinden farklı olacaktır ve öyledir de...!Bunun içindir ki, Allah Resulü (s.a.v), Ashabını yıldızlara benzetir ve hangisinin peşine takılıp gidilirse, sahil-i selamete ulaşılacağından bahseder.İşte bu sebepledir ki biz, Hira’da başlayan vuslatla birlikte Allah Resulü’nün etrafında yerini alan örnek hayatlardan bir numune yaparak,o gün yaşanılanlarla bugün karşılaştıklarımızı da beraber masaya yatırıp, ilk günleri bu günümüzle bütünleştirmeye, onların şahsında kendimizi görmeye çalıştık.Bunların  bugüne de ışık tutan önemli bir dinamik olacağının altını bir kez daha çizip Saadet Asrı’nın aynasında halimize bakarak  gidişatımızı yeniden gözden geçirelim istedik. 

   
    “Allah’a yemin olsun ki Allah, Bana O’ndan daha hayırlısını vermemiştir; insanlar küfrederken O, Bana inandı. İnsanlar beni yalanlarken O, Beni tasdik etti. İnsanlar mahrum ederken malıyla Beni O, destekledi ve Allah, O’nun vesilesiyle Beni evlat olarak rızıklandırdı.” Hz Hatice’nin hatırına toz kondurmayan El-Emin RESULULLAH (s.a.v)…
 
    “ALLAH, savaştan geri kalan ve haklarındaki hüküm ertelenen o üç kişinin de tövbesini kabul buyurdu. Çünkü onlar öylesine bunaldılar ki yer, bütün genişliğine rağmen onlar için daraldı ha daraldı… Ve vicdanları da bu daralma altında kaldı…”

Yukarıdakini söyleyen Nebi (s.a.v) vefa ve bağlılık yönünden aslında her yönden benzeyebilmek niyeti duası ve inşallah gayretiyle…

    Rabbim Değerin Ne olduğu BİLİNCİNİ nasip eylesin. Kaybedenlerden değil kazananlardan eylesin duasıyla. 

                                                                                                                                                                                            

*(Goethe).

[1] Rollo May, Kendini Araya İnsan, Terc;Ayşen Karpat,Kuraldışı Yayınları,İstanbul,1998

[2] Rollo May, age 

[3] Reşit Haylamaz, Saadet Asrına Doğan İLK Yıldızlar, İstanbul, 2004,s.102-111

[4] Zeki Duman, Kuran ve Müslüman, Fecr yayınları, Ankara, 2006, s.26

 

[5] Rollo May,age, s.195

[6] Reşit Haylamaz,age, arka kapağındaki yazı

 

 

"Site içerisindeki Tüm Yazı Resim ve Medyaların Telif Hakları Kalb-iselim.net 'e aittir , izinsiz kopyalanamaz , çoğaltılamaz. "

discount tretinoin 0.1 45 gm cream site will u buy viagra over the counter viagra generic prednisone for sale online link link oral safe generic propecia male pattern baldness lisinopril reviews impotence cialis canadian generic here buy overnight viagra online viagra sales in 2007 cialis levitra shop generic viagra over no ed generic viagra online generic drug list for accutane purchase glucophage metformin paxil 40 price of cialis at walmart zoloft without a prescription generic name how to xenical reviews link imitrex gmc biggest buyer of viagra zithromax dosing cost the cheapest time to take lipitor cialis how long online drugstore buspar price generic buy erythromycin without rx sitemap