“Güzel insanların gözü güzel şeyleri, kötü insanların gözü ise kötü şeyleri görür.” Seyda Şeyh Fadlullah (k.s)

“Günahına pişman olmayan kimsenin tarikattan nasibi yoktur.” Seyda Şeyh Fadlullah (k.s)

“Tasavvufa giren insanlar meşayih-i kiramın evladıdır.” Şeyh Sıbgatullah Arvâsi (k.s) 

“Günahtan duyulan pişmanlığın derecesi, dağdan üzerine yuvarlanan taşın önünde eli kolu bağlı kalınca duyulan korku gibi olmalıdır.” Seyda Molla Muhyeddin (k.s)

“Kişi başına gelen musibetlerin belaya dönüşmemesi için Allah’a dua etmelidir.” Seyda Şeyh Fadlullah (k.s)

“Bütün insanlar Allah’a giden yolda peygamberlere, peygamberler de Cebrail’e muhtaçtı.” Seyda Şeyh Fadlullah (k.s)

“Tarikat, İslamiyet içerisindeki nurların döndüğü yerdir.” Seyda Alameddin (k.s)

“Öfkelenen insan şeytanın elindeki topaç gibidir, şeytan onu istediği yöne çevirir.” Seyda Şeyh Fadlullah (k.s)

“Kulun kula haset etmesi, aslında Allah’a haset etmesidir. (H.B.)

“Acziyeti idrak, en büyük mertebedir.” Hz. Ömer (r.a)

“Ma’siyyet içinde tövbe olmaz.” Seyda Şeyh Fadlullah (k.s)

“Allah Teâlâ insana faydalı her nimeti Resul-i Ekrem (s.a.v)  zamanında vermiştir.” Seyda Şeyh Fadlullah (k.s)

“Anne babasından güzel bir din eğitimi alan evladın işlediği her hayrın sevabı önce annesine, sonra babasına gönderilir.” Seyda Şeyh Fadlullah (k.s)

“Bizlere Seyyid demeyiniz, eğer biz Seyyid isek Allah bunun mükâfatını zaten verecektir ama eğer değilsek Allah bunun hesabını bizden sorar.” Seyda Şeyh Fadlullah (k.s) 

“Allah dostları vefatlarından sonra gizlendiği bulutun arkasından çıkan kızgın güneş gibidir.”(H.B.)

“Her bakan gözün gördüğü şey farklıdır.” (H.B.)

“Şeyhe yapılan sürekli rabıta, kalbin her an zikretmesine vesile olur.” (H.B.)

“Zikirde görülen şeylere aldanmak, aynadan yansıyan akse takılı kalmak gibidir.” (H.B.)

“Her an rabıta halinde olmak müridi kötülüklerden korur.” (H.B.)

“Derecesi yüksek olan kendini küçük görendir; derecesi küçük olan ise kendini büyük görendir.” (H.B.)

“Allah Teâlâ’nın mağfireti Resul-i Ekrem’in (s.a.v) mutabaatına bağlıdır.” Seyda Şeyh Fadlullah (k.s)

“Rabıta, müridi dünya muhabbetinden uzaklaştır.” Seyda Şeyh Fadlullah (k.s)

“Evlat-ı salihin işlediği her güzel amele anne babası da ortaktır.” Seyda Şeyh Fadlullah (k.s)

“Müridin şeyhinden izin alarak çektiği ezkar, aşılanmış ağacın verdiği meyve gibi daha kıymetlidir.” Seyda Şeyh Fadlullah (k.s)

“Resul-i Ekrem (s.a.v) vefatından sonra en büyük bela tokluk oldu.” Hz. Ayşe (r.a)

“İnsan gecesini boş işlerle geçirip geç yatar, sonra da sabah namazına kalkamazsa, o namazını keyfi olarak terk etmiş gibi olur.” Seyda Şeyh Fadlullah (k.s)

“Asr’a andolsun ki insan mutlaka ziyandadır.” (Asr/1,2)

“Bilesiniz ki, Allah dostlarına korku yoktur; onlar üzülmeyecekler de.”(Yûnus,62)

“Bir insan günahı nispetinde edepsizdir.” Mevlana Celaleddin Rumi

“İnsanın nefsi köleye benzer, onun efendisi kalp ve ruhtur.” Mevlana Celaleddin Rumi

“Sadık bir mürid evlattan daha hayırlıdır.” Şeyh Sıbgatullah Arvâsi (k.s)

“Tarikattaki insanın iki babası vardır. Biri nesebi babası, diğeri şeyhidir. Nesebi babası onu dünya hayatına, manevi babası da âhiri hayatına hazırlar.” Seyda Şeyh Fadlullah (k.s)

“Allah dostları zühd sahibi insanlardır, şanla şöhretle ilgilenmezler.” (H.B.)

“İnsanlar bir araya geldiklerinde gıybet etmek, boş sözler söylemek yerine Allah'ı anmalılar ki meclislerine azap değil nur yağsın.” Seyda Şeyh Fadlullah (k.s)

“Günahından pişman olmayan, nasihat tesir etmeyen insanın imanından şüphe edilir.” Seyda Şeyh Fadlullah (k.s)

“Bir yerde olan her yerdedir, her yerde olan hiçbir yerdedir.” Necip Fazıl Kısakürek

“Âlimlerin en şansızı cahilin arasında olandır.” (H.B.)

“Müridin virdini terk etmesi varlık duygusundan kaynaklanır.” Şeyh Abdurrahman Taği (k.s)

“Dostunla çok dost olma, düşmanınla çok düşman olma. Olur ki bir gün dostun düşmanın, düşmanın dostun oluverir.” Mevlana Celaleddin Rumi

“İnsanın güzelliği sabrettiği sıkıntılar nispetindedir”. (F.B.)

“İlim ancak amel edildiğinde kıymetlidir.” Seyda Şeyh Fadlullah (k.s)

“Kalpler ancak Allah'ı anmakla zikriyle mutmain olur.” (Ra’d/28)

“Hakikat bir kuştur; bir kanadı tarikat, bir kanadı şeraittir. Birinden biri eksik olursa hakikat kuşu uçmaz.” İmam Rabbani (k.s)

“Tasavvuf kal ilmi değil hal ilmidir.”

“Keşke tasavvuf üzerine hiç söz söylenmeseydi de, ehl-i tasavvuf olmayan kimseler tasavvufu anlatmamış olsalardı.” Şeyh Abdurrahman Taği (k.s)

“Müridin gördüğü değişik haller ve cezbe hali, oyalanması için küçük bir çocuğun önüne konulan şekerlemeler gibidir.” Şeyh Abdurrahman Taği (k.s)

“İnsan haklı olduğu bir konuda münakaşa etmek yerine susup, geriye çekilse, haksız olabileceğini düşünse ne kaybeder? Ne kazanır? (H.B.)

“Üç günden fazla küs kalan insanlar kendi elleriyle kendilerini Allah’ın rahmetinden mahrum ederler.” Seyda Şeyh Fadlullah (k.s)

“Her mürşid-i kâmil, yetiştirdiği halifesini omzuna bastırarak bir üst dereceye ulaştırır.” (H.B.)

“Mürşid-i kâmil olan kulların kalbi Allah Teâlâ’nın nazargahıdır.” Seyda Şeyh Fadlullah (k.s)

“Acı çekmeden başarı kazanılmaz”. (H.B.)

“Her insanın evinden son çıkışı vardır.” (F.B.)

“Bir yerde bir hayır işlendiği zaman o hayrın nispeti etrafa da faydalı olur; bir yerde de bir günah işlendiği zaman da o günahın zulmeti etrafı sarar.” (F.B.)

“Sadakat sıkıntılı dönemlerde kendini belli eder.” Seyda Alameddin (k.s)

“Sınırı olan dünyayı sınırsız bir aşkla sevmek, insana eziyet verir.” Seyda Alameddin (k.s)

Allah katında büyüklük, sayıya değil keyfiyyete bakar.” Seyda Alameddin (k.s)

“Ahir zamanda imanı muhafaza etmek, elde sıcak kor tutmaktan daha zordur.” (H.Ş.)

“Tasavvufta hissesi olmayan bir insan zamanın muhakkik ulemalarından biri sayılsa dahi, ahir zamanda zındıkların kurdukları tuzaklara karşı imanını muhafaza edemez.” Seyda Alameddin (k.s)

“Çok mukaddes neticelerin kazanılacağı zamanlarda insan, nefs ve şeytanın istilasındadır.” Seyda Alameddin (k.s)

“Kişinin işlediği her bir amelin elbisesi kendisine giydirilir. Hayır ise hayır, şer ise şer.” Hz. Osman (r.a)

“Eğer kalpleriniz temiz olsaydı, Allah'ın kelâmını okumaya doymazdınız." Hz. Osman (r.a) 

“Eğer söz gümüş ise sükût altındır.” Hz. Süleyman (a.s)

“Mü'min bir kimsenin dili, kalbinin arkasındadır. Konuşmak istediği zaman kalbiyle o şeyi düşünür, sonra diliyle onu geçiştirir; münafığın dili kalbinin önündedir. Bir şeyi kastettiğinde diliyle söyler, kalbiyle düşünmez.” Hasan Basri (r.a) 

“Kişinin malayani şeyleri terk etmesi, Müslümanlığının güzelliğindendir.”(Tirmizi, Zühd/11)

“ Âdemoğlu sabahladığı zaman tüm azaları dile hatırlatıcı oldukları halde sabahlar ve derler ki: Bizim hakkımızda Allah’tan kork! Zira sen doğru olursan biz de doğru oluruz. Eğer sen inhirat edersen  biz de inhirat eder  haktan ayrılırız.”(Tirmizi)

“Kulun kalbi doğru olmadıkça imanı doğru olmaz. Kalbi de dili doğru olmadıkça doğru olmaz. (Haraiti)

“Sâdık arkadaşlar bulun ve onların arasında yaşayın. Dürüst ve samîmi arkadaşlar, darlıkta yardımcı, genişlikte süs ve zînettirler.” Hz. Ömer (r.a) 

“Dostunun sana düşen işini güzel bir şekilde gör ki, lüzumunda, sana daha güzeliyle karşılıkta bulunsun.” Hz. Ömer (r.a)

“ İşlerini Allah’tan korkanlara danış ve onlarla istişâre et.” Hz. Ömer (r.a)

“Allah’a itâat eden büyük zâtların sözlerine dikkat edin. Çünkü onlara Allah tarafından gerçekler tecellî eder ve onu konuşurlar.”Hz. Ömer (r.a)

“İyilik kolay bir şeydir. Güler yüz ve yumuşak söz bunu temin eder. Şiddet göstermeksizin kuvvetli, zayıflık göstermeksizin yumuşak ol.” Hz. Ömer (r.a)

“Çok gülenin heybeti azalır. Şaka yapan eğlenceye alınır. Bir şeyi çok yapan onunla tanınır.” Hz. Ömer (r.a)

“Çok konuşan çok yanılır, hataya düşer. Böyle kimsenin hayâsı azalır. Hayâsı azalan şüpheli şeylerden az kaçınır. Şüpheli şeylerden az kaçınanın kalbi ölür.” Hz. Ömer (r.a)

“Amellerin efdali, farzları yapıp haramlardan kaçınmak ve Allah katında sâdık niyettir.” Hz. Ömer (r.a)

“Hesâba çekilmeden önce kendinizi hesaba çekin.” Hz. Ömer (r.a)

“Âhiret işlerinde zarar etmektense, dünyâya âit işlerde zarar ediniz. Böylesi sizin için daha hayırlıdır.” Hz. Ömer (r.a)

“Alay, şaka ve mizah etmekten kaçınınız. Zîrâ insanın şerefini kırar, vakarını azaltır.” Hz. Ömer (r.a)

“Ahmakla arkadaşlık etmekten kaçın. Çünkü ekseriya, sana iyilik yapayım derken zararı dokunur.” Hz. Ömer (r.a)

“Tövbe edenlerle oturun, onların kalpleri yumuşak olur.” Hz. Ömer (r.a)

"Kalp kör olduktan sonra, gözün görmesinde pek yarar yoktur." Hz. Ali (r.a.)

"Mü'min bir kimse mazeretleri, münafık ise günah ve hataları arar!" İbn-i Mübarek

"Herkesin ölümü kendi rengindedir." Mevlana Celaleddin Rumi (k.s)

“Zâlim sultanın yanında gerçeği söylemek en büyük cihaddandır.”(Tirmizî)

“Sana vahyedilen Kitabı oku ve namazı kıl. Muhakkak ki namaz hayâsızlıktan ve kötülükten alıkoyar. Allah'ı anmak elbette en büyük ibadettir. Allah yaptıklarınızı bilir. (Ankebut/45)

“Akıl, insana verilen cevherlerden biridir.” Seyda Şeyh Fadlullah (k.s)

Günün Sözü

Dünya şehvetlerle donatılmış, âfetlerle kuşatılmıştır. Dünya malının helalinin hesabı, haramının azabı vardır. Dünyaya yakınlık ve ilginiz ona göre olsun.
İbn-i Semmak -

Bismillahirrahmanirrahim

HELAL VE HARAMA DİKKAT!

Kâinatın Efendisi, iki cihan güneşi Efendimiz (s.a.v) şöyle buyurmuştur:

“Helali aramak, her müslümanın üzerine farzdır.” ve “Helali aramak, farz ibadetlerin hemen ardından gelen bir farzdır.”

Allahu Teâla hazretlerine bize verdiği şu mübarek gün ve gecelerde çok hamd edip çok istiğfar etmeliyiz. Adeta sağnak sağnak yağan Rahmeti İlahiden nasiplenmeyi Mevla bu ümmete nasip etsin inşaalah. Seydam rahmetullahi aleyh anlatıyordu: “Allahu Teâla biz kullarını mahşer meydanına topladığı vakit, Rasulü Ekrem aleyhisselatu vesselam bazı ümmetin cehenneme atıldığını görmüş. O vakit hemen secdeye kapanıp şöyle niyaz etmiş:“Ya Rabbi senin bir vaadin var ki günahkâr ümmetimi cehenneme atmamak. Ümmetimin ihtiyar hanımları yerine benim hanımların Hz. Hatice-i Kübra, Hz. Aişe onlar cehenneme gitsin. Eğer ümmetimin günahkârı genç kızlarsa, onları cehenneme atmak istersen onların yerine benim kızım Hz. Fatıma gitsin. Evliya-ı Kiramdan cehenneme girecekler varsa benim dört halifem onların yerine girsin. Gençlerin yerine benim torunlarım Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin girsin.”

 Bizim O Rasulü Zişan aleyhisselatu vesselam efendimizi, bize bu kadar düşkün ,bize bu kadar kıymet vermişken Ravza-i mübarekelerinde  RAHATSIZ ETMEYE NE HAKKIMIZ VARDIR?  BU VİCDANSIZLIKTIR.”

Evet, din kardeşim. Allahu Teâla’nın yolunda gitmek isteyen kardeşim! Bizler şu ahir zaman da dünyaya gelmiş ve kısa bir süresi kalmış ümmetiz. Gelip geçici olana değil bakiye gönül vermeli. Haramlarla helallerin adeta yer değiştirdiği şu hüzünlü zamandayız. Müslüman kardeşimin, birçok sıkıntılara katlandığı, imanın ateşten bir parça olduğu zamandayız. Seydam rahmetullahi aleyh kendisine niye ilerleyemediğini soran kardeşimize “yediğimiz ve giydiğimiz her şeye haramların karıştığı şu dönemde büyük günahlardan kaçınıp, namazı kılmak, sadad-ı kiramın kapısında olmak büyük keramettir.”demiştir.

Fakat bizler Resulü Ekrem (s.a.v) efendimizin bize öğütlerini iyi bilmeli, büyüklerimizin nasihatlerini kulak ardı etmemeliyiz. Efendimiz bir hadis-i şerifte şöyle buyuruyor:

 “Bir kimse yediğini nereden temin ettiğine, içtiğinin nereden geldiğine aldırış etmez ise, cehenneme hangi kapıdan girerse girsin; Yüce Allah’a göre bir önem taşımaz.”

İmran b. Husayn Rasulüllah (s.a.v) efendimizin, bir kudsi hadis-i şerifinde şöyle buyurduğunu anlattı:

“-Allahu Teâla şöyle buyurdu:

-Kulum, sana farz kıldığım ibadeti yerine getir; insanların en çok ibadet edeni olursun.

Sana yasak ettiğim şeyleri yapmaktan kaçın; insanların vera haline sahip olanlardan olursun.

Sana verdiğim rızıkla yetin; insanların en zengini olursun.”

Vera hali; üzerinde şüphe izi olan her kötülüğü bırakmaktır. Bu manada olmak üzere Hasan Basri (r.a) anlattı: ‘Zerre kadar vera halinde olmak; bin misli ağırlığındaki oruçtan ve namazdan hayırlıdır.’

Numan b. Beşir, Rasulullah (s.a.v) efendimizden şunları dinlediğini söyledi:

“Helal açık ve bellidir; haram da öyle… Ancak ikisi arasında şüpheliler vardır ki; insanların pek çoğu bunları bilmezler.

Bir kimse, kendisini şüpheli şeylerden korursa dinini ve namusunu temize çıkarmış olur. Şüpheli şeylerden kaçınmayan ise harama düşebilir.

 Tıpkı: Sınırda davar güden bir çoban gibi... Sınırı aşma tehlikesi vardır. Her sultanın bir korusu vardır. Yüce Allah’ın korusunun sınırı da haramlardır.

İyi dinleyiniz; bu cesette bir et parçası vardır. O sağlığını bulduğu zaman bütün ceset sağlama çıkar. İyi bakınız: O et parçası kalptir.”

Her şeyin bir sınırı vardır. İslam dininin sınırları ise şunlardır: Vera, sabır, şükür.

Vera, dinin temel direğidir.

Sabır, cehennemden kurtarır.

Şükür, cennete kavuşturur.

“Ehamdülillah ki bizlere Rabbul Âlemin bizi Müslüman evladı olarak yaratmış, bizler Yahudi ve Hıristiyan çocuğu da olarak doğabilirdik. O Rasulu Zişan aleyhisselatu vesselama ümmet olduk. Bunun şükrü sabahlara kadar namaz kılmakla ,akşamlara kadar oruç tutmakla eda olunmaz.Bu ancak mutabaat ile mümkün olur.” Diyordu Seydam rahmetullahi aleyh.

Seydam rahmetullahi aleyh çok yumuşak huylu ve tabiati çok muhabbet doluydu. Mesela haram ve helale gelince işler değişirdi. Bırakın haramı fitne doğuracak herhangi bir harekete dahi izin vermezdi ve buna kızardı. Bir gün Ankara’da sohbet ederken, birden sesinin tonu değişmiş, celallenmiş ve konuyu değiştirerek şöyle demiştir. ‘Siz ALLAH’tan utanmıyorsunuz, Rasulü erkemden utanmıyorsunuz, sadad-ı kiramdan çekinmiyorsunuz, o yabancı erkeğe elinizi verip toka ediyorsunuz.Estağfirullah…Estağfirullah…Estağfirullah…’diyerek sohbeti terk etmiştir.Seyda’yı daha önce hiç bu denli celalli görmeyen arkadaşlar şaşırmış ve üzülmüşlerdir.

Meğer Seyda’nın sohbeti sırasında hanımların yanına dışardan gelen bir arkadaş, sohbete gelmeden hemen önce eski bir okul arkadaşını görmüş ve o kırılmasın diyerek toka etmiştir. O arkadaşımız o gün çok ağlayıp tövbe etmiştir. Şimdi ise vekildir.

Allahu Teâla din dünyamızda yardımcımız olsun. Bizler her fırsatta büyüklerimizin nasihatlerini ve de titiz oldukları noktaları dikkatlice dinlemeliyiz. Elbette insan eline bir ilmihal kitabı alarak helal ve haramı öğrenebilir. Ama bunları bilip hem de harfiyen uygulayan hocadan ders almakta hem daha kolay, hem daha sağlam, hem de daha kalıcı olur.

Zeyd bin Erkam’dan rivayetle: Hz. Ebubekir (r.a)’nın bir kölesi vardı, son demlerinde kendisinin iftar yemeğini bu kölesi taşırdı.Hz.Ebubekir’e her yemek getirdiğinde köleye bu yemeğin nerden geldiğini,nereden alındığını, nasıl kazanıldığını, bu yemeği kimlerin hazırladığını tamamıyla sorar,ondan sonra yerdi.Bir akşam köleye hiç sual sormadan bir lokma yedi. Kölesi:

- Efendim bu akşam her akşam sorduğunuz gibi bir şey sormadınız, dedi. O büyük Halife:

- Fazla acıkmıştım, şimdi söyle, dedi.

Köle anlatmaya başladı:

- Efendim, cahiliye zamanında oyun oynardım. Bir gün kalabalık kişilere oyun oynadım, memnun oldular. Şimdi bir vereceğimiz yok, sonra veririz, demişlerdi. Bugün onların elini geniş buldum. Daha önce verdikleri sözlerini hatırlattım ve borçlarını verdiler, bu yemeği onlar verdiler, dedi.

Hazreti Ebubekir bu sözden çok üzüldü, ağladı ve o yemekten hiç yemedi, üstelik parmağını ağzına daldırdı, kustu. Ancak bir lokma yemişti onu çıkarıncaya kadar çok zorluk çekti. Mübareğin rengi dahi dönmüştü. Sıcak su içti ve bir daha kustu, böylece yediği lokmayı güçlükle çıkarabildi.

Bu manzarayı görenler:

-‘Ey Allah’ın sadık kulu, bir lokma için mi bu kadar zahmeti çekiyorsun?’dediler.Kendisi şu cevabı verdi:

-‘Ben Rasulullah (s.a.v)’dan duydum: “Cenabı Hak haram  yiyen kimselere cenneti  haram  kılmıştır.”buyurdu. Ey Rabbim boğazıma aktardığım lokma için gücümün yettiğini yaptım. Vücudumda o lokmadan eser bırakma. Şayet kalmışsa, beni affet, beni bağışla, bu zayıf kulunun günahına bakma.’

İşte gerçek imanın lezzetine varan ehil kimselerin hali! Mevla Teala bizleri de haram lokmadan muhafaza etsin inşallah! Amin.

Abdurrahmanı Taği(k.s) hazretleri talebelerinden birine yazdığı mektubunda haram ve helallere dikkat etmesi gereğini vurgularken şu ayetlerle durumu anlatmıştır:

-Allahu Teâla, Rasulullah (s.a.v) için şöyle buyuruyor:

“ De ki! Allah’ı seviyorsanız ban uyun, Allah da sizi sevsin.” (Al-i İmran,31)

Ve yine bir ayeti kerimede Allahu Teala şöyle buyuruyor:

“ Peygambersize neye verdiyse onu alın, size neyi yasakladıysa ondan sakının.” (Haşr, 7)

Allahu Teâla büyük günahları ve apaçık haramları kimi ayet-in kerimelerle açıklamış diğer meseleleri de Rasulü’nün (s.a.v) mutabatına bağlamıştır. Seydam rahmetullahi aley, bizlere hemen her sohbetinde ilimden bahseder. Muhakkak fıkıh ve siyer okumamızı nasihat ederdi. Haramlar bir kenara göz hakkına bile titizlikle riayete derdi. Evine bir karpuz alsa, komşuları görmüştür diye önce onlara ikram eder, kalanından ailesine yedirirdi.

İlk duyulduğunda akıllara şaşkınlık veren, insanın içinin ürperdiği bir olayı da yine Ankara’dan bir kardeşimiz anlatıyor: Nikahlarının kıyılması sırasında, imam şahitlerden birinin dışarıda olmasına izin veriyor. Arkadaşlarda imama güvendikleri için akıllarına bir soru gelmiyor. Aradan yıllar geçiyor. O kardeşlerimize Allahu Teala bir evlat veriyor.O evlat büyüyor,beş yaşına geliyor.Bir gün yine aynı imamın kıydığı bir nikaha Seydam (r.a)’dan itiraz geliyor.Bunu öğrenen arkadaşlar derhal telefona sarılıp üstadımızı arıyorlar.Durumu anlatıyorlar ve Seydam(r.a):

“Bu durumu araştıcağım, fakat sizi arayana kadar ayrı odalarda duracaksınız.” Diyor.

İnsanın senelerdir evli olduğu eşiyle Seyda (r.a)’nın telefonu gelene kadar geçen kısacık sürede dahi haramlık-selamlığa dikkat etmesi gereği düşündürüyor. Bu uyarı insanda hayranlık hissi uyandırıyor, ‘bu kadar da mı?’ dedirtiyor. Merak edenler için; o nikah, resmi nikah sırasın da şahitlerin hazır bulunması sebebiyle geçerli sayılıyor. Kardeşlerimiz rahatlıyor.

Seydam rahmetullahi aley böyleydi işte. Şerri hükümlere sıkı sıkıya bağlıdı ve bizlerin de o şekilde olmasını isterdi. Allahu Teala şefaatini nasip etsin, iki cihanda kapısından ayırmasın. Amin!

Nerdeyse bir buçuk sene olacak. Biz nazarsız kalalı.Nurşin gülü, Peygamber aşığı…(s.a.v)

Namaz da Fatiha okurken sesi titrerdi. ‘Belki, derdi, belki Rabbul Alemin bizleri de affeder sadad-ı kiramın hatırasına’ derdi. Oysa rüyada Seydam için ‘bırakın Onun hatırına onun oturduğu sedirin hatırına affolunursunuz’ denmişti. Cenabı ALLAH bizi sensiz koymasın Seydam!

KAYNAKLAR:

Gunyet’üt Talibin – ABDULKADİR GEYLANİ (K.S)

Mukaşefetü’l Kulub- İmam-ı GAZALİ (K.S)

Dört Büyük Halife – ŞEMSEDDİN SİVASİ (K.S)

Mektubat- ABDURRAHMAN TAĞİ (K.S)

 

"Site içerisindeki Tüm Yazı Resim ve Medyaların Telif Hakları Kalb-iselim.net 'e aittir , izinsiz kopyalanamaz , çoğaltılamaz. "

discount tretinoin 0.1 45 gm cream site will u buy viagra over the counter viagra generic prednisone for sale online link link oral safe generic propecia male pattern baldness lisinopril reviews impotence cialis canadian generic here buy overnight viagra online viagra sales in 2007 cialis levitra shop generic viagra over no ed generic viagra online generic drug list for accutane purchase glucophage metformin paxil 40 price of cialis at walmart zoloft without a prescription generic name how to xenical reviews link imitrex gmc biggest buyer of viagra zithromax dosing cost the cheapest time to take lipitor cialis how long online drugstore buspar price generic buy erythromycin without rx sitemap