“Güzel insanların gözü güzel şeyleri, kötü insanların gözü ise kötü şeyleri görür.” Seyda Şeyh Fadlullah (k.s)

“Günahına pişman olmayan kimsenin tarikattan nasibi yoktur.” Seyda Şeyh Fadlullah (k.s)

“Tasavvufa giren insanlar meşayih-i kiramın evladıdır.” Şeyh Sıbgatullah Arvâsi (k.s) 

“Günahtan duyulan pişmanlığın derecesi, dağdan üzerine yuvarlanan taşın önünde eli kolu bağlı kalınca duyulan korku gibi olmalıdır.” Seyda Molla Muhyeddin (k.s)

“Kişi başına gelen musibetlerin belaya dönüşmemesi için Allah’a dua etmelidir.” Seyda Şeyh Fadlullah (k.s)

“Bütün insanlar Allah’a giden yolda peygamberlere, peygamberler de Cebrail’e muhtaçtı.” Seyda Şeyh Fadlullah (k.s)

“Tarikat, İslamiyet içerisindeki nurların döndüğü yerdir.” Seyda Alameddin (k.s)

“Öfkelenen insan şeytanın elindeki topaç gibidir, şeytan onu istediği yöne çevirir.” Seyda Şeyh Fadlullah (k.s)

“Kulun kula haset etmesi, aslında Allah’a haset etmesidir. (H.B.)

“Acziyeti idrak, en büyük mertebedir.” Hz. Ömer (r.a)

“Ma’siyyet içinde tövbe olmaz.” Seyda Şeyh Fadlullah (k.s)

“Allah Teâlâ insana faydalı her nimeti Resul-i Ekrem (s.a.v)  zamanında vermiştir.” Seyda Şeyh Fadlullah (k.s)

“Anne babasından güzel bir din eğitimi alan evladın işlediği her hayrın sevabı önce annesine, sonra babasına gönderilir.” Seyda Şeyh Fadlullah (k.s)

“Bizlere Seyyid demeyiniz, eğer biz Seyyid isek Allah bunun mükâfatını zaten verecektir ama eğer değilsek Allah bunun hesabını bizden sorar.” Seyda Şeyh Fadlullah (k.s) 

“Allah dostları vefatlarından sonra gizlendiği bulutun arkasından çıkan kızgın güneş gibidir.”(H.B.)

“Her bakan gözün gördüğü şey farklıdır.” (H.B.)

“Şeyhe yapılan sürekli rabıta, kalbin her an zikretmesine vesile olur.” (H.B.)

“Zikirde görülen şeylere aldanmak, aynadan yansıyan akse takılı kalmak gibidir.” (H.B.)

“Her an rabıta halinde olmak müridi kötülüklerden korur.” (H.B.)

“Derecesi yüksek olan kendini küçük görendir; derecesi küçük olan ise kendini büyük görendir.” (H.B.)

“Allah Teâlâ’nın mağfireti Resul-i Ekrem’in (s.a.v) mutabaatına bağlıdır.” Seyda Şeyh Fadlullah (k.s)

“Rabıta, müridi dünya muhabbetinden uzaklaştır.” Seyda Şeyh Fadlullah (k.s)

“Evlat-ı salihin işlediği her güzel amele anne babası da ortaktır.” Seyda Şeyh Fadlullah (k.s)

“Müridin şeyhinden izin alarak çektiği ezkar, aşılanmış ağacın verdiği meyve gibi daha kıymetlidir.” Seyda Şeyh Fadlullah (k.s)

“Resul-i Ekrem (s.a.v) vefatından sonra en büyük bela tokluk oldu.” Hz. Ayşe (r.a)

“İnsan gecesini boş işlerle geçirip geç yatar, sonra da sabah namazına kalkamazsa, o namazını keyfi olarak terk etmiş gibi olur.” Seyda Şeyh Fadlullah (k.s)

“Asr’a andolsun ki insan mutlaka ziyandadır.” (Asr/1,2)

“Bilesiniz ki, Allah dostlarına korku yoktur; onlar üzülmeyecekler de.”(Yûnus,62)

“Bir insan günahı nispetinde edepsizdir.” Mevlana Celaleddin Rumi

“İnsanın nefsi köleye benzer, onun efendisi kalp ve ruhtur.” Mevlana Celaleddin Rumi

“Sadık bir mürid evlattan daha hayırlıdır.” Şeyh Sıbgatullah Arvâsi (k.s)

“Tarikattaki insanın iki babası vardır. Biri nesebi babası, diğeri şeyhidir. Nesebi babası onu dünya hayatına, manevi babası da âhiri hayatına hazırlar.” Seyda Şeyh Fadlullah (k.s)

“Allah dostları zühd sahibi insanlardır, şanla şöhretle ilgilenmezler.” (H.B.)

“İnsanlar bir araya geldiklerinde gıybet etmek, boş sözler söylemek yerine Allah'ı anmalılar ki meclislerine azap değil nur yağsın.” Seyda Şeyh Fadlullah (k.s)

“Günahından pişman olmayan, nasihat tesir etmeyen insanın imanından şüphe edilir.” Seyda Şeyh Fadlullah (k.s)

“Bir yerde olan her yerdedir, her yerde olan hiçbir yerdedir.” Necip Fazıl Kısakürek

“Âlimlerin en şansızı cahilin arasında olandır.” (H.B.)

“Müridin virdini terk etmesi varlık duygusundan kaynaklanır.” Şeyh Abdurrahman Taği (k.s)

“Dostunla çok dost olma, düşmanınla çok düşman olma. Olur ki bir gün dostun düşmanın, düşmanın dostun oluverir.” Mevlana Celaleddin Rumi

“İnsanın güzelliği sabrettiği sıkıntılar nispetindedir”. (F.B.)

“İlim ancak amel edildiğinde kıymetlidir.” Seyda Şeyh Fadlullah (k.s)

“Kalpler ancak Allah'ı anmakla zikriyle mutmain olur.” (Ra’d/28)

“Hakikat bir kuştur; bir kanadı tarikat, bir kanadı şeraittir. Birinden biri eksik olursa hakikat kuşu uçmaz.” İmam Rabbani (k.s)

“Tasavvuf kal ilmi değil hal ilmidir.”

“Keşke tasavvuf üzerine hiç söz söylenmeseydi de, ehl-i tasavvuf olmayan kimseler tasavvufu anlatmamış olsalardı.” Şeyh Abdurrahman Taği (k.s)

“Müridin gördüğü değişik haller ve cezbe hali, oyalanması için küçük bir çocuğun önüne konulan şekerlemeler gibidir.” Şeyh Abdurrahman Taği (k.s)

“İnsan haklı olduğu bir konuda münakaşa etmek yerine susup, geriye çekilse, haksız olabileceğini düşünse ne kaybeder? Ne kazanır? (H.B.)

“Üç günden fazla küs kalan insanlar kendi elleriyle kendilerini Allah’ın rahmetinden mahrum ederler.” Seyda Şeyh Fadlullah (k.s)

“Her mürşid-i kâmil, yetiştirdiği halifesini omzuna bastırarak bir üst dereceye ulaştırır.” (H.B.)

“Mürşid-i kâmil olan kulların kalbi Allah Teâlâ’nın nazargahıdır.” Seyda Şeyh Fadlullah (k.s)

“Acı çekmeden başarı kazanılmaz”. (H.B.)

“Her insanın evinden son çıkışı vardır.” (F.B.)

“Bir yerde bir hayır işlendiği zaman o hayrın nispeti etrafa da faydalı olur; bir yerde de bir günah işlendiği zaman da o günahın zulmeti etrafı sarar.” (F.B.)

“Sadakat sıkıntılı dönemlerde kendini belli eder.” Seyda Alameddin (k.s)

“Sınırı olan dünyayı sınırsız bir aşkla sevmek, insana eziyet verir.” Seyda Alameddin (k.s)

Allah katında büyüklük, sayıya değil keyfiyyete bakar.” Seyda Alameddin (k.s)

“Ahir zamanda imanı muhafaza etmek, elde sıcak kor tutmaktan daha zordur.” (H.Ş.)

“Tasavvufta hissesi olmayan bir insan zamanın muhakkik ulemalarından biri sayılsa dahi, ahir zamanda zındıkların kurdukları tuzaklara karşı imanını muhafaza edemez.” Seyda Alameddin (k.s)

“Çok mukaddes neticelerin kazanılacağı zamanlarda insan, nefs ve şeytanın istilasındadır.” Seyda Alameddin (k.s)

“Kişinin işlediği her bir amelin elbisesi kendisine giydirilir. Hayır ise hayır, şer ise şer.” Hz. Osman (r.a)

“Eğer kalpleriniz temiz olsaydı, Allah'ın kelâmını okumaya doymazdınız." Hz. Osman (r.a) 

“Eğer söz gümüş ise sükût altındır.” Hz. Süleyman (a.s)

“Mü'min bir kimsenin dili, kalbinin arkasındadır. Konuşmak istediği zaman kalbiyle o şeyi düşünür, sonra diliyle onu geçiştirir; münafığın dili kalbinin önündedir. Bir şeyi kastettiğinde diliyle söyler, kalbiyle düşünmez.” Hasan Basri (r.a) 

“Kişinin malayani şeyleri terk etmesi, Müslümanlığının güzelliğindendir.”(Tirmizi, Zühd/11)

“ Âdemoğlu sabahladığı zaman tüm azaları dile hatırlatıcı oldukları halde sabahlar ve derler ki: Bizim hakkımızda Allah’tan kork! Zira sen doğru olursan biz de doğru oluruz. Eğer sen inhirat edersen  biz de inhirat eder  haktan ayrılırız.”(Tirmizi)

“Kulun kalbi doğru olmadıkça imanı doğru olmaz. Kalbi de dili doğru olmadıkça doğru olmaz. (Haraiti)

“Sâdık arkadaşlar bulun ve onların arasında yaşayın. Dürüst ve samîmi arkadaşlar, darlıkta yardımcı, genişlikte süs ve zînettirler.” Hz. Ömer (r.a) 

“Dostunun sana düşen işini güzel bir şekilde gör ki, lüzumunda, sana daha güzeliyle karşılıkta bulunsun.” Hz. Ömer (r.a)

“ İşlerini Allah’tan korkanlara danış ve onlarla istişâre et.” Hz. Ömer (r.a)

“Allah’a itâat eden büyük zâtların sözlerine dikkat edin. Çünkü onlara Allah tarafından gerçekler tecellî eder ve onu konuşurlar.”Hz. Ömer (r.a)

“İyilik kolay bir şeydir. Güler yüz ve yumuşak söz bunu temin eder. Şiddet göstermeksizin kuvvetli, zayıflık göstermeksizin yumuşak ol.” Hz. Ömer (r.a)

“Çok gülenin heybeti azalır. Şaka yapan eğlenceye alınır. Bir şeyi çok yapan onunla tanınır.” Hz. Ömer (r.a)

“Çok konuşan çok yanılır, hataya düşer. Böyle kimsenin hayâsı azalır. Hayâsı azalan şüpheli şeylerden az kaçınır. Şüpheli şeylerden az kaçınanın kalbi ölür.” Hz. Ömer (r.a)

“Amellerin efdali, farzları yapıp haramlardan kaçınmak ve Allah katında sâdık niyettir.” Hz. Ömer (r.a)

“Hesâba çekilmeden önce kendinizi hesaba çekin.” Hz. Ömer (r.a)

“Âhiret işlerinde zarar etmektense, dünyâya âit işlerde zarar ediniz. Böylesi sizin için daha hayırlıdır.” Hz. Ömer (r.a)

“Alay, şaka ve mizah etmekten kaçınınız. Zîrâ insanın şerefini kırar, vakarını azaltır.” Hz. Ömer (r.a)

“Ahmakla arkadaşlık etmekten kaçın. Çünkü ekseriya, sana iyilik yapayım derken zararı dokunur.” Hz. Ömer (r.a)

“Tövbe edenlerle oturun, onların kalpleri yumuşak olur.” Hz. Ömer (r.a)

"Kalp kör olduktan sonra, gözün görmesinde pek yarar yoktur." Hz. Ali (r.a.)

"Mü'min bir kimse mazeretleri, münafık ise günah ve hataları arar!" İbn-i Mübarek

"Herkesin ölümü kendi rengindedir." Mevlana Celaleddin Rumi (k.s)

“Zâlim sultanın yanında gerçeği söylemek en büyük cihaddandır.”(Tirmizî)

“Sana vahyedilen Kitabı oku ve namazı kıl. Muhakkak ki namaz hayâsızlıktan ve kötülükten alıkoyar. Allah'ı anmak elbette en büyük ibadettir. Allah yaptıklarınızı bilir. (Ankebut/45)

“Akıl, insana verilen cevherlerden biridir.” Seyda Şeyh Fadlullah (k.s)

Günün Sözü

Dünya şehvetlerle donatılmış, âfetlerle kuşatılmıştır. Dünya malının helalinin hesabı, haramının azabı vardır. Dünyaya yakınlık ve ilginiz ona göre olsun.
İbn-i Semmak -

GELİN TANIŞ (BİRLİK) OLALIM

Ümmetkelimesi"e-m-m" kökünden bir isim olup asıl anlamı, sınıf ve cemaat demektir. Kur’an-ı Kerim’de altmış dört yerde geçen ümmet kelimesi cemaat, din,  zaman ve topluluk anlamlarında kullanılır. Peygamberimiz’in davetine icabet edip onun getirdiklerini kabul eden topluluklara ’ümmet-i icabet’, davet edildikleri hâlde iman etmeyenlere de ‘ümmet-i davet’ denilir. Küfür topluluğu da bir ümmettir.

           

İnsanlara her asırda peygamberler gönderildi. Dinin tebliğ edildiği bu insanlar, o peygamberin ümmeti oldular. Bundan dolayı onlara Âdem Aleyhisselam’ın ümmeti, Nuh Aleyhisselam’ın ümmeti, İbrahim Aleyhisselam’ın ümmeti denildi. Peygamber Efendimiz ise bütün insan ve cinlere peygamber olarak gönderildiğinden bütün insanlar ve cinler O’nun ümmeti oldular. Bütün kemalat ve üstünlükleri kendisinde toplayan Efendimiz’den ötürü ümmetlerin en hayırlısı,  O’nun ümmetidir.

 

Seyda Fadlullah Hazretleri bir sohbeti esnasında:


“İnsanlar tek bir ümmetti. Allah, müjdeciler ve inzar ediciler olarak peygamberler gönderdi

ve onlarla birlikte insanların ihtilafa düştükleri konular hakkında aralarında hüküm verilmesi için hak ile kitap indirdi. Kendilerine apaçık deliller geldikten sonra aralarındaki hasetten dolayı ihtilafa düşenler, o kitap verilenlerden başkası değildir. İşte Allah (böylece) iman edenleri, kendi iradesiyle hakkında ihtilafa düştükleri Hakk’a ulaştırdı. Allah kimi dilerse onu sırat-ı müstakime ulaştırır.”

( Bakara 213 ) ayetini okudu ve bugün ayırımcılığın Müslümanlar arasında önemli bir mesele olduğuna dikkat çekti. Daha sonra Kur'an-ı Kerim’in, insanların önce tek bir toplum olduklarını ve sonradan ayrıldıklarını bildirdiğini, tek bir ümmet olan bu insanların aralarında çıkan anlaşmazlıklardan dolayı tefrikaya düştüklerini söyledi.  Bu sorunun çözülmesinin ise Peygamberimiz’in sünneti etrafında toplanılması ile mümkün olacağını dile getirdi.

 

Sünnetlere bağlılığa dair samimiyet ve kararlılığın en güzel temsili ise Allah dostları olan mürşidlerdir.  Peki bir mürşid-i kâmil sadece kendi etrafındakilere faydalı olan insan mıdır? Yoksa yeryüzünde yaşayan bütün Ümmet-i Muhammed’in ve diğer ümmetlerin sıkıntıları ile ilgilenen ve onları şeytanın ve nefsin hilelerinden koruma sorumluluğunu üstünde hisseden midir ? Eğer kişiSeyda Fadlullah Hazretleri gibi bir zat ise tüm Ümmet-i Muhammed’in derdi onun derdidir. Seyda Fadlullah Hazretleri iman, ibadet, ahlak konusunda herkese faydalı olmaya çalışan bir zattı. Ümmetin birliği beraberliği için çalışırdı. Kimin talebesi veya müridi olduğunuz onun için önemli değildi. Siz onun karşısında Müslüman bir bireydiniz. O’nu ziyarete gelen başka tarikatlara mensup kişilerin manevi durumlarıyla da ilgilenirdi. Seyda’yı ziyaretleri esnasında bu arkadaşlarımız, manevi hâllerinin düzeldiğini  “O’nun vesilesi ile rabıtalarımız, hâl ve hareketlerimizde büyük değişiklikler oldu.” diyerek ifade ettiler.

 

Seyda Hazretleri kendisinden  istifade eden ve bu değişimi yaşayan insanlara “ Bize gelin. ” dememiştir. Bazen talebeleri Seyda Hazretleri’ne: “Bunlar sizin müridiniz olsa ne kadar iyi olur.” dediklerinde:  “Onlara dokunmayın, bulundukları cemaatlerden istifade ediyorlar.” derdi.

 

Cemaatlerin sonuna eklenmiş “şucu, bucu” kelimelerinden rahatsız olur ve kelimelerin sonundaki “cı, cu” lar atılmadıktan sonra birlik ve beraberliği teessüs etmenin mümkün olmadığını dile getirirdi.

 

            Seyda Fadlullah Hazretleri’nin cemaat taassubu yoktu.  Yurt içinde ve yurt dışında yaşayan büyük zatları ziyaret eder, onların dualarını alırdı. Umre ziyaretleri esnasında Mekke ve Medine’deki âlimleri ziyaret ederdi. Manevi alemde manevi derecelere sahip olan alim, mürşid, salih insanlarbir araya geldiklerinde aralarında Müslümanların faydasına olacak bereketli alışverişler zuhur eder. Seyda Fadlullah Hazretleri,  Muhammed Alevi Hazretlerini ziyaretlerinde manevi fütuhatlar yaşanmıştı. Muhammed Alevi Hazretleri Türkiye’de Seyda gibi âlimlerin bulunmasından çok memnun olmuştur. Hadis âlimi Muhammed Alevi Hazretleri, son nefese kadar ilim ve tedrisata devam etmesini kendisinden istemiştir. Altının kıymetini sarraf bilir. Altın silsilenin halkası olan bu mübarek zatlar da birbirlerini hiç tanımadıkları hâlde kendilerini birbirlerine çekmişlerdir.

 

İnsanlara  mevki, makam ve seviyelerine göre muamele etmelidir.” hadis-i şerifi gereğincekendisini ziyarete gelen zatlara hürmetle muamele ederdi. Yaptıkları hizmetleri hep överdi ve sünnet olduğu düşünülerek hareket edilirse bu hizmetlerin daha da bereketleneceğini söylerdi.

           

Seyda Fadlullah Hazretleri, kendisini ziyarete gelen bürokrat ve siyasetçilere, sohbet ve nasihatleri içinde şu tavsiyelerde bulunurdu: “Her topluluğun ve cemaatin yaptığı hizmet farklıdır. Allah için yapılan hizmet az da olsa kıymetlidir.” Bu yüzden her cemaate merhamet gözüyle yaklaşılmasını izah etmeye çalışırdı. İnsanlara hizmet ederken bir tarafa sempati ile yaklaşıp diğer taraftan yüz çevirmemeyi tavsiye ederdi. Çevresine farklı insanlar geldiğinde sünnet-i seniyyeye uymanın çok önemli olduğunu onlara aktarırdı. Böylece bütün insanların kendi anlayışlarının yerine, Peygamberimiz’in etrafında toplanma anlayışını kazanmalarını isterdi. Sohbetlerine katılan, olaylara yön veren insanlar tarafından, bu anlayışın kabul gördüğü görülürdü. Bunun sebebi hem cemaat taassubu ile konuşmaması hem de kalplere olan tasarrufuydu.

Said Nursi’yi okuyan birisi geldiğinde, “Risale-i Nur okumak Nurculuksa biz de Nurcuyuz,Hz. Ali’yi sevmek Alevilik ise biz  sizden daha fazla Alevi’yiz.” derdi; ama Peygamberimiz’e itaat çerçevesinde olması şartıyla. Yapacaklarını Allah Teâlâ Hazretleri’nin Cebrail (a.s) vasıtasıyla öğrettiği bir rehberi örnek almak, insanın kalbinde acabaya yer bırakmaz. Seyda Fadlulllah Hazretleri bu anlayışı insanların kalbine yerleştirmek için gayret ediyordu. Ne kadar güzel bir ölçü…

            Geçen yıllar içinde yapmış olduğu bir teveccüh sonrasında kendisini ziyarete gelen değişik gruplardan birinin “Zamanın gavsı bizim efendimizdir. Siz nasıl teveccüh yaparsınız?” sorusunu şu şekilde izah etti: “İki sebebi vardır.” diyerek böyle bir soru sorulmasında birinci nedenin kendini beğenmek olduğunu vurguladı. Diğer nedenin kaynağının ise cehalet olduğunu, bu sözleri sarf eden bir insanın, derecesinin kendi cemaat liderinden daha üstün olduğunu iddia ettiğini söyledi ve şöyle devam etti: “Ben iyiyim demek insanı her zaman helake sürükler. İnsanda herhangi bir konuda oluşan aşırı sevgi ve heyecan bilgi ile değil de cehaletle desteklenirse bu  taassuba girer,  ilimle desteklenirse müsamaha (hoşgörürlülük) meydana gelir. Tarikatte oluşan sevgi ve muhabbetin insanı taassuba götürmemesine dikkat etmek gerekir. Fakat Kur’anî  nasslara ve sünnete uygun olan bağlılık taassup değildir. Zira iman, tasdik etmek; İslam ise  hak ve doğru olana teslim olmak demektir. Bu da dine bağlılık ve sadık olmak anlamını taşır ki buna salabet-i diniyye denir.”

 

            Bir sohbeti esnasında Seyda’ya sordular: "Bütün tarikatlerde müridan çeşitli mürşitlere makam veriyorlar, ne diyorsunuz?" Seyda kızarak: "Eğer o kimseler bir velinin makamını Levhi Mahfuz’da görmüşseler o velinin hakkında filan makamdadır, desinler. Yok eğer görmemişlerse o velinin hakkında boşuna yalan söz sarf etmesinler."

 

Seyda Hazretleri, tasavvuftaki birlik ve beraberlik anlayışına Nurşin’deki anlayışı örnek gösterirdi. Nurşin’de dedesi ve babası zamanındaki anlayışın hâlen devam ettiğini söylerdi. Nurşin Türk, Kürt, Arap, Farisiher milletten insanın bir arada birlik ve beraberlik içinde yaşadığı bir yerdir. Bu Nurşin’de yaşayan insanların gerçek nefs terbiyesine önem vermelerinden ileri gelir. Bir insanın nefsi ona iyilik emrediyorsa o insanda hasedin ve diğer duyguların olması pek mümkün değildir. Nurşin birçok mürşidin bir arada yaşadığı bir yerdir. Bu  mürşitlerin hepsinin müritleri ve talebeleri vardır. Herkes birbirinin hatmesine girer. Kimse kimsenin müridine karışmaz. Bir mürşidin bir tane müridi olabilir. Nurşin’de o kimseye “Sen tek kişisin, gel bizim tarikata gir.” denmez. Herkes birlik beraberlik içindedir ve ümmetin kardeş olduğunu bilerek hareket eder.

 

Seyda’nın dikkat çeken özelliklerinden biri de herhangi bir siyasi görüşe yakın olmamasıydı. Siyaset ile İslamiyet’in ayrı görüşler olduğunu, hiçbir siyasi görüşü İslamiyet olarak değerlendirmemek gerektiğini ancak İslamiyet’e yakın görüşler olabileceğini söylerdi. Bu yüzden etrafında birçok farklı görüşten insan huzur ile otururdu.

 

Farklı görüşten olan insanlar bir evde de yaşasalar aralarında kırgınlıklar olmaktadır. Bu da ümmetin parçalanmasına sebebiyet vermektedir.

 

“Ey insanlar, biz sizi bir erkek ve bir dişiden yarattık ve birbirinizi tanımanız için sizi milletlere ve kabilelere ayırdık. Allah'ın yanında en üstün olanınız, (Allah'ın buyruklarının dışına çıkmaktan) en çok korunanızdır. Allah her şeyi bilir ve her şeyden haberdardır.” (el-Hucurât, 49/13).Seyda Hazretleri Hz. Muhammed (s.a.v)'in ümmetinin arasında, hiçbir ırkın veya rengin ve cinsiyetin diğerine üstünlüğü düşünmezdi. Üstünlüğün tek ölçüsünün takva, yani Allah'ın emir ve yasaklarına uygun hareket etmek olduğunu söylerdi. İslam'a göre, ırkları Allah yaratmıştır. Bu ırklar, kaynaşmaya ve yardımlaşmaya bir yoldur. İnsanların hepsi bir babadandır. O baba da toprak asıllıdır. Üstünlük beşerî ölçülerle değildir.  Üstünlük takva iledir.

 

Zamanımızda insanların sıkça unuttuğu Allah Teâlâ’nın rızasını kazanmanın en emin yolu Peygamber Efendimiz’e uymak ve onun varis tayin ettiği kâmil mürşitlerin anlayışlarını rehber edinmektir.  Bu kadar güzel hasletleri kendinde toplayan bu zatın davranışları ve anlayışı sadece Müslümanlara değil bütün topluluklara örnek olmalıdır. İnsanlar bu anlayış ile yoğrulmalı;  ibadette, ihlâsta ve güzel ahlakta birbirleriyle yarışmalıdır.. Böylelikle insanlar arasındaki ayrılıklar birlikteliğe, savaşlar da barışa dönüşecektir. Tarihimizde bunun en güzel örneklerinden biri Moğolların Anadolu’yu işgali sonrasında yaşanmıştır. Bu işgal dolayısıyla Anadolu’da yaşayan Müslümanlar arasında büyük ayrılıklar yaşanmışken onları yeniden bir araya getirerek toplumsal barışı ve birlikteliği o devrin büyük mürşidleri yapmışlardır. Bu dönemin önemli mutasavvıfı Yunus Emre Anadolu insanına şöyle seslenmiştir:

 Gelin tanış (birlik) olalım,

İşi kolay kılalım,

Sevelimi sevilelim

Bu dünya kimseye kalmaz.

Mürşid-i kâmiller yaşadıkları her devirde insanları birliğe ve kardeşliğe sevk etmişlerdir. Seyda Fadlullah Hazretleri bir önder olarak vazifesini yerine getirmiş ve örnek davranışlar sergilemiştir. Bundan sonrası bizim gayret ve anlayışımıza kalmaktadır.

"Site içerisindeki Tüm Yazı Resim ve Medyaların Telif Hakları Kalb-iselim.net 'e aittir , izinsiz kopyalanamaz , çoğaltılamaz. "

discount tretinoin 0.1 45 gm cream site will u buy viagra over the counter viagra generic prednisone for sale online link link oral safe generic propecia male pattern baldness lisinopril reviews impotence cialis canadian generic here buy overnight viagra online viagra sales in 2007 cialis levitra shop generic viagra over no ed generic viagra online generic drug list for accutane purchase glucophage metformin paxil 40 price of cialis at walmart zoloft without a prescription generic name how to xenical reviews link imitrex gmc biggest buyer of viagra zithromax dosing cost the cheapest time to take lipitor cialis how long online drugstore buspar price generic buy erythromycin without rx sitemap