24 Ekim 2008
MUHABBET
Gönül dünyamızı manevi hastalıklar olan küfür, kibir, nifak, gaflet, haset, kin gibi hastalıklardan korumak, manevi eğitim boyunca kesilmemesi gereken bir durum olmakla beraber yeterli değildir. Kalp eğitimin de manevi güzellikler olan, iman, takva, Allah korkusu ve muhabbetin de devreye girmesi gerekir. Hastalıklardan temizlenen kalbi boş bırakmayıp manevi güzellikler ile geliştirmeye gayret etmeliyiz.
Kuran ve sünnetin bize işaret ettiği iç dünyamızı düzenleyecek belli başlı güzelliklerden biri muhabbettir.
Türkçede sevgi kelimesi ile özdeşleştirdiğimiz muhabbet dostluğun samimi ve katkısız halidir.
Hayatın özünü teşkil eden muhabbet sevgiliye kavuşma ve onun güzelliğini görme heyecanı için de bulunan kalbin, heyecana gelip coşmasına sebep olan duygudur.
Muhabbet, Rahmani ve nefsanî olmak üzere iki kısımdır.
Rahmani sevgi; Allah ve onun rızasına yönelik sevgi.
Nefsanî sevgi; Diğer tüm sevgiler.
Kuran-ı kerim de muhabbet, mahbup, hub kelimelerinin kullanıldığını görürüz. Hz. Peygambere habibullah denmesi ( Allah’ın sevgilisi) islamın muhabbete verdiği önemi gösterir. Kalp de sevgi duygusunun oluşmasın da, seven ve sevilen bakımından güzellik ve kemal önemli unsurdur. Kemal ve güzelliğin olduğu yerde sevgide olacaktır. Hadis-i şerifte ‘Allah güzeldir; güzelliği sever.’ Buyrulmuştur.(Müslim 147)
Bütün güzelliklerin sahibi olan Allah aynı zaman da gerçek sevginin kaynağıdır. Çünkü o ‘ VEDUD’ dur ( elburç-14) Vedud çok seven anlamına geldiği gibi çok sevilen anlamına da gelir.
Kuran-ı kerimde Yusuf peygamberin hikâyesini anlatan sureye Ahsenül kasas ( hikâyelerin en güzeli) denmiştir. Müfessirler bu isimlendirme de Yusuf’un Zeliha ile yaşadığı asil aşk macerasının tefsiri olduğunu söyler.
Yusuf suresinin 3. ayetin de ‘en güzel kıssayı sana anlatacağız’ buyrulmaktadır.111 ayetten oluşan bu surede Hz. Yusuf’un kıssası uzun biçim de anlatılır.
Hadis-i şerif de sevilen bir kulun, diğer varlıklara nasıl sevdirildiği şöyle anlatılır:
‘Allah bir kulu sevdiği vakit, Cibril’i çağırır ve şöyle buyurur; Ben filan kulumu seviyorum, onu sen de sev. Onu Cebrail de sever. Daha sonra Cibril sema halkına, meleklere şöyle seslenir; Gerçekten Allah filan kulunu seviyor onu siz de sevin. Artık onu sema ehli de sever. Bundan sonra Allah onu yeryüzündeki kullarına da sevdirir.(Müslim 157)
Allah’ı sevdiklerini söyledikleri halde Allah Resulüne tabi olmayan kimselerin sevgi iddiaları gerçekçi değildir. Bu hususta Kuran-ı kerim de;
‘Resul’üm deki; Eğer Allah’ı seviyorsanız bana tabi olun ki Allah’ ta sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın.’( Ali İmran 31) buyrulmuştur.
Peygamber efendimize iman nedir diye sordukların da kelime-i şahadeti zikrettikten sonra ‘Allah ve Resulünün kişiye her şeyden daha sevimli olmasıdır’(İbni Hambel 11) buyurmuşlar ve sevginin çerçevesini göstermişlerdir. Enes bin Malik r.a. ın naklettiği rivayet edilen bir başka hadiste bedevinin biri Resul-i Ekrem s.a.v. e
Kıyamet ne zaman kopacak? Diye sordu. Efendimiz ‘kıyamet için ne hazırladın? Buyurdu,
Bedevi ‘Allah ve Resulünün sevgisini’ dedi. Bunun üzerine efendimiz s.a.v. ‘o halde sen sevdiğinle berabersin’ buyurdu.
Bu hadisi şerif-i duydukların da ashab-ı kiram çok sevinmişlerdi. Hatta sahabe-i kiram islamiyetle şereflendikten sonra hiçbir böyle sevinmemişlerdi. Hz. Enes r.a. sevincini şöyle dile getirmiştir.’Ben Allah’ı, Resulünü, Ebu Bekir i ve Ömer i seviyorum. Onların yaptığı ibadetleri ve hayırlı işleri yapmasam bile onlarla beraber olmayı umuyorum.(Müslim163)
Doğrusu beraberlik için aynı seviyeyi paylaşmak ya da aynı şeyleri yapmak şart olmasa da kişi beğendiği ve takdir ettiği kimselere tabi olmaya çalışır.
Aksi halde iddiadan öteye geçmeyen sevgi kişinin kurtuluşuna vesile olmaz.
‘Ey iman edenler; sizden kim dininden dönerse (bilsin ki) Allah yakında öyle bir toplum getirecek ki O, onları onlar da O,nu sever.’( Maide-54)
Bu ayeti kerime Allah ile kul arasında bir muhabbetin gerekliliğini açıklamaktadır. Din, bir teslimiyet ise teslimiyetin esası da muhabbettir.
Muhabbet talebinde bulunmak kulluğun zaruri bir gereğidir.
Efendimiz s.a.v. ‘ Allahım, senden sevgini, seni sevenlerin sevgisini ve senin sevgine ulaştıracak ameli talep ediyorum. Allahım! Senin sevgini, bana nefsimden, ailemden, malımdan, sevgili kıl.’ Şeklinde dua etmiştir.
Kaynağı Allaha dayan bu sevgi, kalbin azığı, ruhun gıdası, gözün nurudur.
Sevgi sermayesinden mahrum olan kimseler yaşayan ölüler sınıfından sayılır. Sevgi nurunu yitirenler karanlıklar denizinde kaybolurlar. Sevgi şifasından mahrum olanların kalpleri bütün hastalıklara açık durumdadır. Sevmeyi başaramayanlar hayatlarını elem ve keder içinde geçirirler. Sevgi iman ve amellerin ruhudur. Bu duygudan mahrum olanlar ruhsuz ceset gibidirler.( İbn-i Kayyim, 111 ,67)
Öte yandan şiddetli sevgi kalbe has bir duygu, hatta bir sezgi olduğu için pervasızdır. Aklın ve mantığın bütün hükümlerini alt üst eder. O ye dese yenir, gör dese görülür. İşte kalbin sevgiyle birleşen sezgi yanı bu şekilde bağımsız bir haldir. Hz. peygamber s.a.v. ‘Sevgi, seni kör ve sağır eder’ buyurmaktadır.(Ebu Davud, Edeb-116)
Muhabbet yerine göre yol olur yürünür, yerine göre iman olur uyulur.
Bazen ateş olup yakar, azan deniz olup boğar, sultan olur ülke yönetir. Kimya olur hakir toprakları altına dönüştürür. Sır olur saklar, gonca olur açılır. Gül bahçesi olur kokusuyla âşıkları mest eder.
Velhasıl muhabbet her şeydir, her şey de muhabbettir. Netice olarak insan hissiyatını son derece de etkileyici bir mahiyete sahip olan sevgi duygusunu, bilhassa kalp- Allah ilişkisi bakımından oldukça önem arz eder. Öyle ki Allah ile kul arasın da muhabbet kalmamışsa hayatın da anlamı kaybolmuş demektir. Zira insanın yaratılış gayesi Allah’ a kulluk, kulluğun özü de teslimiyet ise, teslimiyeti gerçekleştiren yegâne unsur muhabbettir. Kuran ve sünnette sevginin kime, neye ve ne ölçüde olması gerektiği gibi meseleler detaylı bir şekilde açıklanır. Bu hususta öncelikle teslimiyetin elde edilmesine vurgu yapılmıştır.
İnsanı kurtaracak olan kalb-i selimin, (bir diğer ismiyle Allaha teslim olan kalbi elde etmenin) temelinde, gönlün Allah sevgisiyle doldurulması yatmaktadır.
"Site içerisindeki Tüm Yazı Resim ve Medyaların Telif Hakları Kalb-iselim.net 'e aittir , izinsiz kopyalanamaz , çoğaltılamaz. "




