24 Ekim 2008
NEFSİN DERECELERİ
Din yol demektir. İslam hukuku, fıkıh, kuranı kerim, sünnetle bize icaz ettiği uymakla mükellef olduğumuz kurallar manzumesidir. İslam’ın emirlerini 4 ana grupta inceleriz;
1. İMAN: Müslümanın inanması ve iman etmesi gereken konulardır. Akaid inanması zorunlu olan şeylerdir.
2. İBADET: Bir insanın Müslüman olunca takip etmesi gereken yol, kulluk vazifeleridir.
3. MUAMELAT: İnsanların birbirleriyle olan ilişkileridir.
4. AHLAK: İnsanların İslamın hoşgörüsü üzerinde Resulü Erkemin ahlakıyla ahlaklanmasıdır.
Müslümanın mükellef olduğu birkaç konu vardır. Müminin gayesi Allaha ulaşmak vasıl olmak Allah’ı bilmek tanımak Allaha ahirette kavuşmaktır. Mükellefiyet çağına gelince Allaha yakınlaşmaya çaba göstermelidir. “her kim Allaha kavuşmayı istiyorsa Salih amel işlesin ve Rabbine yaptığı ibadette hiçbir kimseyi ortak koşmasın”. Salih amelin şartı olarak, Allaha ortak koşmamayı emretmiştir. Afakî anlamda, Allahu Tealanın sıfatlarına(zati) herhangi bir mahlûkun sıfatlarını veya özelliklerini ortak etmemektir. Ebedilik ve ezelilik Allah(c.c) sıfatıdır. Güneş ve dünyayı ebedi olarak düşünmek şirktir.
Her şeyi yaradan Allah’tır. Bir insanın Hâkim, mutlak kadir Allahu Tealandan başka hiç kimseyi tanımaması gerekir. Zahirde yüzeysel olarak ortak koşmak ise insanın dünyada diktiği putlar gibi, kalbine de diktiği putlardan kurtulması gerekmektedir. İnsan nasıl iyiliği emretmekle ve kötülükten sakındırmak ile mükellef ise vela yüşrik bi ibadeti rabbi ehaneni derken sakın yaptığı ibadetle ortak koşmasın neyi? Nefsini kastediyor.
İşte içimizdeki düşman nefsimizdir. Peygamber Efendimiz sahabeye döndü ve onların göğüslerinin ortasını işaret ederek “sizin için düşmanların düşmanı iki göğsünüz arasındaki nefsinizdir” buyurmuştur. Zina, içki vb. leri Allah’ı unutturan, Allaha isyan ettiren dışarıdaki düşmanlardır. Birde insanın içinde bulunan ona çok yakın olan nefis vardır.
Nedir nefis? Kelime anlamı olarak can, benlik, aşağı duygularken tasavvufi manası kulun kötü huyları ve çirkin vasıfları kötü his ve duyguların mahalli olan latifedir. Nefse ait hükümler 2 kısımdır. Haram ve mekruh kılınarak yasak kılınan şeylerdir. İkinci kısım hükümlerse nefsin aşağı ve bayağı huylarıdır. Kibir, gazap, kin, haset, kötü huy, tahammülsüzlük gibi yerilen ve aşağı görülen huylardır. Nefsin hükümlerinden en çetini işte burada başlamaktadır. Nefis bu gibi huyların iyi ve güzel olduğuna inanır ve kendisinin bir değeri bulunduğuna, kadrinin bilinmesi gerektiğine inanır. Bunun için bu husus gizli şirk sayılmıştır.
Bu nefis yalnız mürşidi kâmilin feyzi ile terbiye olunur. Kuranı kerimde zikredilen nefsin isimleri 7 tanedir.
1- NEFSİ EMMARE
Bu en aşağı ve en kötü derecedir. Kötülükleri emreder. Bu seviyedeki insan şehvetinin esiri olur. Şeytana itaat eder. Akıllı bir müminin nefsi emmaresiyle devamlı savaş halinde olmalıdır. Nefsi emmare insana ebedi ahiret saadetini, şu yalan dünyanın 5 dakikalık şehvet ve lezzetine sattırır. Kişiyi alayı illiyyinden esfelei safiline attırır. İslam büyüklerinden Ebu Sabit Deylemi Hz.leri nefsi emareyi şöyle tarif etmiştir: nefse bir kalıp düşünülse şu şekilde olur. Başı kibir, gözü ucub(kendini beğenme) , ağzı hased, dili yalan gıybet, ruhu küfürdür. Nefsin aklı Fehmi kavrayışı yoktur. O, şu dünya yurdundaki 1 saatlik şehvete karşılık cennetin nimetlerini ve cennetteki ebedi saadeti satıverir. Nefis mücadele ile ölmez. Lakin hapis ve tazim olur. Nefisle savaşta en ufak bir ihmal ve gevşeklik meydana gelirse eski haline döner. Şerrinden ve hilesinden asla emin olunmaz. Allahu Teâlâ ile kulu arasında hicap olan ve kulu Allahtan başkasıyla meşgul edende odur. Ayeti kerimede inen nefsel emmareyün bissui muhakakki nefis olanca şiddetiyle kötülüğü emredendir. (Yusuf suresi)
Bu nefsin bir parçası gözde hıyanette nazar eder. Bir parçası kulakta rızayı ilahiye muhalif şeyler dinler. Bir cüzü lisanda gıybet yalan ile tekellüm eyler. Bir cüzü elde hırsızlıkla, bir cüzü ayakta hata ve günahların tarafına gitmekle emreder. Bir cüzü bedendedir ondan şehvet doğar. Bir cüzü de kalptedir ondan gaflet doğar. Velhasıl insan vücudundaki her kılda nefsin hilesi hissesi vardır.
Nefsi emmare sahibi olan kişinin özellikleri şunlardır:
-ihlâstan mahrum olan
-ahirete yönelmeyen
-İslam dinini şahsi ve siyasi menfaatine alet eden
-şöhret başkanlık alkış için dini faaliyetlerde bulunan
-âlimlerin ikazına rağmen parayla kuranı kerim okuyan
-gıybet ve iftira eden
-Müslümanlar arasında nifak tohumları saçan
-sabah namazlarında ölüler gibi uyuyan
-ezan okununca onu duyup camiye gitmeyen
-emanete hıyanet eden
-faizli muamelede bulunan
-zekât ve fitreleri cebine indiren ve bütün bunlara rağmen kendini dev aynasında gören kimseler dahi bunlar nefsi emmare sahibidirler.
2. NEFSİ LEVVAME
Levvame çok kötüleyen kendini çok kötüleyici manasına gelir. Nefsi emare seviyesindeki kişi kötülüklere haramlara rezilliklere tabiri caizse dörtnala istekle koşar. Nefsi levvame seviyesinde ise nefsin kötülüğünü bilir. Nefsini çok kötüler yaptığı kötülüklerden pişmanlık ve vicdan azabı duyar. Ayeti kerimede vela uksimu bin nefsil levvame kendini alabildiğine kınayan nefse yemin ederim ki buyrulmuştur.
Mesela sabah namazlarına kalkmayan ve halinden dolayı üzüntü duyup günahından vazgeçmeyen gafil isyankâr ve umursamayan Müslüman nefsi emmare derecesindedir. Uykunun haram olduğu bir saatte nefsine mağlup olup, onun uyu yat emrine itaat etmektedir. Ne zamanki bu halinden pişmanlık duyar nefsini şiddetle kötüler ve onu yenmek için cehit ve gayret sarfına başlarsa nefsi levvame derecesine yürümüş olur. Nefsi levm etmek kuru lafla gizli riya ile olmaz. Bu makamda çok incelikler vardır. Nefsi emmare nefsi levammenin kapı komşusudur, gafil olmaya gelmez. Hem bilinmelidir ki nefsi levvame başka şeydir yüksek makamlara ermiş ebrarın iyilerin nefis dereceleri başka şey. Nefsine birazcık levm etti diye kişiye ucb ve Gurur gelirse o hal emare sıfatlarındandır. Terazisi de bu işin ilham ettiği iyiliğe teslim olmaktır. Şerri de
Terazisi de bu işin ilham ettiği iyiliğe teslim olmaktır. Şerride ilham ederse onu ölümle korkutmak gerekir. Soru ve cevap mücadelesi aynı seviyede olur. Bazen soru zayıf cevap kuvvetli olur. Tedavisi rabıta ve zikirdir.
3- NEFSİ MÜLHİME
Kişi nefsi emare halinden pişmanlık duyup nefsi levvame katına yükselir tövbe istiğfar zikir ibadet masivadan kaçmak mürşidin terbiyesini kabul etmek ve uzun nefis mücadeleleriyle üçüncü dereceye yükselir. Bu derecedeki kişiye ilhamlar gelir, esintiler olur, iman hakikatleri kalbinde inkişaf eder. İlim, aşk, marifet ehli olur. Ancak bu ilham ve esintiler Gurur sebebi olmamalıdır. Fecelhemeha fucuraha ve takvaha kad eflaha men zekkaha ve kad habe men dessaha. Allah şerden sakınması için şerri, hayır işlemesi içinde mülhime nefsini ilham etmiştir. Onu şerden temizleyen felah bulmuş, ona masiyete sokanda büyük zarara uğramıştır.
Nefsi mülhime uyanırken nefsi emare mağlup olur. Daima ona iyiliği emreder. Kötü ahlakı men eder. Yerinde ilim, tevazu, yumuşaklık, kanaat, mertlik, sabır, belaya tahammül etmek gibi güzel ahlakları doğurur. Hatta ve hatta mürşidin kalbinden kendine ilham gelir. Bu makama varmadan mürşidin kâmil olup olmadığını bilemez. Bu mertebede hayvani nefis tamamen ıslah olur. Şeytan ona açık ve bariz bir şekilde sataşmaya başlar. Kimisini ibadete güvenmekle, kimisini de ümitsizliğe sevk etmekle düşünür.
4-NEFSİ MUTMAİNNE
İçi rahat, şüpheleri kalmamış, hakikati anlayarak tatmine ulaşmış Nefs demektir. Yüce Yaratıcısından aldığı ilhamlar neticesi ilâhî ışıkla aydınlanmış; Emmare Nefsin sıfatları olan şirk, zulüm, küfür, yalancılık, şehvetperestlik, Nefs arzusunu tanrı edinme, alaycılık, kibir, cimrilik, haset kıskançlık, ihanet, öfke gibi kötü sıfatları tamamıyla terk etmiş, imanı yücelmiş ve takva ahlâkı olan ilâhî özelliklere bürünmüştür. Fetih 48/4: " Allah, imanlarına iman katsınlar diye, müminlerin gönüllerine huzur ve mutluluk indirdi. " Mertebesi yükselerek imanı yücelen kul da, telaş ve endişenin yerini huzur ve güven duygusu alır. Rad 13/28: " Gönüller ancak Allah'ı anmakla huzur bulur. " Mutmaînne Nefs sahipleri, cennetle ödüllendirilmiş mutlu kullardır. Hakikate ulaşmış olan bu mertebe de ayaklar kaymaz, ancak daha üst basamaklara çıkabilir.
Büyük veli merhum ElHac Muzaffer OZAK'ın Zeynel-Ül Kulub adlı risalesinde şöyle diyor: " Mutmaînne nefse ulaşanlar, artık kendilerinden kurtulmuş ve cennet ehli olmuş has kullar arasına girmiş demektir. Bu sıfat nefsin öyle bir sıfatıdır ki, Allahü Teâlâ'nın lütfu ile kalpleri, ilâhî ışık ile aydınlanır. Allahü Teâlâ'nın sevmediği bütün sıfatları terkeder ve bu nefsin sahipleri, hamd eden ahlâka bürünürler. Nefsi Mutmaîn, mü'minlerin ilimleri ile işleyen ve içten gelen imanları ile olgunlaşan, âlimlerin nefs mertebeleridir. "
İslâm Dünyasına mükemmel bir tefsir kazandıran merhum Elmalı'lı Hamdi YAZIR'ın Mutmaînne Nefs ile ilgili görüşleri de şöyledir: " Nefsi Mutmaînne, esasen istikrarsız ve muhtaç olan sebepler, müsebbipler silsilesinden geçip bizzat müessir olan Allah'a yükselerek onu tanımak gayesinde karar kılan, vücudunda ve işlerinde O'ndan başkasına eğilmeyen ve Allah'a sadece O'nun için ibadet eden nefs demektir. Bunun manası da Nefsi Emmârenin aldatıcı arzularından Nefsi Levvâmenin kınayışlarından, masiva' (Allah'tan gayri) ya esaret bağlarından kurtulup hakiki hürriyeti kazanmak kararıdır."
Mutmainne Nefs'ine erişenlerin sıfatları nedir? Hangi özellikler bu zatları yüceltmiştir? Tasavvuf ehlinin kabul ettiği sıfatlar genellikle şunlardır: Amel ve ihlâs (amellerde ihlâs üzere bulunma), tevekkül (Allah'ı vekil etme), cömertlik, riyazat (nefsi zora koşma), ibadet, şükür, rıza (razı olma)dır. Ancak Kur'ânı Kerîm; cennete en layık ve Cenâbı Allah'ın en sevgili kulunu, takva sahipleri olarak belirlemiştir. Âli İmrân 3/133: " Rabbinizden bir bağışlamaya ve genişliği göklerle yer kadar olan cennete doğru yarışır gibi koşuşun. O takva sahipleri için hazırlanmıştır. " Yine Kur'ânı dinleyelim. Yunus 10/62-63: " Biliniz ki, Allah'ın velilerine korku yoktur, onlar üzülmeyecekler de. Onlar iman edipte takvaya ermiş olanlardır. " Şu halde takva özelliklerine, takva sıfatlarına sahip olanlar; nefslerini arındırmış, iyi ahlâk sahibi olmuş ve Cenâbı Hak'kın da sevgisine erişmişlerdir. Yücelmenin birinci şartı olan iman ve iman da kemale erişmek ancak sevgi ile ve sevgiden de ileri aşkla olmaktadır. Bakara 2/165: " İman edenlerin Allah'a sevgileri çok şiddetlidir. " Yücelmenin ikinci şartı olan takva için ise Kur'ân, takvanın özellikleri ile ilgili olarak yaklaşık on temel ibadet emri vermiştir: Muhsin olma, sabır-tevekkül, ilim, af edici ve af dileyici olma, ahde vefa, adalet-dürüstlük ile infak, namaz, zekât ve oruç ibadetlerinde devamlı olmak, bu görevleri içtenlik ve samimiyetle yerine getirmektir. O halde Mutmainne Nefsin sıfatları da anayasamız olan Kur'ânın açıkladığı özelliklerdir. Mutmaînne Nefs sakinleri takva yaşamına geçmiş mutlu benliklerdir.
(Bkz. Kaynak, Allah'ın Sevdikleri)
İşte bu ilâhî sıfatları üzerinde toplayan kutlu ve mutlu zatlar, Mutmaînne Nefs sahibidir ve cennet de onlar için hazırlanmıştır.
Mutmaînne'nin üst kemal mertebeleri olan Râziyye ve Merdiyye'de aynı özelliklere sahip ancak daha derine inmiş ve daha yücelmiş evliyaullah (veliler) olmuş nefslerdir.
5-NEFSİ RADİYYE:
Raziyye Nefs; razı olan, memnun olan nefs demektir. Bu yüce makam velilerin mertebesidir. Mutmaînne Nefs de tam bir güven içinde olan kul; kadere ve her türlü oluş sırlarına tam rıza gösterir, herşeyin Allah'tan geldiğinin gerçeği ile felaketleri de mutlulukları da aynı zevk içinde yaşar. Çünkü her oluş; bir gizli sebebin neticesidir, iman etmiş kulun da hayrı ve mutluluğu içindir.
Velilerin mertebelerine yalnız çalışmakla ulaşılamaz. Cenâbı Allah kulunu isterse bu makama getirir. Şura 42/13: " ... Allah dilediğini kendine seçer... " Bu mertebeye ulaşanlar bazı ilâhî yeteneklerle donanır ve keramet sahibi olurlar. Keramet, velilerin ilâhî lütuf ile gösterdiği büyük hünerdir. Bir kutsal hadiste şöyle buyrulmaktadır: " Ben kulumu sevdiğim zaman onun duyan kulağı, gören gözü, tutan eli olurum. "
Elmalı'lı Hamdi Yazır " Allah'tan razı olarak Rabbine dön..." hitabı ile ilgili şu açıklamayı getirmiştir: " Bir kısım müfessirler, bu hitabın Nefsi Mutmaînne'ye dünyada her zaman yöneltilmiş olduğunu kabul etmişlerdir. Bu bize daha isabetli ve daha faydalı görünmektedir. Sıkıntı ve sevinç zamanlarında kaza ve kadere güzelce dayanabilmek ve böylece bu sınav ve eğlence aleminin zorluklarını aşmak Nefsi Emmâre ve Levvâme tabiatına uygun olmadığı gibi Nefsi Mutmaînne doğasına da kolay gelmez. Bu oluş, Nefsi Mutmaînne'nin kemal mertebeleri olan Raziyye ve Merziyye'nin özelliklerindendir..."
Raziyye nefs'in sıfatları nelerdir? Bu yüce makamda insanî nitelikler yerini ilâhî özelliklere bırakmıştır. Raziyye'nin sıfatları, takva sahibinin özellikleri bahsinde net bir şekilde verilmiştir. Mutmaînne Nefs bölümünde de açıklandığı gibi bu nitelikler; infak, muhsin olma, ilim, sabır-tevekkül, ahde vefa, adalet-dürüstlük, namaz, zekât v.s.dir. İşte Kur'ânı Kerîm; bu sıfatlara bürünmüş, takva yaşamında ihlâs ile yücelmiş benliklere Allah'ın dostu (veli) demektedir. Veliler için Yûnus 10/64 de şöyle buyrulmuştur: " Dünya hayatında da ahirette de müjde vardır onlara. Allah'ın kelimeleri değişmez. İşte budur o büyük kurtuluş. "
6- NEFSİ MARDIYYE:
Marziyye Nefs; razı olan, memnun olan nefs demektir. Rıza mertebesindeki benlik, bütün işlerinde Allah'ın yasalarını içtenlikle ve samimiyetle uygularsa, Cenâbı Allah'ın lütuf ve ihsanı ile Marziyye Makamına yükselir. Kul Yüce Yaratıcı'sından razı olduğu gibi, Cenâbı Allah da kulundan razı olur. Cenâbı Hakk ile kulunun birbirinden memnun olması, o kul için ne büyük bir eriş ve mutluluk kaynağıdır? Kul Allah'ta fani olmuş, irade tekleşmiş, günah-sevap endişesi kalkmış, ikilik ve farklılık kaybolmuş, Hakk ile kul bütünleşmiştir. Marziyye nefsin velileri; olayları ilâhî ilim ile gören, gizli sebepleri ve ilâhî sırları bilen Yüce Benlik'lerdir.
Marziyye Nefs'in sıfatları nelerdir? Mutmaînne'nin kemal mertebeleri olan Raziyye ve Marziyye Nefs'lerin özellikleri Kur'ân'ın açıklamalarına göre Mutmainne'dekinin aynıdır. Ancak Marziyye makamı sahipleri ilim ve kemalde çok daha derine inmiş ve çok daha yücelmiş velilerdir.
Bizim makamımız, bu yüce zatları anlayacak ve anlatacak bir seviyede hiç şüphesiz ki değildir. Ancak Cenâbı Hakk'ın verdiği istidat ve kabiliyet ile muteber kitaplardaki bilgilerle bu gerçekleri içtenlikle yansıtmaya çalışıyoruz.
Rab'bim! Kusurlarımdan dolayı af ve mağrifetine sığınırım...
7- NEFSİ KAMİLE: Kâmile Nefs; kemale ermiş, kusursuz, tam arınmış nefs demektir. Bu makama Safiyye ve Sâliha Nefs de denir. Kamile Nefs sahipleri, nefsin basamaklarında en üst noktaya oturmuş Büyük Ruh'tur. Bu mertebe peygamberlerin nefsidir. Kendi varlığı yok olmuş, Cenâbı Hakk ile bütünleşmiştir. Diğer velilerde kısım kısım bulunan özellikleri şahsında birleştirmiştir. Cenâbı Allah tarafından insanlara gönderilen ilâhî bir ışıktır, o her zaman verme ve ihsanda bulunma halindedir.
Cenabı Hakk'ın ilminden ve kudretinden ihsan etmesi ile gizli sırları öğrenme mutluluğuna erişen kul, dünya plânındaki makamların en yücesine yükselmiştir. Bilinen ve bilinmeyen alemleri ziyaret edebilir. Cisimlerin moleküllere ayrılıp, enerji dalgası haline dönüştürüldükten sonra, istenilen bir yere giderek orada tekrar yoğunlaşması, şüphesiz ki ilâhî ilim için tabii bir neticedir. Zaman ve mekân sorunu olmadığından, zaman ve mekân ötesine ulaşabilir. " Ben kulumu sevdiğim zaman onun duyan kulağı, gören gözü, tutan eli olurum. " sözünün sırrına ermiştir.
Kâmile Makamı sahipleri, nefslerinin putunu kırarak, kendi varlık kuşkularını terk etmiştir. Ölümünden kalkacak olan nefs perdesinin arkasını görmüş ve Cenâbı Allah'ın lütfu neticesi Kendisiyle diyaloğa girmiş, " ölmeden evvel ölün " hadisindeki gerçeği bu dünyada iken yaşamıştır.
Büyük veli merhum El-Hac Muzaffer Ozak Risalesinin Kâmile Nefs bölümündeki yazılarının sadeleştirilmişi de şöyledir: " Mardiyye Nefs'i hakkıyla tekmil buyuranlar, Allahü Teâlâ'nın yardımı ile bu makamın üstünde bulunan Nefsi Safiye'ye erişirler, Hak ile her zaman görüşürler. Hakk ile söyleşirler, gizli sırları bilirler... Nefsi Safiyye öyle yüce bir makamdır ki, Hakk Teâlâ'nın meskene ihtiyacı olmamasına rağmen, Zat'ı ile kulu arasındaki ESRAR MAKAMI vardır. Bu makamın oluşları ve sıfatları müthiş zevk alınacak bir durum olmakla beraber; ne tarifi, ne özelliklerini söylemek ve ne de ifade etmek asla mümkün değildir. Tatmayan bilmez, vasıl olan söyleyemez. Zira bu makam KABE-KAVSEYN makamıdır. Bu mertebe, peygamberlerin kutsal nefislerinin makamıdır.
" Ya Rabbi! Keremin ve lütfunla bizleri bu makama vasıl eyle... "
"Site içerisindeki Tüm Yazı Resim ve Medyaların Telif Hakları Kalb-iselim.net 'e aittir , izinsiz kopyalanamaz , çoğaltılamaz. "




