“Güzel insanların gözü güzel şeyleri, kötü insanların gözü ise kötü şeyleri görür.” Seyda Şeyh Fadlullah (k.s)

“Günahına pişman olmayan kimsenin tarikattan nasibi yoktur.” Seyda Şeyh Fadlullah (k.s)

“Tasavvufa giren insanlar meşayih-i kiramın evladıdır.” Şeyh Sıbgatullah Arvâsi (k.s) 

“Günahtan duyulan pişmanlığın derecesi, dağdan üzerine yuvarlanan taşın önünde eli kolu bağlı kalınca duyulan korku gibi olmalıdır.” Seyda Molla Muhyeddin (k.s)

“Kişi başına gelen musibetlerin belaya dönüşmemesi için Allah’a dua etmelidir.” Seyda Şeyh Fadlullah (k.s)

“Bütün insanlar Allah’a giden yolda peygamberlere, peygamberler de Cebrail’e muhtaçtı.” Seyda Şeyh Fadlullah (k.s)

“Tarikat, İslamiyet içerisindeki nurların döndüğü yerdir.” Seyda Alameddin (k.s)

“Öfkelenen insan şeytanın elindeki topaç gibidir, şeytan onu istediği yöne çevirir.” Seyda Şeyh Fadlullah (k.s)

“Kulun kula haset etmesi, aslında Allah’a haset etmesidir. (H.B.)

“Acziyeti idrak, en büyük mertebedir.” Hz. Ömer (r.a)

“Ma’siyyet içinde tövbe olmaz.” Seyda Şeyh Fadlullah (k.s)

“Allah Teâlâ insana faydalı her nimeti Resul-i Ekrem (s.a.v)  zamanında vermiştir.” Seyda Şeyh Fadlullah (k.s)

“Anne babasından güzel bir din eğitimi alan evladın işlediği her hayrın sevabı önce annesine, sonra babasına gönderilir.” Seyda Şeyh Fadlullah (k.s)

“Bizlere Seyyid demeyiniz, eğer biz Seyyid isek Allah bunun mükâfatını zaten verecektir ama eğer değilsek Allah bunun hesabını bizden sorar.” Seyda Şeyh Fadlullah (k.s) 

“Allah dostları vefatlarından sonra gizlendiği bulutun arkasından çıkan kızgın güneş gibidir.”(H.B.)

“Her bakan gözün gördüğü şey farklıdır.” (H.B.)

“Şeyhe yapılan sürekli rabıta, kalbin her an zikretmesine vesile olur.” (H.B.)

“Zikirde görülen şeylere aldanmak, aynadan yansıyan akse takılı kalmak gibidir.” (H.B.)

“Her an rabıta halinde olmak müridi kötülüklerden korur.” (H.B.)

“Derecesi yüksek olan kendini küçük görendir; derecesi küçük olan ise kendini büyük görendir.” (H.B.)

“Allah Teâlâ’nın mağfireti Resul-i Ekrem’in (s.a.v) mutabaatına bağlıdır.” Seyda Şeyh Fadlullah (k.s)

“Rabıta, müridi dünya muhabbetinden uzaklaştır.” Seyda Şeyh Fadlullah (k.s)

“Evlat-ı salihin işlediği her güzel amele anne babası da ortaktır.” Seyda Şeyh Fadlullah (k.s)

“Müridin şeyhinden izin alarak çektiği ezkar, aşılanmış ağacın verdiği meyve gibi daha kıymetlidir.” Seyda Şeyh Fadlullah (k.s)

“Resul-i Ekrem (s.a.v) vefatından sonra en büyük bela tokluk oldu.” Hz. Ayşe (r.a)

“İnsan gecesini boş işlerle geçirip geç yatar, sonra da sabah namazına kalkamazsa, o namazını keyfi olarak terk etmiş gibi olur.” Seyda Şeyh Fadlullah (k.s)

“Asr’a andolsun ki insan mutlaka ziyandadır.” (Asr/1,2)

“Bilesiniz ki, Allah dostlarına korku yoktur; onlar üzülmeyecekler de.”(Yûnus,62)

“Bir insan günahı nispetinde edepsizdir.” Mevlana Celaleddin Rumi

“İnsanın nefsi köleye benzer, onun efendisi kalp ve ruhtur.” Mevlana Celaleddin Rumi

“Sadık bir mürid evlattan daha hayırlıdır.” Şeyh Sıbgatullah Arvâsi (k.s)

“Tarikattaki insanın iki babası vardır. Biri nesebi babası, diğeri şeyhidir. Nesebi babası onu dünya hayatına, manevi babası da âhiri hayatına hazırlar.” Seyda Şeyh Fadlullah (k.s)

“Allah dostları zühd sahibi insanlardır, şanla şöhretle ilgilenmezler.” (H.B.)

“İnsanlar bir araya geldiklerinde gıybet etmek, boş sözler söylemek yerine Allah'ı anmalılar ki meclislerine azap değil nur yağsın.” Seyda Şeyh Fadlullah (k.s)

“Günahından pişman olmayan, nasihat tesir etmeyen insanın imanından şüphe edilir.” Seyda Şeyh Fadlullah (k.s)

“Bir yerde olan her yerdedir, her yerde olan hiçbir yerdedir.” Necip Fazıl Kısakürek

“Âlimlerin en şansızı cahilin arasında olandır.” (H.B.)

“Müridin virdini terk etmesi varlık duygusundan kaynaklanır.” Şeyh Abdurrahman Taği (k.s)

“Dostunla çok dost olma, düşmanınla çok düşman olma. Olur ki bir gün dostun düşmanın, düşmanın dostun oluverir.” Mevlana Celaleddin Rumi

“İnsanın güzelliği sabrettiği sıkıntılar nispetindedir”. (F.B.)

“İlim ancak amel edildiğinde kıymetlidir.” Seyda Şeyh Fadlullah (k.s)

“Kalpler ancak Allah'ı anmakla zikriyle mutmain olur.” (Ra’d/28)

“Hakikat bir kuştur; bir kanadı tarikat, bir kanadı şeraittir. Birinden biri eksik olursa hakikat kuşu uçmaz.” İmam Rabbani (k.s)

“Tasavvuf kal ilmi değil hal ilmidir.”

“Keşke tasavvuf üzerine hiç söz söylenmeseydi de, ehl-i tasavvuf olmayan kimseler tasavvufu anlatmamış olsalardı.” Şeyh Abdurrahman Taği (k.s)

“Müridin gördüğü değişik haller ve cezbe hali, oyalanması için küçük bir çocuğun önüne konulan şekerlemeler gibidir.” Şeyh Abdurrahman Taği (k.s)

“İnsan haklı olduğu bir konuda münakaşa etmek yerine susup, geriye çekilse, haksız olabileceğini düşünse ne kaybeder? Ne kazanır? (H.B.)

“Üç günden fazla küs kalan insanlar kendi elleriyle kendilerini Allah’ın rahmetinden mahrum ederler.” Seyda Şeyh Fadlullah (k.s)

“Her mürşid-i kâmil, yetiştirdiği halifesini omzuna bastırarak bir üst dereceye ulaştırır.” (H.B.)

“Mürşid-i kâmil olan kulların kalbi Allah Teâlâ’nın nazargahıdır.” Seyda Şeyh Fadlullah (k.s)

“Acı çekmeden başarı kazanılmaz”. (H.B.)

“Her insanın evinden son çıkışı vardır.” (F.B.)

“Bir yerde bir hayır işlendiği zaman o hayrın nispeti etrafa da faydalı olur; bir yerde de bir günah işlendiği zaman da o günahın zulmeti etrafı sarar.” (F.B.)

“Sadakat sıkıntılı dönemlerde kendini belli eder.” Seyda Alameddin (k.s)

“Sınırı olan dünyayı sınırsız bir aşkla sevmek, insana eziyet verir.” Seyda Alameddin (k.s)

Allah katında büyüklük, sayıya değil keyfiyyete bakar.” Seyda Alameddin (k.s)

“Ahir zamanda imanı muhafaza etmek, elde sıcak kor tutmaktan daha zordur.” (H.Ş.)

“Tasavvufta hissesi olmayan bir insan zamanın muhakkik ulemalarından biri sayılsa dahi, ahir zamanda zındıkların kurdukları tuzaklara karşı imanını muhafaza edemez.” Seyda Alameddin (k.s)

“Çok mukaddes neticelerin kazanılacağı zamanlarda insan, nefs ve şeytanın istilasındadır.” Seyda Alameddin (k.s)

“Kişinin işlediği her bir amelin elbisesi kendisine giydirilir. Hayır ise hayır, şer ise şer.” Hz. Osman (r.a)

“Eğer kalpleriniz temiz olsaydı, Allah'ın kelâmını okumaya doymazdınız." Hz. Osman (r.a) 

“Eğer söz gümüş ise sükût altındır.” Hz. Süleyman (a.s)

“Mü'min bir kimsenin dili, kalbinin arkasındadır. Konuşmak istediği zaman kalbiyle o şeyi düşünür, sonra diliyle onu geçiştirir; münafığın dili kalbinin önündedir. Bir şeyi kastettiğinde diliyle söyler, kalbiyle düşünmez.” Hasan Basri (r.a) 

“Kişinin malayani şeyleri terk etmesi, Müslümanlığının güzelliğindendir.”(Tirmizi, Zühd/11)

“ Âdemoğlu sabahladığı zaman tüm azaları dile hatırlatıcı oldukları halde sabahlar ve derler ki: Bizim hakkımızda Allah’tan kork! Zira sen doğru olursan biz de doğru oluruz. Eğer sen inhirat edersen  biz de inhirat eder  haktan ayrılırız.”(Tirmizi)

“Kulun kalbi doğru olmadıkça imanı doğru olmaz. Kalbi de dili doğru olmadıkça doğru olmaz. (Haraiti)

“Sâdık arkadaşlar bulun ve onların arasında yaşayın. Dürüst ve samîmi arkadaşlar, darlıkta yardımcı, genişlikte süs ve zînettirler.” Hz. Ömer (r.a) 

“Dostunun sana düşen işini güzel bir şekilde gör ki, lüzumunda, sana daha güzeliyle karşılıkta bulunsun.” Hz. Ömer (r.a)

“ İşlerini Allah’tan korkanlara danış ve onlarla istişâre et.” Hz. Ömer (r.a)

“Allah’a itâat eden büyük zâtların sözlerine dikkat edin. Çünkü onlara Allah tarafından gerçekler tecellî eder ve onu konuşurlar.”Hz. Ömer (r.a)

“İyilik kolay bir şeydir. Güler yüz ve yumuşak söz bunu temin eder. Şiddet göstermeksizin kuvvetli, zayıflık göstermeksizin yumuşak ol.” Hz. Ömer (r.a)

“Çok gülenin heybeti azalır. Şaka yapan eğlenceye alınır. Bir şeyi çok yapan onunla tanınır.” Hz. Ömer (r.a)

“Çok konuşan çok yanılır, hataya düşer. Böyle kimsenin hayâsı azalır. Hayâsı azalan şüpheli şeylerden az kaçınır. Şüpheli şeylerden az kaçınanın kalbi ölür.” Hz. Ömer (r.a)

“Amellerin efdali, farzları yapıp haramlardan kaçınmak ve Allah katında sâdık niyettir.” Hz. Ömer (r.a)

“Hesâba çekilmeden önce kendinizi hesaba çekin.” Hz. Ömer (r.a)

“Âhiret işlerinde zarar etmektense, dünyâya âit işlerde zarar ediniz. Böylesi sizin için daha hayırlıdır.” Hz. Ömer (r.a)

“Alay, şaka ve mizah etmekten kaçınınız. Zîrâ insanın şerefini kırar, vakarını azaltır.” Hz. Ömer (r.a)

“Ahmakla arkadaşlık etmekten kaçın. Çünkü ekseriya, sana iyilik yapayım derken zararı dokunur.” Hz. Ömer (r.a)

“Tövbe edenlerle oturun, onların kalpleri yumuşak olur.” Hz. Ömer (r.a)

"Kalp kör olduktan sonra, gözün görmesinde pek yarar yoktur." Hz. Ali (r.a.)

"Mü'min bir kimse mazeretleri, münafık ise günah ve hataları arar!" İbn-i Mübarek

"Herkesin ölümü kendi rengindedir." Mevlana Celaleddin Rumi (k.s)

“Zâlim sultanın yanında gerçeği söylemek en büyük cihaddandır.”(Tirmizî)

“Sana vahyedilen Kitabı oku ve namazı kıl. Muhakkak ki namaz hayâsızlıktan ve kötülükten alıkoyar. Allah'ı anmak elbette en büyük ibadettir. Allah yaptıklarınızı bilir. (Ankebut/45)

“Akıl, insana verilen cevherlerden biridir.” Seyda Şeyh Fadlullah (k.s)

Günün Sözü

Dünya şehvetlerle donatılmış, âfetlerle kuşatılmıştır. Dünya malının helalinin hesabı, haramının azabı vardır. Dünyaya yakınlık ve ilginiz ona göre olsun.
İbn-i Semmak -

 

                                   CEMAATİN GEREKLİLİĞİ

 

Allah-u Teâlâ Hazretleri Ali İmran suresi 102.ve 103.ayeti kerimelerinde şöyle buyurmuştur: ''Ey iman edenler! Allah’tan tam manasıyla korkun ve ancak Müslüman olarak can verin. Hep birlikte Allah'ın ipine sımsıkı sarılın, dağılıp parçalanmayın. Allah’ın size nimetlerini hatırlayın. Hani siz bir zaman birbirinize düşman idiniz. O kalplerinizi birleştirdi ve O'nun nimeti sayesinde kardeş oldunuz. Sizler bir ateş çukurunun kenarında idiniz, O sizi kurtardı. İşte Allah size ayetlerini böyle açıklıyor ki, doğru yolu bulasınız.''

   Müfessirlerden Fahruddin-i Razi (ra.) bu ayetin tefsirinde şu açıklamayı yapar:

''Bil ki Allah-u Teâlâ Müslümanlara haramdan sakınmalarını emretmiştir. Bunun için bütün hayır ve taatların başı sayılan Allah'ın ipine sımsıkı sarılmayı istemiştir. Malumdur ki ince ve dar bir yolda giden kimsenin ayağının kaymasından korkulur. Eğer bu yolun iki tarafında uçları sağlam bağlanmış bir ip bulunsa da insan onu tutunacak olsa korkudan emin olur. Şüphe yok ki, Hakk’ın yolu ince bir yoldur. Birçok insanın bu yolda ayağı kaymıştır. Ama Allah'ın delillerine ve apaçık emirlerine sımsıkı sarılan kimseler tehlikeden emin bir şekilde yürürler. Burada diyoruz ki ayette geçen ipten maksat; din yolunda kişiyi Hakk’a ulaştıran her şeydir. Bunlar pek çoktur. Müfessirler bu konuda değişik şeyler söylemişlerdir.

    Hz Ali (r.a) rivayet eder. Rasulullah (sav):

   — “İyi biliniz ki, yakında fitneler çıkacak.” buyurdu. Kendisine,

   — “Ondan kurtulmak nasıl olur?”

   — “Çıkış yolu Allah'ın kitabıdır. Onda sizden öncekilerin kıssaları, sizden sonra gelecek olanların haberleri ve aranızda çözemediğiniz meselelerin hükmü mevcuttur. O Allah'ın sağlam ipidir.” buyurdu. (Tirmizi)

   Bu hadisi şerif Peygamberimiz’in (sas)  vefatından sonraki döneme ve günümüz devrine de ışık tutmaktadır. Fitne her devirde olmuştur ve olmaya devam edecektir. Fitneden kurtuluş yolu Allah’ın kitabıdır ve içinde bize nasıl davranmamız gerektiğini bildiren ayeti kerimeler vardır. Kim bu ipe sağlam sarılırsa o, doğru yol üzeredir.

    Yine Rasulullah(sav): ''Size hukuku ağır iki büyük emanet bırakıyorum. Birisi aziz ve celil olan Allah’ın kitabı Kuran diğeri de gözümün nuru kimseler. Allah'ın kitabı Kuran semadan yeryüzüne uzatılmış bir nurlu iptir. Gözümün nuru kimseler ehli beytimdir. Her şeyi bilen Rabb’im bana bildirdiğine göre Kuran’la ehli beytim ahirette havz-ı kevserin başında ben gelene kadar birbirinden ayrılmayacaklardır. Öyleyse sizler size emanet ettiğim bu iki şeye benden sonra nasıl davrandığınıza iyi bakın.” (Tirmizi, Menakıp,32)

 

     Resul-i Ekrem efendimiz (sav) Kuran-ı Kerim’i ve ehli beytini Allah-u Teâlâ’ya giden o zor yolda bize rehber yardımcı olarak işaret etmiştir. Kim hayatında bu iki rehberi düstur almışsa o sıratı müstakim üzerindedir.

     Ayeti kerimede Allah’ın ipine sımsıkı sarılın, dağılıp parçalanmayın emri de verilmiştir. Birbirine düşman olan kalplerin Allah'ın nimeti ile bir araya geldiği ve kalplerinde bir sevgi bağı ile kaynaştığı hatırlatılmıştır. Bunlar birbirlerini tamamlayan unsurlardır. Birinin diğerinden ayrılması mümkün değildir.

 

     Enfal suresi 46. ayeti kerimede ise şöyle buyrulmuştur: ''Allah ve resulüne itaat edin. Birbirinizle çekişmeyin; sonra korku ile zaafa düşersiniz de kuvvetiniz gider. Bir de sabredin. Çünkü Allah sabredenlerle beraberdir.''

 

      İnsanların nasıl ayrılıklara düştüğünü de Fahreddün Razi (Hz) şöyle belirtiyor:

1.      Dinde ihtilaf edip birbirleri ile ayrılığa düşerler.

2.      Ayet ve hadislerden bozuk görüşler çıkarmak suretiyle birbirinden ayrılır, her grup kendi görüşünü ispat ve desteklemek için uğraşır ve böylece ihtilafa düşerler.

3.      Her beldede insanların gözünde reis hükmünde olan âlim ve ona tâbi cemaat bulunur. Bunların her biri kendilerinin hak diğerlerinin batıl üzere olduğunu iddia ve ispatla uğraşıp ihtilafa düşerler.

 Biraz insafla düşünürsen zamanımızdaki insanların da böyle olduklarını görürsün.

 

 Rasulullah (sav) şöyle buyurmuştur:

 ''Sizin cemaat hâlinde olmanız gerekir. Ayrılıktan, tek başına kalmaktan sakının, şüphesiz şeytan tek başına kalanla beraberdir, iki(hayır ehli) kişiden ise çok uzakta durur. Kim iman selameti ile ölüp cennetin tam ortasında olmak istiyorsa, cemaate yapışsın. Kim iyileri sevindiriyor kötüleri üzüyorsa o,gerçek bir mümindir.'' (Tirmizî, Ahmed, Hakim)

 

   Yine Rasulullah (sav) : ''Kim cemaatten bir karış ayrılırsa, boynundan İslam bağını çıkarmış olur.'' (Müsned-i Ahmed bin Hanbel)

      Bu hadisi şeriflerden anladığımız, müminler kardeştir. Bir arada olmalarında rahmet vardır. Bir arada olmalarında usul ve edep vardır. Tasavvuf da edepten ibarettir. Her anın, her vaktin, her makamın bir edebi vardır.

   Cemaat hâlinde, bir arada hareket eden sahabe-i kiram Peygamberimize karşı ve birbirlerine karşı aralarındaki hukuka dikkat etmişlerdir. Birçok örnek olay yaşandı, bize düşen de her ayeti edep olan Kuran’dan ve her hâlinden edep fışkıran Hz. Rasulullah’tan(sas) bu konudaki edepleri öğrenip amel etmektir.

   Ben-i Tenim kabilesinden bir grup Rasulullah’a(sas) geldiler, Hz Ebu Bekir (ra);onların başına Ka'kee b. Mabed'i emir tayin etseniz iyi olur, dedi. Hz Ömer de başka birini tavsiye etti. Bunun üzerine Hz Ömer'e Hz Ebu Bekir “Sen ancak muhalefet için böyle diyorsun.” dedi. Hz. Ömer de:“Hayır, sana muhalefet için söylemedim.” dedi. Bu arada karşılıklı söz mücadelesine girdiler. Rasulullah(sav) huzurunda sesleri yükseldi. Bunun üzerine Allah-u Teâlâ Hucurat suresinde:

     ''Ey iman edenler(sözde ve işte ) Allah’ın Resulünün önünde ileri geçmeyin (haddi aşmayın).” ayetini indirdi.

   Bu ayeti kerimenin iniş sebeplerinden biri de bazı insanlar Resululah’ın(sav) huzuru saadetlerinde(evlerinde)bulundukları sırada yüksek sesle konuşmaya ve Peygamber Efendimize(sav) seslenmeye başlamalarıdır. Kendi aralarında yüksek sesle konuşarak münakaşa  etmeleri, Allah Resulü’ne(sav) bir şey sorulduğunda hemen ileri atılarak ondan önce söze başlayıp fetva vermeye kalkışmalarıydı.

 

      Öğlen saatleri  Arapların dinlenme, istirahat saatleridir. Herkes sıcaktan evlerine çekilir. Böyle bir zamanda düşünmeden hareket etmişler ve bu ayeti kerime nazil olmuştur. Ve bu hareketten nehiy edildiler.

  Bu ayetin tefsirinde Allah-u Teâlâ kimse hata edip daha büyük edepsizliğe düşmesin diye en basitinden bile insanları sakındırdı. Ve “O’nunla(sav) konuşurken söze önce siz başlamayın, size bir şey sorulduğunda da ancak hürmet ve edep çerçevesinde cevap veriniz.” diye buyurmuştur. Yine “O’na (sav) karşı sert kaba konuşmayın. Birbirinizi çağırdığınız gibi, O’nu da Ya Muhammed! Ya Ahmet diye çağırmayın. Bunun yerine O’nu (sav) gözünüzde, gönlünüzde büyüterek Ya Nebiyullah! Ya Resulullah (sav) diye hitap edin.” şeklinde buyurmuştur.

    “Ey iman edenler seslerinizi Peygamberin (sav) sesinden yüksek çıkarmayın. O’nu birbirinizi çağırır gibi çağırmayın. Hiç haberiniz olmadan ameliniz boşa gider.” (Hucurat, 2) ayeti nazil olunca, Sabit bin Kays (ra) yola oturup ağlamaya başladı.

    –Ben, Resullullah’ın(sas) önünde sesi yüksek çıkan biriyim bu ayetin benim hakkımda nazil olmasından korkarım, dedi ve evine gitti. Hanımına:

   -Ben atımın bulunduğu yere girince kapıyı üzerime çivile ve açma dedi. Hanım içeri girince kapıyı çiviledi ama dayanamadı ve açtı. O ise,

  - Allah-u Teâlâ canımı alıncaya ya da Resullullah(sav) benden razı oluncaya kadar buradan çıkmayacağım, diye söz verdi.

 Asim bin Adiyy (ra), Peygamberimize(sav) gelip olayı haber verdi. Asım bin Adiyy(ra), Sabit’i (ra) ahırda buldu Resullullah (sav) seni çağırıyor dedi. O da‚ kapıyı kır, dedi ikisi Resulullah’ın (sav) huzuruna geldiler. Rasulullah(sav):

  -Nedir seni ağlatan ya Sabit? diye sorunca,

  - Ben yüksek sesle konuşan biriyim. Bu ayetin benim hakkımda nazil olduğundan korkuyorum, dedi. Rasulullah (sav):

  -Sait olarak yaşayıp, şehit olarak ölmeye ve cennete girmeye razı değil misin? buyurdu. Sabit (ra), da:

  -Elbette Allah Teala’nın ve Resullullah’ın(sav) müjdesinden razı oldum, artık bir daha sesimi Resullullah’a(sav) karşı yükseltmeyeceğim, dedi. Bu hadise üzerine:

  “Allah Resulü’nün(sav) yanında seslerini kısanlar var ya, şüphesiz onlar Allah’ın kalplerini takva için imtihan ettiği kimselerdir. Onlara büyük bir mükâfat vardır.” ayeti inmiştir. (Hucurat,3)

   Allah-u Teâlâ(c.c) onların kalplerinde gerçek imanı görüp ortaya çıkardı. Ve artırdı. Madenin ateşte yakılarak gerçek altının ortaya çıkarılması gibi, kalplerini tertemiz kıldı.

   Peygamber (sav) ve ashabı bir arada yaşamışlar ve birbirlerinden hiç ayrılmamışlardır. Sonraki zamanda yaşayacak insanlara örnek olacak davranışlar sergilemişlerdir.

   Bu yaşanan güzel davranışlar sadece Asr-ı saadet zamanında kalmayacaktır. Bu devirde de bu şekilde yaşayacak, bu ayetin hükümlerini yerine getirecek evlatlar, talebeler, müritler bu hükümlerden sorumlu değil midir? Ben kendi başıma dinimi imanımı korurum, demek tehlikedir…

Cemaat hâlinde bir arada olmanın birçok faydası vardır. Bunlardan biri; 

     İlim ve tecrübe artar. İnsanın bâtını gözlerini açar ve basiretini kuvvetlendirir. İnsanlara karışarak sohbet yoluyla elde edilen ilmin ağırlığı ile bâtın kuvvetlenir. Sohbet yoluyla destek ve yardımlaşma meydana gelir. Kalbin askerleri takviye olur. Ruhlar birbirleriyle koklaşmalarıyla rahatlarlar. Teveccühlerinde refiki alaya yükselirler. Bunun bu dünyada örneği; seslerdir. Sesler bir olunca gökyüzündeki semanın katlarını deler geçer, göğe yükselir, tek olduğu zaman ise gayeye ulaşmaktan geri kalır.

     Peygamber Efendimiz (sav) şöyle buyurmuştur: ''Mümin Allah için kardeş olandır. Kardeşinden sıcak bir ilgi gören ona sarılsın.''

     Allah-u Teâlâ yarısı kardan yarısı ateşten olan bir melek yaratmıştır. Bu melek duasında ''Allah’ım şu kar ile ateşi birleştirdiği ve karın ateşi söndüremediği gibi salih kulların kalplerini birleştir.'' diye dua eder.

 

    Salihlerin kalbi nasıl kaynaşmasın ki… Resullullah (sav) miracında hiçbir şeyin araya giremediği en değerli vaktinde Kâbe Kavseyn makamında onları bulmuş, hâllerini yücelik ve letafetinden dolayı kendilerini karşısında görünce onlara ''essalamu aleyke ve ala ibadillahi salihin''(Allah'ın selamı bizim ve salih kulların üzerine olsun )buyurarak selam vermişlerdir.

   Demek ki onlar her ne kadar ayrı ayrı yerlerde olsalar da bir arada toplanmışlardır. Onların sohbet ve yakınlığı lazımdır. Dünya ve ahiret hususunda onlara sarılmak gereklidir.''Allah ile beraber olunuz buna güç yetiremezseniz Allah ‘la beraber olan salihlerle olunuz ki onların bereketi sizi Allah’la beraber olmaya ulaştırsın.''

Seyda Hz. bir sohbetinde: ''Siyah atla beyaz at yan yana bağlansa bir zaman sonra siyah atta beyaz, beyaz atta siyah kıllar görürsünüz.'' der.

  Bir arada olan insanlar güzel davranışlarından etkilenirler. Ağyarın yanına gidenin onun durumundan etkilendiği gibi, güzel koku satanın yanına gidenin de üstüne güzel kokular siner. 

     Ehl-i sünnet vel cemaatten ayrılmamalı aradaki ufak meseleleri büyütmeyip bunları birer rahmet olarak değerlendirmeliyiz.

 

"Site içerisindeki Tüm Yazı Resim ve Medyaların Telif Hakları Kalb-iselim.net 'e aittir , izinsiz kopyalanamaz , çoğaltılamaz. "

discount tretinoin 0.1 45 gm cream site will u buy viagra over the counter viagra generic prednisone for sale online link link oral safe generic propecia male pattern baldness lisinopril reviews impotence cialis canadian generic here buy overnight viagra online viagra sales in 2007 cialis levitra shop generic viagra over no ed generic viagra online generic drug list for accutane purchase glucophage metformin paxil 40 price of cialis at walmart zoloft without a prescription generic name how to xenical reviews link imitrex gmc biggest buyer of viagra zithromax dosing cost the cheapest time to take lipitor cialis how long online drugstore buspar price generic buy erythromycin without rx sitemap