“Güzel insanların gözü güzel şeyleri, kötü insanların gözü ise kötü şeyleri görür.” Seyda Şeyh Fadlullah (k.s)

“Günahına pişman olmayan kimsenin tarikattan nasibi yoktur.” Seyda Şeyh Fadlullah (k.s)

“Tasavvufa giren insanlar meşayih-i kiramın evladıdır.” Şeyh Sıbgatullah Arvâsi (k.s) 

“Günahtan duyulan pişmanlığın derecesi, dağdan üzerine yuvarlanan taşın önünde eli kolu bağlı kalınca duyulan korku gibi olmalıdır.” Seyda Molla Muhyeddin (k.s)

“Kişi başına gelen musibetlerin belaya dönüşmemesi için Allah’a dua etmelidir.” Seyda Şeyh Fadlullah (k.s)

“Bütün insanlar Allah’a giden yolda peygamberlere, peygamberler de Cebrail’e muhtaçtı.” Seyda Şeyh Fadlullah (k.s)

“Tarikat, İslamiyet içerisindeki nurların döndüğü yerdir.” Seyda Alameddin (k.s)

“Öfkelenen insan şeytanın elindeki topaç gibidir, şeytan onu istediği yöne çevirir.” Seyda Şeyh Fadlullah (k.s)

“Kulun kula haset etmesi, aslında Allah’a haset etmesidir. (H.B.)

“Acziyeti idrak, en büyük mertebedir.” Hz. Ömer (r.a)

“Ma’siyyet içinde tövbe olmaz.” Seyda Şeyh Fadlullah (k.s)

“Allah Teâlâ insana faydalı her nimeti Resul-i Ekrem (s.a.v)  zamanında vermiştir.” Seyda Şeyh Fadlullah (k.s)

“Anne babasından güzel bir din eğitimi alan evladın işlediği her hayrın sevabı önce annesine, sonra babasına gönderilir.” Seyda Şeyh Fadlullah (k.s)

“Bizlere Seyyid demeyiniz, eğer biz Seyyid isek Allah bunun mükâfatını zaten verecektir ama eğer değilsek Allah bunun hesabını bizden sorar.” Seyda Şeyh Fadlullah (k.s) 

“Allah dostları vefatlarından sonra gizlendiği bulutun arkasından çıkan kızgın güneş gibidir.”(H.B.)

“Her bakan gözün gördüğü şey farklıdır.” (H.B.)

“Şeyhe yapılan sürekli rabıta, kalbin her an zikretmesine vesile olur.” (H.B.)

“Zikirde görülen şeylere aldanmak, aynadan yansıyan akse takılı kalmak gibidir.” (H.B.)

“Her an rabıta halinde olmak müridi kötülüklerden korur.” (H.B.)

“Derecesi yüksek olan kendini küçük görendir; derecesi küçük olan ise kendini büyük görendir.” (H.B.)

“Allah Teâlâ’nın mağfireti Resul-i Ekrem’in (s.a.v) mutabaatına bağlıdır.” Seyda Şeyh Fadlullah (k.s)

“Rabıta, müridi dünya muhabbetinden uzaklaştır.” Seyda Şeyh Fadlullah (k.s)

“Evlat-ı salihin işlediği her güzel amele anne babası da ortaktır.” Seyda Şeyh Fadlullah (k.s)

“Müridin şeyhinden izin alarak çektiği ezkar, aşılanmış ağacın verdiği meyve gibi daha kıymetlidir.” Seyda Şeyh Fadlullah (k.s)

“Resul-i Ekrem (s.a.v) vefatından sonra en büyük bela tokluk oldu.” Hz. Ayşe (r.a)

“İnsan gecesini boş işlerle geçirip geç yatar, sonra da sabah namazına kalkamazsa, o namazını keyfi olarak terk etmiş gibi olur.” Seyda Şeyh Fadlullah (k.s)

“Asr’a andolsun ki insan mutlaka ziyandadır.” (Asr/1,2)

“Bilesiniz ki, Allah dostlarına korku yoktur; onlar üzülmeyecekler de.”(Yûnus,62)

“Bir insan günahı nispetinde edepsizdir.” Mevlana Celaleddin Rumi

“İnsanın nefsi köleye benzer, onun efendisi kalp ve ruhtur.” Mevlana Celaleddin Rumi

“Sadık bir mürid evlattan daha hayırlıdır.” Şeyh Sıbgatullah Arvâsi (k.s)

“Tarikattaki insanın iki babası vardır. Biri nesebi babası, diğeri şeyhidir. Nesebi babası onu dünya hayatına, manevi babası da âhiri hayatına hazırlar.” Seyda Şeyh Fadlullah (k.s)

“Allah dostları zühd sahibi insanlardır, şanla şöhretle ilgilenmezler.” (H.B.)

“İnsanlar bir araya geldiklerinde gıybet etmek, boş sözler söylemek yerine Allah'ı anmalılar ki meclislerine azap değil nur yağsın.” Seyda Şeyh Fadlullah (k.s)

“Günahından pişman olmayan, nasihat tesir etmeyen insanın imanından şüphe edilir.” Seyda Şeyh Fadlullah (k.s)

“Bir yerde olan her yerdedir, her yerde olan hiçbir yerdedir.” Necip Fazıl Kısakürek

“Âlimlerin en şansızı cahilin arasında olandır.” (H.B.)

“Müridin virdini terk etmesi varlık duygusundan kaynaklanır.” Şeyh Abdurrahman Taği (k.s)

“Dostunla çok dost olma, düşmanınla çok düşman olma. Olur ki bir gün dostun düşmanın, düşmanın dostun oluverir.” Mevlana Celaleddin Rumi

“İnsanın güzelliği sabrettiği sıkıntılar nispetindedir”. (F.B.)

“İlim ancak amel edildiğinde kıymetlidir.” Seyda Şeyh Fadlullah (k.s)

“Kalpler ancak Allah'ı anmakla zikriyle mutmain olur.” (Ra’d/28)

“Hakikat bir kuştur; bir kanadı tarikat, bir kanadı şeraittir. Birinden biri eksik olursa hakikat kuşu uçmaz.” İmam Rabbani (k.s)

“Tasavvuf kal ilmi değil hal ilmidir.”

“Keşke tasavvuf üzerine hiç söz söylenmeseydi de, ehl-i tasavvuf olmayan kimseler tasavvufu anlatmamış olsalardı.” Şeyh Abdurrahman Taği (k.s)

“Müridin gördüğü değişik haller ve cezbe hali, oyalanması için küçük bir çocuğun önüne konulan şekerlemeler gibidir.” Şeyh Abdurrahman Taği (k.s)

“İnsan haklı olduğu bir konuda münakaşa etmek yerine susup, geriye çekilse, haksız olabileceğini düşünse ne kaybeder? Ne kazanır? (H.B.)

“Üç günden fazla küs kalan insanlar kendi elleriyle kendilerini Allah’ın rahmetinden mahrum ederler.” Seyda Şeyh Fadlullah (k.s)

“Her mürşid-i kâmil, yetiştirdiği halifesini omzuna bastırarak bir üst dereceye ulaştırır.” (H.B.)

“Mürşid-i kâmil olan kulların kalbi Allah Teâlâ’nın nazargahıdır.” Seyda Şeyh Fadlullah (k.s)

“Acı çekmeden başarı kazanılmaz”. (H.B.)

“Her insanın evinden son çıkışı vardır.” (F.B.)

“Bir yerde bir hayır işlendiği zaman o hayrın nispeti etrafa da faydalı olur; bir yerde de bir günah işlendiği zaman da o günahın zulmeti etrafı sarar.” (F.B.)

“Sadakat sıkıntılı dönemlerde kendini belli eder.” Seyda Alameddin (k.s)

“Sınırı olan dünyayı sınırsız bir aşkla sevmek, insana eziyet verir.” Seyda Alameddin (k.s)

Allah katında büyüklük, sayıya değil keyfiyyete bakar.” Seyda Alameddin (k.s)

“Ahir zamanda imanı muhafaza etmek, elde sıcak kor tutmaktan daha zordur.” (H.Ş.)

“Tasavvufta hissesi olmayan bir insan zamanın muhakkik ulemalarından biri sayılsa dahi, ahir zamanda zındıkların kurdukları tuzaklara karşı imanını muhafaza edemez.” Seyda Alameddin (k.s)

“Çok mukaddes neticelerin kazanılacağı zamanlarda insan, nefs ve şeytanın istilasındadır.” Seyda Alameddin (k.s)

“Kişinin işlediği her bir amelin elbisesi kendisine giydirilir. Hayır ise hayır, şer ise şer.” Hz. Osman (r.a)

“Eğer kalpleriniz temiz olsaydı, Allah'ın kelâmını okumaya doymazdınız." Hz. Osman (r.a) 

“Eğer söz gümüş ise sükût altındır.” Hz. Süleyman (a.s)

“Mü'min bir kimsenin dili, kalbinin arkasındadır. Konuşmak istediği zaman kalbiyle o şeyi düşünür, sonra diliyle onu geçiştirir; münafığın dili kalbinin önündedir. Bir şeyi kastettiğinde diliyle söyler, kalbiyle düşünmez.” Hasan Basri (r.a) 

“Kişinin malayani şeyleri terk etmesi, Müslümanlığının güzelliğindendir.”(Tirmizi, Zühd/11)

“ Âdemoğlu sabahladığı zaman tüm azaları dile hatırlatıcı oldukları halde sabahlar ve derler ki: Bizim hakkımızda Allah’tan kork! Zira sen doğru olursan biz de doğru oluruz. Eğer sen inhirat edersen  biz de inhirat eder  haktan ayrılırız.”(Tirmizi)

“Kulun kalbi doğru olmadıkça imanı doğru olmaz. Kalbi de dili doğru olmadıkça doğru olmaz. (Haraiti)

“Sâdık arkadaşlar bulun ve onların arasında yaşayın. Dürüst ve samîmi arkadaşlar, darlıkta yardımcı, genişlikte süs ve zînettirler.” Hz. Ömer (r.a) 

“Dostunun sana düşen işini güzel bir şekilde gör ki, lüzumunda, sana daha güzeliyle karşılıkta bulunsun.” Hz. Ömer (r.a)

“ İşlerini Allah’tan korkanlara danış ve onlarla istişâre et.” Hz. Ömer (r.a)

“Allah’a itâat eden büyük zâtların sözlerine dikkat edin. Çünkü onlara Allah tarafından gerçekler tecellî eder ve onu konuşurlar.”Hz. Ömer (r.a)

“İyilik kolay bir şeydir. Güler yüz ve yumuşak söz bunu temin eder. Şiddet göstermeksizin kuvvetli, zayıflık göstermeksizin yumuşak ol.” Hz. Ömer (r.a)

“Çok gülenin heybeti azalır. Şaka yapan eğlenceye alınır. Bir şeyi çok yapan onunla tanınır.” Hz. Ömer (r.a)

“Çok konuşan çok yanılır, hataya düşer. Böyle kimsenin hayâsı azalır. Hayâsı azalan şüpheli şeylerden az kaçınır. Şüpheli şeylerden az kaçınanın kalbi ölür.” Hz. Ömer (r.a)

“Amellerin efdali, farzları yapıp haramlardan kaçınmak ve Allah katında sâdık niyettir.” Hz. Ömer (r.a)

“Hesâba çekilmeden önce kendinizi hesaba çekin.” Hz. Ömer (r.a)

“Âhiret işlerinde zarar etmektense, dünyâya âit işlerde zarar ediniz. Böylesi sizin için daha hayırlıdır.” Hz. Ömer (r.a)

“Alay, şaka ve mizah etmekten kaçınınız. Zîrâ insanın şerefini kırar, vakarını azaltır.” Hz. Ömer (r.a)

“Ahmakla arkadaşlık etmekten kaçın. Çünkü ekseriya, sana iyilik yapayım derken zararı dokunur.” Hz. Ömer (r.a)

“Tövbe edenlerle oturun, onların kalpleri yumuşak olur.” Hz. Ömer (r.a)

"Kalp kör olduktan sonra, gözün görmesinde pek yarar yoktur." Hz. Ali (r.a.)

"Mü'min bir kimse mazeretleri, münafık ise günah ve hataları arar!" İbn-i Mübarek

"Herkesin ölümü kendi rengindedir." Mevlana Celaleddin Rumi (k.s)

“Zâlim sultanın yanında gerçeği söylemek en büyük cihaddandır.”(Tirmizî)

“Sana vahyedilen Kitabı oku ve namazı kıl. Muhakkak ki namaz hayâsızlıktan ve kötülükten alıkoyar. Allah'ı anmak elbette en büyük ibadettir. Allah yaptıklarınızı bilir. (Ankebut/45)

“Akıl, insana verilen cevherlerden biridir.” Seyda Şeyh Fadlullah (k.s)

Günün Sözü

Dünya şehvetlerle donatılmış, âfetlerle kuşatılmıştır. Dünya malının helalinin hesabı, haramının azabı vardır. Dünyaya yakınlık ve ilginiz ona göre olsun.
İbn-i Semmak -

 

  KUL HAKKI

Kul hakkı insanın can, mal, namus ve manevi değerler gibi dokunulmazlıklarına yönelik tecavüz ve haksızlıkların ortaya çıkardığı haktır. İnsanın kişisel haklarına yönelik her türlü tecavüz ve haksızlık dinimizce haram ya da mekruh sayılmaktadır. Bu sebeple de günah kapsamındadır. Kul hakkından kaynaklanan günahların Allah tarafından bağışlanması söz konusu değildir. Sonsuz rahmet sahibi Allahu Teâlâ (c.c) kulunun halisane tövbesiyle tüm günahlarını bağışlarken kul hakkını ancak kulların kendi aralarında helalleşmeleri şartına bağlamıştır.
  İslam dininin bu kadar önem verdiği kul hakkı, hiç şüphesiz insanların dünyada huzur ve refah içinde yaşamaları için getirilmiş bir bakıma hukuk kurallarıdır. Bu kurallar ki kişinin sadece maddi değil manevi haklarını da içine almaktadır.

Müslüman’ın tarifini yaparken Peygamber efendimiz (s.a.v) şöyle buyuruyor:

”Müslüman kime derler biliyor musunuz?” dinleyenler:

“ Allah ve Resulü daha iyi bilir “dediler. Buyurdu ki:

”Müslümanların, elinden ve dilinden zarar görmedikleri kimselerdir”. Bunun üzerine:

“Mü’min kime denir” dediler. Buyurdu ki:

” Müslümanların bedenlerinin ve mallarının, kendisinden emin olduğu kimsedir.” “muhacir kimdir?” dediler. Buyurdu ki:


”fena işlerden kesilenlerdir.” Yine buyurdu:

”bir Müslüman’ı rencide eden bakış kimseye helal değildir, bir Müslüman’ı korkutacak bir şey yapmak da helal değildir.” 1

Görülüyor ki Müslüman sadece ibadet eden değil, hayatının her anını kulluk bilinci içinde yaşayan, bakışlarına dahi dikkat eden çevresine hiçbir şekilde rahatsızlık vermeyen insandır. Bir de kendimize baktığımızda ne kadar Müslüman olduğumuzu görürüz sanıyorum. İnsanların birbirleri ile olan münasebetlerinin çıkara dayandığı, kimsenin birbirine güvenmediği, suçların giderek arttığı bir devirde yaşarken bize düşen bilinçli olmaktır. Nasıl biz bugün hukuk kurallarını biliyor ona göre yaşıyorsak dinimizin bize getirmiş olduğu emir ve yasakları da iyi bilmemiz gerekiyor ki uygulayabilelim.

Günlük hadiseler çerçevesinde pek çoğumuza normal gibi gelen pek çok hadise vardır ki kul hakkına girmektedir. En basitinden hepimiz toplu taşıma aracı kullanıyoruz. Araca binip inerken sıraya riayet etmemek ya da Müslüman kardeşine nezaket dışı bir tavır sergilemek kul hakkına girecektir. Bu kadar basit gibi görünen bu olayın telafisi ise o kadar zordur ki tanımadığımız o kişilerden tek tek helallik istemek nerdeyse imkânsızdır. Yine trafikte hız yapan, kurallara uymayan ve sonuç olarak da diğer insanların hayatını tehlikeye sokan kişiler de bu kabildendir.

Komşusunu gürültü yaparak rahatsız etmek ya da üç günden fazla dargın olup barışmamak da komşu hakkıdır. Halkın ortak kullandığı kamu mallarına zarar vermek, yerlere çöp atmak, gereksiz yere korna çalmak ya da gürültü yapmak (düğünlerde, kutlamalarda müzik sesleri vs) ve daha buna benzer dikkat edilmeyen birçok şey saymak mümkündür.

terazi.png

Yine ticarette haksızlık, tartıda hile yapmak, Müslüman kardeşinin kazancına engel teşkil edecek davranışta bulunmak sayılabilir. İşverenin işçisine zulmünün ya da işçinin işini savsaklayarak gereği gibi yapmamasının hesabı sorulacaktır. Mesela bir öğretmen talebesine faydalı olamıyor görevini yerine getiremiyorsa o öğrencinin vaktini boşuna harcadığı için hesap verecektir. Ya da bir doktor hastasına tedaviyi eksik uyguluyorsa bunun karşılığını ödeyecektir. Kısacası herkes yaptığı işi eksiksiz yapmaya gayret etmelidir. Aksi takdirde mizan kurulunca hepsi önümüze serilecektir.

 Kul hakkı denince yalnızca birinin malını gasp etmek, adam öldürmek gibi maddi şeyler akla gelmemelidir. Bir de manevi haklar vardır ki onların telafisi daha zordur. Gıybet etmek, iftira etmek, kalp kırmak, onuru sarsacak kelimeler kullanmak, hoşa gitmeyecek şakalar yapmak gibi günlük hayatta çok karşılaştığımız durumlardır. Peygamber efendimiz (s.a.v) buyurdu: “Allahu Teâlâ Mü’minler hakkında dört şeyi haram kılmıştır: mallarını almak, kanlarını akıtmak, gıybet etmek ve onlara su-i zan ( kötü zan) etmek. “

Ayet-i kerimede şöyle buyruluyor:

“Ey iman edenler! Zandan sakının. Çünkü zanların bir kısmı günahtır. Birbirinizin gizli hallerini araştırmayın kiminiz, kiminizi gıybet etmesin. Hiç sizden biriniz, ölmüş kardeşinin cesedini dişlemekten hoşlanır mı? İşte bundan hemen tiksindiniz! Öyleyse Allah’ın azabından korkun da bu çirkin işten kendinizi koruyun. Allah Tevvab’dır, Rahimdir.( tövbeleri kabul eder, merhamet ve ihsanı boldur.)” 2  

Bu hususta İmam Gazali Hazretleri Kimya-i Saadet adlı eserinde şöyle buyuruyor:” Din kardeşleri hakkında iyi söylemeli, ayıp ve kusurlarını örtmeli, din kardeşlerine gıybet eden olursa, cevap vermeyip, o kimseyi duvarın arkasında oturmuş, hakkında konuşulanı dinliyor farz etmelidir. Kendisinin olmadığı yerde onun nasıl olmasını isterse, onun bulunmadığı yerde de kendisi öyle olmalıdır.” Kısacası günümüz tabirinde ‘empati yapmalı’ yani karşındakini kendi yeri koyarak, kendimize nasıl davranılmasını istiyorsak karşımızdakine öyle davranmalıdır.
  İnsan hakları konusunda dinimiz, herkese eşit davranılmasını ve saygı gösterilmesini tavsiye etmiştir. İnsanın Müslüman –zimmi, Müslim –gayrimüslim olması kul hakkı noktasında önemli değildir.

Merhameti sonsuz olan Allah (c.c), tövbe edenin tüm günahlarını bağışlar ama kul hakkını bağışlamaz. Bağışlanmak için; haksızlık yapılan kişinin rızası alınmalı ve helalleşilmeli, maddi bir hak söz konusu ise bu malı hak sahibine geri verilmeli, eğer kişi ölmüş ise onun varislerine verilmelidir. Bu konuda efendimiz bize çok önemli bir ders vermiştir; Allah Resulü (s.a.v), vefatından önce bir gün mescide gelerek ashabına şöyle hitap etmiştir:

“Ey insanlar! Artık aranızdan ayrılma vaktim geldi. Beni artık aranızda ve bu makamda bulamayacaksınız. Bakın ben kimin sırtına kamçı vurmuşsam, işte sırtım gelsin vursun. Kimin malını almışsam gelsin alsın. Her kimin namus ve şerefine dil uzatmışsam işte benim namus ve şerefim, gelsin ondan öcünü alsın. Ben ona düşmanlık ederim diye asla çekinmesin. Çünkü bu benim yapabileceğim bir şey değildir. Şunu biliniz ki benim sevdiğim kişi bende hakkı varsa hakkını alan ya da helal eden kişidir. Böylelikle ben, nefsim rahat ve huzur içinde Rabbime kavuşmuş olurum.” 
Bu arada dinleyicilerden biri :” Ey Allah’ın Resulü! Benim sende üç dirhem alacağım var.” deyince Allah Resulü (s.a.v) onun alacağının neden dolayı olduğunu sordu. O da ,”hatırlamıyor musun ey Allah’ın Resulü! Hani bir dilenci sana gelmişti. Sen de bana emretmiştin. Ben ona üç dirhem vermiştim.” Dedi. Allah Resulü (s.a.v) amcasının oğlu Fadl’a o adam üç dirhemi ödemesini emretti. O da ödedi. 3

Bu hususta İmam-ı Rabbani Hazretleri de “Mektubat” isimli eserinde şöyle der: “bir kimseden haksız olarak alınan bir kuruşu, sahibine geri vermek, yüzlerce lira sadakadan kat kat daha sevaptır. Bir kimse, peygamberin yaptığı ibadetleri yapsa fakat üzerinde başkasının bir kuruş hakkı bulunsa bu bir kuruş hakkı ödemeden, cennete giremez.” 4
  Hak sahibinden usulüne uygun helallik isteyen kişi iyi niyetini ve davranışını göstermiş, hakkı sahibine teslim etmiş demektir. Öte yandan Allah’ın emrine karşı geldiği için günah işlemiştir ve tövbe etmesi gerekir. Yapmış olduklarından dolayı pişman olup bir daha yapmamak için çaba göstermeli bunun için de bol bol dua etmelidir. Bunları yapmayan ve üzerinde kul hakkı kalanın cennete giremeyeceği bildirilmektedir.

 

Efendimiz kul hakkı olanın cennete giremeyeceği konusunda şöyle buyurmuştur:

“Üzerinde kul hakkı olan ölmeden önce helâlleşsin! Çünkü ahirette, altının, malın değeri olmaz. O gün, hak ödeninceye kadar, kendi sevaplarından alınır, sevapları olmazsa, hak sahibinin günahları buna yüklenir.” 5

Ve kişi o hale gelir ki artık sevapları kalmaz ve bir bakıma iflas etmiş olur. Ebu Hureyre’den (r.a) rivayet edildiğine göre Allah Resulü (s.a.v) Ashab-ı Kiram’a;

“müflis’in kim olduğunu bilir misiniz?” diye sormuş, onlar da, “Ya Rasulallah! Bize göre, müflis, parası malı olmayan kimsedir.” Demişler. Bunun üzerine Resulü Ekrem(s.a.v) şöyle buyurmuştur: ”Benim ümmetimin müflisi o kimsedir ki, kıyamet günü namaz, oruç ve zekât getirecek, fakat buna sövmüş, falancaya zina iftirası yapmış, falancanın malını yemiş, şunun kanını akıtmış, bunu dövmüş olarak gelecektir. Sonra yaptıklarının cezasını vermek için oturacak; kısas olarak, bu haksızlığa uğrayanlar onun sevaplarından haklarını alacaklar. Eğer sevapları yeterli olmazsa, haksızlık ettiği kişilerin günahlarından alınıp, ona yükletilecek ve sonra ateşe götürülecektir.” 6

“Kıyamet gününde haklar, mutlaka sahiplerine verilecektir; öyle ki boynuzsuz koyun için boynuzlu koyundan kısas alınacaktır.” 7

Şüphesiz, âlimlerin ahir zaman dediği şu dönemde bir Müslüman gibi yaşayıp bir Müslüman gibi ölmek çok zordur. Fakat yapılan her amelin kıymeti o denli fazladır. Bize düşen elimizden geldiği kadar dikkatli yaşamak ve Allah’tan bize bu hususta yardım etmesi için niyaz etmektir.

Rabbül Âlemin hepimizi hakkı bilip ona uyan, kul hakkından sakınan bahtiyar kullarından eylesin. Mahşer gününde iflas edip rezil olmaktan, huzuruna eli boş olarak çıkmaktan korusun. Bizlere, sevdiği kullarıyla beraber cennete girmeyi nasip etsin inşallah…

Dipnot: 1 Buhari
2 Hucurat, 49/12
3 İbn sa’d, Tabakat 2/255; İbn Kesir, İslam Tarihi, 5/399; İbnü’l-Esir, İslam Tarihi el-Kamil fi’t-Tarih Tercümesi, çeviren : M. Beşir Eryarsoy, Bahar Yayınları, İstanbul 1985, 2/292
4 Mektubat-ı Rabbani c-2 m.66,87
5 Buhari
6 Müslim, Birr 60; Tirmizi, Kıyame 2; Ahmed b. Hanbel, el-Müsned 2/303, 334,372
7 Müslim, Birr 60

Kaynaklar:
1. İmam gazali, Kimya-ı saadet
2. İmam gazali, İhyau Ulumi’d Din
3. Ahmet kerem sever, kul hakkı, ışık yayınları 2009
İmam-ı Rabbani, Mektubat

 

"Site içerisindeki Tüm Yazı Resim ve Medyaların Telif Hakları Kalb-iselim.net 'e aittir , izinsiz kopyalanamaz , çoğaltılamaz. "

discount tretinoin 0.1 45 gm cream site will u buy viagra over the counter viagra generic prednisone for sale online link link oral safe generic propecia male pattern baldness lisinopril reviews impotence cialis canadian generic here buy overnight viagra online viagra sales in 2007 cialis levitra shop generic viagra over no ed generic viagra online generic drug list for accutane purchase glucophage metformin paxil 40 price of cialis at walmart zoloft without a prescription generic name how to xenical reviews link imitrex gmc biggest buyer of viagra zithromax dosing cost the cheapest time to take lipitor cialis how long online drugstore buspar price generic buy erythromycin without rx sitemap