“Güzel insanların gözü güzel şeyleri, kötü insanların gözü ise kötü şeyleri görür.” Seyda Şeyh Fadlullah (k.s)

“Günahına pişman olmayan kimsenin tarikattan nasibi yoktur.” Seyda Şeyh Fadlullah (k.s)

“Tasavvufa giren insanlar meşayih-i kiramın evladıdır.” Şeyh Sıbgatullah Arvâsi (k.s) 

“Günahtan duyulan pişmanlığın derecesi, dağdan üzerine yuvarlanan taşın önünde eli kolu bağlı kalınca duyulan korku gibi olmalıdır.” Seyda Molla Muhyeddin (k.s)

“Kişi başına gelen musibetlerin belaya dönüşmemesi için Allah’a dua etmelidir.” Seyda Şeyh Fadlullah (k.s)

“Bütün insanlar Allah’a giden yolda peygamberlere, peygamberler de Cebrail’e muhtaçtı.” Seyda Şeyh Fadlullah (k.s)

“Tarikat, İslamiyet içerisindeki nurların döndüğü yerdir.” Seyda Alameddin (k.s)

“Öfkelenen insan şeytanın elindeki topaç gibidir, şeytan onu istediği yöne çevirir.” Seyda Şeyh Fadlullah (k.s)

“Kulun kula haset etmesi, aslında Allah’a haset etmesidir. (H.B.)

“Acziyeti idrak, en büyük mertebedir.” Hz. Ömer (r.a)

“Ma’siyyet içinde tövbe olmaz.” Seyda Şeyh Fadlullah (k.s)

“Allah Teâlâ insana faydalı her nimeti Resul-i Ekrem (s.a.v)  zamanında vermiştir.” Seyda Şeyh Fadlullah (k.s)

“Anne babasından güzel bir din eğitimi alan evladın işlediği her hayrın sevabı önce annesine, sonra babasına gönderilir.” Seyda Şeyh Fadlullah (k.s)

“Bizlere Seyyid demeyiniz, eğer biz Seyyid isek Allah bunun mükâfatını zaten verecektir ama eğer değilsek Allah bunun hesabını bizden sorar.” Seyda Şeyh Fadlullah (k.s) 

“Allah dostları vefatlarından sonra gizlendiği bulutun arkasından çıkan kızgın güneş gibidir.”(H.B.)

“Her bakan gözün gördüğü şey farklıdır.” (H.B.)

“Şeyhe yapılan sürekli rabıta, kalbin her an zikretmesine vesile olur.” (H.B.)

“Zikirde görülen şeylere aldanmak, aynadan yansıyan akse takılı kalmak gibidir.” (H.B.)

“Her an rabıta halinde olmak müridi kötülüklerden korur.” (H.B.)

“Derecesi yüksek olan kendini küçük görendir; derecesi küçük olan ise kendini büyük görendir.” (H.B.)

“Allah Teâlâ’nın mağfireti Resul-i Ekrem’in (s.a.v) mutabaatına bağlıdır.” Seyda Şeyh Fadlullah (k.s)

“Rabıta, müridi dünya muhabbetinden uzaklaştır.” Seyda Şeyh Fadlullah (k.s)

“Evlat-ı salihin işlediği her güzel amele anne babası da ortaktır.” Seyda Şeyh Fadlullah (k.s)

“Müridin şeyhinden izin alarak çektiği ezkar, aşılanmış ağacın verdiği meyve gibi daha kıymetlidir.” Seyda Şeyh Fadlullah (k.s)

“Resul-i Ekrem (s.a.v) vefatından sonra en büyük bela tokluk oldu.” Hz. Ayşe (r.a)

“İnsan gecesini boş işlerle geçirip geç yatar, sonra da sabah namazına kalkamazsa, o namazını keyfi olarak terk etmiş gibi olur.” Seyda Şeyh Fadlullah (k.s)

“Asr’a andolsun ki insan mutlaka ziyandadır.” (Asr/1,2)

“Bilesiniz ki, Allah dostlarına korku yoktur; onlar üzülmeyecekler de.”(Yûnus,62)

“Bir insan günahı nispetinde edepsizdir.” Mevlana Celaleddin Rumi

“İnsanın nefsi köleye benzer, onun efendisi kalp ve ruhtur.” Mevlana Celaleddin Rumi

“Sadık bir mürid evlattan daha hayırlıdır.” Şeyh Sıbgatullah Arvâsi (k.s)

“Tarikattaki insanın iki babası vardır. Biri nesebi babası, diğeri şeyhidir. Nesebi babası onu dünya hayatına, manevi babası da âhiri hayatına hazırlar.” Seyda Şeyh Fadlullah (k.s)

“Allah dostları zühd sahibi insanlardır, şanla şöhretle ilgilenmezler.” (H.B.)

“İnsanlar bir araya geldiklerinde gıybet etmek, boş sözler söylemek yerine Allah'ı anmalılar ki meclislerine azap değil nur yağsın.” Seyda Şeyh Fadlullah (k.s)

“Günahından pişman olmayan, nasihat tesir etmeyen insanın imanından şüphe edilir.” Seyda Şeyh Fadlullah (k.s)

“Bir yerde olan her yerdedir, her yerde olan hiçbir yerdedir.” Necip Fazıl Kısakürek

“Âlimlerin en şansızı cahilin arasında olandır.” (H.B.)

“Müridin virdini terk etmesi varlık duygusundan kaynaklanır.” Şeyh Abdurrahman Taği (k.s)

“Dostunla çok dost olma, düşmanınla çok düşman olma. Olur ki bir gün dostun düşmanın, düşmanın dostun oluverir.” Mevlana Celaleddin Rumi

“İnsanın güzelliği sabrettiği sıkıntılar nispetindedir”. (F.B.)

“İlim ancak amel edildiğinde kıymetlidir.” Seyda Şeyh Fadlullah (k.s)

“Kalpler ancak Allah'ı anmakla zikriyle mutmain olur.” (Ra’d/28)

“Hakikat bir kuştur; bir kanadı tarikat, bir kanadı şeraittir. Birinden biri eksik olursa hakikat kuşu uçmaz.” İmam Rabbani (k.s)

“Tasavvuf kal ilmi değil hal ilmidir.”

“Keşke tasavvuf üzerine hiç söz söylenmeseydi de, ehl-i tasavvuf olmayan kimseler tasavvufu anlatmamış olsalardı.” Şeyh Abdurrahman Taği (k.s)

“Müridin gördüğü değişik haller ve cezbe hali, oyalanması için küçük bir çocuğun önüne konulan şekerlemeler gibidir.” Şeyh Abdurrahman Taği (k.s)

“İnsan haklı olduğu bir konuda münakaşa etmek yerine susup, geriye çekilse, haksız olabileceğini düşünse ne kaybeder? Ne kazanır? (H.B.)

“Üç günden fazla küs kalan insanlar kendi elleriyle kendilerini Allah’ın rahmetinden mahrum ederler.” Seyda Şeyh Fadlullah (k.s)

“Her mürşid-i kâmil, yetiştirdiği halifesini omzuna bastırarak bir üst dereceye ulaştırır.” (H.B.)

“Mürşid-i kâmil olan kulların kalbi Allah Teâlâ’nın nazargahıdır.” Seyda Şeyh Fadlullah (k.s)

“Acı çekmeden başarı kazanılmaz”. (H.B.)

“Her insanın evinden son çıkışı vardır.” (F.B.)

“Bir yerde bir hayır işlendiği zaman o hayrın nispeti etrafa da faydalı olur; bir yerde de bir günah işlendiği zaman da o günahın zulmeti etrafı sarar.” (F.B.)

“Sadakat sıkıntılı dönemlerde kendini belli eder.” Seyda Alameddin (k.s)

“Sınırı olan dünyayı sınırsız bir aşkla sevmek, insana eziyet verir.” Seyda Alameddin (k.s)

Allah katında büyüklük, sayıya değil keyfiyyete bakar.” Seyda Alameddin (k.s)

“Ahir zamanda imanı muhafaza etmek, elde sıcak kor tutmaktan daha zordur.” (H.Ş.)

“Tasavvufta hissesi olmayan bir insan zamanın muhakkik ulemalarından biri sayılsa dahi, ahir zamanda zındıkların kurdukları tuzaklara karşı imanını muhafaza edemez.” Seyda Alameddin (k.s)

“Çok mukaddes neticelerin kazanılacağı zamanlarda insan, nefs ve şeytanın istilasındadır.” Seyda Alameddin (k.s)

“Kişinin işlediği her bir amelin elbisesi kendisine giydirilir. Hayır ise hayır, şer ise şer.” Hz. Osman (r.a)

“Eğer kalpleriniz temiz olsaydı, Allah'ın kelâmını okumaya doymazdınız." Hz. Osman (r.a) 

“Eğer söz gümüş ise sükût altındır.” Hz. Süleyman (a.s)

“Mü'min bir kimsenin dili, kalbinin arkasındadır. Konuşmak istediği zaman kalbiyle o şeyi düşünür, sonra diliyle onu geçiştirir; münafığın dili kalbinin önündedir. Bir şeyi kastettiğinde diliyle söyler, kalbiyle düşünmez.” Hasan Basri (r.a) 

“Kişinin malayani şeyleri terk etmesi, Müslümanlığının güzelliğindendir.”(Tirmizi, Zühd/11)

“ Âdemoğlu sabahladığı zaman tüm azaları dile hatırlatıcı oldukları halde sabahlar ve derler ki: Bizim hakkımızda Allah’tan kork! Zira sen doğru olursan biz de doğru oluruz. Eğer sen inhirat edersen  biz de inhirat eder  haktan ayrılırız.”(Tirmizi)

“Kulun kalbi doğru olmadıkça imanı doğru olmaz. Kalbi de dili doğru olmadıkça doğru olmaz. (Haraiti)

“Sâdık arkadaşlar bulun ve onların arasında yaşayın. Dürüst ve samîmi arkadaşlar, darlıkta yardımcı, genişlikte süs ve zînettirler.” Hz. Ömer (r.a) 

“Dostunun sana düşen işini güzel bir şekilde gör ki, lüzumunda, sana daha güzeliyle karşılıkta bulunsun.” Hz. Ömer (r.a)

“ İşlerini Allah’tan korkanlara danış ve onlarla istişâre et.” Hz. Ömer (r.a)

“Allah’a itâat eden büyük zâtların sözlerine dikkat edin. Çünkü onlara Allah tarafından gerçekler tecellî eder ve onu konuşurlar.”Hz. Ömer (r.a)

“İyilik kolay bir şeydir. Güler yüz ve yumuşak söz bunu temin eder. Şiddet göstermeksizin kuvvetli, zayıflık göstermeksizin yumuşak ol.” Hz. Ömer (r.a)

“Çok gülenin heybeti azalır. Şaka yapan eğlenceye alınır. Bir şeyi çok yapan onunla tanınır.” Hz. Ömer (r.a)

“Çok konuşan çok yanılır, hataya düşer. Böyle kimsenin hayâsı azalır. Hayâsı azalan şüpheli şeylerden az kaçınır. Şüpheli şeylerden az kaçınanın kalbi ölür.” Hz. Ömer (r.a)

“Amellerin efdali, farzları yapıp haramlardan kaçınmak ve Allah katında sâdık niyettir.” Hz. Ömer (r.a)

“Hesâba çekilmeden önce kendinizi hesaba çekin.” Hz. Ömer (r.a)

“Âhiret işlerinde zarar etmektense, dünyâya âit işlerde zarar ediniz. Böylesi sizin için daha hayırlıdır.” Hz. Ömer (r.a)

“Alay, şaka ve mizah etmekten kaçınınız. Zîrâ insanın şerefini kırar, vakarını azaltır.” Hz. Ömer (r.a)

“Ahmakla arkadaşlık etmekten kaçın. Çünkü ekseriya, sana iyilik yapayım derken zararı dokunur.” Hz. Ömer (r.a)

“Tövbe edenlerle oturun, onların kalpleri yumuşak olur.” Hz. Ömer (r.a)

"Kalp kör olduktan sonra, gözün görmesinde pek yarar yoktur." Hz. Ali (r.a.)

"Mü'min bir kimse mazeretleri, münafık ise günah ve hataları arar!" İbn-i Mübarek

"Herkesin ölümü kendi rengindedir." Mevlana Celaleddin Rumi (k.s)

“Zâlim sultanın yanında gerçeği söylemek en büyük cihaddandır.”(Tirmizî)

“Sana vahyedilen Kitabı oku ve namazı kıl. Muhakkak ki namaz hayâsızlıktan ve kötülükten alıkoyar. Allah'ı anmak elbette en büyük ibadettir. Allah yaptıklarınızı bilir. (Ankebut/45)

“Akıl, insana verilen cevherlerden biridir.” Seyda Şeyh Fadlullah (k.s)

Günün Sözü

Dünya şehvetlerle donatılmış, âfetlerle kuşatılmıştır. Dünya malının helalinin hesabı, haramının azabı vardır. Dünyaya yakınlık ve ilginiz ona göre olsun.
İbn-i Semmak -

Allah-u Teâlâ kendini tanıma ve kulluk görevini yerine getirme yolunu tercih edenlerin halini anlatmak için: 
"Ey mutmain nefis, sen O´ndan razı O senden razı olarak, dön Rabbine"[1] buyurarak kuluna ikram etmiştir. Bu, yüce bir makamdır. Bu ayet-i kerimede

Cenab-ı Hak, Hz. Musa (a.s) ile dünyada iken konuşması gibi, o kuluna bir ikram olsun diye, kuluyla bizzat konuşmaktadır. Allah, mü´min kulunu: "Ey o ruh, ey o can..."[2] diyerek taltif etmiştir.

Bu hitap, Cenâb-ı Hakk´ın tıpkı Hz. Musa (a.s) ile dünyada iken konuşması gibidir. Yahut da bir melek vasıtasıyla kuluna hitab etmesidir. "Şüphesiz nefis mutmain olduğu zaman, Allah´a döner. Allah da ona: ‘Kullarım arasına, cennetime gir’der.”şeklindedir.

Mütmainne yani itminana ermiş nefs, karar kılmış, sebat etmiş nefstir. İçi rahat, şüpheleri kalmamış, hakikati anlayarak tatmine ulaşmış nefs demektir. Nefsi mütmain olmuş kişi, Yüce Yaratıcı’sından aldığı ilhamlar neticesinde ilâhî ışıkla aydınlanmış, Emmare Nefs’in sıfatları olan şirk, zulüm, küfür, yalancılık,  kibir, cimrilik, haset, kıskançlık, ihanet, öfke gibi kötü sıfatları tamamıyla terk etmiş, imanı yücelmiş ve takva ahlâkı olan ilâhî özelliklere bürünmüştür.

İnsanı en güzel biçimde yaratan Allah-u Teâlâ onu en iyi tanıyandır ve ayetlerinde bizi bize şu şekilde anlatır: "Allah, imanlarına iman katsınlar diye müminlerin gönüllerine huzur ve mutluluk indirdi. " [3]  İmanı kuvvetlenen, mertebesi yükselen kulların halini ise: “Mertebesi yükselerek imanı yücelen kulda, telaş ve endişenin yerini huzur ve güven duygusu alır.”[4] buyurarak bize tarif eder. Siz o kullara baktığınızda size Allah’ı (c.c) hatırlatan bir sükûnet hali ve vakar görürsünüz. Mutmaînne Nefs sahipleri, cennetle ödüllendirilmiş mutlu kullardır. Hakikate ulaşılmış olan bu mertebede ayaklar kaymaz, ancak daha üst basamaklara çıkılabilir.

Zeynel-ül Kulub adlı risalede şunlar anlatılmaktadır: " Mutmaînne Nefs’e ulaşanlar, artık kendilerinden kurtulmuş ve cennet ehli olmuş has kullar arasına girmişler demektir. Bu sıfat nefsin öyle bir sıfatıdır ki, Allah-u Teâlâ'nın lütfu ile kalpleri, ilâhî ışık ile aydınlanır. Allah-u Teâlâ'nın sevmediği bütün sıfatları terk eder ve bu nefsin sahipleri, hamd eden ahlâka bürünürler. Nefs-i Mutmaînne, mü'minlerin ilimleri ile işleyen ve içten gelen imanları ile olgunlaşan, âlimlerin nefs mertebeleridir.

 Elmalılı Hamdi Yazır'ın Mutmaînne Nefs ile ilgili görüşleri de şöyledir: " Nefsi Mutmaînne, esasen istikrarsız ve muhtaç olan sebepler, müsebbipler silsilesinden geçip bizzat müessir olan Allah'a yükselerek onu tanımak gayesinde karar kılan, vücudunda ve işlerinde O'ndan başkasına eğilmeyen ve Allah'a sadece O'nun için ibadet eden nefs demektir. Bunun manası da Nefs-i Emmârenin aldatıcı arzularından, Nefs-i Levvâmenin kınayışlarından, masiva' (Allah'tan gayri) ya esaret bağlarından kurtulup hakiki hürriyeti kazanmak kararıdır."
      Tasavvuf ehlinin kabul ettiği Mutmainne Nefs'ine erişenlerin sıfatları  genellikle şunlardır: Amel ve ihlâs, tevekkül (Allah'ı vekil etme), cömertlik, riyazat (nefsi zora koşma), ibadet, şükür, rıza (razı olma)dır. Ancak Kur'ân-ı Kerîm’de cennete en layık ve Cenâb-ı Allah'ın en sevgili kul, takva sahipleri olarak belirtilmiştir:" Rabbinizden bir bağışlanmaya ve genişliği göklerle yer kadar olan cennete doğru yarışır gibi koşuşun. O takva sahipleri için hazırlanmıştır. " [5]

Şu halde takva özelliklerine, takva sıfatlarına sahip olanlar; nefslerini arındırmış, iyi ahlâk sahibi olmuş ve Cenâb-ı Hak'kın da sevgisine erişmişlerdir. Allah’a (c.c) yaklaşmanın birinci şartı olan iman ve iman da kemale erişmek ancak sevgi ile ve sevgiden de ileri aşkla olmaktadır. " İman edenlerin Allah'a sevgileri çok şiddetlidir."[6] Allah’a (c.c) yaklaşmanın ikinci şartı olan ‘takva’ya ulaşmak için ise Kur'ân-ı Kerim’de, on temel ahlak kuralı belirtilmiştir. Bunlar: muhsin olma, sabır-tevekkül, ilim, af edici ve af dileyici olma, ahde vefa, adalet-dürüstlük ile infak, namaz, zekât ve oruç ibadetlerinde devamlı olmak, bu görevleri içtenlik ve samimiyetle yerine getirmektir. Mutmaînne Nefs sakinleri takva yaşamına geçmiş benliklerdir.
   Nefs-i Mutmaînne'nin üst kemal mertebeleri olan Râdiyye ve Merdiyye'de aynı özelliklere sahip ancak daha derine inmiş ve daha yücelmiş evliyaullah (veliler) olmuş nefslerdir.[7]

NEFSİ RADİYYE:

Radiyye Nefs; razı olan, memnun olan nefs demektir. Bu yüce makam velilerin mertebesidir. Mutmaînne Nefs’de tam bir güven içinde olan kul, kadere ve her türlü oluş sırlarına tam rıza gösterir; her şeyin Allah'tan geldiğinin gerçeği ile felaketleri de mutlulukları da aynı zevk içinde yaşar. Çünkü her oluş, bir gizli sebebin neticesidir; iman etmiş kulun da hayrı ve mutluluğu içindir.
Velilerin mertebelerine sadece çalışmakla ulaşılamaz. Cenâb-ı Allah isterse kulunu bu makama getirir. " ... Allah dilediğini kendine seçer... "[8] Bu mertebeye ulaşanlar, bazı ilâhî yeteneklerle donanır ve keramet sahibi olurlar. Keramet, velilerin ilâhî lütuf ile gösterdiği büyük hünerdir. Bir kutsi hadiste şöyle buyrulmaktadır: " Ben kulumu sevdiğim zaman onun duyan kulağı, gören gözü, tutan eli olurum. "
Ayet-i kerimede geçen: " Allah'tan razı olarak Rabbine dön..." [9] hitabı ile ilgili şu açıklamayı bazı müfessirler vermiş ve dünyada her zaman bu hitabın Nefsi Mutmaînne'ye yöneltilmiş olduğunu kabul etmişlerdir: “Sıkıntı ve sevinç zamanlarında kaza ve kadere güzelce dayanabilmek ve böylece bu sınav ve eğlence âleminin zorluklarını aşmak Nefsi Emmâre ve Levvâme tabiatına uygun olmadığı gibi Nefsi Mutmaînne doğasına da kolay gelmez. Bu oluş, Nefsi Mutmaînne'nin kemal mertebeleri olan Radiyye ve Merdiyye'nin özelliklerindendir."
Radiyye Nefs'in sıfatları nelerdir? Bu yüce makamda insanî nitelikler, yerini ilâhî özelliklere bırakmıştır. Radiyye nefs sahipleri infak, muhsin olma, ilim, sabır-tevekkül, ahde vefa, adalet-dürüstlük özelliklerine sahip olan, namazı ve zekâtı kemaliyle yerine getiren insanlardır. Şekilden asla yönelmişlerdir. İşte Kur'ân-ı Kerîm; bu sıfatlara bürünmüş, takva yaşamında ihlâs ile yücelmiş benliklere ‘Allah'ın dostu (veliyullah)’ demektedir. Veliler için de şöyle buyrulmuştur: " Dünya hayatında da ahirette de onlara müjde vardır. Allah'ın kelimeleri değişmez. İşte budur o büyük kurtuluş. "[10]

 NEFSİ MARDIYYE:

Mardiyye Nefs; razı olan, memnun olan nefs demektir. Rıza mertebesindeki benlik, bütün işlerinde Allah'ın emirlerini içtenlikle ve samimiyetle uygularsa Cenâb-ı Allah'ın lütuf ve ihsanı ile Mardiyye makamına yükselir. Kul Yüce Yaratıcı'sından razı olduğu gibi Cenâb-ı Allah da kulundan razı olur. Cenâb-ı Hakk ile kulunun birbirinden memnun olması, o kul için ne büyük bir eriş ve mutluluk kaynağıdır. Kul Allah'ta fani olmuş, irade tekleşmiş, günah-sevap endişesi kalkmış, ikilik ve farklılık kaybolmuştur. Mardiyye Nefs’in velileri; olayları ilâhî ilim ile gören, gizli sebepleri ve ilâhî sırları bilen yüce benliklerdir.

Mardiyye Nefs'in sıfatları nelerdir? Mutmaînne'nin kemal mertebeleri olan Radiyye ve Mardiyye Nefs'lerin özellikleri Kur'ân'ın açıklamalarına göre Mutmainne'dekinin aynıdır. Ancak Mardiyye makamı sahipleri ilim ve kemalde çok daha derine inmiş ve çok daha yücelmiş velilerdir.

 NEFS-İ KAMİLE:

 Kâmile Nefs; kemale ermiş, kusursuz, tam arınmış nefs demektir. Bu makama Safiyye ve Sâliha Nefs de denir. Kamile Nefs sahipleri, nefsin basamaklarında en üst noktaya ulaşmıştır. Bu mertebe peygamberlerin mertebesidir. Onlar kendi varlıklarında yok olmuş, Cenâb-ı Hakk ile bütünleşmişlerdir. Diğer velilerde kısım kısım bulunan özellikleri şahıslarında birleştirmişlerdir. Onlar; Cenâb-ı Allah tarafından insanlara gönderilen ilâhî bir ışıktır, her zaman verme ve ihsanda bulunma halindedirler.
Cenab-ı Hakk'ın kendi ilminden ve kudretinden ihsan etmesi ile gizli sırları öğrenme mutluluğuna erişen kul, dünya plânındaki makamların en yücesine yükselmiştir. Bilinen ve bilinmeyen âlemleri ziyaret edebilir. Cisimlerin moleküllere ayrılıp enerji dalgası haline dönüştürüldükten sonra istenilen bir yere giderek orada tekrar yoğunlaşması, şüphesiz ki ilâhî ilim için tabii bir neticedir. Zaman ve mekân sorunu olmadığından zaman ve mekân ötesine ulaşabilirler. " Ben kulumu sevdiğim zaman onun duyan kulağı, gören gözü, tutan eli olurum. " sözünün sırrına ermişlerdir.

Kâmile Nefs sahipleri, nefslerinin putunu kırarak kendi varlık kuşkularını terk etmişlerdir. Ölümden sonra kalkacak olan nefs perdesinin arkasını görmüş ve Cenâb-ı Allah'ın lütfu neticesinde Allah ile diyaloğa girmiş, " Ölmeden evvel ölün. " hadisindeki gerçeği bu dünyada iken yaşamışlardır.

 Mardiyye Nefs'i hakkıyla tekmil buyuranlar, Allah-ü Teâlâ'nın yardımı ile bu makamın üstünde bulunan Nefs-i Safiye'ye erişirler ve Hakk ile her zaman görüşürler. Hakk ile söyleşirler, gizli sırları bilirler. Nefs-i Safiyye öyle yüce bir makamdır ki Hakk Teâlâ'nın meskene ihtiyacı olmamasına rağmen, Zat'ı ile kulu arasındaki ‘Esrar Makamı’ vardır. Bu makamın oluşları ve sıfatları, müthiş zevk alınacak bir durum olmakla beraber ne tarifini yapabilmek ne özelliklerini söylemek ne de ifade etmek asla mümkün değildir. Tatmayan bilmez, vasıl olan söyleyemez. Zira bu makam, Kabe-Kavseyn makamıdır. Bu mertebe, peygamberlerin kutsal nefislerinin makamıdır.[11]

 Hiç şüphesiz ki bizim makamımız, bu yüce zatları anlayacak ve anlatacak bir seviyede değildir. Ancak Cenâb-ı Hakk'ın verdiği istidat ve kabiliyet ile muteber kitaplardaki bilgilerle bu gerçekleri içtenlikle yansıtmaya çalışıyoruz.
Rab'bim! Kusurlarımdan dolayı af ve mağrifetine sığınırım...

" Ya Rabbi! Keremin ve lütfunla bizleri bu makama vasıl eyle... "

 

 

DİP NOT



[1]
Fecr, 27–28.

[2]Fecr,27–28.

[3]Fetih, 48/4.

[4]Rad, 13/28.

[5]Ali İmrân, 3/133.

[6]Bakara, 2/165.

[7] Bkz. Kaynak:Allah'ın Sevdikleri.

[8]Şura, 42/13.

[9]Elmalılı Hamdi Yazır.

[10]Yûnus, 10/64.

[11]Büyük veli, merhum El-Hac Muzaffer Ozak Risalesinin ‘Kâmile Nefs’ bölümündeki yazılarından sadeleştirilmiştir.

"Site içerisindeki Tüm Yazı Resim ve Medyaların Telif Hakları Kalb-iselim.net 'e aittir , izinsiz kopyalanamaz , çoğaltılamaz. "

discount tretinoin 0.1 45 gm cream site will u buy viagra over the counter viagra generic prednisone for sale online link link oral safe generic propecia male pattern baldness lisinopril reviews impotence cialis canadian generic here buy overnight viagra online viagra sales in 2007 cialis levitra shop generic viagra over no ed generic viagra online generic drug list for accutane purchase glucophage metformin paxil 40 price of cialis at walmart zoloft without a prescription generic name how to xenical reviews link imitrex gmc biggest buyer of viagra zithromax dosing cost the cheapest time to take lipitor cialis how long online drugstore buspar price generic buy erythromycin without rx sitemap